|
||||||||||||||||||||||||||||
| Biymed Foruma Hoş Geldiniz.. |
A dan Z ye Bulmaca sözlüğü |
Cevap Yaz
Yeni Konu
|
Sayfa 123> |
| Yazar |
Başlık Arama |
||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Başlık: A dan Z ye Bulmaca sözlüğüGönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 09:30 |
||||
|
A
Aba terlik.:PANTUFLA Abartı. : MÜBALAĞA ABD Başkanı Eisenhower’in takma adı. : İKE Abdülhak Hamit Tarhan’ın manzum trajedisi. : NESTEREN Abla.:CİCE Acem hükümdarı. : EKASİRE Acemi zeybek.:KIZAN Acemi,bir işe yeni başlayan. : NEVNİYAZ Acemi. : TOR Acı biber.:KAYEN Acı çikolata : BİTTER Acı kavun. : EŞEK HIYARI Acı yitimi. : ANALJEZİ Acıbadem ağacı.: EREZ Acıklı olay,dram. :HAİLE Acıklılık. : FECAAT Aç gözlü.: TAMAHKAR Açı ölçmeye yarayan dönme hareketli bir çeşit cetvel. :ALİDAT Açık alan korkusu.:AGORAFOBİ Açık duran baş parmağın ucundan işaret parmağının ucuna kadar olan uzaklık.: SERE Açık eflatun renk.: KIZILŞAP Açık havada ızgara veya kızartma yapmaya yarayan ocak.:BARBEKÜ Açık kapı ve pencereler arasında oluşan hava cereyanı.: KURANDERE Açık mavi, kırmızı ve beyaz,sıkı ve tatlı küçük elma. : ABİ Açık tohumlardan parklarda süs bitkisi olarak yetiştirilen,yurdu Güney Asya olan,palmiyeye benzer ağaç. : SİKALAR Açık toprak rengi. : BOZ Açık toprak rengi.:BOZ Açık ve yüksek sesle.:CEHREN Açık yeşil ve pembe renkli,kolay işlenen,değerli bir taş. : YEŞİM Açık,ortada. : AYAN Açıkgöz,kurnaz,hin.:EKE Açıkgöz.:CİNGÖZ Açıklık,bellilik.:BEDAHET Açıktan geç,yaklaşma anlamında bir denizcilik ünlemi.:ALARGA Açma,açılış. : KÜŞAT Ad kavmi hükümdarı Şeddad tarafından cennete benzetilerek yaptırılan efsanevi bahçe.:İREM Ad veya numara çekilerek oynanan şans oyunlarının genel adı.: LOTARYA Ada çayı. : MERYEMİYE Adak. : NEZİR Adalet.: TÜRE Adana ve Mersin yöresinde güğümle doldurularak sokaklarda satılan ve böbreğe iyi geldiğine inanılan meyankökü şurubu.:AŞLAMA Adanmış ülke yada İsrail ülkesinin eski adı.:KENAN Adem ile Havva’nın üçüncü oğlu. : ŞİT Adet görme. : MENSTRUASYON Adet yokluğu: AMENORE Adı kötüye çıkmış kimse.:BEDNAM Adım aralığı. : FULE Adını anma,sözünü etme.:ZİKİR Adını bugünkü Bogota yakınlarında yaşamış bir yerli kabilesinin efsanevi yöneticisinden alan masalsı altın ülkesi.: ELDORADO Adil hükümdar.:DAVER Afgan halklarından biri. : PEŞTUN Afganistan ve Pakistan kadınlarının yüzlerini örtmek için kullandıkları bir tür peçe: BURKA Afrika kabilelerinde krala verilen ad.: KABAKA Afrika kokarcası da denilen bir kürk hayvanı. : ZORİLLA Afrika kökenli bir Amerikan müziği.:CAZ Afrika kökenli bir dans.:BAMBULA Afrika misk kedisi. : KALEMİS Afrika ve Asya’nın kurak bölgelerinde yaşayan kemirgen bir hayvan.:GERBİL Afrika zencilerinin çalı çırpıdan yaptıkları çardak gibi barınak.:APATAM Afrika’da gruplar halinde yaşayan ve boyu 30 cm kadar olan memeli bir hayvan.: KUYRUKSÜREN Afrika’da ve Amerika’da yaşayan,iri gövdeli,uzun yapraklı palmiye.: RAFYA Afrika’da bir ağaç. : AKO Afrika’da bir oyun türü. : AVELE Afrika’da bir ülke. : BENİN Afrika’da çitle çevrili bir hayvan barınağı ile çevresindeki evlerden oluşan yerleşme biçimi.:KRAAL Afrika’da yaşayan bir antilop. : KOB Afrika’da yaşayan bir leylek türü.:MARABU Afrika’da yaşayan bir yaban kedisi.:İMPAKA Afrika’da yaşayan iki antilop türünün ortak adı. : GNU Afrika’da yaşayan İnek antilobu. : KAAMA Afrika’da yaşayan iri bir antilop: BEİSA Afrika’da yaşayan ve çok hızlı koşabilen bir antilop. : İMPALA Afrika’da yaşayan,narin ve küçük bedenli bir antilop.: BEİRA Afrika’da yetişen ve parlak kerestesi mobilyacılıkta kullanılan bir ağaç.:OKUME Afrika’dan zenciler tarafından getirildiği sanılan ağır bir Küba dansı. : HABANERA Afrika’nın en yüksek dağı Kilimanjaro’nun yerli dillerde özgürlük anl***** gelen adı. : UHURU Afrika’nın hızlı koşular için yetiştirilmiş evcil hecin devesi. : MEHARİ Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan iri bir leylek cinsi. : TANTAL Afrika’ya özgü bir tür yaban kedisi.:SERVAL Afyon yöresinde kadınlar tarafından oynanan bir halk oyunu.:FADİK Afyon’un Sandıklı ilçesinde bir kaplıca.:HÜDAİ Afyondan çıkarılan,öksürüğü kesmek için hekimlikte kullanılan bir madde. : KODEİN Afyondan elde edilen ve hekimlikte kullanılan bir alkoloit. : PAPAVERİN Agaragar.:JELOZ Ağ : APIŞLIK Ağ yatak. : HAMAK Ağacın reçinesini çıkarmada,boyanmış eski mobilyaları temizlemede kullanılan beyaz toz.:POTAŞE Ağaç bilimi. : DENDROLOJİ Ağaç cilası.:LAK Ağaç çemberler üzerine örülmüş torba biçiminde balık ağı. : VİNTER Ağaç çivi. : KAVELE Ağaç dallarından yapılmış gölgelik.:ÇARDAK Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.:MARANGOZ Ağaç rendelemekte kullanılan,uzun marangoz rendesi. : PLANYA Ağaç sansarı.:ZERDEVA Ağaç veya demir parçalarını birbirine bağlamakta kullanılan somunlu iri başlı vida: CIVATA Ağaç veya fidan dikmeye yarayan yer.:OYUM Ağaç veya kumaştan yapılmış bir kanal içinde hareket ederek açılıp kapanan perde.:STOR Ağaç veya topraktan yapılmış küçük testi.:BODUÇ Ağaç yada sebze dikmek için açılan çukur. : EMEN Ağaç,bağ çubuğu veya sebze dikmek için açılan çukur.:EMEN Ağaç,taş ve madenleri oyarak şekil veren usta.:NAKKAR Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun. : PUS Ağaçlıklı yol.:ALE Ağaçtan yapılmış iri çekiç.:TOKMAK Ağaçtan yapılmış testi.: SENEK Ağaçtan yapılmış top.: TOMAK Ağdalı,koyu kıvamlı bir maddenin özelliği,ağdalık.: VİSKOZİTE Ağı otu.: BALDIRAN Ağıl,davar ağılı : ARKAÇ : KOM Ağın her suya atılışıyla bir defada yakalanan balık. : FOROZ Ağır akan su.:KARASU Ağır başlı,uslu. : DÖLEK Ağır bir şeyi denizden çıkarmak veya denize indirmek işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi.:ALGARİNA Ağır bir yükün yerden yükseltilmesini sağlayan alet.:KRİKO Ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kaydırmak ve özellikle deniz teknelerini karaya çekmek için bunların altına sürülen yuvarlak ağaç.Çekek tahtaları,felek. : FİLENK Ağır ritimli bir İspanyol dansı.:BOLERO Ağır tempolu bir İspanyol dansı.:SARABANDA Ağır topuz.:GÜRZ Ağır,kalın,dayanıklı ve sağlam.: KUNT Ağırbaşlı,sözleri ve davranışları ölçülü olan kimse.:DENLİ Ağırbaşlılık.:VAKAR Ağırlama. : İCLAL Ağız kısmı yayvan bakır kap.:ÜSKÜRE Ağız ve dil hareketlerinden yararlanarak,soluk borusuna arka arkaya küçük miktarda hava göndermek için başvurulan soluk alma.:FROG Ağız yangısı. : STOMATİT Ağızdan ağıza söylenen parola. : PASAPAROLA Ağızotu.:YEM Ağrı Dağındaki bir yayla. : ELİ Ağrı dağının eski adı. : ARARAT Ağrı.: VECA Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesine özgü bir tür köfte.:ABDİKÖR Ağrılı ve kirpikleri dökülmüş göz.:ÇİPİL Ağustos ayının ilk haftasına denk gelen yazın en sıcak günlerine verilen ad.:EYYAMIBAHUR Ağustos böceği.: ORAK BÖCEĞİ Ağzı çember biçiminde telden yapılma torbaya benzer büyük gözlü ağ. : APOŞİ Ağzı geniş,tek kulplu su kabı: KANATA Ağzı sıkı.:KETUM Ağzın içinde oluşan pamukçuk. : AFT Ağzına kadar dolu.:LEBALEP Ahali,sakinler.:SEKENE Ahbaplık,arkadaşlık,alışkanlık.: ÜNSİYET Ahırdaki gübreyi dışarı atmak için kullanılan delik, pencere. : TEMEK Ahi kuruluşlarına girenlerin törenle bellerine bağlanan kuşak. : ŞED Ahize,alıcı,reseptör. : ALMAÇ Ahlaklı.: NEZİH Ahmaklık. : HAMAKAT Ahmet Raşit Öğütçü. : ORHAN KEMAL Ahmet Rıfat’ın kurduğu,insanın bütün nefis baskılarından,geçici eğilimlerinden arınmasını amaçlayan bir Sünni sistemi.: RUFAİLİK Ahşap ve çubuklarla yapılan ve pencerelere takılan siper.:KAFES Ahududu soslu şeftalili,krem şantili dondurma.:PEŞMELBA Ahududu. : AĞAÇ ÇİLEĞİ Aids testi. : ELİZA Aids virüsü.:HİV Ailesine bakan./Yoksul: AİL Ajanda.:ANDAÇ Akaç. : DREN Akaju. : MAUN Akanyıldız. : AĞAN : ŞAHAP Akarsu krosu. Sal yarışı. : RAFTİNG Akarsu krosu.: RAFTİNG Akarsu yatağı., mecra. : AKAK Akbaba.:KERKES Akciğer zarı iltihabı.:PNÖMONİ Akciğer. : RİE Akciğerleri dinlerken hekimin duyduğu patolojik ses. : RAL Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan ateşli bir hastalık.:MALTAHUMMASI Akdeniz yöresinde yetişen ve çiçek tomurcukları turşu yapımında kullanılan bir bitkiye verilen ad. : KEBERE Akdeniz bölgesinde bir akarsu. : ALATA Akdeniz Bölgesinde yaygın bir çiçek.:BEGONVİL Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde bir akarsu.: EŞEN Akdeniz çevresinde bol yetişen,ateşe ve öksürüğe karşı sağaltıcı bir etkisi bulunan,uyarıcı,güçlendirici,yara sağaltıcı olarak da yararlanılan bir bitki.:DALAKOTU Akdeniz çevresinde yaşayanlarda görülen kansızlık.Cooley hastalığı. : TALASEMİ Akdeniz çevresinde yetişen ve dalları sepet örmekte kullanılan bir ağaççık.:AYIT Akdeniz ve Marmara’da yaşayan kırmızı renkli,eti lezzetli bir balık. : MAZAK Akdeniz yöresinde görülen çok sıcak rüzgar. : SİROKO Akdeniz yöresinde kendiliğinden yetişen ve dokumacılıkta kullanılan bir bitki.: ALFA Akdeniz yöresinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. : HAVACIVA Akdeniz yöresinde yetiştirilen ve lezzetli kökleri sebze olarak kullanılan bir bitki.:İSKORÇİNA Akdeniz’de İtalya’ya ait bir ada. : ASİNARA Akdeniz’de yaşayan beyaz etli bir balık. : HANİ Akdeniz’de yaşayan iri karides türü. : NİKA Akdeniz’de yaşayan,pullu,eti beğenilen bir balık.:SİNARİT Akdeniz’de yaşayan,vücudu yassı,pullu,eti lezzetli bir balık.: İŞKİNE Akıcı söz. : SELİS Akıl hastalıklarının genel adı. : PSİKOZ Akıl. : US Akıldışıcılık. : İRRASYONALİZM Akıllı,zeki.:LEBİB Akıllıca. : ALEMİYANE Akılsız,budala. : EBLEH Akıntılı hastalık.:AKARCA Akıtaç. : PİPET Akıtma.:İSALE Akkız otu,mübarek dikeni gibi adlar da verilen ve çiçekli dalları halk hekimliğinde kullanılan otsu bitki. : ŞEVKETİ BOSTAN Akkor. : NARIBEYZA Akla ve bilmeye değil de iradeye üstünlük tanıyan,ruhsal olayların ve bilgi sürecinin temelinde iradeyi gören bilim dışı öğreti.:VOLONTARİZM Aklı başında olmayan,baygın.:BİHUŞ Aklı yatmış. : KAİL Akran,eş.:BEKTAŞ Akran. : TAYDAŞ Akrep takım yıldızının kuyruğunun güneyinde yer alan,küçük güney takımyıldızı,sunak.:ALTAR Aksaray’da bir baraj. :APA Aksu,ak basma,perde.:KATARAKT Akşam vakti,akşam namazı. : AŞA Aktinyum elementinin simgesi. : AC Akut lösemilerin tedavisinde kullanılan bir antibiyotik. :AZASERİN Akyuvar. : LÖKOSİT Alaca benekli./Cüzamlı./Çiçek bozuğu. : ABRAŞ Alaca,iki renkli.: YANAL Alakasız.(Mecazi). : KELALAKA Alamanadan küçük,üç çifte balıkçı kayığı. : MANYAT Alan korkusu.:AGORAFOBİ Alaşım. : HALİTA Alaturka müzikte kullanılan bir tür zilsiz tef. : BENDİR Alavereci. : SPEKÜLATÖR Alay,eğlenme. : MEZEK Alaysı. : İRONİK Alçak kimse. : DENİ Alçalma. : ZÜL Alçı taşı.:JİPS Alçıdan kabartma süsler.Süslemecilik sanatında alçak kabartma tekniğinde,mala ile yapılan alçı süslemeye verilen ad. : MALAKARİ Aldatma,oyun,düzen.:DESİSE Alev.Yalaz. : ALAZ Aleve tutularak pişirilmiş.:FLAMBE Alevi ve Bektaşi müritleri aydınlatmak için düzenlenen cemaatlerde dedelere yapılan yardım veya verilen para.:HAKKULLAH Alevi-Bektaşi törenlerine verilen ad Alevi semahı.:CEM Alışılagelen.:BERMUTAT Alışkanlık.:ÜNSİYET Alışkanlıkla elde edilmiş beceri.: RUTİN Alışma,kaynaşma.:ÜLFET Alışveriş. :AKSATA Alışverişte çok kar amacını güden kimse.:BEZİRGAN Alkalik. : KALEVİ Alkil kökü. :AMİNO Alkolde eriyen hayvani reçine.:GOMALAK Allah’ın buyruklarına uyma.:TAAT Almak,alıp götürmek.:APARMAK Alman,Avusturya,İngiliz,Rus ve İsveç askeri hiyerarşisinde en yüksek rütbe.:FELDMAREŞAL Almanca evet.:JA Almanya dışına sürülmüş Musevilerin 14. asırdan başlayarak kullanmış oldukları Almanca-Yahudice karması dil. : YİDİŞ Almanya ve Avusturya’da kullanılmış eski gümüş para. : TALER Almanya ve İtalya’da resim müzelerine çoğu zaman verilen ad. : PİNOKOTEK Alnın üzerine düşen kısa kesilmiş saç.:KAKÜL Alosa’da denilen balık.: TİRSİ Alt gagasında deriden bir kesesi olan iri kuş.: PELİKAN Alt,aşağı.:ZİR Altay panteonunda deniz tanrıçası. : AKANA Altı aylığa kadar körpe yaban domuzu.:FESEK Altı çan biçiminde genişleyen etekler için kullanılan sözcük. : KLOŞ Altı düz,üçgen biçiminde yelkenli iki kişilik tekne. : ŞARPİ Altı mukavva ile beslenmiş,üstü sırmalı işleme.: DİVAL Altı veya sekiz çift kürekle çekilen dar,uzun bir çeşit kayık : KANCABAŞ Altın alaşımı.: ORÜR Altın kökü. : İPEKA Altın renginde olan.:ALTUNİ Altın ve gümüş eritilen kabın içine konulan çerçeve. : İLİCE Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipekli kumaş. İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz kumaş. : DİBA Altından yapılma,altın rengi. : ZERRİN Altıpatlar da denilen bir tabanca türü.:REVOLVER Altmış santimlik bir uzunluk ölçüsü. : ARŞIN : ENDAZE Altmış yıl.: SİTTİNSENE Altmışlı yılların başlarında doğan bir Jamaika müziği.:SKA Altyapı. : İNFRASTRÜKTÜR Alüminyum,bakır ve magnezyum katılmış çinko alaşımlarına verilen ad. : ZAMAK Alüminyumun simgesi: AL Alüvyon. : LIĞ Alyuvarlar. : ERİTROSİT Amaçlamak. : İSTİHDAF ETMEK Amaçtan şaşmak: ÇAVMAK Amasya’da bir göl. : BORABAY Amasya’nın Taşova ilçesi yakınlarında,sarkıt ve dikitleriyle tanınmış mağara. : BALLICA Amazon bölgesinde bataklık sık orman.: İGAPO Ameliyat bıçağı. : BİSTÜRİ : NEŞTER Ameliyat ipliği. : KATKÜT Amerika ve Avustralya’da yaşayan,kürkü değerli memeli bir hayvan.:OPOSSUM Amerika’da yaşayan, avlanması ve postlarının satılması yasak olan memeli bir hayvan. :OSELO Amerika’da 1917’de çeşitli meslekten insanları kültürel,insancıl amaçlar çerçevesinde toplamak amacıyla kurulan kulüp.:LİONS Amerika’da Amazon,Afrika’da Nijer ırmakları gibi Ekvator bölgesindeki büyük suların geçtiği havzalarda bulunan geniş ve balta girmemiş ormanlara verilen ad. : SELVA Amerika’da yaşayan ve yavrularını sırtında taşıyan keseli sıçan. : SARİG Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaç,hint bademi.:KAKAO Amerika’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağaççık.:İKAKO Amerika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan kimi kemiricilerin ortak adı.: AGUTİ Amerikan armudu : AVOKADO Amerikan devesi. : LAMA Amerikanın ekvator bölgesindeki tatlı sularda yaşayan bir kaplumbağa. : MATAMATA Amerikanın sıcak bölgelerinde yetişen ve mandalinaya benzer meyvesi olan bir ağaca verilen ad. : GUAYAVA Amine Hatun’un Hazreti Muhammed’e hamile kaldığı gece.:REGAİP Amip,akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.:AMİTOZ Amirler. : ÜMERA Amonyak tuzu. : NIŞADIR Amyant. : AKASBEST Ana ırmağa karışan akarsu.:GELEĞEN Ana kent. : METROPOL Ana rahminde doğma zamanını tamamlayamamış veya vaktinden önce düşmüş çocuğa verilen ad. :CENİN Anadolu beyliklerinde donanma askeri. : AZAP Anadolu halklarının ana tanrıçası. : KİBELE Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası,:MA Anadolu’da doğup Karadeniz’e dökülen akarsuların en doğuda olanı.:ÇORUH Anadolu’da Lykia bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri.:PATARA Anadolu’da seyirlik köy oyunlarını düzenleyen kişiye verilen ad.:KIZILAYAK Anadolu’da yüzyıllardan buyana göçerler arasında dokunan bir tür ensiz dokumaya verilen ad. : ÇARPANA Anadolu’nun bazı yörelerinde mercimekli bulgur pilavına verilen ad.:MÜCEDDERE Anadolu’nun bazı yörelerinde tohuma verilen ad. : BİDER Anadolu’nun çeşitli yörelerinde genellikle kadınların vücutlarının çeşitli yerlerine yaptırdıkları dövme. : DAK Anadolu’nun en eski halkı.:LUVİLER Anadolu’nun güneybatısının antik devirlerdeki adı. : KARİA Anadolu’nun iç ve doğu kesimlerinde yaşayan,toprak altına yuva kuran memeli bir hayvan.:AVURTLAK Anadolu’nun kimi bölgelerinde erkekler arasında yapılan sohbet toplantıları: BARANA Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:TAMZARA Anahtar. : AÇAR Anakent,ana şehir.:METROPOL Anarşizmin rengi.:KARA Anasonsuz üzüm rakısı. : DÜZİKO Anayurdu Meksika olan,odunundan kırmızı boya elde edilen bir ağaç.:BAKAM Anayurdu Orta ve Güney Amerika ile Batı Hint adaları olan elli kadar ağaç ve çalı türünün ortak adı.: JAKARANDA Angola’nın başkenti.:LUANDA Angola’nın para birimi.:ESKÜDO Anında çeviri.: SİMÜLTANE Anında,hemen.: ALAMİNÜT Anıtkabir’in tasarımını da gerçekleştiren ünlü mimarımız.:EMİN ONAT Anıtmezar. : MOZOLE Ankara keçisinin kılı. : MOHER Ankara ve yöresine özgü iki kişiyle oynanan ağır ritimli bir halk oyunu.:FİDAYDA Ankara yöresine özgü bir halk oyunu.:MİSKET Ankara’daki Hitit Güneşi adlı anıtıyla tanınan,1905-1978 yılları arasında yaşayan heykelcimiz.:NUSRET SUMAN Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde ulusal park kaps***** alınan orman alanı.:SOĞUKSU Anket. : SORMACA Anlam bakımından birbirine bağlı iki dizeden oluşmuş şiir parçası.:BEYİT Anlambilim.: SEMANTİK Anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.: BÖĞÜRMEK Anlaşma,uyuşma. : ANTANT Anlatışta düzgünlük.: FESAHAT Anlayış. : İZAN: FERASET Anlayışlı.:FERASETLİ.:ZEYREK Anlayışsız,ahmak,kalın kafalı.:GABİ Ansızın gelen bela,sıkıntı. : MUSİBET Antakya’da,bir çok dinsel yapı bulunan ve tabiatı koruma alanı kaps***** alınan dağ.:HABİBNECCAR Antalya ilinde antik bir kent. : SİMENA Antalya körfezinin batı kıyısında bir burun. : GELİDONYA Antalya Körfezinin batı kıyısında bir koy ve burun.: ADRASAN Antalya ve Fethiye körfezleri arasında yer alan yarımadanın adı.:TEKE Antalya yöresine özgü,kaburga kemiği ve pirinçle yapılan bir yemek.:LABA Antalya’da bir baraj.:ALAKIR Antalya’da bir mağara. : KARAİN Antalya’da Kale ve Finike ilçeleri arasında yer alan kıyı gölü.:BEYMELEK Antalya’da Manavgat çayı üzerinde bir baraj ve hidroelektrik santralı.:OYMAPINAR Antalya’da tanınmış bir mağara.: DAMLATAŞ Antalya’nın Elmalı ilçesinde tabiatı koruma alanı kaps***** alınan ve Toros sediri ağaçlarıyla kaplı olan orman alanı. : ÇIĞLIKARA Antalya’nın eski adı.:ADALYA Antalya’nın Lara bölgesinde,yaklaşık 150 kuş türünü barındıran bir göl.:YAMANSAZ Antalya’ya özgü tahinle yapılan bir yiyecek. : HİBEŞ Antarktika’da etkin bir yanardağ.:EREBUS Antepfıstığıgillerden,sıcak bölgelerde yetişen,kabuğu hekimlikte,yaprakları dericilikte kullanılan bir ağaç. : SOMAK Antik çağda daha çok mezar taşı işlevi gören ama adak,anı veya sınır taşı olarak da dikilen taş levha.:STEL Antik çağlarda Kızılırmak ile Sakarya ırmağı arasındaki bölgeye verilen ad. : GALATYA Antik çağlarda,Anadolu’nun güneybatısına verilen ad.:LİKYA Antik Yunan’da,konserler verilen,şiirler okunan,oyunlar oynanan,genellikle dikdörtgen biçiminde,üzeri kapalı yapı.:ODEON Antiller’de ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen,kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir kamış çeşidi.:MARANTA Antimon’un simgesi. : SB Antlaşma:. MUAHEDE Anüsten su vermek yoluyla kalın bağırsağın içini temizleme.Lavman.: TENKİYE Apandis iltihabı.:APANDİSİT Aptal. : ALIK: ŞAVALAK Ara,arasında.:BEYN Ara. : ANTRAKT Araba oku.:ARIŞ Araba okunun ekseni. : İK : İĞ Araba üzerine gerilerek içine saman veya tahıl doldurulmuş büyük kıl çuval. : GERİ Araba vapuru. : FERİBOT Arabacı.:KOÇAŞ Arabada saman yüklenen taşıma sepeti. : ÇİTEN Arabistan plakası. : KSA Arabistan yarımadasında yaşayan bir çok Arap kabilesinin ortak adı. : MAZİN Arabistan’da çeşitli yerlerde kurulan pazarlar.: SUK Aracısız,doğrudan. : BİLVASITA Arap abecesiyle yazılan ve ancak büyüteçle okunan bir yazı biçimi. : GUBARİ Arap abecesiyle yazılan bir yazı türü. : CELİ : HİLALİ.: TALİK Arap alfabesinin her hangi bir rakamı karşılayan ve anlamsız sekiz kelimeden oluşan değişik bir düzeni. : EBCET Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri. : FANTAZMA Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri.:FANTAZYA Arap dili ve edebiyatıyla uğraşan kimse.: ARABİST Arap erkek giyiminde,kefiyenin kaymaması için başa geçirilen ayarlı çember.Yün çember bağ. : AGEL Arap harflerinin en çok kullanılan el yazısı biçimi.:RIKA Arap harfleriyle yazılmış metinlerde kısa ünlüleri göstermek için kullanılan işaret.:HAREKE Arap reisinin evi. : ZAMALA Arap yazısının düz ve köşeli çizgilerle yazılan eski bir biçimi.:KUFİ Arapça çok karanlık gece.:LEYLA Arapça da ben. : ENE Arapça dilbilgisinde fiil çekim örneklerini içeren kitap.: EMSİLE Arapça el yazısı biçimi. : RIKA Arapça kuş.:TAYR Arapça zarf yapan gibi anlamında benzetme öneki.:KE Arapça’da domuz. : HINZIR Arapça’da inandık anlamında bir söz.:AMENNA Arapların başlarındaki serpuş. : KEFİYE Arapların Recep ayında kestikleri kurban. : ATİRE Araz. : İLİNEK Arazi üzerinde serilmiş bir işaret noktasının düşeyini gösteren geometrik biçimli tahta lata. :MİRA Arazide dikilen işaret çubuğu. : ARDA Ardıç kozalağı. : EFİN Argo da adam,herif anlamında söz. : ***** Argo da ahlaksız kimse. : KAYARTO Argo da esrar. : OT Argo da hiç emek vermeden ele geçirilen şey. : LÜP Argo da orta yaşlı erkek. : KIRANTA Argo’da aptal,sersem.:GEBEŞ Argo’da çirkin kimseye verilen ad.:KOKOROZ Argo’da dikizleme.:RONT Argo’da dolap.:KETENPERE Argo’da dost,metres anlamında sözcük.:GACO.:ZAMKİNOS Argo’da fahişe.:KEVAŞE Argo’da gizli dost.:AŞNAFİŞNE Argo’da görgüsüz,kaba saba kimseye verilen ad.:ZONTA Argo’da hamama verilen ad.:TATO Argo’da hile,düzen,tuzak.: TONGA Argo’da kağıt para.:PAPEL Argo’da lira anlamında kullanılan sözcük.:OSKİ Argo’da metres.:MANTİNOTA Argo’da rakı.:ANZAROT Argo’da sersem,budala,ahmak.: HIRT Argo’da silahla yapılan hırsızlık.: TUFA Argo’da sövme,sövgü.:KALAY Argo’da tanışıyormuş gibi yaparak para sızdırma.:MANİTA Argo’da tavla oyununda kullanılan zar.:KEMİK Argo’da vurgun anlamında sözcük.: TUFA Argo’da yolsuzca veya zorla elde edilen mal.:KAPAROZ Argo’da,şuna bak,hale bak anlamında bir sözcük.:KİTAKSİ Argoda alay. : SARAKA Argoda altın lira. : OSKİ Argoda bit. : MACAR Argoda cebi delik. : KOKOROZ Argoda çalmak ,aşırmak. : AŞIRAMENTO Argoda değersiz,kötü. : KITIPİYOZ : KITIPİYOS Argoda değersiz,önemsiz,derme çatma. : CAVALACOZ Argoda genç ve yakışıklı erkeğe verilen ad. : LAÇO Argoda git defol anlamında sözcük. : NAŞ Argoda giysi. : FAÇA Argoda gizli yer. : SOTA Argoda gösteriş,çalım. : AFİ Argoda gözetleme. : ERKETE Argoda güzel giyimli,çok şık. :APİKO Argoda külhanbeyi tavırlı kimse. : ADADİYOZ Argoda oynaş. : AFTOS Argoda uydurma söz,yalan.:KITIR Arı beyi.:ANAARI Arı kil. : KAOLİN Arıların çıkardığı bir tür salgı.. : EĞİR Arıların kovan deliğini kapatmak için kullandıkları sarı ve yumuşak madde,balmumu.:KİREBOLU Aristokrasi.:ZADEGAN Aristoteles’in şiir anlayışından alınan ve sanat yapıtını birtakım kurallara bağlı olmakla birlikte dünyanın bir taklidi olarak tanımlayan terim. : MİMESİS Arjantin’in plaka işareti.: RA Ark.Kıvılcım. : ŞERARE Arka. : PEŞ : AKAB Arkadaş,geceleri konuşulup dertleşilen dost.:SEMİR Arkadaş. : ENİSE Arkadaş.:YAREN : REFİK Arkalıksız iskemle. : SEKMEN Arkalıksız küçük iskemle. : OTURAK Arkalıksız,alçak,yumuşak,ayakları gözükmeyen oturacak. : PUF Arkası kabarık,oturak yeri geniş koltuk. : BERJER Arkası yırtmaçlı resmi ceket. :CEKETATAY Arkası yırtmaçlı,etekleri uzun,çift sıra düğmeli,resmi erkek ceketi.:REDİNGOT Arkeolojide antik kentlerin mezarlarına verilen ad. : NEKROPOL Arkeolojide,genellikle boynuz veya hayvan başı biçiminde içki kabı.: RİTON Armağan,karşılıksız verilen: PEŞKEŞ Armut biçiminde ipek telli Vietnam lavtası. : TİBA Arnavutluk para birimi. : LEK Arnavutluk’un plakası:AL Arpa,buğday ve benzerlerinin kalburdan geçirilmiş bölümü. : ELENTİ Arsenik. : ZIRNIK Arsız sokak çocuğu,piç. : KOPİL Arşının sekizde bir uzunluğunda ölçü birimi. : URUP Arşiv.:BELGELİK Arta kalan. : BAKİ Artırma yoluyla yapılan satış.:MEZAT Artvin ilinde,Sahara yaylası ile birlikte ulusal park kaps***** alınan ve doğal güzelliğiyle tanınan bir göl.: KARAGÖL Artvin ilinde,ulusal park kaps***** alınan ünlü yayla.:SAHARA Artvin’in Ardanuç ilçesinde ünlü bir yayla.:BİLBİLAN Artvin’in eski adı. : LİVANE Aruz ölçülerinden biri. : REMEL Aruz ölçüsünde kısa okunması gereken bir heceyi,kalıba uydurmak için uzatma. : İMALE As.: KAKIM : ERMİN Asalak bilimi. : PARAZİTOLOJİ Asalak. : TUFEYLİ : EKTİ Asbestli çimentodan yapılan bir çatı kaplama gereci.:ETERNİT Asgari,minimum.: MİNİMAL Asık suratlı,somurtkan. : ABUS Asıl hücre ile protoplazma uzantılarından ve bir silindir eksenden oluşmuş sinir hücresi.:NÖRON Asıl,unsur,hipostaz.: UKNUM Asilzade,derebeyi.:ALPAGUT Asit. : HAMIZ Asker şapkalarına takılan ve rengi uluslara göre değişen işaret. : KOKART Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi.:DEVŞİRME Asker,ordu. : LEŞKER Asker,ordu.:CEYŞ Asker. : SÜ Asker.:SÜ Askeri ataşe.. : ATAŞEMİLİTER Askeri donatımın metal bölümlerini temizlemek için kullanılan üstübeç,alkol ve sabun karışımı madde. : ASTİKA Askeri mahkeme.:DİVANIHARP Askerlerin arasına katılmış sivil savaşçı.:BAŞIBOZUK Askerlik çağı.:ESNAN Aslan takımyıldızının Latince adı.: LEO Asma biti. : FİLOKSİRA Asma filizinin rengi,açık yeşil renk.:FİLİZİ Asma kütüğü.: REZ Asma,kavun,karpuz gibi bitkilerin sürgünü veya dalı.: TEVEK Asma,yukarı kaldırma. : TALİK Asmalık.:BAĞ Aspiratör.:EMMEÇ Ast. : MADUN Astarlık bir kumaş türü.: SOF Astronomi alanındaki buluşları,matematik,doğa bilimleri,coğrafya ve tarih alanındaki çalışmalarıyla ünlü,Orta Çağın en büyük bilginlerinden biri.: BİRUNİ Astronomi. : FELEKİYE Asurlular tarafından kurulan ticaret kolonilerine verilen ad.:KARUM Asya ve Afrika’da yaşayan,güzel ötüşlü küçük bir kuş.:BENGALİ Asya’da bir göl.:URMİYE Asya’da bir ırmak. : OBİ : OKA Asya’da ve Malezya takımadalarında yetişen yelpaze yapraklı büyük boylu palmiye.:KORİFA Aşağı derece.:DEREKE Aşağılık kimseler,alçaklar anlamında eski sözcük.: EDANİ Aşı boyası. : OKR Aşık ve bilye oyunlarında kullanılan, içi oyulup kurşun akıtılarak ağırlaştırılmış boyalı kemik.: AKAT Aşık kemiği. : KAP :TALUS Aşık olmaktan duyulan korku. : AMOROFOBİ Aşılanmamış zeytin ağacı,yabani ağaç.: DELİCE Aşırı iştahlı.:EKİL Aşırı iştahsızlık. : ANOREKSİ Aşırı kitap okuma tutkusu.:BİBLİYOMANİ Aşırı sembolist sanatçılara verilen isim.(19. Asır sonlarında görüldü).:DEKADAN Aşırı şişmanlık. : OBEZİTE Aşırı ulusçuluk.: ŞOVENİZM Aşiret. : OYMAK Aşk ateşi. : OD Aşk. : SEVİ Aşkla ilgili,kösnül.:EROTİK Aşure kazanını karıştırmak için kullanılan uzun saplı,yayvan uçlu kepçe. : MABLAK At ahırı. : TAVLA At arabalarının tekerleğine geçirilen demir çember. : ŞINA At eğitimi ve bu eğitimin yapıldığı yer. : MANEJ At eğitimi yapılan alan.: MANEJ At gezdirmeliği. : PADOK At koşturup karşı takım oyuncularına değnek atarak topluca oynanan eski bir Türk oyunu.:CİRİT At tüyünün rengi. : DON At üretilen çiftlik. :HARA At ve eşek yavrusu.:KULUN At ve kısrak sürüsüne verilen ad. : ÜREK At veya araba uşağı. : İSPİR At yarışlarında kullanılan klasik engele verilen ad. : OKSER At,eşek gibi tek tırnaklı hayvanların tırnağı. : TOYNAK At,köpek gibi evcil bir hayvanın soy kütüğü. : PEDİGRİ Ata bakan,tımar eden kimse,at bakıcısı.:SEYİS Atardamar bozukluğu. :ARTERİT Atardamar. : ARTER Atardamarda kanın pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma.:AMBOLİ Atasözlerine dayanan didaktik Çin-Japon şiiri. : Pİ Ateş anl***** gelen Sanskritçe sözcük.: AGNİ Ateş böceği. : ARUSEK Ateş. : KOR : NAR Ateşe tapanlar,Zerdüşt dinine bağlı olanlar. : MUGAN Ateşli silah çapı. : KALİBRE Ateşli silahlarda atılmak için hazırlanan her türlü patlayıcı madde.:CEPHANE Ateşperest. : MECUSİ Ateşte kızartılmış taze buğday veya mısır. : ÜTME Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım.:UÇKUN Atgillerden soyu tükenmiş olan küçük,çevik bir yaban atı. : TARPAN Atı yönetmek için ağzına takılan demir araç : GEM Atıcılık sporunda bir dal.:SKEET.:TRAP.:BALTRAP Atıcılık. : RİMAYET Atılmış,eğrilmeye hazırlanmış,top biçiminde yün veya pamuk . : TULUP Atın ağzına takılan demir araç. : GEM Atın başındaki süsler. : OYAN Atın bir koşma biçimi.:RAHVAN Atın bir tür hızlı yürüyüşü. : EŞKİN Atın eşkin yürüyüşü. : LİNK : ADETA Atın kısa adımlarla hızlı yürüyüşü.:TIRIS Atın kişnemesi. : OKRAMA Atıştırmalık. : SNACK BAR Atik,çevik.:ÇALAK Atilla İlhan’ın lakabı : KAPTAN Atlara binilerek değneklerle oynanan bir çeşit top oyunu.:POLO Atların ağzına takılan kantarma türlerinden biri. : PELEM Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık.:KİLİT Atların ayaklarında görülen ve rahat yürümelerini önleyen hastalık. :ARPALAMA Atların boynuna takılan muska,değerli taş,hayvan tırnağı gibi şeylere eski Türklerde verilen ad.:MONCUK Atların taşınması için yapılmış kapalı taşıma aracı.:VAN Atlas çiçeği.: KAKTÜS Atlas. : SATEN Atletizm yarışmalarında derece alan atletlerin veya giysileri sergilemek için mankenlerin çıktıkları merdivenli,yüksekçe yer.: PODYUM Atletizmde on ayrı dalda yapılan yarışma.:DEKATLON Atlı savaşçı. : ŞÖVALYE Atmaca ve doğana benzeyen bir tür yırtıcı kuş.: MUYMUL Atmaca,doğan.:LAÇIN Atmosfer içinde oluşan sıcaklık değişmeleri,rüzgar,yıldırım,yağmur,dolu gibi olaylara verilen genel ad.: METEOR Atmosferin 11 km kalınlığında olan ilk katmanı. : TROPOSFER Atmosferin,yeryüzünden 80 km yükseklikte başlayan son tabakası.:İYONOSFER Atom çekirdeğinde her bir (+1) pozitif elektrik yükü taşıyan tanecik.:PROTON Atom çekirdeğini oluşturan proton ve nötronun ortak adı. : NÜKLEON Atom parçacığı. : PARTİKÜL Atölye. : İŞLİK Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi. : FERMA Av köpeğinin gizlendiği yerden avı gözetlemesi.: FERMA Av vergisi,av resmi. : SAYDİYE Av. : ŞİKAR Ava alıştırılamayan bir tür doğan. : ESPERİ Avcı çantası.:CELBE Avcı kulübesi Avcı pusu yeri. : AVSİN. : EVSİN Avcı kulübesi.:GÜME Avcılar için göl kenarında yapılmış kulübe. : BECENE Avcıların av beklemek için taş yığınlarından yaptıkları pusu. : ÖNEZE Avda hiçbir şey öldüremeyen veya tutamayan avcı için kullanılan sözcük.:MAZET Avı çekmek için dökülen yem.:DADAMIK Avlamak istediği yaban domuzu tarafından öldürülen,Bybloslu genç Fenike tanrısı.:ADONİS Avlu.,iki ve daha çok katlı ev,sofa. : HANAY Avrupa Birliğine üye ülkelerin ortak para birimi.:EURO Avrupa Futbol Birliği’nin kısaltması.:UEFA Avrupa uzay ajansı. : ESA Avrupa uzay araştırmaları örgütü. : ESLO Avrupa ve Kafkasya’nın yüksek dağlarında yaşayan bir cins dağ keçisi.:ŞAMUA Avrupa Yayın Birliği. : EBU Avrupa’da 18. asırda egemen olan İtalyan opera tarzının adı.: NAPOLİTEN Avrupa’da bir ırmak. : İNN Avrupa’da yaşayan bol renkli iri bir kelebek türü. : ADELA Avrupa’nın en büyük gölü. : LADOGA Avrupalıların Çin devlet memurlarına verdikleri ad. : MANDARİN Avşa adasına verilen ad.:TÜRKELİ Avşa adasında yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen kırmızı üzüm cinsi. : ADAKARASI Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek ad***** verilen ad : DAVA VEKİLİ Avukatların meslek örgütü. : BARO Avustralya tavuğu’da denilen bir kuş. : MELİ Avustralya’da yaşayan bir cins devekuşu. : EMU Avustralya’da yaşayan çeşitli otçul keselilerin ortak adı.:VALABİ Avustralya’da yaşayan keseli ağaççıl memeli hayvan.: KOALA Avustralya’da yaşayan,ağır gövdeli,kısa bacaklı hayvan.:VOMBAT Ay ( kamer ) takviminin beşinci ayı,büyük tövbe ayı.: CEMAZİYÜLEVVEL Ay ağılı,hale. :AYLA Ay çiçeğine verilen bir başka ad.:GÜNEBAKAN Ay takviminde on birinci ay. : ZİLKADE Ay takviminin yedinci ayı.:RECEP Ayağa kalkmak. : KIYAM Ayağa vurulan halka,köstek,pranga.:BUKAĞI Ayağı kayma,sürçme. : ZEL Ayağı sakat olan.:ÇOLPA Ayağı sekili at.: ALABACAK Ayağına çabuk,atik,çevik.:ÇALAK Ayak : KADEM Ayak bakımı.:PEDİKÜR Ayak bastı parası. : KADEMİYE Ayak bilekliği.. : HALHAL Ayak takımı.:PARYA Ayak topu. : FUTBOL Ayakkabı bağı.:BAĞCIK Ayakkabı boyama. : LOSTRA Ayakkabı çekeceği. : KERATA Ayakkabı kalıbının çapı. : LORTA Ayakkabı yapıştırıcısı. : ÇİRİŞ Ayakkabı,çanta yapımında kullanılan parlak deri.: RUGAN Ayakkabıcılıkta kenar düzeltmek için kullanılan metal alet.:MAKİNETA Ayakkabıların altına çakılan demir.: NALÇA Ayakkabının altını kalınlaştırmak için yerleştirilen parça.: FİYAPA Ayakkabının ön tarafında dikişle ayrılmış burun bölümü. : MASKARATA Ayakkabının üstünden bacağın alt bölümüne değin sarılan,kumaş yada köseleden yapılmış bir tür tozluk. :.GETR Ayakkabının yumuşak olan üst bölümü. : SAYA Ayaklı,taşınır ocak.:MALTIZ Ayaklık. : PEDAL Ayakta duran. : KAİM Ayarı bozuk (para). : NASARA : NASERE Aydın ilinde bir baraj.: MADRAN Aydın yöresinde,kadınların kına gecesi,düğün,bayram gibi özel günlerde başlarına örttükleri geniş örtüye verilen ad. : ULADA Aydınlatma,ışıklandırma. : TENVİR Ayın etkisiyle huyunun değiştiği düşünülen kimse.:AYSAR Ayın on dördü.:BEDİR Ayırıcı duvar,cidar.:ÇEPİÇ Ayırmaç.:FARİKA Ayırtman. : MÜMEYYİZ Aylandız da denilen ve gölge ağacı olarak dikilen kötü kokulu bir ağaç. : KOKARAĞAÇ Aymaz. : GAFİL Aynı adlı karabiberden elde edilen bir tür içki. : KAVA Aynı adlı keçi türünün ince,yumuşak,parlak yünü.:TİFTİK Aynı cins. : HETEROJEN Aynı cinsten şeyler arasındaki ince fark.:NÜANS Aynı işi yapan esnafın bulunduğu çarşı. : ARASTA Aynı oranda aynı element oluşumunda ama farklı özellik taşıyan iki bileşikten biri.:İZOMER Aynı rengin çeşitli tonlarıyla yapılan resim. : KAMAYÖ Aynı tiyatroda çalışan oyuncular topluluğu.:TRUP Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu.:KONVOY Ayrıca değerli taşlarla süslü olmayan altın veya gümüşten yapılmış kuyumculuk işleri.: SADEKARİ Ayrılış,ayrılık. : FİRKAT Ayrılma. : İNFİRAK Ayrılmış,dağınık. : MÜTEFERRİK Ayrıntılar.: MÜFREDAT Ayvalık ilçesindeki ünlü turistik tepe. : ŞEYTAN SOFRASI Az aydınlık yerlerde görememe biçiminde beliren göz hastalığı. : TAVUKKARASI Az bulunan,nadir.:TURFA Az eğimli arazi.:BAYIR Az kavrulmuş un ve tavuk eti dövülerek yapılan,pelte kıvamında yöresel bir yemeğe verilen ad. : HERİSE Az miktarda.:CÜZİ Az pişmiş et. : TATARİ Az sözle çok şey anlatma. : İCAZ Az yada çok kabarık enine fitillerle belirginleşen ipekli bir dokuma. : GROGREN Azalma. : FİRE Azap.: EZİNÇ Azerbaycan’ın başkenti.:BAKÜ Azerbaycan’ın para birimi.:MANAT Azerbaycanlı ünlü yazar.:ANAR Azgın,kızgın hayvan.:AKUR Azı dişi.:NAB Azılı atları zaptetmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.: KANTARMA Azınlık,azlık. : EKALLİYET Aziz mezarı.: RAVZA Azman bir midye çeşidi.:PİNES Azmış yara.:BICILGAN Azotun bir başka adı. : NİTROJEN |
|||||
![]() |
|||||
| Sponsorlar | |||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 09:31 |
||||
|
B
Baba,şeyh,önder. : BAB Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten,kumaş veya köseleden yapılmış bir tür tozluk : GETR Bacağın kalçadan dize kadar olan kısmı.:UYLUK Badem sübyesi.Bademden yapılan şerbet. : SOMATA Bademli kek. : PRALİN Bafa gölünün diğer adı. : ÇAMİÇİ Bağ bekçisi.:BAĞBAN Bağ budamaya yarayan eğri bıçak.TARA Bağ çubuğu,çalı çırpı.:ÇEPER Bağ kütüğü. : OMCA Bağ ve bahçe sulamak için açılmış su yolu,ark.:KARIK Bağ,bahçe gibi yerlerin çevresine çalı,kamış,ağaç gibi şeylerden çekilen duvar.:ÇİT Bağa,tosun. : KELE Bağan otu’nun zehiri. : AKONİTİN Bağırsak iltihabı.:ANTERİT Bağırsak kurdu. : ASKARYAZ Bağırsak solucanı. : ASKARİS.: ASKARİT Bağırsak.:MİA Bağırsaklar. : EMA Bağırsakları tutan karın içi zarı. : MASARİKA Bağırsakların iç yüzeylerinde bulunan pürtüklerin adı : TÜMÜR Bağırsaktan yapılmış ameliyat ipliği.:KATGÜT Bağış yapma : İRA Bağlamaya benzer bir Yunan çalgısı. : BUZUKİ Bağlamayı mızrap yerine parmaklarla çalmak.:ŞELPE Bağlaşık devletler.(1.Dünya Savaşında İttifak Devletleri). : DÜVELİ MÜTTEFİKA Bağnazlık.: TAASSUP Bağsız ayakkabı.Kuzey Amerika Kızılderililerinin giydiği deriden yapılmış,tek parça ayakkabı. : MOKASEN Baharat satıcısı. : AKTAR Baharatlı sirkeye yatırılmış koyun etinden yapılan şiş.:ŞAŞLIK Baharda çok erken çiçek açan ve eczacılıkta kullanılan soğanlı bir bitki.: KARDELEN Bahardan az önce,ilkin havada,sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.:CEMRE Bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarılıcı bir bitki. : AKASMA Bahçelerde yazın oturmak için yapılan kafes biçiminde kubbeli,üstü yeşilliklerle sarılan süslü çardak. : KAMERİYE Bahçıvan,bağ bekçisi.:BAĞBAN Bahreyn’in başkenti. : MANAMA Bahreyn’in plaka işareti.:BRN Bakar körlük. : AMOROZ Bakır kalay karışımı.: TUNÇ:BRONZ Bakır küçük kova. : BAKRAÇ Bakır taşı. : MALAKİT Bakır,nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım. : FAKFON Bakırcı örsü. : ZAVA Bakırdan yapılma ve küre biçiminde bir tür davul. : TİMBAL Bakırdan,çift dilli nefesli çalgı.:SARÜSOFON Bakışımsızlık. :ASİMETRİ Bakir : ERDEN Bakire kız. : AZRA Bakla,fasulye,bezelye gibi taze sebzelerde,içinde tohumların sıralanmış bulunduğu kabuğa verilen ad. : BADIC Baklagillerden,bazı türleri hekimlikte idrar söktürücü olarak kullanılan bir bitki.:KATIRTIRNAĞI Baklagillerden,çok yıllık,dikenli bir çalı.:GEVEN Baklagillerden,hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki.:FİĞ Baklagillerden,sıcak bölgelerde yetişen,bir çok türü bulunan bir bitki.:SİNAMEKİ Baklavaya benzeyen bir tür hamur tatlısı.:SAMSA Bakmak,beslemek,yetiştirmek. : ESERMEK Bakmak,beslemek,yetiştirmek.:ESERMEK Bakraç.:DEBBE Bal : ASEL Bal alırken takılan başlık. : GÖZENE Bal konulan ufak tekne.:ŞAFUL Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil. : ŞAMA Bal özelliği,bal niteliği. : ASELİYET Bal özü. : NEKTAR Bal peteği. : DALAK Bal,yağ,yoğurt gibi şeyler koymaya yarar tahta kova.:KÜLEK Bal,yoğurt koymaya yarayan tahta kova. : KÜLEK Balçık : ALEKA Balerin kostümü. : TÜTÜ Balgam taşı.:ONİKS Balı alınmış petek. : KAVARA Balı alınmış petek.:KAVARA Balık adam.:DALGIÇ Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından ip. : FARİL Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip.:FARİL Balık salamurası. : LAKERDA Balık yumurtası ile yapılan meze. : TARAMA Balık.:MAHİ Balıkçıların,balıkları çevirmek için kayıklarla denize fırdolayı ağ salmaları. : VOLİ Balıkesir yöresine özgü bir halk oyunu.:NİNNARE Balıkesir’de doğal güzelliğiyle ünlü bir şelale. : SÜTÜVEN Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde yaşayan Yörüklerin geleneksel el tezgahlarında dokudukları yün halılara verilen ad. : YAĞCIBEDİR Balıkesir’in Bandırma ilçesine bağlı bir belde.:EDİNCİK Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı,etnografya müzesiyle tanınmış köy. :TAHTAKUŞLAR Balıkesir’in eski adı.:KARESİ Balıkesir’in İnegöl ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : OYLAT Balıkesir’in Sındırgı ilçesi yakınlarındaki ünlü kaplıca. : EMENDERE Balıkesir’in Sındırgı ve Bigadiç yörelerindeki dağ köylerinde geleneksel el tezgahlarında dokunan yün halılara verilen ad.:YAĞCIBEDİR Balıkların iste kurutularak yapılan pastırması. : LİKORİNOZ Balıkların sürü halinde geçeceği yerlere ağlarla kurulan geniş ve sabit bir tuzak türü.:DALYAN Balıkların tuzlaması.:ANÇÜEZ (ANÇUVEZ) Balina.:FALYANOS Balla hazırlanan bir hamur tatlısı. : ZULUBYA Bambu saplarından yapılmış.:HEZARAN Bangladeş para birimi.:TAKA Bangladeş’in para birimi. : TAKA Bankacılıkta faizin başlangıç tarihine verilen ad. : VALÖR Bankalar arası işlemlerde bir gecelik faiz uygulaması.:REPO Bankalar arasında çeşitli paralar için ön mutabakat ve emaneten satışla sağlanan takas işlemi.:SWAP Bantlarla süslenmiş bir tür kumaş.: ELİFİ Banyo temizlik aracı. : KESE Barınak MELCE Barındırma. : İBATE Barış.:HAZAR Baryum’a benzeyen,radyoaktif alkali toprak metali. : RADYUM Baryumun simgesi:BA Basıcı,yayıncı. : EDİTÖR Basık ve geniş. : YAYVAN Basım evinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi. : LİNOTİP Basımcılık. : TABAAT Basımcılıkta harfler arasında bırakılan boşluk.:ESPAS Basımcılıkta harflerin büyüklük ve küçüklüklerine göre aldığı ad. : PUNTO Basımevinde harfleri dizen ve satırları blok durumunda döken dizgi makinesi.: LİNOTİP Basımevlerinde dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz.:TAKATUKA Basiret.Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği.: SAĞGÖRÜ Basketbolde hatalı yürümeye verilen ad.: STEPS Basketbolde hücum oyuncusu.:PİVOT Baskın. : DOMİNANT Basur. : HEMOROİT Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.:BALTABAŞ Baş çoban:EKE Baş dönmesi. : VERTİGO Baş garson. : METRDOTEL Baş örtüsü olarak kullanılan bir tür ipekli dokuma. : VALA Baş örtüsü,yazma.:DOLAK Baş örtüsü,yün atkı.: LEÇEK Baş parmak ve serçe parmağı uzaklığı. : KARIŞ Baş tarafı balta ağzı gibi düz olan gemi.: BALTABURUN Başa dert açacak karışık durum.:ÇAPANOĞLU Başak toplama. : LİKAT Başarı,başarma. : MUVAFFAKİYET Başarısız. : RATE Başı pullu,boyu 2 m kadar olan,zehirli ve tehlikeli bir yılan.:OKYILANI Başı yuvarlak,kıçı aynalı Karadeniz yapısı bir yelkenli. : GAGALI Başıboş at.:YILKI Başıboş gezen hayvan sürüsü.:ÖREK Başıboş hayvan.: YONT Başın çevresine çember gibi dolanıp bağlanan bağ.:ÇATKI Başıyla kanat ve kuyruk uçları aynı renkte olan güvercin.: MAĞ Başka bir manzume örnek alınarak aynı ölçü ve aynı uyakla yazılan manzume.:NAZİRE Başka insanların davranışlarını olumlu yada olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü. : AHLAK Başka,fazla. : MAADA Başka,öteki,diğer.:ÇİR Başkaları.:AĞYAR Başkalarının sırtından geçinen,asalak,tufeyli.:EKTİ Başkalaşım. : METAMORFOZ Başkanlık. : RİYASET Başkasının adına gezerek satıcılık yapan kimse. : TABLAKAR Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren,söz tutan.:ESLEK Başkasının yaptığı deyim ve davranışları anlamsız olarak yinelemek. : EKOLALİ Başkasının yaptığı hareket ve davranışları anlamsız olarak tekrarlama,yansıca.:EKOPRAKSİ Başkırdistan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti. : UFA Başkomutan.:MİR Başlangıç.:MEBDE Başlıca belirtisi kısa,çabuk,değişken güçte irade dışı hareketler olan bir hastalık.: KORA Başlıca üyesi Fransız yazar Jules Romains olan ve toplumun ortak bilincini dile getirmeyi amaçlayan edebiyat akımı.:ÜNANİMİZM Başlık. : SERPUŞ Baştan ayağa./Baştanbaşa. : SERAPA Baştan savma,üstünkörü.:YALAPŞAP Başvurulması gereken kaynak.:REFERANS Bataklık gazı. : METAN Bataklık. Küçük su birikintisi,gölcük. : AZMAK Batı Afrika da bir ırmak. : OTİ Batı Afrika kıyılarında esen çok kuvvetli fırtına.:TORNADO Batı Afrika ormanlarında,Gine ile Liberya arasında yaşayan,türleri içinde en iyi konuşan gri papağan.:JAKO Batı Anadolu’da Lidya bölgesinde eskiçağ kenti. : SART Batı Hindistan’da eski bir Hindu devleti. : KAÇ Batı mimarlığı ve dekoratif sanatlarında 18.yy da ortaya çıkan stilize deniz kabuğu,çakıl taşı ve sarmal motiflere verilen ad. : ROKAY Batı Samoa’nın başkenti. APİA Batı ülkelerinde Vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı.: BARON Bayat ekmek,yemek. : KERTİ Bayındırlık işleri. : NAFİA Bayındırlık.: UMRAN Bayır.:ŞEV Baykuşgillerden,Avrupa-Asya ve Kuzey Afrika’da yaşayan bir kuş.:KUKUMAV Bayraktar.Sancak veya bayrak taşıyan. :ALEMDAR Bayram.:İD Bazı ateşli silahlarda namlunun ucunda bulunan küçük çıkıntı.: ARPACIK Bazı bitkilerin genellikle süt görünümünde olan özsuyu (kauçuk özsuyu). : LATEKS Bazı böceklerin katı ve sert üst kanadı. : ELİTRA Bazı canlıların bir takım yiyeceklere,ilaç,koku,toz gibi nesnelere gösterdikleri ters tepkiye verilen ad. : ALERJİ Bazı eşyaya verilmesi gereken boyutları,yan görüşü çizmeye,hazırlamaya yada denetlemeye yarayan örnek.:GABARİ Bazı giyeceklere sertlik vermek için kullanılan bir tür kumaş. :TARLATAN Bazı harfleri kusurlu söyleyen. : PELTEK Bazı hayvan ve bitki hücrelerinde bulunan iğne biçiminde billur madde. : RAFAT : RAFİT Bazı hayvanları karanlıkta ışık,çok aydınlıkta karanlık aramaya iteleyen dürtü.:FOTOKİNEZİ Bazı işlerde sicim yerine kullanılan,ince ve uzun,esnek deri parçası.: SIRIM Bazı kağıt oyunlarında üçüncü durumdaki oyuncu söz konusuysa,kendisinden önceki oyuncuda ara kağıt veya kağıtlar bulunduğunu düşünerek büyük kağıt yerine düşük değerde bir kağıt atmak.:EMPAS Bazı kağıtların dokusunda bulunan ve ancak aydınlığa tutulunca görülen çizgi,resim ve yazı gibi biçimler.: FİLİGRAN Bazı oltalarda kösteği ağırlaştırmak için kullanılan kurşun parçası.:ZOKA Bazı telli çalgılarda kullanılan hayvan bağırsağından tel.Çalgı teli. : KİRİŞ Bazı türleri evlerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir tür palmiye.:LATANYA Bazı vakıf kuruluşlarında fakirlerin doyurulması için ayrılan ödenek.: İTAMİYE Bazı yörelerimizde küçük kar anlamında kullanılan sözcük. : GİLİRİK Bebeğin başsız olarak doğmasına tıpta verilen ad. : AKEFALİ Bebeklere iç çamaşırı olarak giydirilen ince pamukludan kısa kollu giysi. : ZIBIN Becerikli,iş bilen. : EVİRGEN Becerikli,usta.:MAHİR Beceriksiz,güçsüz.:CÜDAM Bedenin belden aşağı bölümlerini yıkamakta kullanılan tuvalet aracı.:BİDE Beğenmemek,azımsamak,küçümsemek. : BUNMAK Beklenmedik hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyen,güldürücü öykü anlatan kimse.: NEKRE Bekleyen. : MUNTAZIR Bel ve kalça arası. : BASEN Bel,çapa veya sabanın toprakta kaldırdığı iri parça.:KESEK Bel,orta,ara,aralık. : MİYAN (MEYAN) Belediye.:URAY Belgeleme. : TEVSİK Belgesel.: DOKÜMANTER Belirli bir tonda yazılmış müzik parçasının niteliği.: TONALİTE Belirti. : SEMPTOM Belirtiler.: SENDROM Belize plakası. : BH Bellek yitimi. : AMNEZİ Belli belirsiz hissedilen hafif yel.:ESİNTİ Belli belirsiz tarih olaylarına ve efsane motiflerine dayanılarak halkın hayal gücüyle meydana gelmiş eser,epope.:DESTAN Belli bir birim alan içinde yaşayan tüm canlıları,fiziksel çevreleri ve aralarındaki her tür karşılıklı ilişkiyi içeren kavram.:EKOSİSTEM Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü./ Yeryüzünde ekolojik olarak sınırlanabilir bir yaşam mekanında bulunan bütün canlıları ifade eder.(orman faunası,çayır ve deniz faunası gibi). :FAUNA Belli bir konuda düzenlenen oturum veya seminer,bilgi şöleni.:SEMPOZYUM Belli bir malın yönetilmesi veya belli bir işin yapılması için görevlendirilen kimse.:KAYYUM Belli konulara uzun süre odaklanabilme,ayrıntıları algılamada çok başarılı olma ancak insanlarla iletişim kurmakta zorlanma biçiminde kendini gösteren sendrom.:ASPERGER Belli olmayacak kadar yavaş akan su.:IĞIL Benekli hayvan.:ÇAPAR Benim gibi.:BENCİLEYİN Benin’in eski adı.:DAHOMEY Benzenden türeyen ve boya sanayiinde kullanılan zehirli bir madde.Organik boya cevherine verilen ad. : ANİLİN Benzer seslerin bir mısrada veya bir cümlede kulağa hoş gelecek bir ahenkte tekrarlanması.:ALİTERASYON Benzeşim,örnekseme. : ANALOJİ Benzeştirme. :ASİMİLE Benzeti.:TEŞBİH Beraber asker olanlar. : TERTİP Berber :PERUKAR Bereketli.:ARTAĞAN Bergama ilçesinde Allianoi antik kentini sular altında bırakacak olan baraj.:YORTANLI Bergama’nın eski adı. : PERGAMON Bering Denizi ile Büyük Okyanus arasında yer alan adalar grubu. :ALEUT Berkelyumun simgesi : BK Besinini bağımsız olarak sağlayan bitki,kendi belsek.:OTOTROF Beş heceli üç dizeden oluşan Japon şiir türü. : HAİKU Beş yaşından büyük veya damızlık dışı bırakılmış dişi koyun.:MARYA Beşparmak da denilen ve üzerine dikili çizgiler bulunan pamuklu bir kumaş.:ELİFİ Beton delme kalemi. Betona delik açmakta kullanılan sivri uçlu, çelikten yapılmış bir alet. : MURÇ Beyaz iş işlemekte kullanılan beyaz ve parlak iplik.:SİRESATEN Beyaz iş işlemekte kullanılan bir çeşit parlak pamuk ipliği.: PAMUKAKİ Beyaz mermerde bulunan sert kısım. : EMERİL Beyaz porselen kaplama.:JAKET Beyaz Rusya’nın başkenti.: MİNSK Beyaz yada mor çiçekler açan,meyveleri dikenli bir bitki.:TATULA Beyaz,sarı renkte soğanlı bir süs bitkisi. : NERGİS Beyaz,yeşil,mavimsi gri renkte billurlaşmış bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT Beyin yangısı. : ANSEFALİT Beyin dalgalarının ölçülmesi yöntemi.:EEG Beyin elektrosu. : EEG Beyin. : DİMAĞ Beyit. : EV Beyşehir gölünde bir ada. : MADA Bez torba.:CAĞ Bez dokuyan veya satan kimse.:BEZZAZ Bez parçalarından dokunan basit kilim,yaygı. : PALA Bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak. : GÜCÜ Bez,beze.:GUDDE Bezekçi. Yapıların duvar ve tavanlarına süslemeler yapan usta. : NAKKAŞ Bezekçilikte kullanılan,çok parlak, yeşil ve pembe dalgalı bir çeşit sedefe verilen ad.ARUSEK Bezeme,süsleme. : TEZYİN Bezikte bir deyim. : RUBİKON Bıçak bilemeye yarayan çelikten,çubuk biçiminde araç. : MASAT Bıçak,kılıç gibi kesici aletlerin kabzanın içinde kalan bölümü.:PIRAZVANA Bıçkın Rum delikanlısı.: PALİKARYA Bıkma,usanma.:GINA Bıldırcın sökünü. : CURNATA Biberiye,dişbudak. : HASALBAN Biçimsiz. : AMORF Bilardo oyununda kullanılan değnek. : İSTEKA Bilardoda ,oyunculardan birinin topunun öteki toplardan birine değdikten sonra geri dönmesini sağlayacak şekilde yapılan vuruş. : KLEPS Bilenmiş kesici bir aracın yüzünde kalan ve bileyi taşıyla giderilen metal çapağı, kıl ağı. : ZAĞ Bileşik. : MÜREKKEP Bileşikgillerden şekeri çok bir tür yer elması. : BADAT Bileşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.: TEKESAKALI Bileşim,bileştirme. : TERKİP Bilgi ve düşüncesi alınmak üzere kendisine danışılan kimse,bilgili.:DANİŞMENT Bilgi,ilim,irfan.:DANİŞ Bilgi,malumat.: TİLİ Bilgicilik.: SOFİZM Bilgileri gösteren simgeler dizesi.:KOD Bilgili,haberli,uyanık. : AGAH Bilginin saklanması ve üretilmesini konu alan akademik ve mesleki disiplini. : BİLİŞİM Bilginler : ARİFAN. Bilginler,yazarlar,sanatçılar kurulu.:AKADEMİ Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamı.: VERİTABANI Bilgisayarda bir depolama ortamı olarak yararlanılan,belli sığası olan,plastik manyetik araçlara verilen ad. : DİSKET Bilgisayarda erişilebilir bellek.: RAM Bilim doktorlarının ve Kardinallerin giydikleri dört köşe külah yada başlık. : BARATA Bilinç,şuur.: ES Bilinemezcilik.:LAEDRİYE Bilinen,adı geçen,sözü edilen. : MAHUT Bilirkişi.:EHLİHİBRE Billur.:KRİSTAL Billurlaşmış doğal kalsiyum karbonat.:KALSİT Bilyeli tekerlekler ve küçük bir sandıktan oluşan basit taşıma aracı. : TORNET Bilyeli yatak.:RULMAN Bin dokuz yüz on iki yılında batan transatlantik. : TİTANİK Bin metrekarelik bir alan ölçüsü birimi.:DÖNÜM Binada genel elektrik sigortası. : KOFRA Binaların önlerinde üstü örtülü önü açık yer. : REVAK Bir atom yada molekülden ötekine bir yada daha çok elektronun geçişi olayı. : REDONS : REDOKS Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya pürüzlerini almakta kullanılan aygıt. : RAMBA Bir çeşit uzun rende. : KUSTERE Bir geminin alabildiği yük miktarı (.Kuzey Avrupa’da kullanılan 200 kg’a yakın gemi yüklerine ve büyük miktarda ticaret mallarına değer biçmeye yarayan kütle ölçü birimi). : LASTA Bir ilacın yerine, o ilaçla aynı koşullarda ve aynı biçimde verilen etkisiz ve zararsız madde. :PLASEBO Bir matematiksel ifadede aldığı değere göre belirli durumlar kümesini saptayan değişken. : PARAMETRE Bir sanatçının, bir okulun veya bir dönemin yapıtlarını toplu bir biçimde sunan resim sergisi. : RETROSPEKTİF Bir sözcüğün yerine başkasını kullanma biçiminde görülen konuşma bozukluğu, söz karışıklığı . : PARAFAZİ Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça. : TİRAT Bir ülkede olağanüstü dönemlerde devletin ödeme süresi gelmiş borçlarını yasayla ertelemesi. : MORATORYUM Bir akarsu yatağının az eğimli vadi tabanlarında ve ova düzlüklerinde çizdiği “S” harfine benzer kıvrım.:MENDERES Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı.:ADAPTÖR Bir Alman denizatlısı tarafından batırılan ve 1915’te ABD’nin 1.Dünya Savaşına girmesine neden olan İngiliz yolcu gemisi. : LUSİTANİA Bir anason türü.(Çorba,sebze ve balık yemeklerinde kullanılır).:PİMPİNEL Bir anayasa yapmak veya bir anayasayı değiştirmek için toplanan olağanüstü ve geçici meclis.:KONVANSİYON Bir arazinin bölünmesi,parsellere ayrılması.:İFRAZ Bir arazinin çeşitli noktaları arasındaki yükselti farkını ölçmeye yarayan alet,düzeç.:NİVO Bir aruz vezni. : REMEL Bir asitle birleşince bir tuz oluşturan madde.:BAZ Bir at arabası türü.:LANDON Bir atardamarın bir noktasında oluşan ur biçiminde gevşeme şişkinliği.:ANEVRİZMA Bir atımlık barut.:KESİ Bir av köpeği cinsi. : ZAĞAR : SETER Bir av köpeği cinsi.:TERİYE Bir av kuşu. : ÜVEYİK Bir avuç dolusu: APAZ Bir ayakkabıya ağaç veya metal çivi çakmak için delik açmaya yarayan ayakkabıcı aleti.:KAÇABURUK Bir bakteri türü.:BASİL Bir baleyi oluşturan adım,figür ve anlatımların bütünü.:KAREOGRAFİ Bir balık türü. : İSKORPİT: ZARGANA Bir balık türü.:DUBAR Bir baş rahip yada bir baş rahibe tarafından yönetilen manastır.:ABEYİ Bir başlık türü.:BÖRK Bir batarya topun birden ateş etmesi.:SAPARTA Bir bestede kullanılabilecek aynı türden sesler kümesi.:SKALA.:ISKALA Bir bezik oyunu terimi. : VİDO Bir bilgiyi gösteren simgeler dizisi.:KOT Bir binadaki toplantı veya gösterinin yapıldığı yer,/ Tiyatroda dinlenme yeri. : FUAYE Bir binanın yöre imar dairesinin öngördüğü azami yüksekliği.:GABARİ Bir borca karşılık hesabı daha sonra görülmek üzere yapılan kısmi ödeme.:AKONT Bir böbrek üstü hormonu. : KORTİZON Bir bölgede yetişen bitkilerin hepsi,bitki örtüsü.: FLORA Bir bölgede yetişen hayvanların tümü.:FAUNA Bir buçuk dirhem değerinde eski bir ağırlık ölçüsü birimi. : MİSKAL Bir buharlı lokomotifin hemen arkasına yerleştirilen ve lokomotifin beslenmesi için gerekli yakıt ve suyu taşıyan araç. : TENDER Bir buluşun ve kullanım hakkının kime ait olduğunu gösteren belge. : BERAT Bir büyük güç sahibini perde arkasından yöneten kimse.:KAMARİLLA Bir büyükelçinin temsilci olarak bulunduğu ülke dışına çıkması durumunda veya o ülkeye gelmesinden önce ona vekalet eden diplomat.:MASLAHATGÜZAR Bir canlıdaki genlerin tümü. : GENOM Bir caz üslubu (1940’larda ortaya çıktı).:BOP Bir cins antilop. : KAV Bir cins av köpeği.: ZAĞAR Bir cins bamya. : OKRA Bir cins baykuş. : YAPALAK Bir cins börülce. : MAŞ Bir cins doğan. : ZAĞANOS Bir cins erik. :AYNABAKAR Bir cins güvercin. : PAL Bir cins ince,şık dokunmuş patiska. : NANSUK Bir cins iri yengeç.:PAVURYA Bir cins kokulu sandal ağacı. Bir cins mısır.:KALEMBEK Bir cins koyun. : DALABA Bir cins mimoza:. AMBERAĞACI Bir cins orkide. : ADA Bir cins pamuklu kumaş. : KALİKO Bir cins parlak kumaş. : KARAMANDOLA Bir cins pasta.:EKLER Bir cins portakal. : NAVEL Bir cins reçine. : LAKA Bir cins sülün. : TURAÇ Bir cins taze fasulye.:ANAPA Bir cins tüylü av köpeği: BARAK Bir cins, sazana benzer tatlı su balığı. : KARAKEÇİ Bir cismin hareketinin ölçülmesinde temel alınan nicelik. : MOMENTUM Bir çakıl taşı türü.:BREŞ Bir çalışmaya yardım sağlamak için,genellikle açık havada yapılan eğlentili toplantı.:KERMES Bir çeşit balık ağı. : IRIP Bir çeşit börülce.:MAŞ Bir çeşit büyük ve zehirli örümcek.:KUNDA Bir çeşit çevirme ağı.:BARABAT Bir çeşit erkek şalvarı.:ÇAKŞIR Bir çeşit hamur yemeği. : PİRUHİ Bir çeşit ince,çoğu kez çiçekli pamuklu kumaş. : MARKİZET Bir çeşit ipek kumaş.:KEMHA Bir çeşit İtalyan peyniri. : PARMİCAN Bir çeşit kekik. : ZAHTER Bir çeşit kısa ney.: NISFİYE Bir çeşit Leh dansı.:MAZURKA Bir çeşit pamuklu kumaş. : HASA Bir çeşit papağan.:LORİ Bir çeşit pelte.: PALUZE Bir çeşit sertçe,ince yünlü kumaş.:SOF Bir çeşit testere. : MUŞER Bir çeşit top mermisi. : HUMBARA Bir çeşit Venedik altın akçesine verilen ad. : DUKA Bir çeşit yanardağ kütlesi : BAZALT Bir çiçek. : PAŞAÇADIRI Bir çift at tarafından çekilen,üstü kapalı,yaylı ve dört tekerlekli binek arabası.:KARUÇA Bir çifte kürekli küçük patalya. : DİNGİ Bir çocuk oyunu. : KUKA Bir çok Avrupa ordusunda mızraklı süvarilere verilen ad.:UHLAN Bir çok bedensel özelliğiyle file benzeyen,tavşan iriliğinde memeli bir hayvan.:DAMAN Bir çok bitkiyle özel bir koku verilmiş,tatlı,bir tür şarap.:VERMUT Bir çok Ermeni baş patrik ve patriğin adı.: NERSES Bir çok kıtadan oluşan şarkı gibi söylenmek üzere yazılmış duygusal şiir,şarkı. : LİED Bir çok kişi tarafından el ele tutuşarak oynanan bir halk oyunu.: HORA Bir çok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için kullanılan ünlem.:YİSA Bir çok organik maddeyi eritmekte kullanılan uçucu,kolayca alev alır,eter kokusunda bir sıvı.:ASETON Bir çuval türü.: TELİS Bir dalda dördü beşi bir arada bulunan meyve kümesi.: ÇATANAK : ÇOTANAK Bir dalganın genlik,evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması.:MODÜLASYON Bir davanın mahkemece nasıl bir hükme bağlandığını gösteren resmi belge.:İLAM Bir deniz teknesinin başka bir tekneye veya iskeleye yanını vererek yanaşması.:ABORDA Bir deniz yolculuğunda geminin veya yükünün gördüğü zarar.:AVARYA Bir deste (52’lik) kağıtla oynanan bir iskambil oyunu.:KİNG Bir devletin topraklarıyla çevrilmiş,başka bir devlete ait arazi. :ANKLAV Bir devletin yada bir şirketin yönetimini birlikte yürüten üç kişilik topluluk. : TROYKA Bir dilde yeni sözcükler kullanma. : NEOLOJİ Bir dileği yerine getirme.:İSAF Bir dilin söz varlığı. : VOKABÜLER Bir dizi metal yada bambu dilden oluşan Afrika’ya özgü bir çalgı. : MBİRA Bir dokunun sertleşmesi.:SKLEROZ Bir duvardaki taş yada tuğla sırası. : REDE Bir düğmeyi yada kopçayı tutmaya yarayan halkacık. : BRİT Bir düzlem şeklin aynı yöndeki paralel bütün kirişlerini eşit parçalara bölen çizgi. : ORTAY Bir düzlemin odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri.:HİPERBOL Bir ekin hastalığı. : RASTIK Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.:AGREMAN Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz.: RESEPTÖR Bir elektrik devresindeki akımı,başka bir devreden geçen akımdaki değişiklikler aracılığıyla denetleyen aygıt,.değiştirgeç. : RÖLE Bir elektrofonun veya başka elektro-akustik sistemin yükseltici ve hoparlörleriyle birlikte kullanılmak üzere tasarlanmış güç yükseltici olmayan radyo alıcısı.: TUNER Bir elektron tüpünde temel işlevi ikincil yayım üretmek olan elektrot. : DİNOT Bir elma türü. : APİ Bir erik türü.:AYNABAKAR Bir eser üzerindeki hak.: TELİF Bir eserde asıl konu olarak ele alınan olaylardan önce,geçmiş bir takım başka olguları anlatan ilk bölüm,öndeyiş.:PROLOG Bir fal türü.:CİFİR Bir fındık çeşidi.:FOŞA Bir Fransız halk dansı.:GAVOT Bir gemici düğümü,ızbarço bağı.: ALABORİNA Bir gemideki malların gösterildiği,boşaltma işlerinin yapılacağı liman idaresine verilecek liste./Bildiri. : MANİFESTO Bir geminin alabildiği yük miktarı.:LASTA Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak.:BANDIRA Bir geminin yüklü su kesimi ile boş su kesimi arasında kalan bölümü.:FAÇA Bir geyik türü. : ÇOPUR Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça,giysi.. : ROBA Bir giyeceğin göğüsle omuz arasında kalan bölümüne eklenen parça.:ROBA Bir görevin yerine getirilmesinde iş ortaklığı. : SİNERJİ Bir görüntü,bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için simgelerle göz önünde canlandırıp dile getirme. :ALEGORİ Bir gösteri sırasında perde arasındaki dinlenme zamanı.:ANTRAKT Bir güreş türü.:KARAKUCAK:DALMA Bir halk türküsü.:MAYA Bir hava taşıtının belirli bir noktadan uzaklığını ve yön açısından belirlemeyi ve çevredeki hava taşıtlarına kimi komutları iletmeyi sağlayan radar eşgüdümlü hava trafik denetleme sistemi. : NAVAR Bir hekimin ustalığı,mahareti. : HAZAKAT Bir Hıristiyan derneği.:CİZVİT Bir Hint tanrıçası.:BRAHMA Bir Hint tanrısı.:BRAHMA Bir hükümdara vergi veren halk. : RAİYE Bir ırmağın denize kavuştuğu yerde lığların birikmesiyle oluşan üçgen biçimli ova,delta.:ÇATALAĞIZ Bir ile üç yaş arasında bulunan burulmuş erkek sığır. : TOSUN Bir ilin en yüksek maliye görevlisi.:DEFTERDAR Bir inanışın heyecanı ile coşup kendisinden geçme hali,vecd.:CEZBE Bir ipe geçirilmiş yada birbirine bağlanmış yaş yemiş yada sebze bağı. : HEVENK Bir ipe veya çubuğa dizilmiş yada saplarından birbirine bağlanmış yemiş veya sebze bağı.:HEVENK Bir iskambil oyunu. : FİTİL: OHEL Bir İspanyol dansı.:BOLERO Bir İspanyol şiir türü.:ROMANS Bir iş için,herhangi bir üst makama yazılan yazı.:MÜZEKKERE Bir işi yapmak,bir aracı onarmak için kullanılan alet takımı.:AVADANLIK Bir işin sonunu düşünerek ölçülü,tedbirli davranma.: TEMKİN Bir işletmenin ani batışı. : KRAK Bir kağıt oyunu. : KANASTA Bir kalkanın ortasında bulunan,eli korumaya ve oklardan sakınmaya yarayan,genellikle bombeli bölüm.:UMBO Bir kap içinde sıvı yağ ve fitilden oluşmuş aydınlatma aracı.:KANDİL Bir kasın tümünü veya bir parçasını kesme ameliyatı.:MİYOTOMİ Bir keçi yünü türü.:MOHER Bir kelimedeki harflerin yerini değiştirerek elde edilen kelime.:ANAGRAM Bir kıyıya yada gemiye göre açık deniz. : ALARGA Bir kilim türü.:CİCİM Bir kimse veya bir sorun için halkın olumlu veya olumsuz kanaatinin belirlenmesi amacıyla yapılan oylama. : PLEBİSİT Bir kimsenin kimlik bilgilerini gösteren kayıt. : KÜNYE Bir kitabın kısaltılmış biçimi ve özellikle kısa tarih kitabı. : EPİTOME Bir konu ile ilgili bilgi vermek ve bu bilgiler üzerinde tartışmak amacıyla birkaç yetkilinin yönetimi altında düzenlenen toplantı.:SEMİNER Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama.:BRİFİNG Bir konuyu açıklamak için hazırlanmış resim veya levhalardan oluşmuş kitap,harita kitabı.:ATLAS Bir koy yada lagünün dar girişi. : İNLET Bir koyun türü.:DAĞLIÇ Bir köleyi özgürlüğüne kavuşturma.: İTAK Bir köpek cinsi. : KANİŞ Bir köpek cinsi.:KANGAL.:FİNO Bir köşeden karşı köşeye doğru katlanmış yada kesilmiş olan. : VEREV Bir kumaş türü.:CANFES.:KREP Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası veya dantel dikilerek yapılan işlem.:APLİKASYON Bir kundak üzerine oturtulan ve zemberekle geçirilen çelik yay. : ARBALET Bir kurulun,bir topluluğun en önemli üyelerinden her biri. : RÜKÜN Bir kuruluşa bağlı yolcu gemilerinin en eski kaptanı. : KOMODOR Bir kuş türü.:BAŞTANKARA.:REA Bir kuvvetin uygulandığı kütleyi bir eksen etrafında döndürme eğilimi. : TORK Bir maddenin kimyasal bir tepkimede hiçbir değişmeye uğramadan tepkimenin olmasını veya hızının değişmesini sağlayan etkisi.: KATALİZ Bir madeni paranın yüzündeki bütün kabartma ve resimlerden daha yüksek bir çıkıntı oluşturan çevre pervazı.:ARSATA Bir mekanı örten kemerli yapı.. : TONOZ Bir mersinbalığı türü.: BİZ.:ŞİP Bir metreküp odun ölçü birimi. : STER Bir metrenin milyonda biri. : MİKRON Bir meyve. Tüylü Liçi. : RAMBUTAN Bir meze türü.: TOPİK Bir Mezopotamya destanı.:ETANA Bir Mısır tanrısı.:PTAH Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren dingil. : KRANK Bir motorda bilyelerin almaşık devinimini dairesel devinime çeviren mil.: KRANK Bir mukavemet yarışını ve bir tüfekle atış yarışını içeren kayak sporu. : BİATLON Bir mülk kaça satın alınmışsa,o mülke o para ile sahip olma,önalım.:ŞUFA Bir müzik parçasının dinleyicilerin isteği üzerine bir kez daha çalınması. : BİS Bir müzik parçasının hangi hızla çalınması gerektiğini gösteren alet.:METRONOM Bir müzik yapıtında kullanılmaya elverişli tüm seslerin oluşturduğu dizi.: SKALA Bir oda veya mekana açılan,duvar yada çitle çevrili girinti.:ALKOV Bir operanın sözlerinin yazılı olduğu kitap. : LİBRETTO Bir organda,bir atardamarın,doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması.:ENFARKTÜS Bir organı su vererek yıkayıp temizleme. : LAVAJ Bir orkestradaki tüm çalgılarla çalınan bölüm.:TUTTİ Bir orman ağacı. : SEKOYA Bir orta oyunu tipi.:ZUHURİ Bir ortaçağ çalgısı.: JİG Bir Ortadoğu tanrısı.: BAAL Bir ot ve bu otun öğütülmesiyle elde edilen tozdan yapılan bir çeşit tutkal.:ÇİRİŞ Bir otomobilin arkasına takılan,insan taşımaya yarayan,tekerlekli,üstü kapalı araç.:KARAVAN Bir oyuğa,bir yuvaya yerleştirilmiş tesisat.: ANKASTRE Bir oyunda,bir filmde dinlenme süresi,ara.:ANTRAKT Bir ölçü biriminin önüne getirildiğinde bu birimi binle bölen önek.:MİLİ Bir ölüyü toprağa gömme.:DEFİN Bir örümcek türü.:BÖ Bir palmiye türü. : DUM Bir pancar hastalığı. : KARABACAK Bir papağan türü.:LORİ Bir parça üzerine paralel çizgiler çizmek için kullanılan alet. : MİHENGİR Bir parçanın ağır çalınacağını belirten müzik terimi.:LENTO Bir parçanın ağır ve görkemli çalınacağını veya söyleneceğini anlatan müzik terimi.:LARGO Bir parçanın canlı,neşeli ve hızlı çalınacağını belirten müzik terimi.:ALLEGRO Bir parçanın notalarının,ara vermeden birbirine bağlanarak söyleneceğini veya çalınacağını belirten müzik terimi.:LEGATO Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın başkenti.: APİA Bir Pasifik ülkesi olan Batı Samoa’nın para birimi.: TALA Bir Pasifik ülkesi olan Vanuatu’nun para birimi.:VATU Bir poliçenin arkasına ciro edildiği kişiye ödenmesi için yazılan havale emri. : ORDİNO Bir resim,desen yada alçak kabartmada,bazı nesne ve figür boyutlarının,perspektifin etkisiyle kısalması. : RAKURSİ Bir resmi sulandırılmış renklerle boyamaya yada gölgelemeye verilen ad. : LAVİ Bir roman veya öyküde ikinci derecede bir olay.:EPİZOT Bir saç şekli. : ALABROS Bir salgı bezi dokusunda,o doku aleyhine gelişen tehlikesiz ur.:ADENOM Bir sanatçının tek müzik aleti eşliğinde verdiği konser. : RESİTAL Bir seçimde adaylardan hiçbirinin gerekli oyu sağlayamaması nedeniyle seçimin sonuçsuz kalması. : BALOTAJ Bir sesin yarım ton kalınlaştırılacağını gösteren nota işareti.:BEMOL Bir sıvının içindeki alkol derecesi. : GRADO Bir sıvıyı gaz biçiminde püskürten aygıt.:VAPORİZATÖR Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz.: TELESİNEMA Bir sinir lifini uyarmak için anında devreye giren bir doğru elektrik akımının sahip olması gereken en düşük şiddet değeri. : REOBAZ Bir sonuç çıkartma yolu.:ANALOJİ Bir sorunu ele alış,ona bakış biçimi.:YAKLAŞIM Bir sözcükteki harflerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcük.:ANAGRAM Bir su altı aracı.:BATİSKAF Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış tarla. : GEN Bir süs bitkisi. : ŞAKAYIK : KÜPE ÇİÇEĞİ : KATALPA Bir süs taşı. : AMETİST Bir şarkının,bir filmin deneme kaydı yada çekimi. : DEMO Bir şehrin avukatlarının toplandığı meslek kuruluşu.:BARO Bir şey için uygun durum,fırsat.:PUNT Bir şey üzerindeki gerekli bilgi,kavram.:NOSYON Bir şeyden korkmak,ürkmek,çekinmek.: OCUMAK Bir şeye dayanan. : MÜSTENİT Bir şeyi başka bir şeyle karıştırma.HALT Bir şeyi bir yerden bir yere götürüp getirmeye yarayan halat.: VARAGELE Bir şeyi unutmamak için parmağa bağlanan iplik. : RETİME Bir şeyin ayrıntılarına girmeden ana çizgilerini belirten.:KABATASLAK Bir şeyin balmumu,alçı gibi maddeyle kalıbını çıkarmak için yapılan işlemlerin tümü.:MULAJ Bir şeyin en güçlü ve sağlam yönü.:RÜKÜN Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası.:DİN Bir şeyin içinde var olan. : MÜNDEMİÇ Bir şeyin içindeki öz,lup.: EVİN:NÜVE Bir şeyin kenarını koruyan,süsleyen veya sınırını belirleyen çerçeve.:BORDÜR Bir şeyin özü,aslı.:MAYE Bir şeyin parçaları arasındaki uygunluk.:LORANT Bir şeyin yokluğunu hissetme. : ARAMİ Bir tabanca türü.:PİŞTOV Bir takoz türü.:BAT Bir tarım aleti,geminin orta bölümü. : BEL Bir tarikatın müritlerinin yolculukları sırasında konakladıkları, ibadet ve ayin yaptıkları tekkelere verilen ad. : ZAVİYE Bir tatlı su balığı: ÇOTİRA. : TARANGA Bir tatu (döğme) türü. : APAR Bir tekkenin şeyhi olan kimse.: POSTNİŞİN Bir televizyon ekranına bağlanan mikrofon yardımıyla,ekrandaki görüntüler eşliğinde şarkı söyleme esasına dayanan oyun.: KARAOKE Bir tema etrafında oluşan.:TEMATİK Bir ticaret senedinin yenilenmesinden alınan komisyon.:ACYO Bir ticari ortaklığın kuruluşu sırasında başlangıç sermayesini oluşturmak üzere ortakların vermeyi yükümlendikleri değerlerin tümü./ Anonim şirketlerde kurucu ortakların veya sermaye artırımına katılanların şirket sermayesine yaptıkları her türlü katkı. : APOR Bir tiyatro oyuncusunun seyircilerin duyacağı biçimde ama sanki diğer oyuncular duymuyormuş gibi konuşması veya düşünmesi:. APAR Bir tiyatro oyununda oyuncuların bir defada söylediği parça : TİRAT Bir tiyatro oyununda,karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme.:REPLİK Bir tiyatro sahnesinin önünde,ışık ve ışıldakların yerleştirildiği,izleyiciye en yakın yer.:RAMP Bir tiyatroda en üst balkon. : PARADİ Bir toplantıda bulunma karşılığı alınan para,oturum ücreti.:HAKKIHUZUR Bir toplumdaki ahlakla ilgili davranış biçimleri. : TÖRE Bir tuzla ürününün satıldığı bölgeler. : OROS Bir tür Amerikan kekliği. : İNAMBU Bir tür antilop. : UREBİ Bir tür asma,Meryem ana asması.:AKASMA Bir tür balık ağı. : ABLATYA Bir tür başlık. : KABALAK Bir tür baykuş. : KUKUMAV Bir tür bıçak. : DAĞA Bir tür cüppe. : BİNİŞ Bir tür çuha. :.EN Bir tür dana ve öküz derisi.:TELATİN Bir tür davul.:TİMBAL Bir tür delikli balık ağı.:IRIP Bir tür domino oyunu.: AZNİF Bir tür et yemeği. : PATE Bir tür ferace. : ALAVURA Bir tür filika.:FUTA Bir tür gemici düğümü.Izbarço bağı. : ALABORİNA Bir tür hafif ayakkabı. : YEMENİ Bir tür ince dokunmuş çizgi kumaş.:ÇİTARİ Bir tür ince ipekli kumaş. : PAPAZİ Bir tür ince meşin. :VAKETA Bir tür İngiliz birası.:ALE Bir tür iplik bükme aracı.:TEŞİ Bir tür işleme. : KOPANAKİ Bir tür jelatin. : AGARAGAR Bir tür kağıt süslemeciliği.:EBRU Bir tür kalın ve ağır çizme. : TOMAK Bir tür kalsiyum karbonat.:ARAGONİT Bir tür keçe çadır. : GEDEME Bir tür kement.:BOLA Bir tür kertenkele. : BABAKÖŞ: AGAMA:VARAN Bir tür keten patiska veya basma. : KRETON Bir tür keten,patiska veya basma.:KRETON Bir tür kısa hırka.:LİBADE Bir tür kömür sobası.: SALAMANDRA Bir tür kukuletalı asker kaputu,yağmurluk.:AVNİYE Bir tür kumaş. : DRA: FLANEL Bir tür kuzu eti yemeği. :KAPAMA Bir tür kürek.:AYALEMA Bir tür macun.:BERŞ Bir tür mezgit balığı. : MERLANOS Bir tür nişasta helvası.:SABUNİYE Bir tür org.: LATERNA Bir tür ökçesiz ayakkabı,yemeni. : KALAVRA Bir tür palmiye. : AREKA Bir tür pamuklu kumaş. : PAZEN Bir tür pelte. : PALUZE Bir tür perde. : STOR Bir tür peynir. : EDAM Bir tür sağlam ve yumuşak dana veya öküz derisi. : TELATİN Bir tür sert ve fazla kızarmayan domates. : KAVATA Bir tür ses alma cihazı.: DİKTAFON Bir tür sıçan. : FARİG Bir tür sıralaç. : KALAMAZO Bir tür soğanlı süs bitkisi.:AMARİLİS Bir tür süs kağıdı.: SERPANTİN Bir tür süsleme sanatı. 18. yy başında Fransa’da çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bezeme üslubu. : ROKOKO Bir tür şahin. : LAÇİN Bir tür şalvar. : ELİFİ Bir tür şeker hamuru.:NUGA Bir tür tabanca.:NAGANT Bir tür takoz.:BAT Bir tür taşkömürü.:ANTRASİT Bir tür tozluk.:GETR Bir tür verimli balçık. : LÖS Bir tür yağsız ve tuzsuz peynir. : TELEME Bir tür yapay mermer. : BREŞ Bir tür yelkenli ve motorlu yarış teknesi.:REGATA Bir tür yün örgüsü. : HARAŞO Bir tür yünlü kumaş. : KAŞE Bir tür zamk.:KİTRE:LAK Bir türün,bir olayın karakteristik yönünü veren.:SPESİFİK Bir ulusun başka bir ulusu siyasi ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.: EMPERYALİZM |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 09:32 |
||||
|
Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.: CUNTA
Bir ülkenin iskeleleri arasında gemi işletebilme hakkı. : KABOTAJ Bir üzüm cinsi. : İRİKARA: PAPAZKARASI Bir üzüm türü.:KARAGEVREK Bir varlığın doğası. : NELİK Bir veya iki çalgı için yazılmış,üç veya dört bölümden oluşan müzik eseri.:SONAT Bir veya iki milimlik pli. : NERVÜR Bir yada iki çalgı için yazılmış üç yada dört bölümden oluşan müzik eseri. : SONAT Bir yağ türü.:BEZİRYAĞI Bir yapıda dış kapıyla odalar arasındaki giriş bölümü.:DALAN Bir yapının Belediyece öngörülen yüksekliği. : GABARİ Bir yapının iç duvar kaplaması. : LAMBRİ Bir yarış yelkenlisi. : SNİPE Bir yaşını geçmiş inek yavrusu.:DÜVE Bir yazı sayfasının altına,metnin herhangi bir noktasıyla ilgili olarak yazılan açıklama.:HAŞİYE Bir yelkenli türü.:CÖNK Bir yengeç türü. : UCA Bir yerde biriken sıvıları dışarıya akıtmakta kullanılan oluk veya boru. : AKAÇ Bir yere gönderilen eşyanın listesi.:İRSALİYE Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya içindeki kiracıya açıktan verilen para.:HAVAPARASI Bir yetimin veya akılca zayıf birinin malını yöneten kimse. : VASİ Bir yılan türü.: PİTON Bir yıllık kuzu.:TOKLU Bir yol veya geçide girilmemesi için acele yapılan engel : BARİKAT Bir yüzeyin eğiklik derecesini anlamaya yarayan araç. Topoğraf aracı. : NİVO Bir yüzü içbükey,öbür yüzü dışbükey olan mercek. : MENİSK Bir yüzünde Kurtuluş Savaşı,diğer yüzünde ise Cumhuriyetin ilanı canlandırılan,8 Ağustos 1928’de açılan Taksim Atatürk Anıtının İtalyan heykeltıraşı.:PİETRO CANONİCA Bir zırhlı gemi türü. : DRETNOT Bir zinciri oluşturan halkalardan her biri. : BAKLA Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa veya başka taneler.:MALT Birbirine bağlı kurşun bölmelere yerleştirilmiş renkli cam parçacıklarından oluşan,saydam pencere süslemesi veya resim. : VİTRAY Birbirine paralel olarak uzanan iki akarsu arasında kalmış dağ sırtı.:KIRAN Birbirine sürtünen cisimlerin karşılıklı etkileşimini inceleyen bilim dalı. : TRİBOLOJİ Birbirine uygun,karışık. : MÜMTEZİÇ Birbiriyle geçinemeyen gemi tayfası. : ALABABULA Birçok onayaklı kabukluda orta sularda yaşayan larva biçimi. : ZOE Birden çok işletmenin bir grup başkanının yönetimi altında,belirli bir işi gerçekleştirmek amacıyla belirli bir süre için oluşturdukları topluluk.:POOL Bireycilik. : İNDİVİDÜALİZM Bireyler.: EFRAT Biri Amerika’da,diğeri Madagaskar’da yetişen ve yelpaze biçiminde yaprakları olan iki ağacın ortak adı.:RAVENALA Biri öne,öteki arkaya bakan,birbirine karşıt iki yüz biçiminde betimlenen eski bir Roma tanrısı. :İANUS Bir-iki yaşında koyun. : ŞİŞEK Birimlerin başına konulduğunda on katı gösteren bir ek.:DEKA Birinci çağın ilk dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer katmanları.:KAMBRİYEN Birinci Dünya Savaşında Osmanlı ordusunda kullanılan bir tür başlık.:KABALAK Birine bir mülkü sahip kılma. : TEMLİK Birine karşı gelmek,sert cevap vermek.:ÇEMKİRMEK Birinin ölümünü haber veren.:NAİ Birler,tekler. : YEGAN Birleşik bir ışık demetinin bir biçmeden (prizma) geçtikten sonra ayrıldığı basit renklerden oluşmuş görüntü.:TAYF Birleşikgillerden hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. : TARHUN Birleşikgillerden,kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki. : TEKESAKALI Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün kısa yazılışı.: UNESCO Birlik. : VAHDET Birlikte kullanıldığı terimin anl***** aşırılık kazandıran bir müzik terimi.:ASSAİ Birmanya (Myanmar) para birimi. : KIYAT Birmanya’da sıradağlar. :ARAKAN Birmanya’nın plakası. :BA Bisiklet ve motosiklette dümenin elle tutulan kısımlarına geçirilen ve yumuşak,sentetik maddeden yapılan kaplama.:ELCİK Bistüri. : NEŞTER Bit yavrusu. : YAVŞAK Bit,tahta kurusu gibi böceklerin yumurtası.:SİRKE Bit. : KEHLE Bitki hastalıklarını inceleyen bilim dalı.:FİTOPATOLOJİ Bitki kökleri,şeker,misk,dövülmüş ceviz veya fındık içi ile yapılan bir tür şekerleme.:DEVAİMİSK Bitki. : VİTAL Bitkilerden elde edilen ilaçlarla hastalıkların tedavisi.: FİTOTERAPİ Bitkilere,özellikle ekinlere zarar veren bir böcek.:BAMBUL Bitkilerin,hayvanların doku ve sıvılarında bulunan,birleşimi karbon,oksijen,azot,hidrojen ve kükürt olan,suda eriyen,beyaza yakın renkte,yapışkan madde.:ALBÜMİN Bitkinin doğal olarak yetiştiği yer,yurt.:HABİTAT Bitkisel tellerden yapılmış kaba örgülü büyük çuval. : TELİS Bitkisiz. : AFİTAL Bizans kiliselerinde kadınlara ayrılan bölüm. : YİNEKE Boagillerden,Afrika ve Asya’da yaşayan,zehirsiz,çok güçlü büyük yılan.:PİTON Boagillerden,tropikal Amerika’da yaşayan,avını sararak ve sıkarak öldüren yılan.:ANAKONDA Bodrum yakınlarında turistik bir belde.:TÜRKBÜKÜ Boğa güreşçisi. : TORERO Boğa güreşi.:KORİDA Boğa,tosun.:KELE Boğanotunun güz çiğdemi de denilen bir türü. : İTBOĞAN Boğaya tutulan kırmızı şal (Matadorların boğayı yormak ve hırslandırmak için kullandıkları kırmızı renkli kumaş parçası). : MULETA Boğaz mukozasının şişmesi,yutak iltihabı.: ANJİN Bol,verimli,gür.:FEYYAZ Bolivya’nın başkenti. : LAPAZ Bolkar dağları ile Ala dağlar kütlesini birbirinden ayıran tektonik çukur. : ECEMİŞ Bolluk,genişlik.:FERAHİ Bolu ilinde bir kaplıca.:SAROT Bolu yakınlarındaki kayak merkezi. : KARTALKAYA Bolu’nun Göynük ilçesinde,doğal güzelliğiyle tanınmış bir göl.:SÜNNET GÖLÜ Bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper.:KAZAMAT Borazan kuşu. : AGAMİ Borç alınan bir paranın belirli zamanlarda ödeneceğini gösteren senetler.:ESHAM Borç alma. : İSTİKRAZ Borç veren,alacaklı : DAİN Borç veren.:DAYİN Borç verme anlamında eski bir sözcük. : İDANE Borç verme. : İKRAZ Borçlar.:DÜYUN Borda kaplamalarını yerleştirmek için ahşap gemilerin omurgalarına açılan yuva. : AŞOZ Borneo dağlarında yaşayan sülün. : RALİC Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile primli değerlerin kuru arasındaki fark. : EKAR Boru sesi. : Tİ Boruları döndürmeden eklemeyi sağlayan bağlantı parçası. : RAKOR Borusunun içinde,ağız deliğinin altında bir tapa (blok veya dil ) bulunan ve ucundan üflenerek çalınan kavallara verilen ad. : DİLLİDÜDÜK Bostanda yapılan bekçi kulübesi. : GÜMELE Boş alan korkusu.: KENOFOBİ Boş,anlamsız söz.:FASARYA Boş,çürük,yanlış. : BATIL Boş,yararsız : . MALAYANİ Boş. : TEHİ Boş.,yararsız,.saçma. : ABES Boşanma. : TALAK Boşanmış kadın. : TALİKA Boşluk. : KAVİTE Boşluk.:VAKUM Boşta gezen.:HAYTA Boşuna.:BEYHUDE Botanikte köksap.: RİZOM Botanikte populus olarak tanımlanan söğütgillerden uzun orman ağacı.: KAVAK Botanikte,kabuğu çatlamamış meyve kabuğuna verilen ad.: AKEN Bovling oyununda devrilmeye çalışılan,üzeri plastik kaplı tahta kuka. : PİN Boy,endam. : KAMET Boy,klan. : ANAR Boyacılık ve sepicilikte kullanılan tanence zengin bitkisel özüt. : KAŞA Boyacılıkta kullanılan,nikel ve demire benzeyen,gümüşi renkte bir element.:KOBALT Boyalı ve yapışkan suyun üzerine kapamak yoluyla kağıda yapılan bir çeşit dalgalı ve kareli süs.:EBRU Boyanmamış seramik rengi. : ZEM Boylam uzunluk. : TUL Boynuz.:KARN Boynuzdan yapılan bir çeşit boru. : NEFİR Boyu yüz metreyi aşabilen bir ağaç.: OKALİPTÜS Boyu 40-60 cm,vücudu silindir biçiminde,gaga gibi ince uzun sivri ağızlı geçici bir balık.:ZARGANA Boyunduruk. : NİR Boyut.:BUUT Boyutları farklı iki gövdeden oluşan tekne tipi.: PRAO Bozukluk ,yanlışlık. : SAKAMET Bozukluk,yanlışlık,eksiklik.:SAKAMET Bozularak kokuşmuş.:CILK Bozulmak,ekşiyip çürümek.: EPRİMEK Böbrek üstü bezlerinin etkili bir maddesi. :ADRENALİN Böbürlenme. : TAFRA Böcek.:HAŞERE Böcekbilim.:ENTOMOLOJİ Böceklerde baş ile karın arasında kalan beden bölümü. : TARAKS Böcekleri inceleyen bilim dalı.: ENTOMOLOJİ Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim. :NEMF Böceklerin kurtçuk durumundan yetişkin duruma geçerken arada aldıkları özel biçim.:NEMF Böğürtlen,diken dutu,it üzümü. : BÜK Böğürtlen.:BÜK Bölüştüren, ayıran, ikilem. : MUKASSİM Bram Stoker’ın sinemaya da uyarlanmış ünlü korku romanı.:DRAKULA Brezilya müziği.(1950’lerin sonlarında ortaya çıkarak halk arasında yaygınlaştı).:BOSSANOVA Brezilya’da bir kent. : NATAL Brezilya’da büyük kentlerin çevresini saran gecekondulara verilen ad. : FAVELA Brezilya’nın para birimi. : REAL Brezilya’nın plaka işareti. : BR Briçte iki manştan oluşan bölüm.:ROBER Briçte karşı tarafa ancak bir el vererek çıkarılan oyun. : ŞLEM Briçte kazanılan her ele verilen ad.: LÖVE Briçte oyunculardan birinin elinde bir renkten hiç kağıt bulunmaması. : ŞİKAN Briçte,bir eli üstün bir kağıtla almayıp daha aşağı bir kağıtla almaya verilen ad.:EMPAS Bronz. : TUNÇ Bu günkü belediyenin Türkiye’de ilk kurulan biçimi. : ŞEHREMANETİ Bu günkü Hollanda,Belçika ve Kuzeydoğu Fransa’ya eskiden verilen ad.: FELEMENK Buddha’nın Çin’deki adı.: FO Budistlerin en büyük tanrısı. TARA Budizm de ruhun ulaştığı en yüksek mertebeye verilen ad. : NİRVANA Budun ön kısmından elde edilen ve kızartmaya elverişli olan dana eti. : NUAR Buğday tanesinin olgunlaşmış içi.,bir şeyin özü. : EVİN Buğday,toprak gibi şeylerin elendiği iri gözlü kalbur.:GÖZER Buhar. : İSTİM Buharlı hamam. : SAUNA Bukalemun. : KAYAKELERİ Bulanık,net olmayan. : FLU Bulaşıcı hastalıklar bulunan bir ülkeden gelmiş insanların karantinaya alındıkları binaya verilen ad. : LAZARETTO Bulaşıcı,geçici.:SARİ Bulgar parası. : LEVA Bulgaristan’ın plakası. : BG Bulgur,biber,soğan,domates gibi şeylerle yapılan ve asma yaprağına sarılıp çiğ olarak yenen bir yemek. : BAT Bulmaca anlamında kullanılan bir sözcük.: ENİGMA Bulmaca bilim. : ENİGMATOLOJİ Bulut. : SEHAB Bunama. : ATEH Bunamış.: MATUH Bundan böyle. : BADEMA Bundan dolayı. : BİNAENALEYH Bunun gibi,böyle. : HAKEZA : KEZALİK Burçlar kuşağının dördüncü işareti (Yengeç).:CANCER Burdur’da bir baraj.:ONAÇ Burgaç,çevri,eğrim. : ANAFOR Bursa – Mustafakemalpaşa’da bir kaplıca. : DÜMBÜLDEK Bursa ili Mustafakemalpaşa ilçesinin eski adı. : KİRMASTİ Bursa’nın Gemlik ilçesinin antik dönemdeki adı.:KİOS Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı,tamamıyla sit alanı olan Zeytinbağı bucağının eski adı.:TİRİLYE Burun boşluğu ile orta kulağı birleştiren boru biçimindeki yola verilen ad.:ÖSTAKİ Burun iltihabı. : RİNİT Burun kanaması. : EPİSTAKSİS Burun ve burun boşluğu hastalıklarıyla uğraşan patoloji dalı.: RİNOLOJİ Burun. : ENF Burunotu.: ENFİYE Buzul.:CUMUDİYE Bükerek germek için iki kat edilmiş bir ipin ucuna geçirilen tahta parçası. : TOYAKA Bükme ve fırlatma tekniklerini kullanması ve saldırganın gücünü ve hamlelerini ona karşı kullanmayı amaçlaması bakımından Jiujitsu ve Judo dövüş tekniklerine benzeyen kendini savunma sistemi.:AİKİDO Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık. : KAŞEKSİ Bütün beslenme işlevlerinin bozulmasıyla oluşan ileri derecede zayıflık.:KAŞEKSİ Bütün denizlerde yetişen,emici köklerle kayalara tutunan,uzun şeritler durumunda bir deniz yosunu.: LAMİNARYA Bütün dünyaya yayılmış küçük yaprak böceği. : LUPERUS Bütün Hıristiyan kiliselerinin birleştirilmesini amaçlayan hareket.:EKÜMENİZM Bütün vücudu yıkamak.:ÇİMMEK Bütünleşme,birleşme.: ENTEGRASYON Bütünleşme,birleşme.:ENTEGRASYON Bütünsel. : TOTAL Büyücü.:CADI Büyük araç korunağı,sundurma. : HANGAR Büyük bakraç.Su kovası. : SİTİL Büyük balıkçı kayığı. : ALAMANA Büyük balıkların göğsüne yapışık olarak yaşayan küçük balıklara verilen ad.:RAMORA Büyük bir maymun türü.:LANGUR Büyük bira bardağı.:ŞOP Büyük boynuzları olan bir yaban koyunu : ARGALI Büyük bölümü hazır olarak buzdolaplarında saklanan,sonradan birleştirilip çabucak hazırlanabilen basit ve standart yiyecek servisinde uzmanlaşmış lokanta.:SNACK Büyük bölümü saf metandan oluşan,kolayca tutuşabilen bir gaz.:GRİZU Büyük çağlayan.:ÇAVLAN Büyük çarpmaları,bölmeleri,kök ve kuvvet alışlarını yapabilmek için bulunan bir yol.:LOGARİTMA Büyük çivi. : ENSER: MIH Büyük çoğunluğu Moldova’da,az bir bölümü Deliorman,Dobruca,Besarabya ve Ukrayna’da oturan Ortodoks Türk halkı.:GAGAVUZ Büyük delikli kalbur. : SARAT Büyük devletler. (İngiltere,Fransa,Almanya ve Rusya). : DÜVELİ MUAZZAMA Büyük erkek kardeş,ağabey. : EDE Büyük hasır çanta.Hasırdan örülmüş saplı torba. : ZEMBİL Büyük havan. : DİBEK Büyük havuz.:BİRKE Büyük Hindistan cevizi. : NARCIL Büyük ırmak. : ŞAT Büyük iplik çilesi.: KELEP Büyük kötülük. : MELANET Büyük küpeleriyle tanınan ve dinsel inançlarında Hindu,Şiva,Tandra Budhacılığı ve Hathayoga’ya özgü ögeleri birleştiren Şivacı çileciler tarikatı.: KANPHATAYOGİ Büyük mağaza.:BONMARŞE Büyük Menderes deltasında,zengin bir kuş yapısına sahip olan göl.:KARİNE Büyük meşin heybe. : HURÇ Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç. : GELBERİ Büyük ocaklardan ateşi dışarı çekmek için kullanılan uzun saplı demir araç.:GELBERİ Büyük Okyanus da yer alan,dünyanın en derin çukuru. : MARİANA Büyük piliç. : YARKA:BULADA Büyük pulluk.Kotan. : KUTAN Büyük Rus kentlerinin yakınındaki tatil evlerine verilen ad.: DAÇA Büyük saban.,pulluk anlamında yerel sözcük. : KOTAN Büyük sandal. : BARKA: ŞALUPA Büyük sıçan.: KEME Büyük su kabı.:BİDON Büyük tencere. : KAÇARULA:HARANA Büyük ve derin karavana,kazan. : KERES Büyük ve görkemli ev. : KONAK Büyük ve ulu.:CELİL Büyük yelkenli gemi.:CÖNK Büyük yılan.: EJDER Büyük yün çilesi. : KELEP Büyük zoka. : SİNARA Büyük,kocaman.:CESİM Büyük,yetişkin,yaşlı. : EKE Büyük,yumurtamsı,kırmızımsı mavi renkli bir erik türü.:AYNABAKAR Büyükbaş yada küçükbaş hayvanların bağırsakları temizlenip içine ciğer,soğan,pirinç ve baharattan oluşan iç doldurularak yapılan dolma. : BUMBAR DOLMASI Büyükelçi.: SEFİR Büyüklük,irilik.:CESAMET Büyüklük,yücelik. : İZZET Büyükşehir,anakent.: METROPOL Büyültme. : AGRANDİSMAN Büyüme hormonunun aşırı salgılanmasına bağlı olarak ellerde,ayaklarda ve başta aşırı büyüme gibi değişikliklerle belirgin hastalık.:AKROMEGALİ Büyümemiş karpuz. : KALAK: ŞALAK Büyüteç. : LUP Büyütme,abartma. : İZAM |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 10:07 |
||||
|
C Çabalama.:CEHT
Çabuk kurumasını sağlamak için boyaya az miktarda katılan madde. : SİKATİF Çabuk yol alan,hızlı giden.:YÜRÜK Çabukluk,hız,sürat : İVİNTİ Çadır kümeleri. : ASARİM Çağlar,devirler. : EDVAR Çağrı kağıdı. : OKUNTU Çakala benzer vahşi bir hayvan.:KARAKULAK Çakıllı ve bozuk yol. : NALDÖKEN Çalgı ağızlığı ile pistonu olan,boyundan geçirilerek tutulan,çember biçimli,üflemeli bakır çalgı.:HELİKON Çalgıcıların kullandığı bahşiş.:ALATURA Çalgıç,mızrap.:TEZENE Çalgılı meyhane. : TAVERNA Çalı bahçe duvarı. : ÇİT Çalışan,çaba gösteren.:CAHİT Çalışan,gayret eden. : SAİ Çalışkan.:HAMARAT Çalışma. : SAY Çalma,hırsızlık.: SİRKAT Çam ağacından yapılmış su testisi. : SENEK Çam ağacının çiğnenip emilen iç bölümü ve bunu almak için ağacın gövdesine açılan yara,soymuk. : YALAMUK Çam ağacının reçineli kabuğu. : ZAVİL Çam sakızı. : REÇİNE : AKMA Çam,ardıç,ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. : PÜR Çam,ardıç,sedir gibi ağaçların yaprağı.: İBRE Çamaşır leğeni.:TEŞT Çamaşır yıkamada kullanılan yassı tokmak. : TOKAÇ Çamaşır yıkarken kullanılan tahtadan yassı tokmak.:TOKAÇ Çamaşırcı ayı’ denilen,kürkü kıymetli bir hayvan. : RAKUN Çamaşırın az kirli ve köpüklü son suyu. : EPRİK Çamgillerden,yüksek bölgelerde yetişen,kozalaklı bir orman ağacı. : KÖKNAR Çamur tedavisi. : PALEOTERAPİ Çamur,cıvık.:LAY Çamurcun,eğri koca gibi adlar da verilen ve yurdumuzun sulak alanlarında yaşayan küçük ördek cinsi.:ÇAKIRKANAT Çan,çıngırak. : DERA Çanakkale Boğazı’nın Nara Burnu mevkiinde,1954 yılında,Dumlupınar denizaltımıza çarparak batıran İsveç tankeri.: NABOLAND Çanakkale Boğazında Dumlupınar deniz altısına çarparak, dört Nisan 1953’de batmasına neden olan İsveç yük gemisi. : NABOLAND Çanakkale ilinde ünlü bir antik kent.:ASSOS Çanakkale’nin Ezine ilçesinde bir kaplıca.:KESTANBOLU Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan sepilenmiş dana derisi. : VİDALA Çanta,eldiven yapımında kullanılan yumuşak deri.:NAPA Çapkın.:HOVARDA Çarlık Rusya’sında gizli ve siyasi polis birliği.:OHRANA Çarmıha giden İsa’ya kötü davrandığı için sonsuza dek yürümeye mahkum edilen efsanevi kişi.:AHASVERUS Çarpan balığı. : TRAKUNYA Çarpık,eğri ağız. : YILIK Çarşıya,pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.:KANTARİYE Çavuşkuşu,hüthüt.:İBİBİK Çay ağzında yapılmış olan balıkçı büğeti. : KARMIK Çeçenlerin kendi ülkelerine verdikleri ad.:İÇKERİYA Çekici.:CALİP Çekilerek balık avlamaya yarayan,genellikle daire şeklinde el ağı. : TRATA Çekim ve baskı işlemlerini çok çabuk ve otomatik olarak yapan fotoğraf makinesi.:POLAROİT Çekinik. : RESESİF Çekinme,sakınma.:İBA Çekinmeden.:BİPERVA Çekişme.:CİDAL Çelik. : PULAT Çelikkalem takımyıldızının Latince adı.:CAELUM Çelimsiz ve biçimsiz kimse.:CİMBAKUKA Çelişki. : TENAKUZ Çember biçiminde,tellerden yapılma,torbaya benzer,büyük gözlü ağ.:APOŞİ Çember ve demir tellerle bağlanmış ticaret eşyası.:BALYA Çemberin çevresinin çapına oranını gösteren sayı.: Pİ Çemen otu.: POY Çene yarıştırma. : TALK-SHOW Çeper,zar.:CİDAR Çerez olarak yenen tahıl kavurgası.:FİRİK Çerkezlerin ulusal destanı. : NART Çeşitleme.:VARYASYON Çeşitler.:ENVA Çeşitli boğanotu türlerinden elde edilen bir alkaloit. : ATİZİN Çeşitli dans ve oyunlardan oluşmuş sahne gösterisi. : REVÜ Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence yeri.: KABARE Çeşitli malzemelerin sanatsal amaçla bir araya getirildiği ürün. : KOLAJ Çeşitli tropikal bölgelerde genellikle kuru,sağanaklardan sonra geçici akarsuya dönüşen sel yatağı.:ARROYO Çeşitli yükleri yukarı çekmek için halattan yapılmış sapan. : İZBİRO Çeşitli yüzeyleri istenilen konuma getirmek için kullanılan ölçü aleti.:SUTERAZİSİ Çeşme zıvanası. : MASURA Çeşme,musluk vs. çevreye sıçramasını veya akıp gitmesini önlemek için konulan delikli taş tekne.:YALAK Çete.:GANG Çevre.:ETRAF Çevrili girinti. : ALKOV Çıkılması güç kayalık yer.:LAÇİN Çıkrık veya dişli yardımıyla ağır yükleri kaldırmaya veya çekmeye yarayan bir alet.:BOCURGAT Çıkrıkçı çarkı.: TARTURA Çılgın,divane. : ŞEYDA Çınar,meşe,palamut gibi ağaçların meyvesi.:PELİT Çıplak toprak./Kel. : DAZ Çıplak,tüysüz. : CAVLAK Çırak.: ŞAKİRT Çiçeğin dıştan ikinci halkasında bulunan yaprakların hepsi.: TAÇ Çiçek bozuğu yüz.:ÇAPAR Çiçek demeti. : BUKET Çiçek tozu. : POLEN : TAL Çiçek. : ŞÜKUFE Çiçekleri hekimlikte kullanılan ve kökleri kavrularak yenilen bir bitki,sığırdili.:HODAN Çiçekleri katmerli ve mor renkte bir tatula türü.:NAVÇAĞAN Çiçekleri sinek örümcek gibi kimi böcekleri andıran otsu bir bitki.:OFRİS Çift sürerken öküzleri yürütmek için kullanılan, ucuna sivri demir çakılmış uzun değnek. : ÜVENDİRE Çift atlı binek arabası. : KAROÇA Çiftleşme zamanı gelmiş kısrak yada dişi eşek. : GÜRE Çiftlik uşağı.:AZAP Çile durumundaki ipliği yumak yapmak veya masuraya sarmak için,üzerine geçirilen kafes dolap biçimindeki hafif ve bir eksen üzerinde dönen araç.: ELEMGE Çimenlik,bahçe.:ÇEMENZAR Çin ayısı. : PANDA Çin düşüncesinde dişi ilke : YİNG Çin felsefesinde doğru yolu yada cennetin yolunu belirten temel kavram. : TAO Çin felsefesinde eril,gök,aydınlık,etkin ve delici olarak düşünülen ilke. : YANG Çin gongu. : TAMTAM Çin gülü. : KAMELYA Çin Halk Cumhuriyeti’nde bir ırmak.:İRTİŞ Çin kirazı denilen ve nemli topraklarda yetişen bir meyve.: LİÇİ Çin müziğine özgü dört veya beş telli lavta. : PİPA Çin ve Japonya’da oynanan bir strateji oyunu. Çin satrancı. :GO Çin,Vietnam,Malezya’da yetişen ve lifleri dokumacılıkta kullanılan değerli bir bitki.: RAMİ Çin’de Buda’ya verilen ad. : FO Çin’de yetişen ve meyvelerinden kurutucu bir yağ elde edilen ağaç. : TUNG Çin’in eski para birimi.: TAEL Çin’in para birimi. : YUAN Çin’in plakası.: TJ Çinakoptan büyükçe lüfer. : SARIKANAT Çingene çadırı.:ÇERGİ Çingene.:KIPTİ Çinko banyosu. : GALVANİZ Çinko,bakır ve nikelden yapılan,gümüşü andırır bir alaşım.Mayşor. : ALMAN GÜMÜŞÜ Çinko.:TUTYA Çinkonun başlıca cevherlerinden biri olan doğal çinko sülfür. : BLEND Çinlilerin bir uzunluk ölçüsü. : Lİ Çipura balığının,boyu 10 santimetreye kadar olan gençlerine verilen ad.:LİDAKİ Çirişli bir çeşit parlak bez.: KETAL Çirkin huy. : ENİR Çirkin.:KAKNEM Çiroz durumundan çıkarak yağlanmaya başlamış olan uskumru.:LİPARİ Çit yapmakta kullanılan büyük kızak.: SÖVEN Çit,perde. : ÖR Çit.: ÇEPER Çitlembik. : MELENGİÇ Çivit renginde koyu mavi.:NİLGÜN Çiy, kırağı. : JALE: ŞEBNEM Çizgi. : HAT Çizgileri olan kumaş.: REYE Çizgilerin,yüzeylerin,katı cisimlerin birbirine rastlayıp kesiştikleri yer.:ARAKESİT Çizilerek veya oyularak açılan kertik. : ÇETELE Çoban düdüğü denilen keskin kokulu bir bitki. : MEYHANECİ OTU Çoban düdüğü. : TİKE Çoban düdüğüne halk hekimliğinde verilen ad.:AZARON Çoban köpeği.:KARABAŞ Çoban türküsü. : KAYABAŞI : İGLOG Çoban yamağı anlamında kullanılan yöresel bir sözcük. : ÇONA Çoban yıldızı,Venüs.:ÇOLPAN Çoban yıldızı. : KERVANKIRAN Çoban.: RAİ Çobanların çaldığı ıslık. :ASADOLU Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz,kolsuz,keçeden üstlük : KEPENEK Çocuk hastalıkları ile ilgili bilim dalı. : PEDİATRİ Çocuk oyunlarında kale olarak kullanılan çukur.:MELE Çocuklarda,karın şişmesiyle beliren bir hastalık.:KIRBA Çocukları korkutmak için kendisinden söz edilen bir yaratık,umacı,hayalet.:KARAKONCOLOS Çoğu kıldan dokunmuş büyük çuval.: HARAR Çoğulcu.: PLÜRALİST Çoğunluğu Türk soyundan olan ve Polonya topraklarında oturan Musevi topluluğu.:KARAİMLER Çoğunlukla akaryakıt gibi sıvı maddeleri taşımada kullanılan,silindir biçiminde,metalden büyük kap.: GALON Çoğunlukla bir kütleyi çok daha küçük bir kütle yardımıyla tutmaya yarayan alet.:BASKÜL Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan,keten veya ipek karışımı bir kumaş.: DAMASKO Çoğunlukla hidrojen veya helyumla şişirilmiş güdümlü balon.:ZEPLİN Çoğunlukla imaretlerde yoksullara verilen kepekli undan yapılmış pideye benzer bir tür ekmek.: FODLA Çoğunlukla yemek pişirmekte kullanılan,içinde ızgarası bulunan,ayaklı ve taşınır ocak.:MALTIZ Çoğunlukla yüzey sularından yoksun mağaralarla ve yer altı ırmaklarıyla örülü kıraç ve kayalık arazi. : KARST Çok acıklı olay.: HAİLE Çok anlamlı bir kelimeye her defasında başka bir anlam yükleyerek birbirine yakın birkaç yerde kullanma. : CİNAS Çok az kaldı anlamında bir sözcük.:RAMAK Çok beyaz.:APAK Çok bilinen bir sözü veya atasözünü biraz değiştirip eklemeler yaparak güncel sorunları belirten cümle.:LAFORİZMA Çok bükümlü ipliklerle dokunan ve kendine özgü dalgalı bir görünümü olan kumaş.:KREP Çok eski bir geçmişi olan ve kimi Şinto törenlerinde yapılan dinsel Japon dansı. : KAGURA Çok eski bir tarihi anlatır. : Fİ Çok gizli.:EKTEM Çok güzel,en güzel.:AHSEN Çok hızlı gidebilen bir tür keşif gemisi. : SKAVUT Çok hücreli canlılarda hücrenin belli evrelerden geçerek çoğalması.:KARYOKİNEZ Çok iğneli olta takımı. : ÇAPARİ Çok iğneli uzun balık oltası. : PARAKA Çok ince bir yün cinsi. : KAŞMİR Çok ince toz tanesi.: TOZAN Çok ince ve çok seyrek muslin yada pamuklu bez. : ADATİS Çok iri ve kaba şey.: LENDUHA Çok kaynatılarak koyulaştırılmış şerbet.:ŞURUP Çok kepekli un. : PASPAL Çok kısa boylu,bücür.:BODUR Çok öfkeli.Kötü ve korkunç cin. : İFRİT Çok övünen. : FAHUR Çok parlak.: BER Çok pullu,gümüş renkte,beyaz etli bir balık.:KEFAL Çok rüzgarlı yer.: TOZKOPARAN Çok sesli müzikte bir beste.: FÜG Çok süslü giyinen ve modaya düşkün kadın. : KOKET Çok şey bilen,her şeyden anlayan.:HEZARFEN Çok şiddetli ve çevrintili bir yel. : KASIRGA Çok tanrıcılık. : PAGANİZM Çok tanrılı dinden olan kimse. : PAGAN Çok tehlikeli bir köpek balığı türü. : HARHARYAS Çok üşümek.:BUYMAK Çok verimli,bol,eksiksiz.: ONGUN Çok yırtıcı bir deniz balığı.:MURANA Çok yiyen,obur.:HIRA Çok yorulmak. : TELESİMEK Çok zaman tahıl,kepek ve keten tohumu karışımından oluşan at yemi. : MAŞ Çokluk. : KESRET Çorak toprak. : KEPİR Çorba gibi yiyeceklere lezzet kazandırmak için un ve yağla yapılan sosa verilen ad. : MEYANE : MİYANE Çorum bezi de denilen ve geleneksel el tezgahlarında dokunan bir tür bez.:KENEFİ Çorum ilinde,Hitit Uygarlığını aydınlatan ünlü höyük.:ALACAHÖYÜK Çorum’da,Hititler döneminde yapılmış açık hava tapınağı.: YAZILIKAYA Çorum’un Mecitözü ilçesinde bir kaplıca.: BEKE Çorumun Alaca ilçesinde ünlü bir höyük. : ESKİYAPAR Çöl bölgelerinde bazı çukurların tabanını kaplayan tuzlu ve killi toprak.: TAKİR Çöl bölgelerinde yaşayan bir sürüngen türü. : SKİNK Çöl.:BEYABAN Çölde fırtına sonucu tepecikler halinde yığılan kum kütlesi.:KAUR Çölde işaret için konulan taşlar. : ARAM Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi.Kumul./Buzul : EKSİBE. Çöllerde veya deniz kıyılarında rüzgarların yığdığı kum tepesi. : KUMUL Çözgü ve atkının kumaş yüzeyi üzerinde kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaşa verilen ad. : FASONE Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde,kendiliğinden desen oluşturduğu her tür kumaş.:FASONE Çözgü. :ARIŞ Çözgüsü ipek veya sentetik elyaf,atkısı kalın pamuk veya yün olan kumaş. : BENGALİN Çubuk veya kamıştan yapılmış bağ ve bahçe kulübesi.: HUĞ Çuha kumaşının sarıldığı top.: PASTAV Çukur yer.: ESİK Çulluk. : BEKAS Çürütülmüş tütünden yapılan ve buruna çekilen keyif verici toz. : ENFİYE |
|||||
![]() |
|||||
ugurgencoglu
Gerçek Forumcu
Kayıt tarihi: 15.Ağustos.2009 Konum: İstanbul Durum: Offline Puanlar: 137 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 10:15 |
||||
|
Ne kadar zengin türkçemiz!
|
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 10:48 |
||||
|
D
Dadı. : TAYA Dağ geçidi.: AŞIT Dağ keçisi. : ELİK: YAĞMURCA Dağ kırlangıcı da denilen küçük bir kuş. : EBREHE Dağ kırlangıcı denilen küçük bir kuş ,Keçisağan.:EBABİL : EBREHE Dağ lalesi.Manisa lalesi: ANEMON Dağ servi’si. : SEDİR : ARAR Dağ sırtlarında davarların yatırıldığı düz,rüzgar almayan kuytu yer.: ARKAÇ Dağ sırtlarında geçit veren çukur yer.Dağ üzerindeki yüksek geçit. : BELEN Dağ tavuğu. : ÇİL Dağ yürüyüşü. : TREKKİNG Dağcılık. :ALPİNİZM Dağılma, : İNFİSAH Dağıtıcı.:MÜVEZZİ Dağıtım.:TEVZİ Dağlarda yetişen,rengi hafif yeşil bir çeşit yaban soğanı.:KÖMÜREN Dağların oyuk,kuytu yerleri.: KEPEZ Dağlık yer.:CEBELİSTAN Daha çok ayakkabı yapılan bir çeşit sağlam ve parlak kumaş.:KARAMANDOLA Daha çok hayvan postundan yapılan bir başlık türü.:BÖRK Daha çok kadınların bluz üzerine giydikleri yelek. : JİLE Daha çok Karadeniz yöresinde giyilen bir tür erkek ayakkabısı. : ÇAPULA Daha çok Nil ırmağında kullanılan bir tür küçük gemi. : FELUKA Daha çok radyo ile yayımlanmak için hazırlanmış,genellikle güldürü niteliğinde kısa oyun.:SKEÇ Daha çok tahıl tarlalarında görülen mor çiçekli bir bitki,mavi kantaron. / Peygamber çiçeğine verilen ad : BELEMİR Daha çok Türkmen oymakları arasında rastlanan bir tür kukla oyunu. : KARAÇOR Daha iyi. : EVLA Daha sonra.:BİLAHARE Dahi. : ÖKE Dal ve budak kırpıntısı.:ÇIRPI Dalan.,çıkar topluluğu. : LOBİ Dalga dalga renkli çizgiler.:MENEVİŞ Dalga. : TALAZ Dalgalı parıltılar verilmiş olan bir tür kumaş,hareli kumaş.: MUARE Dalla örtülü, çalı çırpıdan yapılmış kulübe,çardak. : ALACIK Dallardan örülmüş büyük sepet.:ÇİTEN Dalları çok çatallı ve sapları odunsu bir bitki.:ÇALI Dalsız budaksız ağaç. : KABAŞ Dalyanın kapak yeri.: BASARNA Damak zevki olan.Yemekten ve içkiden anlayan,bunların tadına varabilen kimse. : GURME Damar sertliği. :ARTERYOSKLEROZ Damarlı ve yarı saydam bir taş,balgam taşı. : ONİKS Damıtmaya yarar araç,damıtıcı.:İMBİK Damla. : KATRE Danışma kurulu.: ŞURA Danışma.:İSTİŞARE Danimarka,İsveç ve Norveç’in küçük para birimi. : ÖRE Danimarka’nın para birimi.:KRON Dans adımı. : EŞAPE Dans düzenleme sanatı. : KOREOGRAFİ Dantel ve nakış ipliği yumağı. :KUKA Dar geçit,boğaz.:DERBENT Dar tentene. : OYA Dar ve ensiz tahta.: TİRİZ Dar ve kapalı yerlerde duyulan kaygı veya korku,kapalı yer korkusu.: KLOSTROFOBİ Dar,uzun ve hafif bir yarış kayığı,kik.:FUTA Darıdan yapılan şarabın kımızla karıştırılmasıyla elde edilen eski Türk içkisine verilen ad.: TARASUN Datça’daki eski çağ kenti. : KNİDOS Dava. : ARANÇ Davar ağılı.:KOM Davet eden,çağıran. : DAİ Davranışçılık.:BEHAVYORİZM Dayanak,yardımcı. : MEDAR Dedeler,atalar. : ECDAT Dedikodu etme. : NEMİME Dedikodu.Bir kişinin gıyabında ileri geri konuşmak. : GIYBET Dedikoducu. : NEMMAL Defterler.:DEFATİR Değerini,önemini yitirmiş. : KADÜK Değerli eşya,kumaş,mücevher v.s. alınıp satılan kapalı çarşı.:BEDESTEN Değerli madenlerde yasanın istediği ağırlık,saflık ve değer derecesi ölçüsü. : MİYAR Değerli olan,zebercet adını taşıyan silikat.: OLİVİN Değerli olmayan maden veya taşlardan yapılmış takı,süs eşyası.:BİJUTERİ Değerli taşlarla donanmış. : MURASSA Değerli tespih taşı.(Deniz filinin dişinden yapılan). : NAKA Değersiz,önemsiz.:NAÇİZ Değirmen suyunu başka yöne akıtmak için yapılan düzen.: SAVAK Değirmen taşına buğdayı akıtan oluk.:ARD Değirmen taşının ekseni.:SEPEK Değirmen. : AS Değiş tokuş da üste verilen şey. : ABRA Değiş tokuş. : MÜBADELE Değiş,mal değişi,trampa.:TROK Değişik renkli çiçekleri ve rozet yaprakları olan, dere kenarlarında da yetişen bir süs bitkisi.: ÇUHA ÇİÇEĞİ Değişik biçim.:VERSİYON Değişik boyda , sert ağaçtan yapılmış tuşlardan oluşan bir Afrika çalgısı. : BALAFON Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma. : ANAKRONİZM Değişik çağları birbirine karıştırma,bir olayın çağıyla ilgili yanılma.:ANAKRONİZM Değişik genetik kökenli çeşitli hücrelerden oluşan organizma.:KİMERA Değişik renklerde üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına bir desen yapılan değerli taş.:KAME Değişik renkli üst üste iki katmandan oluşan ve üstteki katmanına kabartma bir desen yapılan değerli bir taş.. : KAME Değişik renkte boya kullanılarak,kumaş üzerine desen ve zemin basma işlemiyle bu işleme uğratılan ipekli,yünlü vs kumaş. : EMPRİME Değişik sayıda akortlu tahta yada metal çubukların gam sırasıyla dizilmesinden oluşan iki değnekle vurularak çalınan bir çalgı. : KSİLOFON Değişik şekillerde kesilmiş,yağda veya fırında kızartılmış ekmek.:KRUTON Değişik tonlarda boyama. : RÖFLE Değişik türlerden,çoğunlukla yabanıl ağaç,ağaççık ve çalıların deneysel yetiştirilmesine ayrılmış park veya alan. : ARBORETUM Değişim cetveli,grafik.:DİYAGRAM Değiştirgeç. : RÖLE Dekoratif bir dikiş türü. : REÇME Dekoratif demir işçiliği. : FERFORJE Delege . : MURAHHAS Delgeç. : MATKAP Delikanlı.Yakışıklı erkek:CİVAN Delikli kepçe.:KEVGİR Delikli örgü,gözenek.: AJUR Delil,kanıt,ispat.:BURHAN Delilik.:CİNNET.:CÜNUN Deliorman,Dobruca, Besarabya ve Ukrayna’da oturan Hıristiyan Ortodoks Türklere verilen ad.:GAGAVUZ Delme.: PERFORAJ Delta : ÇATALAĞIZ Demir atmış gemi. : RASİ Demir kiriş. : PUTREL Demir şiş. : SİH Demir yada tahta üzerindeki boya,pas gibi şeyleri çıkarmakta kullanılan çelik araç.:RASPA Demirci aracı. : ÖRS Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç. : AÇKI Demirin simgesi. : FE Demiryollarında gündüz mekanik olarak bir kolla gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.:SEMAFOR Demiryollarında traverslerin altına,şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları.:BALAST Demokrasi. : ELERKİ Demre’de (Yeni adı Kale) yaşadığına ve Noel Baba olduğuna inanılan ve adı efsaneleşen Aziz. :AYANİKOLA Den dolayı,..den ötürü anlamında eski bir sözcük.: BİNAEN Denek taşı.: MİHENK Denetleme,denetim.: TEFTİŞ Denetleme. : MURAKABE Deney üstü. : TRANSANDANTAL Denge,ölçü. : MUVAZENE Dengesini ustalıkla korurken top,bıçak,tabak gibi nesneleri havaya atıp tutarak gösteri yapan sanatçı.: JONGLÖR Deniz anası. : MEDÜZ Deniz ataşesi. : ATAŞENAVAL Deniz avcılığında kullanılan ince daldan örülü sepet. : KİRTİL Deniz ayısı da denilen ve soğuk güney denizlerinde yaşayan fok türü. : OTARİ Deniz bilim.:OŞİNOGRAFİ Deniz derinliğini ölçme işi (Batimetre). : İSKANDİL Deniz diplerinde inceleme yapmak için kullanılan araç.:BATİSKAF Deniz içinde zincirlerin birbirine dolaşması. : ISPARMAÇA Deniz kenarında salaş ve dam gibi barınılacak yer.:KAVALA Deniz kırlangıcı.:BALIKÇIN Deniz kızı.: SİRER Deniz kuşlarının gübre olarak kullanılan pisliği. : GUANO Deniz tarafından ırmak ağızlarında yada akarsuların kazdığı derin vadilerin aşağı kesimlerinde oluşan yüksek kenarlı kıyı biçimi. : RİA Deniz taşıtlarını yönetmek.:ABRAMAK Deniz taşıtlarının pervanesi. : USKUR Deniz tedavisi.:TALASOTERAPİ Deniz teknelerinin iç yanları.: ALABANDA Deniz veya denizcilikle ilgili.:BAHRİ Deniz yolculuklarında geminin veya yükünün gördüğü zarar.. : AVARYA Deniz,göl ve ırmaklarda balık yatağı olan yer.: BALIKLAVA Deniz,göl ve ırmaklarda kıyılara yakın yerlerde ağ ve kazıklarla oluşturulan,balık avlama yeri.:DALYAN Deniz.:BAHİR Denizaltında dinleme aygıtı. : SONAR Denizcilik dilinde aşağıda,alt anlamında kullanılan söz.Gemiyi baştan yada kıçtan halatla karaya bağlama. : ABAŞO Denizcilik dilinde yelken indirmeye verilen ad.:MAYNA Denizcilikte çok durgun deniz ve hava.: BONAÇA Denizcilikte iki halatı ek yeri kalınlaşmayacak biçimde birbirine ekleme işi.:MATİZ Denizcilikte safra anlamında kullanılan sözcük.:BALAST Denizcilikte ve havacılıkta kullanılan radyo seyir sistemi.: LORAN Denizcilikte yedek halat. : PERMEÇE Denizcilikte,çekilmekte veya indirilmekte olan bir halatı veya zinciri bir yere bağlamak için verilen komut.: ABOSA Denizde ada.:CEZİRE Denizde ağır cisimleri kaldırmaya,batık gemileri çıkarma veya askıya almaya yarayan,su kesimi az,vinçli tekne yada duba. : ALGARNA Denizde batmış olan bir geminin,bir nesnenin yerini ve durumunu ses dalgalarıyla saptayan sistem.:SONAR Denizde yada kıyıda buz tabakasıyla örtülü olan kesim. : BANKİZ Denizde yaşayan,Latince adı Noctulica Milliaris olan,dokunulduğunda ateş böceği gibi ışık saçan plankton.(Milyonlarcası bir araya gelince geceleri bir balık veya bir kayık çarptığında ışık saçarlar).:YAKAMOZ Denizde yol göstermeye,bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim.:ŞAMANDIRA Denizde yosunlu sazlı yer.:ÇEPEZ Denize uzanan dar ve alçak kara parçası.:DİL Denizin çekilmesi.:CEZİR Denizlerin çekilmesiyle oluşan bölge. : NERİTEL Denizli yöresinde kına gecesinde gelin için okunan maniye verilen ad. : OKŞAMA Denk,uygun. : MÜTEVAZİN Deprem bilim.: SİSMOLOJİ Deprem dalgası.: TSUNAMİ Derbeder,başıboş yaşayış. : BOHEM Derbeder. : HARABATİ Derebeylik düzeninde bir vasala senyörce verilen toprak veya mal. : FİEF Derebeylikte toprakla beraber satılan köle. : SERF Deri dokusunun anormal büyüyüp yağlanmasıyla oluşan kabarcık.:ET BENİ Deri hastalığı. : LİKEN Deri tüberkülozu. : SIRACA Deri üzerine uygulamaya özgü hamur kıvamında ilaç. : PAT Deride,sinirler boyunca,özellikle gövde,bacak ve yüzde bir takım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren mikroplu bir hastalık : ZONA Deriden yapılmış kalkan. : DARAKA Deriden yapılmış torba.:DAĞAR Derilerin içine batırıldığı tanenli bitki suyu. : TETERİ Derin sular. : ABİSAL Derin vadi. : KANYON Derinin yağ bezi ve ter bezi salgılarının anormal artışı. : SEBORE Derinleştirme. : TAMİK : İKAR Derinliği aynı olan sığ su alanı. : FİLET Derinliği az metal kap. : SAHAN Derinliğine,iyice.Enine boyuna:. ARİZAMİK Derinlik ölçme aracı. : SONDA Derinlik., aptallık. : AMAKAT Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı. : FERSAN Deriyi kullanılabilecek duruma getiren kişi,sepici,tabak.:DEBBAĞ Deriyle kaplı bir çeşit eskimo kayığı. : UMİAK Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı.:UMİAK Derli toplu,özenli,düzgün,temiz. : NETA Ders verme.:TAKRİR Dervişlerin bulunduğu yer. : DERGAH Dervişlerin giydikleri tiftikten yapılmış ince külah.ARAKİYE Desibel. : DB Destan. : EPOPE : DASİTAN Destansı. : EPİK Deve semeri. : HAVUT Deve yavrusu. : POTUK Devegiller familyasından,sırtında besin depo etmeye yarayan tek hörgücü bulunan bir memeli türü.: HECİN Deveyi çöktürmek için çıkarılan ses.:IH Devinbilimi. : DİNAMİK Devirler,çağlar.:DEVRAN Devlet hazinesi.:BEYTÜLMAL Devlet hazinesi.:MİRİ Devlet malı,beylik. : MİRİ Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge.:BAREM Devlet yönetiminde akrabalara ve özellikle yeğenlere yapılan iltimas.:NEPOTİZM Devletçe koruma altına alınmış tarihi yer veya bölge.:SİT Devletçe para,senet ve tahvil çıkarma,piyasaya sürme.:EMİSYON Devletçe verginin kesildiğini gösteren etiket.:BANDROL Devletçilik. : ETATİZM Devletin merkeziyetçiliğini savunan kimse. : JAKOBEN Devletler hukukunda bir ulusun hangi devlete bağlanacağıyla ilgili oylama.:PLEBİSİT Dış evlilik.:EGZOGAMİ Dış mahalleler.:VAROŞ Dıştan sağlanan her türlü maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan kimse. : TOKSİMAN Dibek. : SOKU Difteri.: KUŞ PALAZI Diğer bir olayın belirli bir büyüklüğüne karşılık bulan bir olayın yaklaşık büyüklüğünü bulma amacını güden işlem.: REGRESİON Dijital Video Disk’in kısaltması.:DVD Dik yerlerden inen buzullarda,derin yarılmalar nedeniyle buz parçalarının koparak aşağıya düşmesi.:SERAK Dik,sarp. : YALMAN Dikdörtgen bir masada oynanan minyatür futbol oyunu.: LANGIRT Diken. : NİŞ Dikenli çalı. : KEVEN Dikenli,sert pullu,kısa ve geniş,siyaha yakın esmer bir balık.:ÇOTİRA Dikilitaş. : OBELİSK Dikişte hata. : POT Dikme.Dik. : AMUT Dil bilgisi.:GRAMER Dil tutukluğu. :ANARTRİ Dilde tutukluk,kekemelik. : REKAKET Dilek. : KAM Dilekçe. : ARZUHAL Dilenci.: GOYGOYCU Dili tutuk olan,kekeme.:REKİK Dilsiz,sessiz.:EBKEM Din adına yapılan savaş.:GAZA Din büyüklerinin yada tarihe geçmiş ünlü kimselerin yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili hikaye. : MENKIBE Din dışı. : LADİNİ Din işleriyle uğraşanların mesleği. : İLMİYE Din kurallarını öğretmek için yazılmış kitap.:İLMİHAL Din uğruna yapılan savaş.:CİHAT Dindar Yahudilerin başlarını örttükleri takke.:KİPPA Dingil. : AKS Dini bakımdan İngiliz kilisesine bağlı kimse.:ANGLİKAN Dini ezgi veya kaynağı dini olan orkestra parçası.: KORAL Dini ezgi yada kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası.::KORAL Dini tören masası.: SUNAK Dini,felsefi ve politik bir öğretim sistemini meydana getiren dogma ve kavramların bütünü,öğreti.:DOKTRİN Dinlenme salonu. : ODİTORYUM Dinler. : EDYAN Dinsel yada yarı dinsel bir konu üzerine bestelenen büyük ölçekli müzik yapıtına verilen ad. : ORATORYO Dinsel inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda çıkacağına inanılan yalancı.: DECCAL Dinsel tören ve kuralları.,mason töreni. Ritüel. : RİT Dip not. : HAŞİYE Diploma.:BRÖVE Dipten dallanan bir süs bitkisi. : MAZI Direk.Yapıda kullanılan dört köşe yada yuvarlak,kalınca sırık. : MERTEK Dirgen,yaba.:ANADUT Diş çıkarma. : ISNAN Diş diplerinde ve kaplarda oluşan kireç tabakası. : KEFEKİ Diş kiri,diş pası.:PESEK Diş köklerini kaplayan sert madde.: SEMAN Dişçilikte kullanılan,cıva ile bakır veya cıva,gümüş ve kalay bileşiği.:AMALGAM Dişçilikte kullanılan,cıva ve bakır yada cıva,gümüş ve kalay bileşiği. : AMALGAM Dişi at. : KISRAK Dişi bizon ile boğanın çiftleşmesinden doğan melez hayvan. : KATOLO Dişi deve. NAKA: MAYA: ARVANA Dişi geyik. : MARAL Divan edebiyatında içkiyi ve içkili toplantıları övmek için yazılan şiir türü.:SAKİNAME Divan edebiyatında kaside veya gazelin ilk beyti.:MATLA Divan edebiyatında sevgilinin kaşı,kirpiği,bakışı için kullanılan benzetme,: TİG Divan edebiyatında şehzadelerin sünnet düğünleriyle hanım sultanların doğum ve evlenme törenlerini anlatan yapıtlara verilen ad. : SURNAME Divan şiirinde her beytin son sözcüğünü,sonraki beytin ilk sözcüğü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı. : İADELİ Divan şiirinde uyakta tesis adıyla anılan eliften önceki sessiz harfin harekesi. : RES Divit.yazı hokkası. : AME Diyalektik. :EYTİŞİM Diyalog halinde yazılmış,genellikle eğlendirici sahne eseri : SKEÇ Diyarbakır yöresine özgü sütle yapılan bir hamur tatlısı. : NURİYE Diyarbakır’ın eski adı. : AMİD : AMED Diyelim ki,tutalım ki. : BİLFARZ Diyezli ve bemollü bir sesin eski duruma getirilmesini gösteren nota işareti.:BEKAR Diz meniski travması. : MENİSKUS Dizanteri. : KANLI BASUR Dizginleri koyuverilmiş bir atın dört nala koşması.Süvari akını.:ILGAR Dizi,sıra. : NAF Dizicilerin harfleri içine yerleştirdikleri demir yuva. : KUMPAS Dogma. : NAS : İNAK Doğa seslerine benzer seslerle yapılan sözcük ses yansıması,yansıma.:ONOMATOPE Doğacak çocuğu ana rahminden çekmeye yarayan aygıt.:LAVTA Doğaçlama tiyatro. : TULUAT Doğada ve toplumda nitelikle ilgili değişmelerin yavaş yavaş değil,birdenbire olması.:MUTASYON Doğada,kemik dokusunda bulunan,içinde flüor veya klor olan doğal kalsiyum fosfat.:APATİT Doğadaki canlıların birbiriyle ve çevreyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı. : EKOLOJİ Doğal hidratlı manganez ve kalsiyum silikat.: İNEZİT Doğal olarak böğürleri kalçalara doğru daralan at için kullanılan sözcük : LAĞAR Doğal set. : SEKİ Doğalcılık.:NATÜRALİZM Doğalgaz,elektrik gibi şeylerin kullanılan miktarını ölçen alet.: SAYAÇ Doğalgazın ikinci önemli bileşeni olan hidrokarbon.:ETAN Doğanın bilgisine büyüsel işlemlerle varılabileceği inancı. : ÖKÜLTİZM Doğayı gerçekte olduğu gibi bütün ayrıntılarına bağlı kalarak değil,ondan edinilen izlenimin ölçüsüne göre anlatan;doğrudan doğruya gerçeği,nesneyi değil de,onun sanatçıda uyandırdığı duyumları veren sanat akımı.:EMPRESYONİZM Doğramacılıkta kereste olarak kullanılan,sıkıştırılmış talaş ve yongadan yapılan tahta.:SUNTA Doğru yolu arama.:HİDAYET Doğru,gerçek.:ÇIN Doğruluğu ve gerçekliği tek yanlı olarak yalnızca hareketlerin sonuçları ve başarıları ile değerlendiren öğreti.:PRAGMATİZM Doğu Karadeniz Bölgesinde tulum eşliğinde horon oynayarak yapılan geleneksel eğlence. : VARTAVAR Doğu Afrika’da yaşayan bir antilop.:GERENUK Doğu Afrika’da yaşayan göçebe bir halk.:MASAİLER Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan bir çalgı türü.: TAR Doğu Anadolu’da bir göl.:ARİN Doğu Anadolu’da kullanılan bir küçük zurna.:MEY Doğu Anadolu’da kullanılan bir tür küçük zurna.: MEY Doğu Anadolu’dan doğarak Hazar’a dökülen bir ırmak. : ARAS Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu. :TAMZARA : MEYROKİ Doğu Anadolu’ya özgü bir halk oyunu.:SEPE Doğu Anadolu’ya özgü,halay türü bir halk oyunu.:SEPE Doğu Asya’da bir ırmak. : YALU Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen bir koyun türü.:KARAYAKA Doğu Karadeniz dağlarında,fundalıklarda yetişen,2-3 m boyunda,kışın yaprak dökmeyen,çok iri ve mor çiçekler açan ve yaprakları halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık,orman gülü.:KOMAR Doğu Karadeniz kıyı bölgesinde yetişen,uzun kuyruklu,beyaz renkli bir koyun ırkına verilen ad. : KARAYAKA Doğu Karadeniz’de ünlü bir yayla. : VERÇENİK Doğu Karadeniz’de özellikle Rize yöresinde dokunan çamaşırlık ince bez. : FERETİKO Doğu Karadeniz’in dağlık kesimlerinde yaşayanların giydiği,bacağı çorap gibi saran bir tür çizme. : SABUK Doğu kiliselerinde ermişlerin tahta pano üzerine yapılan resimlerine verilen ad.:İKONA Doğu masal ve efsanelerinde kötü ve korkunç cin.:İFRİT Doğu müziklerinde eserler arası çalınan parça. : ARANAĞME Doğu Timor’un başkenti. : DİLİ Doğu ülkelerinde yaşayan Yunan asıllılara verilen ad.: RUM Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da konar göçerlerin kıl çadırından oluşan yayla yerleşmesine verilen ad. : ZOMA Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özgü,tavuk eti,sarımsak ve ekmekle yapılan bir çeşit pilav.:SENGESER Doğum meleği.:AYZIT Doğum sancısı.:BURU Doğumdan altı ay sonraya kadar olan erkek yada dişi at yada eşek yavrusu. : KULUN Doğurması yakın olan hamile kadın. : AĞIRAYAK Doğuştan kör.:DARİR Doğuştancılık. : NATİVİZM Doktorların kulaklarına takarak insanların iç organlarını dinlemek için kullandıkları tıbbi alet.:STETESKOP Doku ölümü.:NEKROZ Dokubilim. : HİSTOLOJİ Dokuma tezgahı çerçevelerinin gücü tellerine takılan ve içinden çözgü ipliği geçen küçük halka.. : NİRE Dokumacılıkta atkı ipliğini sıkıştırmak için kullanılan,demirden veya ağaçtan yapılmış dişli araç.: KİRKİT Dokumacılıkta atkıların geçirildiği uzunlamasına ipler : ÇÖZGÜ Dokumacılıkta kullanılan unlu yada çirişli sıvı.:HAŞIL Dokumacılıkta mekikle enine atılan iplik. :ATKI Dokuması kalın,sık ve yumuşak,bir tür pamuklu bez.: PAZEN Dokunmuş kumaşlardaki tarak izlerini yok etmek için bu kumaşları bir bıçaktan geçirme işlemi.Sanayide kimi metalleri ve yüzeyleri parlatma. : POLİSAJ Dokusunda altın ve gümüş renkte tellerin çoğunlukta olduğu kumaş.:LAME Dokuz dereceden oluşan,depremlerin gücünü ölçme birimi.:RİCHTER Dokuz milimetre çapında,İngiliz yapısı,hafif,kullanışı kolay bir tür makineli tüfek.:STEN Dokuzuncu İsrail kralı. : YORAM Dolama.Parmak çıbanı. : ETYARAN Dolandırıcı.:AYYAR Dolaşma,gezinti.:CEVELAN Dolmuş yapan büyük at arabası. : OMNİBÜS Dolunay,mehtap. ,ayın on dördü : . BEDİZ : AYAS Dolunayda huyu değişen. : AYSAR Domalan’da denilen ve patatese benzeyen bir tür mantar.:KEME Domates.: BANADURA Domuz yavrusu. : MOZAK Domuz.:BOCUK Domuza benzer bir hayvan./ Yaban domuzu. : PEKARİ Don Kişot’un atının adı : ROSİNANTE Don,şalvar. : TUMAN Donanım. : TEÇHİZAT Donanma. : ARMADA Dondurulmuş meyve suyundan yapılan bir tür pelte. : ELMASİYE Dondurulmuş yada buzlu olarak hazırlanan içecek.:FRAPE Dost,yakın arkadaş.:ENİS Dostlar,arkadaşlar. : İHVAN Dökme demir,font. : PİK Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. : ALAZA Dökülen yaprak. : HAZAL Dökümcülerin kullandığı ağaçtan yapılmış kalıp. : SAÇULA Döl verme yetkinliğine eren,baliğ.:ERİN Döl yolu. : VAGİNA Dönbaba,turna gagası gibi adlar da verilen ve yapraklı dalları Ege Bölgesinde sebze olarak kullanılan otsu bir bitki.:İĞNELİK Döneç. : ROTOR Dönek,uğursuz. : ALABACAK Dönemeç.:BÜK Dönümün dörtte biri kadar olan alan ölçüsü.:EVLEK Dönüşümcülük. : TRANSFORMİZM Dört bölükten kurulan,bir binbaşının komutasında bulunan asker birliği.:TABUR Dört Japon çiçek süsleme okulundan biri. : KO Dört köşe yelkenlerin yan yakalarına,alt tarafa doğru bağlanan halat.: BORİNA Dört tekerlekli,çift körüklü bir tür binek at arabası.:LANDO Dört tekerlekli,hafif,bir tür gezinti arabası.:KALESKA Dört tekerlekli,içinde dingillere paralel olarak düzenlenmiş karşılıklı iki oturma sırası bulunan üstü açılıp kapanabilen çift körüklü binek arabası. : LANDO: LANDON Dört telli bağlama.:BULGARİ Dört yaşına kadar olan dişi manda.:EVERE Dört. : CIHAR Dörtte bir,çeyrek anlamında eski sözcük. : RUBA Döşeme gereci plastik madde. : MARLEY Döşeme sıvası.: ŞAP Dövülmüş et,bulgur ve soğanla yapılan ızgara köfte. : ORUK Dövülmüş sarımsak,yumurta sarısı ve zeytinyağından oluşan soğuk sos.: AYOLİ Dövüşemeyecek duruma gelen bir boksörün karşılaşmayı bırakması. : ABONDONE Duacı.:DAİ Dul kadınlar. : ERAMİL Duman rengi. : FÜME Duman.:DUHAN Dumanda kurutulmuş et,balık veya peynir.:FÜME Dumanı toplayıp bacaya vermeye yarayan çıkıntı.:DAVLUMBAZ Durağan yıldız.:SABİTE Durgun su. : RAKİT Durum. : HALET Duvar içindeki oyuk,raf,: NİŞ Duvar lambası. : APLİK Duvar örülürken büyük taşların arasına konan ufak taşlar. : HELİK Duvar ve tavan süslemeleri yapan usta.:NAKKAŞ Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi. : PERESE Duvardaki taş yada tuğla sırası.:REDE Duvarı berkitmek için taşların arasına yatay olarak yerleştirilen direk.: HATIL Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan ve çiçek resimleriyle bezeli pişmiş balçık levha,fayans.:ÇİNİ Duyarga,dokunma duyusu. : LAMİSE Duygu kapanıklığı. : APATİ Duygulu. : MÜTEHASSİS Duygusal,hikayeli türkü./ Serbest biçimli,romantik,müzik araçlarıyla çalınan yada şarkı olarak okunan yapıt. : BALLAD Duygusuz,kayıtsız,uyuşuk. : APATİK Düdenden daha geniş olan çukurlara verilen ad.:UVALA Düğme ve süs eşyası yapımında kullanılan bir deniz kabuklusu. : ABALON Düğün armağanı. : SAÇI Düğünde oyundan sonra davulcunun topladığı para. : ŞABAŞ Düğüne çağrılanlara düğün sahibince verilen hediye. : DÜRÜ Dümen kolu. : YEKE Dünya çapında.:CİHANŞÜMUL Dünya ile ahret.:DAREYN Dünya ve dünya ile ilgili her şey.:MASİVA Dünyaca ünlü bir çevre örgütü.:GREENPEACE Dünyanın Yedi harikasından biri sayılan Bodrum’daki anıtmezarıyla ünlü Kayra kralı. : MAUSOLOS Dünyanın yedi harikasından biri olan Babil asma bahçelerini yaptıran efsanevi Asur kraliçesi. :SEMİRAMİS Dünyanın bütün denizlerine yayılmış bir yumuşakça cinsi.:ERATO Dünyanın büyük bir kısmını eline geçiren.:CİHANGİR Dünyanın ilk nükleer denizaltısının adı.: NAUTİLUS Dürbün.:IRAKGÖRÜR : BAKAÇ Düş gücü.:MUHAYYİLE Düşkünler evi.:DARÜLACEZE Düşkünlük,tutku. : İPTİLA Düşman. : YAĞI : ADU Düşmanlık. : ADAVET Düşme.:SUKUT Düşsel.:FANTASTİK Düşük nitelikli,kötü anlamında argo sözcük.:DANDİK Düşük sıcaklıklı bir yanardağ patlaması sonucunda ortaya çıkan küçük krater. : MAAR Düşünceden çok,canlı duygulara ve aşka dayanan sanat eserleri için kullanılan eski bir sözcük.:GARAMİ Düşünceleri şeriat ilkelerine aykırı görüldüğünden,Memlük sultanının buyruğu üzerine,Halep’te derisi yüzülerek öldürülmüş olan Türk tasavvuf şairi.(14. asır). :NESİMİ Düşünme gücü. : KARİHA Düşünülenin tersini söyleyerek yapılan ince alay. : İRONİ Düşünüş biçimi. : MANTALİTE Düz dam,taraça. : ŞATU Düz dokunmuş açık saman renginde bir tür ipek kumaş. : SADAKOR Düz duruma getirme,düzleme.: TESVİYE Düz kenarlı şapka. : KANOTİYE Düz nehir gemisi. : TOMBAZ Düz tepeli,sarp yamaçlı dağ,masadağ. : MESA Düz veya desenli bir kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE Düz veya desenli kumaştan kesilmiş motiflerin bir başka kumaşa işlenmiş durumu.:APLİKE Düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket : SETRE Düz yazıda yapılan uyak.:SECİ Düz,engebesiz toprak parçası.: DÖLEK Düzen,hile.: DEK Düzenleme. : ARANJMAN Düzenlenmiş arazinin yüzölçümünü bulup planını yapmaya yarayan alet. : TAKEOMETRE Düzenleyen. : NAZIM Düzenleyici. : ARANJÖR Düzenli olarak ekim yapılan arazi. : EKENEK Düzgün biçilmiş uzun ve ensiz tahta : ÇITA . Düzgün sarılmış halat yumağı. : RODA Düzgün söz söyleme kolaylığı. : TALAKAT Düzgün. : ONAT |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 15:50 |
||||
|
E
Ebegümecigillerden bir bitki.:BAMYA Eczacılık. : İSPENÇİYARİ Eczacılıkta kullanılan ve çürümeyen bir bitki.:KARAYA Eczacılıkta,parfümeride kullanılan ve çiçeklerden çıkarılan sarımtırak yağ. : LANOLİN Edat. : İLGEÇ Edebiyatta bir şiiri yada şiir parçasını şakacı bir anlatıma çevirme.:HEZEL Edebiyatta birden çok anlamı olan bir kelimenin iyi anlamını kullanır görünerek,kötüsünü kastetmek.:CİNAS Edebiyatta,iki yada ikiden daha çok anlamı olan bir sözcüğü yaygın olmayan anlamlarını düşündürecek yolda kullanma sanatı.:İHAM Edepsiz,şamatacı. : ŞEREMET Edepsiz,şirret.:ZİLLİMAŞA Edipler. : UDEBA Edirne yöresine özgü bir peynir tatlısı.: BELMUŞ Edirne’de Meriç ırmağı deltasında bir göl.:BÜCÜRMENE Edirne’nin Enez ilçesinin antik adı. : AİNOS Efelek de denilen çok yıllık otsu bir bitki.. : LABADA Efendisinin hizmetinden ayrılan ve serüvenler ardında ülkeyi baştan başa dolaşmaya koyulan samuray.:RONİN Efes kentinin kurucusu. : ANDROCLE Efes’te bir tapınak. : SERAPİS Eflatun,beyaz, kokulu çiçekler açan bir ağaç.:LEYLAK Efsane köpek.:KITMİR Efsanelere göre içene ölümsüzlük sağlayan bir su.:ABIHAYAT Efsanevi Argos kralı.:AGAMEMNON Efsanevi bir kuş. : SİMURG Eftalitler’de denilen ve 5. yüzyılda güçlü bir devlet kuran eski Türk ulusu.:AKHUNLAR Ege bölgesinde Güllük körfezi kıyısında antik bir kent. : İASOS Ege bölgesinde taze sarı incire verilen ad. : LAP Ege Bölgesine özgü bir tür zeybek oyunu.: FERAYİ Ege bölgesine özgü,küçük ama lezzetli bir karides cinsi.: ÇİMÇİM Ege Denizinin eski adı. : ADALAR DENİZİ Ege denizinin ilk çağlarda “eski deniz” anlamındaki adı. :ARŞİPEL Ege kıyılarında,özellikle İzmir kentinde etkili yerel deniz meltemi. : İMBAT Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen,tohumları çok zehirli küçük bir ağaççık.:ZİVİRCİK Ege ve Akdeniz’de bulunan iri ve büyük bir karides cinsi.:NİKA Egemenliğini tanıma.:BİAT Eğerin altındaki belleme. : YUNA Eğik olarak kesilmiş kenar. : PAH Eğilim,yönelim.:TANDANS Eğim ölçer. : KLİNOMETRE :EKLİMETRE Eğirmen,kirmen.:İĞ Eğitim bilimi. : PEDAGOJİ Eğlenceli,hafif konulu,içinde bestesiz konuşmalar da bulunan sahne yapıtı.:OPERET Eğrelti otu,aşk merdiveni.: FUJER Eğreti dikiş.: TEYEL Eğretileme.: METAFOR Eğrilmekte olan yün,keten gibi şeylerin tutturulduğu,bir ucu çatal değnek.: ÖREKE Ejderha.:DRAGON Ek çizgisi,bir vidada iki diş arasında kalan çukur bölüm. : YİV Ek vagon.:FURGON Ek. : LAHİKA Eker. : MİBZER Ekilen biçilen tarlada işçileri idare eden kimseye halk dilinde verilen ad. : EYNERCİ Ekin biçerken sıralanan işçi takımı.: HON Ekin biçildikten sonra toprakta kalan köklü sap.: ANIZ Ekinlerde başak.:KELLE Ekip gereçleri. : EKİPAJ Eklembacaklılardan taşlar altında yaşayan zehirli bir böcek.:ÇİYAN Eklembacaklıların ve kabukluların örteneğini oluşturan madde.:KİTİN Eklemlerdeki ağrılı hastalık. :ARTRİT Ekler’e benzer bir tür pasta.:PROFİTEROL Ekmek içi,ceviz,zeytinyağı,sarımsak ve sirke ile yapılan bir tür meze : TARATOR Ekmek parçası,lokma. : BANAK Ekmek.:NAN Ekonomik olayların açıklanmasında çok sayıda değişkeni göz önüne alarak ve karşılıklı bağıntılar kurarak,teorik çalışmaların deneylerle doğrulanmasını sağlayan matematiksel yöntem.: EKONOMETRİ Eksen. : MİHVER Eksiklik,kusur. : NAKISA : AĞMAN Eksiksiz,kusursuz.:HAZA Ekşimik.:KESİK Ekvator Afrika’sında ve Güney Afrika’da yaşayan küçük antilop.:GİB Ekvator bölgelerinde yetişen bir meyve ağacı. : ANONA Ekvator bölgesinde yetişen bir meyve ağacı.: ANONA Ekvator kuşağında geniş çayırlara verilen ad.:SAVANA Ekvator kuşağındaki geniş çayırlara verilen ad. : SAVANA Ekvator para birimi. : SÜKRE Ekvator. : EŞLEK Ekzama. : MAYASIL El ile bir çeşit dantel örmek için kullanılan silindir biçimli araç.: KOPANAKİ El ile dokuma. : PEMAS El işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi.:KANAVİÇE El tezgahında bez dokuyan kimse.:ÇULHA Elazığ yöresine özgü bir halk oyunu. : AVREŞ Elbise plesi.:BÜZGÜ Elbise,çamaşır ve örtü gibi şeylere süs olarak dikilen seyrek örgü,tentene.:DANTEL Elbise,çamaşır.:CAME Elbisede bir tür kol kesimi.:JAPONE Elçi atanma yazısı. : AGREMAN Elçiliğe bağlı uzman:. ATAŞE Elçilik ve konsolosluklarda yönetimle ilgili olan görevli. : KANÇILARYA Elçilik veya konsolosluklarda çalışan koruma memuru. : KAVAS Elde veya makinede işlenmiş süslü şerit.:FİSTO Elde yün eğirmeye ve bükmeye yarayan ve ipliğin yumak halinde elde edilmesini sağlayan ağaçtan yapılmış bir tür iğ. : KİRMAN : KİRMEN Eldiven ve giysi yapımında kullanılan bir tür yumuşak deri. : NAPA Ele başı. : SERGERDE Elek ve kalbur üzerinde kalan iri taneler.: İRİNTİ Elek. : KALBUR Elektrik direnç birimi. : OM Elektrik kutusu. : BUAT Elektrik sıgası birimi. : FARAD Elektrik ve ısı enerjisinin birlikte üretildiği teknoloji. : MOJENERASYON Elektriksel kapasite.:SIĞA Elektroensefalografi’nin kısaltması.:EEG Eleman,unsur.: ÖGE Elemler. : ALAM Eli açık,cömert. : KERİM Eli açık,cömert.: KOÇAK Eline,ayağına çabuk,çevik,atik.:ÇALAK Elle seyrek dikiş. : OYULGA Elle sürülen,hafif,küçük çocuk arabası.: PUSET Elli şiniklik tahıl ölçeği. : MUT Elma armut gibi meyvelerin yenmeyen iç bölümü. : EŞELEK Elmas,yakut gibi değerli taşlar,mücevher.: CEVAHİR Elmasın tıraş edilmiş yüzlerinden her biri. : FAÇETA Emanet.İnam. : VEDİA Emekçi topluluğu. : PROLETARYA Emiliano Zapata’nın devrim planı. : AYALA Emmeç. : ASPİRATÖR Emzikli şişe.:BİBERON En az : EKAL : EDNA En beyaz.:BEYZA En büyüğü yarım kiloyu aşmayan kılçıklı küçük balıklara verilen ad. :ÇİTARİ En büyük. : EKBER En çok vadilerde,yamaçlarda bulunan kil ve kum karışımı,sarı renkli verimli balçık.:LÖS En elverişli,en iyi olan.:OPTİMUM En eski jeolojik sistem.:AZOİK En iri geyik. : MUS En kısa zaman.:AN En küçük boylu yarış yelkenlisi. : KADET En küçük izci kuruluşu. : OBA En son. : HATEM En ünlü iki Alman destanından biri.:NİBELUNGEN En yüksek değer.: KEMAL Encümen,komisyon,komite. : YARKURUL Endonezya plakası. : RI Endonezya,Malezya gibi ülkelerde hem erkek,hem kadın tarafından giyilen ve etek biçiminde sarınılan uzun kumaş parçası. : SARONG Endonezya’da takımadalar. : ARU Endonezya’da takımadalar.: ARU Endonezya’nın para birimi.: RUPİ Enerji.:ERKE Engebeler,tümsekler,yüzey biçimleri.:AVARIZ Engel,uymazlık.BEİS Engel. : KET Engerek yılanı. : EFİ Enine boyuna,her yönü ile.: ARİZAMİK Enine olan : ARZANİ Enli çember. : KASNAK Erbainden sonra gelen,31 Ocakta başlayan elli günlük kış dönemi.: HAMSİN Erginlik.:RÜŞT Erik,kayısı gibi ağaçlardan sızan bir tür zamk. : KEDİBALI Erim. : MENZİL Erime. : ZEVEBAN Erişim. : MUVASALA Erişmiş. : NAİL Eriyen elektrotla,karbondioksit koruması altında uygulanan ark kaynağı. : MAG Eriyik. : MAHLUL Erkeğin eşi,zevce.: AYAL Erkeğin toplumsal bakımdan kadına egemen olduğu ve bu nedenle efendilik ayrıcalıklarını hak ettiği düşüncesine dayanan ideoloji.:MAŞİZM Erkek balığın tohumu.:SÜT Erkek çocuk. : KIZAN Erkek deve.: LÖK Erkek hayvanın dişisiyle çiftleşmesi.:AŞIM Erkek hindi. : GURK Erkek kardeş.:DADAŞ Erkek keçi.:ERKEÇ Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.: BABAÇ Erkek ördek. : SUNA Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı.:ALAGARSON Erkek veya dişi üreme hücresi.:GAMET Erkeklerde resmi,ciddi;kadınlarda öğleden sonra giyilen,özenli,süslü,aksesuarı tamam giyime verilen ad.:ABİYE Erkeklerde yaş dönemi. : ANDROPOZ Erkeklere ait özel konut. : GARSONİYER Erkekliği güçlü,çok eski bir Mısır tanrısı.:MİN Erkekliğin ve dişiliğin belirlenmesinde rol oynayan kromozom. : ALOZOM Erkeklik organı. : ZEKER Erkekte cinsel güçsüzlük.,puluçluk. : ANANET Erken bunama. : ŞİZOFRENİ Erken doğmuş bebek. : PREMATÜRE Erken olgunlaşan ince kabuklu bir siyah üzüm çeşidi. : DİMNİT Ermeni müziğine özgü,kavala benzer bir çalgı. : DUDUK Ermenistan’ın başkenti.:ERİVAN Ermenistan’ın kendi dilindeki adı. : HAYASTAN Ermenistan’ın para birimi. : DRAM Erotik,şehevi : KÖSNÜL Erteleme. : TECİL Erzak odası. : KİLER Esenlik dilemek. : SELAM Eserin sonuç bölümü. : EPİLOG Eshabı Kehf’de yedi uyuyanların köpeğinin adı. : KITMİR Esinti,rüzgarın bir kere esmesi.:NEFHA Esinti.:NEFHA Esir çocuk. : BEÇE Eski toplarda kullanılan mermi ve demir parçalarını taşıyan silindir biçiminde kap. : ŞARAPNEL Eski dilde bir yazıya eklenen parça. : ZEYİL Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse yada topluluk. : VANDAL Eski Yunanlılarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralığa verilen ad. : KOMA Eski adı Seylan olan ülke. : SRİLANKA Eski ağırlık ölçüsü okkanın dört yüzde biri. : DİRHEM Eski Asur kenti. : NİNOVA Eski ayakkabı. : KELİK Eski bez parçası,paçavra.:ÇAPUT Eski bir ağırlık ölçüsü birimi.:BATMAN Eski bir çalgı. : MAR Eski bir fitilli tüfek. : ALAYBOZAN Eski bir hacim ölçüsü.: KA Eski bir salon dansı.: KADRİL Eski bir tahıl ağırlık ölçüsü. : KİLE,: SA Eski bir tüfek. : KARABİNA Eski bir uzunluk ölçüsü birimi (68 cm’ye eşit).: ARŞIN Eski bir uzunluk ölçüsü. : ENDAZE Eski çağlardan kalma eserleri tarih ve sanat bakımından inceleyen bilim dalı.:ARKEOLOJİ Eski Çin felsefesinde,evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesi.:TAO Eski dilde surat,yüz. : RU Eski dilde acıyan. : RAİF Eski dilde ağırbaşlılık,vakar. ;VAK Eski dilde ağız.:DEHEN Eski dilde ağlatma. : IBKA Eski dilde akıllı. : LEBİB : LEBİBE Eski dilde alametler,işaretler. : ALAİM Eski dilde alın. : NASİYE Eski dilde altın. : ZER Eski dilde anne. :EM.: ÜM Eski dilde Aralık ayı. : BİRİNCİ KANUN Eski dilde arka,sırt.:ZAHR Eski dilde arkası sıra.: DERADAP Eski dilde aslan. : ŞİR : ESED Eski dilde at,beygir. : ESB Eski dilde atasözü.:DARBIMESEL Eski dilde ateşler. : NİRAN Eski dilde atlı haberci,postacı.:ÇAPAR Eski dilde ayırıcı özellik. : ŞİAR Eski dilde ayrı durma.Sıkma,sıkarak bağlama. : ŞET Eski dilde aysberg. : CUMUDİYE Eski dilde azı dişi.: NAB Eski dilde baba Cet. : EB Eski dilde bağlı kılma,kısıtlama.: TAKYİT Eski dilde balık. : MAHİ Eski dilde balta.: TEBER Eski dilde bayağı insanlar. : EDANİ Eski dilde bayrak.:RAYET Eski dilde belediye . : URAY Eski dilde belirti. : NİŞANE Eski dilde bencillik.:ENANİYET Eski dilde berrak,duru.:NAB Eski dilde bilgiçlik taslayan.:MALUMATFURUŞ Eski dilde boy,endam. : KAD Eski dilde boynuzdan yapılan bir tür boru.:NEFİR Eski dilde bozma,.feshetme. : FEK Eski dilde burun ucu. / Hayvanların burun ucu.: KALAK Eski dilde bülbül. : ANDELİB Eski dilde cam,kristal.: MİNA Eski dilde cehennem. : TAMU Eski dilde cıva. : ABEK Eski dilde çekinme,razı olma. : İBA Eski dilde çekirge. : MİK Eski dilde çeyrek. : RUBU Eski dilde çizme. : MUSE Eski dilde çöl. : TİH Eski dilde dağ eteği,çayırlık,çimenlik. : RAG Eski dilde daha doğru,en sağlam. : ASAH Eski dilde damar.: REG Eski dilde delip geçen,içe işleyen.:NAFİZ Eski dilde demir. : AHEN Eski dilde deri kalkan.:DARAKA Eski dilde derin hale getirme. : İKAR Eski dilde derinlik.:UMK Eski dilde deve.:ŞÜTÜR Eski dilde devirler,çağlar,zamanlar.:EDVAR Eski dilde dilek.:KAM Eski dilde dilenci.: SAİL.:GEDA Eski dilde dinlenme,istirahat.:AJ Eski dilde doku. : NESİÇ Eski dilde dokumacılıkta,tüle benzer ince ve saydam bir kumaş.:SAKANGUR Eski dilde dolum,dolma,doluluk. : MELA Eski dilde dölleme,döllenme.: İLKAH Eski dilde dönence.: MEDAR Eski dilde dudak. : LEB Eski dilde duvar. : DAR Eski dilde düğün yemeği./Saadet,mutluluk. : URS : URAS Eski dilde Ekim ayı. : BİRİNCİ TEŞRİN Eski dilde ekmek. : NAN Eski dilde elma: . SİB Eski dilde en azından.,asgari. :LAAKAL Eski dilde en sefil,pek aşağı. : ESFEL Eski dilde en tatlı.:AZEB Eski dilde engel,uymazlık.:BEİS Eski dilde er,erkek. : NER Eski dilde erik. : ALU Eski dilde erkekler.: RİCAL Eski dilde estetik. : BEDİA Eski dilde eş,zevce.:REFİKA Eski dilde eşek .:HAR Eski dilde eşik.:ASİTANE Eski dilde etek. :DAMEN Eski dilde faiz.:RİBA Eski dilde gece. : ŞEB Eski dilde geceler : LEYAL Eski dilde geçip gitme,sona erme.: MÜRUR Eski dilde gelin.: ARUS Eski dilde gemi demiri.:MİRSAT Eski dilde gemi. : SEFİNE : SABİHA : KEŞTİ Eski dilde gerdek. : ARİS Eski dilde geri döndürme,geri çevirme.:REKS Eski dilde görme.:RÜYET Eski dilde gösterme.:İRAE Eski dilde göz. : AYN: DİDE Eski dilde güç,iktidar elde etme.: NAMİYE Eski dilde güçsüz bırakma. : İHAN Eski dilde gün.:RUZ Eski dilde güneş yada ay tutulması. : KESF Eski dilde haberci,ulak.: SAİ Eski dilde halkın İstanbul’daki yabancılara,özellikle Fransızlara verdiği ad.:DİDON Eski dilde hastalık , dert. : DA Eski dilde herhangi bir şeyin küçük parçası.:ŞİRZİME Eski dilde hesap defteri.. : ABAR Eski dilde hevesler,istekler. : EHVA Eski dilde hokkabazlık,el çabukluğu. : ŞABEZE Eski dilde horoz.:DİK Eski dilde ılgın ağacı.:AC Eski dilde idare etmek.,temize çıkarmak. : ABRAMAK Eski dilde ihtiyarlık. : ŞEYB Eski dilde iklimler.:EKALİM Eski dilde ilkbahar.:NEVBAHAR Eski dilde intikam,öç. : SAR Eski dilde kadın.: ZEN Eski dilde kale hendeği. : UR Eski dilde kalıba dökme.:İSAGA Eski dilde kamış. : NAY Eski dilde kan. : DEM Eski dilde kaplan.:BEBİR Eski dilde karınca. : MUR Eski dilde Kasım ayı. : İKİNCİ TEŞRİN : SONTEŞRİN Eski dilde kaş.: EBRU Eski dilde kaz.: BAT Eski dilde kemik.:AZM Eski dilde kılıç. : TİG Eski dilde kırmızı renkli olan. : LALİN Eski dilde kilise çanı.:NAKUS Eski dilde kimseler,insanlar. : KESAN Eski dilde kip.:SIYGA Eski dilde koku. : BU Eski dilde kolay. : ASAN Eski dilde korku.:BİM Eski dilde kovma. : İBAD Eski dilde kök tutmuş,köklenmiş.:RİŞEGİR Eski dilde köpek. : SEG : SEK Eski dilde körpelik,tazelik.: TARAVET Eski dilde kumaş. : KALA Eski dilde kurban bayramı. : ADHA Eski dilde kuş gagası.:NAL Eski dilde kuşluk vakti. : ÇAŞT Eski dilde lanet sözü. : LAN Eski dilde mektup,mesaj ulaştırma. : BELAĞ Eski dilde mermer.:RUHAM Eski dilde mimaride yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK Eski dilde mum,balmumu.: ŞEM Eski dilde müjde,müjdeli haber. : SAVA Eski dilde Müneccimlerce insanın doğduğu andan başlayarak,yaşamındaki uğursuz anların hesaplanması. : ASİTAN Eski dilde nevale,azık. : TUŞE Eski dilde oburlar.: EKELE Eski dilde Ocak ayı. : İKİNCİ KANUN : KANUNU SANİ Eski dilde ok atıcı,okçu.:KEMANKEŞ Eski dilde ok.. : TİR Eski dilde oklar anlamında sözcük.:NİBAL Eski dilde otlar. : ERA Eski dilde öç,intikam.:SAR Eski dilde öd kesesi.:MERARE Eski dilde öfke.:RİS Eski dilde öğrenci.:ŞAKİRT.:TİLMİZ Eski dilde öğüt,akıl verme.: NUSH Eski dilde öğüt,nasihat. : MEVİZE : NUSH Eski dilde örtme,gizleme.: SETR Eski dilde özgürlük yanlısı olanlar. : AHRAR Eski dilde parlaklık,göz alıcılık.:REVNAK Eski dilde parlama.:LEM Eski dilde pek az., çok aşağı. : EDNA Eski dilde pirinç. : ERZ Eski dilde rüzgar,esinti. : RİH Eski dilde saf,arı,katıksız anlamında sözcük.:NAB Eski dilde sağır. : ASAM Eski dilde sanık.: MAZNUN Eski dilde satrançtaki vezir taşı.: ASAF Eski dilde satrançtaki vezir. : FERZ Eski dilde sermaye,kapital.:RESULMAL Eski dilde sıcak suda haşlama. : NAK Eski dilde sıcaklık,hararet.:TEB Eski dilde sığır çobanı.: RAİ Eski dilde sıhhi. : ZENİ Eski dilde soylular.:ZADEGAN Eski dilde su yosunları.: ÜSNİYE Eski dilde su.. : AB : MA Eski dilde sünnet etme.:HİTAN Eski dilde süs.: ZİVER Eski dilde şarap.. :HAMR Eski dilde şehir.:ŞAR Eski dilde şiirler.:EŞAR Eski dilde şişme,kabarma. : AMASA Eski dilde taç.: İKLİL Eski dilde taçlar. : TİC Eski dilde tarak. : ŞANE Eski dilde toplama. : İCMA Eski dilde tuğgeneral.: MİRLİVA Eski dilde tuz. : NEMEK Eski dilde uyurgezer.: SAİFFİLMENAM Eski dilde uzaklık,ara. : KAB Eski dilde üzengi.: RİKAB Eski dilde üzerine yazı yazılmış kağıda veya mektuba verilen ad.:RAKİME Eski dilde üzüm.: İNEB Eski dilde üzüntü,kaygı, : HEM Eski dilde vergi toplama . : CİBAYET Eski dilde yakın,az aralıklı olan.:KARİN Eski dilde yara.:ZAHM Eski dilde yardım. : NASR Eski dilde yasaklayan,engel olan. : NAHİ Eski dilde yemin etme. : İLA Eski dilde Yengeç Burcu.: SERETAN Eski dilde yeni anlamında bir sözcük.: CEDİT Eski dilde yıl. : AM Eski dilde yılan.:MAR Eski dilde yıldırım.: BARİKA Eski dilde yıldız.:SİTARE Eski dilde yırtma. : ÇAK Eski dilde yiğitler,kahramanlar. : ASÜD Eski dilde yiyecek ve içecek şeyleri veren anlamında sözcük.: RAZİK Eski dilde yumuşak.:NERM Eski dilde yumuşaklık.: NERM Eski dilde yuva.:LANE Eski dilde yüzyıl.: ASR Eski dilde zaman.:EYN Eski dilde zarif giyinen kimse. : TİRENDAZ Eski Doğu’da ve Bizans’ta hükümdarlık simgesi olan tören başlığı.:TİARA Eski eşya pazarı.:BİTPAZARI Eski İran dininde aşk ve bereket tanrısı. :ANAHİTA Eski İran dininde aşk ve doğurganlık tanrısı.:ANAHİTA Eski İskandinav mitolojisinde baş tanrı. : ODİN Eski İskandinav mitolojisinde evrenin yaradılışında oluşan ilk canlı. : YMİR Eski Japon bozuk parası. : RİN Eski Japonya’da soylular sınıfı: İO Eski Japonya’da tüccar sınıfı . : CHONİN Eski Kıbrıs’ın kuvvet tanrısı. : BES Eski konaklarda harem ile selamlık arasındaki daire. : MABEYİN Eski Mezdeki dinine bağlı Perslerin ayinlerde kullandıkları,bazılarının yalancı altın mantarı gibi sanrı yaratıcı bir mantar sandığı bitki. : HAOMA Eski Mısır tanrılarının asası. : UAS Eski Mısır valilerine verilen ad.:HİDİV Eski Mısır ve Yunan kültürlerinde önemli bir yeri olan insan başlı aslan gövdeli mitolojik yaratık. : SFENKS Eski Mısır’da güneş tanrısı. : AMON Eski Mısır’da şehir devletlerine verilen ad.:NOM Eski Mısır’da üretici güç. : KA Eski Mısır’ın en büyük piramitlerinden biri. : MİKERİNOS Eski Mısırlıların,Asya’nın Mısır’a yakın bölgelerinde yaşayan Sami kavimlerine verdikleri ad.:AAMU Eski mimarlıkta yapıları örten süslü çatı ve saçaklar.:ARASTAK Eski Roma’da ayrıcalıklı Particiler dışında kalan yurttaşlara verilen ad.:PLEBLER Eski Roma’da vahşi hayvan ve av tanrıçası.:DİANA Eski Roma’da,bir sirk içinde küçük çapta deniz savaşları yapılmak üzere kazılmış büyük havuz.:NOMAHYA Eski Romalılar zamanında,Roma’da ve diğer şehirlerde kamu işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan.:FORUM Eski Romalıların ulusal giysisi olan geniş ve uzun harmani. : TOGA Eski Rusya’da gönüllü emekçiler birliği.:ARTEL Eski salon danslarından biri. : KADRİL Eski Sümer su tanrısı. : EA Eski şairlerin kasidelerinde övdükleri kişilerden aldıkları bahşiş.:CAİZE Eski Türk devletlerinde ,özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi yada bağımsız bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. : ATABEK Eski Türk güreşlerinden biri. : ABA Eski Türklerde atasözü,tez. : SAV Eski Türklerde büyük davula ve davul tokmağına verilen ad. : BARABAN Eski Türklerde deniz tanrıçası.:AKANA Eski Türklerde hekim. : ATASAGUN Eski Türklerde kullanılan bir unvan.:TİGİN Eski Türklerde mezarların üzerine anıt olarak dikilen taşlar. : BALBAL Eski Türklerde ordu müfettişlerine verilen ad. : YASAVUL Eski Türklerde ölüler için yapılan tören. : YOĞ : YUĞ Eski Türklerde soylular sınıfı. : AKSÜYEK Eski Türklerde Tanrı.: OĞAN Eski Türklerde yağmur yağdırıp yel estirdiğine inanılan büyü taşı.:YADA Eski Türklerde yer altı tanrısı.:ERLİKHAN Eski ve usta gemici.: ÇAÇA Eski Yahudilere verilen ad.:İBRANİ Eski Yunan mitolojisinde Medusa’nın kanından doğma kanatlı at. : PEGASOS Eski Yunan fabl’larını derlediğine inanılan,ama gerçekte yaşamadığı hemen hemen kesin olan yazara geleneksel olarak verilen ad.:EZOP (AİSOPOS) Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.: MONAT Eski Yunan felsefesinde bölünmez birlik.:MONAT Eski Yunan kentlerinde pazar yeri,antik kent meydanı.Yönetim,politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan. : AGORA Eski Yunan mitolojisinde kötülük tanrıçası.:ATE Eski Yunan mitolojisinde öbür dünyanın en karanlık bölümü.: EREBOS Eski Yunan mitolojisinde,Artemis tarafından öldürülen ve takım yıldıza dönüştürülen,Poseidon’un oğlu olan dev avcı.:ORİON Eski Yunan mitolojisinde,Oidipus’un hem annesi,hem karısı olan kadın.: İOKASTE Eski Yunan tiyatrolarında sahneye verilen ad.:SKENE Eski Yunan ve Roma’da hekimlik tanrısı.: ASKLEPİON Eski Yunanistan sitelerinin özelliklede Atina’nın yönetsel bölümü.:DEMOS Eski Yunanistan’da tapınaklarda yer alan ve üzerine sungular konan masa. : ABAK Eski Yunanlı,Grek.:HELEN Eski Yunanlılarda,özellikle Makedonya piyadelerinin çekirdeğini oluşturan mızraklı alay.:FALANJ Eski Yunanlıların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı. : DİTİRAMP Eski,ezeli. : KADİM Eskiden adet,tören. : DEB Eskiden albay. : MİRALAY Eskiden Anadolu beyliklerinde donanma hizmetlerinde görevlendirilen asker. : AZEB Eskiden Aralık ayına verilen ad. : İLKKANUN Eskiden askerlerin aldıkları üç aylık maaşın Şevval,Zilkade ve Zilhicce aylarına denk gelen dördüncü bölümü.: LEZEZ Eskiden Avrupa’da kentler arasında yolcu taşımakta kullanılan kapalı ve dört tekerlekli at arabası. : DİLİJANS Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan ipekli kumaş. : ATABİ Eskiden Bağdat,Isfahan ve Almeria’da dokunan sağlam ipekli kumaş.:ATABİ Eskiden bezek işlerinde kullanılan bir tür sedef.: ARUSEK Eskiden Bulgar krallarına verilen unvan.: GAR Eskiden cüzamlı hastaların konulduğu yere verilen ad.: MİSKİNLER TEKKESİ Eskiden ders çalışma masası. : RAHLE Eskiden dervişlerin oturduğu yer,tekke.:DERGAH Eskiden dokunan bir tür kalın ve pamuklu bez.:REVENDÜK Eskiden el yazması kitaplara yapılan suluboya resim.:MİNYATÜR Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.:KESEDAR Eskiden Fransa’da kullanılan 52 ar değerinde olan yer ölçüsü.:AKR Eskiden giyilen düz yakalı,önü ilikli bir tür ceket.:SETRE Eskiden giyilen kolsuz,önden açık,uzun ve geniş kesimli giysi. : KAFTAN Eskiden harman ürünlerinden onda bir oranında alınan vergi:. AŞAR Eskiden İran’da kullanılan Zerdüşt takviminde yılın sekizinci ayı. : ABAN Eskiden işlemeli kısa yelek türü. : CAMADAN Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel ölçü.,Endonezya’nın plakası. : Rİ Eskiden Japonların kullandığı 3.927 m değerinde çizgisel öçlü.:Rİ Eskiden kansere verilen ad.:AKİLE Eskiden kara ve deniz savaşlarında kullanılan bir top.:BALYEMEZ Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. : TATU Eskiden kimi gezgin dervişlere verilen ad.:ABDAL Eskiden koyun ve keçi başına alınan sayım vergisine verilen ad.: AĞNAM Eskiden kökü hekimlikte kullanılmış olan,zambakgillerden bir bitki.: SAPARNA Eskiden köy muhtarının yardımcısı.:KİZİR Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü birimi.: OKKA Eskiden kullanılan tepesi yuvarlak,dilimli çuha başlık. : ŞUBARA Eskiden kullanılan üç direkli,bir tür yelkenli savaş gemisi.: FİRKATEYN Eskiden kullanılan yedi gram ağırlığında altın sikke.: LİRA Eskiden kullanılan,kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.: ÇEKELEVE Eskiden kullanılan,kolları ve etek uçları bazen bol ama genellikle bele oturan kadın korsajına verilen ad. : KARAKO Eskiden kullanılmış ince,uzun ve zarif bir kayık.:HANIM İĞNESİ Eskiden kullanılmış mermi yerine çakıl taşı atan bir tür top. : ÇAKALOZ Eskiden kuyumculara taslak hazırlayan kimselere verilen ad. : SADEKAR Eskiden Kuzey Afrika’daki dervişlere verilen ad.:MARABUT Eskiden lise düzeyinde okul. : İDADİ Eskiden Mısır halkından olan kimse. : KIPTİ Eskiden Mısır köylülerine verilen ad. : FELLAH Eskiden Müslüman olmayanlardan alınan bir çeşit vergi.:CİZYE Eskiden nikahsız olarak alınan cariyelere verilen ad.: ODALIK Eskiden oğlak burcuna verilen ad. : CEDİ Eskiden okul öncesi yaştaki çocuklar mahalle mektebine başlarken yapılan tören.:AMİNALAYI Eskiden on para değerindeki sikke. : METELİK Eskiden özellikle sülüs yazı yazmak için kullanılan perdahlı bir kağıt türü : ALİKURNA Eskiden papaların kullandığı tören başlığı. : TİARA Eskiden portre yapan ressamlara verilen ad.:NİGARİ Eskiden postayı taşımaya yarayan küçük tekne.:AVİZO Eskiden Romanya’nın yerli halkına ve bu halkın soyundan olan kimselere Osmanlı Türklerinin verdiği ad.: ULAH Eskiden Rum korsanlarına verilen ad.: IZBANDUT Eskiden Rus Kazaklarının başbuğuna verilen unvan.:ATAMAN Eskiden savaşlarda işaret vermek için kullanılan büyük davul.: KÖS Eskiden şairlerin kasidelerinde övgüsünü yaptıkları kişilerden aldıkları para veya armağana verilen ad. : CAİZE Eskiden Tekel idaresine verilen ad.:REJİ Eskiden tiyatroya verilen bir ad.:TEMAŞAHANE Eskiden trajediye verilen ad.:HAİLE Eskiden tuğgeneral.:MİRLİVA Eskiden Türk’e yabancı olan kimse ve topluluklara verilen ad. : TAT Eskiden ücret karşılığı ölünün arkasından ağlayan kadın.:NAYİHA Eskiden üzerine yazı yazmak için hazırlanan deri,parşömen. : TİRŞE Eskiden vezir konaklarındaki bir bölüm müstahdeme verilen ad.:ZOBU Eskil. : ARKAİK Eskilere göre dünya atmosferinin ötesindeki boşlukları dolduran çok uçucu akışkan.:ESİR Eskimiş giyecek.:ALIK: ALAK Eskimiş,üzerinden zaman geçmiş,kronik. : MÜZMİN Eskimoların buzdan kulübeleri. : İGLO : İGLU Eskimoların kendilerine verdiği ad. : İNUİT Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. : EPE : FLÖRE Esmer açık kestane renginde olan.: KONUR Esmer,açık kestane rengi rengi.:KANUR Esnaf kuruluşu. : LONCA Esnek dokunmuş ipekli yada yünlü bir kumaş. : JARSE Esrarkeşlerin kullandığı bir çeşit nargile.: KABAK Eş anlamlı. : SİNONİM Eş basınç. : İZOBAR Eş zamanlı olmayan.: ASENKRON Eş zamanlı.: SENKRONİK Eş,zevce. : REFİKA Eşcinsel kadın. : LEZBİYEN Eşek binmeliği. : SEMER Eşek eyeri.: PALA Eşek yavrusu. : SIPA Eşek. : KARAKAÇAN: MARSIVAN Eşey bezi. :GONAT Eşeylik kazanmış böceğin son biçimi.:İMAGO Eşeysiz bölünme. : AMİTOZ Eşgüdüm.:KOORDİNASYON Eşik. : SÖVE Eşit. : MÜSAVİ Eşkenar dörtgen. : MAİN Eşya üzerindeki mikrop veya ufak böcekleri basınçlı buharla öldürmeye yarayan büyük kazan. : ETÜV Eşyanın üzerini işlemek için kullanılan sedef,plastik,metal vs malzemeden yapılmış parlak ve yassı plaka. : PAYET Eşyaya vurulan damga.:EN Et ve sebzeleri, kapak kenarı hamurla iyice kapatılmış tencere içinde pişirme yöntemi. : USTUFATO Et haşlanırken su üzerinde biriken tortu.:KEF Et kesimi yortusu. : APUKURYA Et yemez. : VEJETARYEN Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi. : DÖPİYES Etek ucuna doğru genişleyen. : EVAZE Etene,son. : MEŞİME : EŞ Eter. : LOKMANRUHU Eti beyaz ve lezzetli bir balık.:SUDAK Eti beyaz,üzeri pullu iri bir balık.:LEVREK Eti için avlanan bir deniz kabuklusu.:LANGUS Eti için avlanan,pavuryaya benzer küçük su hayvanı.:ÇAĞANOZ Eti yenen bir çeşit mürekkep balığı. : KALAMAR Etiket. : PAFTA Etiyopya’nın para birimi. BİRR Etken,yapan. : AMİL Etkime. : TESİR Etli lahana yemeği.:KAPUSKA Etli,yuvarlakça ve şişkin olan sap kısmı yenen lahana cinsi. : ALABAŞ Etnik. : BUDUNSAL Etoburların gelişmiş dönemlerinde kalın bağırsaklarında yaşayan tenya türü.:EKİNOKOK Ev halkı,aile. : HORANTA Ev makarnası. : ERİŞTE Ev.:BEYT Evde kalmış kız. : KALIK Evlek. : MAŞALA Evlenme.:İZDİVAÇ Evlerin önündeki taşlık. Üstü kapalı balkon : SUNDURMA Evlerin önüne oturmak için taş ve çamurdan yapılan set.: SEKİ Evren bilim. : KOZMOLOJİ Evrenin temeli olarak düşünülen maddenin canlı olduğunu savunan öğreti.:HİLOZOİZM Evrensel alıcı kan grubu. : AB Evrensel hayat enerjisi anl***** gelen,çok eski bir Japon sağlık tekniği.: REİKİ Eyer örtüsü. : ÇAPRAK : ŞAPLAK Eytişim. : DİYALEKTİK Ezgi,makam. : TERANE Ezgi.:MELODİ Ezici.:KAHİR Ezilmiş havuç içine fındık,şeker vs eklenerek yapılan bir tatlı türü.: CEZERYE |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 17:11 |
||||
|
F
Fabrika yapımı her türlü kumaş,bez gibi dokumalar. : MANİFATURA Fahri.:ONURSAL Faizler. : FERAİZ Fal. : BAKI Falez.:YARIYAR Farazi. : HİPOTETİK Farbala,fırfır.: FARBA Farsca’da tat,çeşni,tadılacak şey. : MEZE Fas’ın plaka işareti. : MA Fas’ta işlenen yumuşak bir tür keçi derisi. : MAROKEN Fas’ta sultanı devirmek isteyen kimseye verilen ad.:RUGİ Fatih Sultan Mehmet’in şiirlerinde kullandığı mahlas. : AVNİ Favori,/gözde sporcu.:AS Faydalar. : MENAFİ Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bir şiir kitabı. : ASU Fedai. : SERDENGEÇTİ Felç,inme. : NÜZUL : AKATİZİ Felç.: PARALİZİ Felçli. : MEFLUÇ Feldispat,kuvars,mika ve ortoklaz minerallerinden birleşmiş,türlü renkte billursu,çok sert bir kayaç.: GRANİT Felsefe,bilgelik. : HİKMET Felsefede bir durumdan diğerine geçiş. : OLU Felsefede değişebilen,geçici nitelik.:KİP Felsefede nesnenin kendisi.:NUMEN Felsefede seçmecilik.: EKLEKTİZM Felsefede,belirli bir insan topluluğunun dışında kimseye bildirilmeyen,yalnızca sınırlı,dar bir çevreye aktarılan her türlü bilgi,öğreti.:İÇREK Ferman : YARLIK Feryat.:VAVEYLA Fesleğen’de denilen,yaprakları güzel kokulu bir süs bitkisi. : REYHAN Fethiye ilçesi yakınlarında,doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy ve ada.:KATRANCI Fıçı biçiminde Libya davulu. : NEVBET Fıçıcı keseri. : BARDA Fıkıh bilgini.:FAKİH Fıkra.:ANEKDOT Fındık ve Antep fıstığı veya meyve konservesi katılmış sertçe veya daha yumuşak pişmiş şeker hamuru.:NUGA Fırat vadisini çeviren kayalarda yaşayan ve soyu tükenme tehlikesi gösteren,uzun gagalı bir kuş. : KELAYNAK Fırfır.: FARBALA Fırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek. : ISIRAN Fırınları temizlemekte kullanılan ucuna bez sarılı uzun sırık.:ESE Fışkıran su.:DAFİK Fışkırma. : FEVERAN Fidan,yeni dikilmiş fidan.:DİKME Fide dikilirken kullanılan ucu çatallı çubuk. : DİKEÇ : DİKELEÇ Fide veya fidan dikilen yer.:ARIK Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü.:TAVA Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak. : TAVA Fihrist. : KATALOG Fiiller,eylemler anlamında eski söz. : EFAL Fiillerin zarf olarak kullanılan şekilleri,bağfiil.: ULAÇ Fildişi kıyısı plakası. : Cİ Filika büyüklüğünde bir deniz teknesi,küçük vapur,istimbot. : ÇATANA Filipinler’de yetişen,dokuma maddesi elde edilen bir tür muz ağacı.:MANİLA KETENİ Filipinlerde yetişen ve Manila keneviri adlı elyafı veren muz türü. : ABAKA Filistin Direniş Hareketi. : İ NTİFADA Filizlenmek.:CÜCÜKLENMEK Film seslendirmelerinde,tiyatro oyunlarında hareketlere uygun seslerin özel bazı yöntemlerle çıkartılması işlemi.:EFEKT Filmin başlangıç yazıları. : JENERİK Filmin kurgusu açısından bir bütün oluşturan plan dizisi.:SEKANS Finlandiya parlamentosuna verilen isim. : EDİSKUNTA Finlandiya’da göl.:İNARİ Finlandiya’nın plaka işareti.:SF Fistül.:AKARCA Fiyatların düşmesini önlemek için ürünlerin piyasaya sürülmeyip tahrip edilmesine verilen ad:DARDANİZM Fizik biliminin ışık olaylarını inceleyen kolu.:OPTİK Fizikte bir iş birimi. : JUL Formika görünümlü sunta .: SUNTALAM Fosforun simgesi. : P Fotoğraf duyarlığını belirten sayısal değer. : ASA Fotomekanik işlemlerde duyarlı tabaka önüne yerleştirilen kareli veya ağımsı saydam bir malzemeden oluşan elek.:TRAM Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olan,kavisli çizgileri bol,gösterişli bir bezeme üslubu.:ROKOKO Fransa’da bir ırmak. : AİM Fransa’da bir idari bölge.: AİN Fransa’nın güneybatısında planlama bölgesi.:AKİTANYA Fransa’nın kuzey yarısında konuşulan Roman dili lehçeleri. : OİL Fransa’nın plakası. : FR Franz Kafka’nın sevgilisi. : MİLENA Frengi. : SİFİLİS : ŞANKR Frengiye benzer bir hastalık. : PİAN Futa. : KİK Fütüvvet şeyhi.:AHİ Füzeli mermi veya makinelerin,havaya fırlatılmak için üstüne yerleştirildikleri eğik destek.:RAMPA |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 18:18 |
||||
|
G
Gabon’da yetişen zakkumgillerden bir ağaç.:İBOGA Gaetano Donizetti’nin bir operası. : RİTA Gaf,:POT Gagasındaki deliklerden rüzgar estikçe türlü sesler çıktığına inanılan bir masal kuşu. :MUSİKAR Galeta ununa bulanarak yağda kızartılan bir çeşit köfte,patates v.s.:KROKET Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola.: KOTLETPANE Gambiya’nın para birimi. : DALASİ Gametlerde bulunan kromozomların hepsine verilen ad.: GENOM Gana’nın para birimi.: SEDİ Gayrı müslim mezarlığı. : MAŞATLIK Gayrı,başka anlamında eski sözcük. : SİVA Gaz söktürücü bir bitki./ Hoş kokulu ve baharlı meyveleri anason gibi yemeklerde ve içkilerde tat verici olarak kullanılan otsu bitki. : REZENE Gazel ve kasidenin ilk beytine verilen ad. : MATLA Gazete,dergi gibi yayınlarda sayfa düzeni.:MİZANPAJ Gazete.:CERİDE Gazetecilik dilinde uydurma habere verilen ad. : ASPARAGAS Gaziantep ve Kayseri yöresine özgü,yoğurt tatlısına benzer bir hamur tatlısı.:NEVZİNE Gaziantep yöresinde yetişen beyaz bir üzüm cinsi.: RUMİ Gaziantep yöresine özgü bir cins çörek.:KAHKE Gaziantep yöresine özgü bir halkoyunu. : AŞEY Gaziantep yöresine özgü bir tür kebap. : CARTLAK Gazinolardaki ilgi çekici,eğlendirici gösteri:. ATRAKSİYON Gazların hareketini inceleyen fizik bilimi dalı.:AERODİNAMİK Gebe inek. : AVGAN Gebre otu. : KAPARİ : KEBERE Gece korkusu.: NYCTOFOBİ Gece ve gündüzün eşitliği. : EKİNOKS Gece ziyafetlerinde,galalarda ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydikleri,önü açık,ceketi daha çok atlas yakalı takım elbise.: SMOKİN Gece. : TÜN : ŞEB Geceler anlamında eski sözcük. : LEYAL Geceleri sık işeme. : NİKTÜRİ Geceleyin söylenen ağır ve feryatlı türkülerde uygulanan bir halk ezgisi. : TATYAN Geceleyin, ateş çevresinde genç erkeklerin davul, zurna eşliğinde oynadıkları bir halk oyunu.: SİNSİN Gecelik,gömlek,peçete yapımında kullanılan bir tür ince,yıkanabilir pamuklu kumaş.:ŞİLEBEZİ Geçen yıl.:BILDIR Geçerli,akan. : CARİ Geçici,yeterli etkinliği olmayan. : PALYATİF Geçim. : MAİŞET Geçimini orman ürünlerinden sağlayan köylü. : ÇITAK Geçişme.: OSMOS Gedik,yarık. : RAHNE Gelecekçilik.:FÜTÜRİZM Gelen evrak. : VARİDE Gelenek. : ANANE Geleneksel Anadolu konut mimarlığında,ahşap yapılardaki çıkmaların altına çaprazlamasına konan dikdörtgen kesitli destek.:ELİBÖĞRÜNDE Geleneksel Türk evlerinde bulunan raf. : TEREK Gelibolu yarımadasında eskiçağ kenti.: İDAİON Gelibolu yöresinde kadınların boydan boya örtündükleri bir tür çarşaf.:ALAVURA Gelin başlığı. : KEPEZ Gelin çiçeği.:KALA Gelin tacı.:KALAK Gelincik çiçeği. : KIZALAK : KALA Gelincik.: ARS Gelinin çeyizi.:DÜRÜ Gelip çatma,girme. : HULUL Gelip geçici. :ARIZİ Gelirler. : VARİDAT Gelişigüzel toplanmış eşya. : DERİNTİ Gelişigüzel ve dayanıksız yapılmış anlamında: ÇER Gelişigüzel. : ALELITLAK Gelişme. : NEŞVÜNÜMA Gemi bordolarına,küpeştelerine açılan dörtgen biçimli delik.:LOMBAR Gemi çatmasında eğri parça.:PARAÇOL Gemi demiri.:ÇAPA.:LENGER Gemi demirinin ucundaki yassı parça.: TIRNAK Gemi enkazı,batık. : LAŞE Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri. : KEMERE Gemi için,pervaneyi ters yönde çevirme.: TORNİSTAN Gemi kiralama : ISKAPARMA Gemi omurgası.:KARİNA Gemi safrası. : SABURA Gemi yada tren yatağı. : KUŞET Gemi yapılan yer.:TERSANE Gemi yapım yeri.Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad. :DOK Gemi zincirinin su içindeki bölümü. : KALOMA Gemici çırağı,küçük yaştaki tayfa yamağı. : MİÇO Gemici düdüğü.: SİPSİ Gemici,işçi gibi kimselerin eğlenmek için gittikleri içkili,danslı yer.:BALOZ Gemicilerin eğlenmek için gittikleri içkili yer. : BALOZ Gemicilerin gayret sözü. : HEYAMOLA Gemicilikte halat germe. : TİZE Gemide direklere takılı halatları bağlamak için küpeştenin iç tarafında bulunan delikli ve çubuklu levha.:ARMADURA Gemide hareket halinde bulunan bir halatın veya zincirin,bir an durdurulması için verilen komut.: ABOSA Gemide hava bacaları. : MANİKA Gemide tayfa başı. : LOSTROMO Gemide teslim satış. : FOB Gemilerde çeşitli anlamlar taşıyan ışıklı işaretlerin topluca sıralandığı direk.:NOEL AĞACI Gemilerde denizcilik kurallarına aykırı durum. : KARAVELA Gemilerde kullanılan demir halka. : ANELE Gemilerde kullanılan küçük su fıçısı. : KARTEL Gemilerde mizana direğinin gerisindeki yelken. : RANDA Gemileri bağlamakta kullanılan üç yada dört kollu halat. : YOMA Gemileri farklı iki su düzeyinin birinden ötekine geçirmek için yapılan ara havuz. : LOK Gemileri iskele,rıhtım veya şamandıraya bağlamaya yarayan kalın halat. : PALAMAR Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan bir tona eşit birim.:TONİLATO Geminin saatteki hızını ölçen alet. : PARAKETE Geminin arkası. : PUPA Geminin bağlı olduğu limanın adı yazılan düz veya yuvarlak kıç bölümü :AYNALIK. Geminin başka bir gemiden veya kıyıdan uzaklaşması.:AVARA Geminin cıvadrasına çekilen üçgen yelken.: FLOK Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.:KANA Geminin en geniş yeri. :MASTURİ Geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak. : BANDIRA Geminin içindeki en alt bölüm.: SİNTİNE Geminin ön tarafı. : PRUVA Geminin rüzgar alan yönü. : ORSA Geminin rüzgar üstüne veya altına dönmesi için yelkenlerin bazısını gevşetme,bazısını germe işlemi. : TİRAMOLA Geminin yan kısmı.:BORDA Geminin zincirini toplayıp demirini kaldırmaya hazır bulunması :APİKO Genç yanardağların çevresinde,karbondioksit ve metan gazı ile çeşitli hidrokarbon gazları sızdıran yarık veya delik.:MOFET Genç,toy. : TORLAK Genelev işleten kadın,mama.:ÇAÇA Genelge. : TAMİM Genellikle 12 Martta görülen,Batı Karadeniz’e özgü şiddetli bir fırtına.:HUSUM Genellikle altına gömlek veya bluz giyilen örgü kazak.:SÜVETER Genellikle bayramlarda konuklara ikram edilen kokulu bir çörek.:NOKUL Genellikle beyaz renkli ve damalısı da olan cilalanabilen billurlaşmış kireç taşı. : MERMER Genellikle bir çok Avrupa ülkesinde giyilen tahta ayakkabı.:SABO Genellikle bir traktörün arkasına monte edilen ve zemini derince kazmaya yarayan alet.:RİPER Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tatlı bisküvi. : KEDİDİLİ Genellikle eski bir sanat yapıtının,bir yazıtın çizilerek veya boyanarak yapılmış kopyası.:RÖLÖVE Genellikle gece kulüplerinde,pavyonlarda genç bir kadının müzik eşliğinde dans edip soyunarak yaptığı gösteri.: STRİPTİZ Genellikle giysinin yaka,kol,etek çevresine kendi kumaşından veya başka kumaştan geçirilen ince şerit.: BİYE Genellikle gömlek yapmakta kullanılan,çizgili ve ince bir pamuklu kumaş.:ZEFİR Genellikle güneşten korunmak için bir yerin üzerine gerilen bez,naylon v.s.’den yapılmış örtü.:TENTE Genellikle hamsi veya sardalye balığından yapılan zeytinyağlı ve tuzlu balık ezmesine verilen ad. : ANÇÜEZ Genellikle haşlandıktan sonra salata olarak yenilen,deniz kenarlarında ve tuzlu topraklarda yetişen otsu bir bitki.:DENİZ BÖRÜLCESİ Genellikle Hindistan’da dokunan,özel motifleri olan değerli bir yün kumaş. ŞAL : Genellikle kadınların denize girerken saçları ıslanmasın diye kullandıkları başlık.:BONE Genellikle kahveyle birlikte yenilen bir tür çikolata. : TRÜF Genellikle kışın akan,yazın kuruyan küçük çay : DERE Genellikle kürkten yapılmış omuz atkısı : ETOL Genellikle ölçü aygıtlarında gösterge çizelgesi. : SKALA Genellikle resmi yerlerde,resmi işlerde uyulması gereken kural,yol ve yöntemlerin tümü.:SEREMONİ Genellikle şeker hastalarının kullandığı tatlandırıcı : SAKARİN Genellikle topla yapılan yaylım ateş. : SALVO Genellikle uluslar arası bir serginin yapımcılığını üstlenen kişi. : KÜRATER : KÜRATÖR Genellikle Uzakdoğu ülkelerinde B vitamini eksikliğinden doğan bir hastalık. : BERİBERİ Genellikle Venedik’te kullanılan bir kayık.:GONDOL Genellikle yakmak için kullanılan iri saman.: KES General veya amiral aşamasındaki askerler.:ERKAN Geniş açılı manzara. : PANORAMA Geniş cadde. : BULVAR Geniş kulplu kap. : LENGER Geniş şal. Uzun omuz atkısı. : ETOL Geniş ve derin bilgisi olan. : MÜTEBAHHİR Geniş yapraklı bir süs bitkisi.:DEVE TABANI Geniş,engin : VASİ Genişlik. : VÜSAT Genizsi,genzel.:NAZAL George William Russell (takma adı). : AE Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.:NATÜRALİZM Gerçek olan,gerçeğe yada aslına dayanan.:OTANTİK Gerçekleşme.: TAHAKKUK Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmaya yarayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi.:DİYALEKTİK Gerçekten,doğrusu. : FİLHAKİKA Gerekçe. : ESBABI MUCİBE Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kimse.:ALAYLI Gerekli,lüzumlu.: BECİT Gerekli. : MUKTAZİ Gerekme,gerekçe. : İKTİZA Gerektiği zaman kullanılmak için saklanan tahıl. : ZAHİRE Geri alma. : İSTİRDAT Geri çevirme. : İRCA Gerilim yokluğu. :ATONİ Gerilmiş halatla taşıma.Getirip götürme halatı. : VARAGELE Geriye doğru uçabilen küçük bir kuş. : KOLİBRİ Gevenden çıkarılan ve kestere de denilen bir tür zamk.: KİTRE Geveze,sözünü bilmez anlamında yerel bir sözcük.:VAZALAK Geveze. : RAAT Geviş getiren hayvanlarda,dört bölümlü midenin dördüncü bölümü.: ŞİRDEN Gevrek bir elma türü.:FERİK Gevşek,iş bilmez,tembel.:SALPA Gezegen. : PLANET Gezgin samuray.: RONİN Gırtlağın ön tarafında bulunan ve salgısını kana veren bir bez.:TİROİT Gırtlaktaki aşırı ve süreğen iltihap.:LARENJİT Gidiş. : AZİMET Gine’nin para birimi.: SİLİ Giresun yakınlarında bir burun. : YOROZ Giriş müziği. : PRELÜD Girişik bezeme. : ARABESK Girit’in efsanevi kralı. : MİNOS Gitar eşliğinde seslendirilen Portekiz halk şarkısı. : FADO Giyim eşyası alanında uzmanlaşmış moda desinatörü.:STİLİST Giyim süslemede,şapka,çanta ve sepet örmede kullanılan parlak ve renkli şerit.: RAFYA Giysi kesimi,kesimle verilen biçim. : KUP Giysi. : LİBAS: ESVAP : FİSTAN Giysinin kenarına paralel olarak yapılan kendi kumaşından süs. : BİYE Gizemcilik.: MİSTİSİZM Gizemli eski yazı.:RUNİK Gizleme,örtme.: SETR Gizli oyun.:DALAVERE Gizli yer,köşe bucak. : TUN Gizli,saklı,gizlenmiş.:PİNHAN Gobene’de denilen bir balık. : TORBİL Gomalak’da denilen ve cilacılıkta kullanılan hayvansal kökenli reçine.:ŞELLAK Gonçarov’un,uyuşuk ve iradesiz bir toprak sahibinin portresini çizdiği ünlü romanı.:OBLOMOV Gondol’a benzer kayık. : PEREME Gondolcu şarkısı.:BARKAROL Göçebe ve yarı göçebe Türkmenler arasında,genellikle ölülerin ardından söylenen ağıt ve bozlağa benzer türkü. : YAKIM Göçebe,eti için avlanan bir kuş. : ÇULLUK Göçebelik:. BETAET Göçücü balıkların Akdeniz’den Karadeniz’e çıkması. : ANAVASYA Göçücü balıkların Karadeniz’den Akdeniz’e geçmesi. : KATAVASYA Göğün en yüksek katı.: ARŞ Göğüs kafesinin iç yüzünü kaplayan ve akciğerleri saran zar.:PLEVRA Göğüs kemiği arkasında bulunan iç salgı bezi.: TİMÜS Göğüs zarı. : PLEVRA Göğüs,bağır.:DÖŞ: TORAKS Gök bilim.:ASTRONOMİ Gök boşluğu.:CEVV Gök cisimlerinin yükseltisini ölçmekte kullanılan araç.:USTURLAP Gök gürültüsü korkusu.: BRONTOFOBİ Gök yakut. : SAFİR Gökçeada’da yurdumuzun batıdaki en uç noktası olan burun. : AVLAKA Gökçeada’nın eski adı. : İMROZ Gökkuşağı,eleğimsağma. : ALAİMİSEMA : ALKIM Gökova körfezi kıyısında turistik bir belde.:AKYAKA Gökova körfezinin güney kıyısında doğal güzelliğiyle ünlü bir koy.:BÖRDÜBET Göktaşı. Taş meteorit. : AEROLİT Gökteki ay. : MAH Gökyüzü. : ASUMAN Gölge. : SAYE Gölgede kalan taraf.: KUZ Gölgeler. : ZILAL Gölgelik. : TENTE Gölgelik.: SAYEBAN Gölleri inceleyen bilim dalı. : LİMNOLOJİ Gömlek. : KAMİS Gönderme , yollama. : İRSAL Gönderme kağıdı. : İRSALİYE Gönlü rahat.Sessiz,sakin. :ASUDE Gönül alıcı davranış, kompliman.:CEMİLE Gönül alma.: TALTİF Görevi sadece şarap dağıtmak olan garson.:SOMELİYE Görgülü,terbiyeli,olgun kimse. : ÇELEBİ Görgüsüz.:CUDAM Görkem,ihtişam,şatafat,tantana.:DEBDEBE.:ŞAŞAA Görme. : RÜYET Görsel sanatlar ve müzik alanlarında,1960’ların sonlarında NewYork kentinde ortaya çıkan,biçimde aşırı sadeliği ve nesnel yaklaşımı savunan akım.:MİNİMALİZM Görsel sunumu içeren özel dosya.:PORTFOLYO Görülen alemin ötesi.: MAVERA Görüngü bilimi. :FENOMENOLOJİ Görüntüleme.: KLİP Gösterge bilimi. : SEMİYOLOJİ Göstergebilim.: SEMİYOLOJİ Gösteriş,şatafat.:CAFCAF Gösteriş. :ALAYİŞ Gösteriş.:ALAYİŞ Gösterişi seven,varlıklı kimse.: KALANTOR Gösterişi ve özentisi olmayan. : BABAYANİ Gösterişsiz,sade yaşamaktan yana olan.:KALENDER Gösterme,ortaya çıkarma. : İZHAR Götürü iş yapan.: TAŞERON Götürü,toptan. : KABALA Gövde heykeli. : TORS Gövdesi , kabuğu soyulduktan sonra yenilen veya turşusu yapılan yumru köklü,beyaz çiçekli ve otsu bir bitki. : GİMİ Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz.: REBAP Gövdesi kızıl kırmızı,ayakları ve yelesi siyah renkli olan at.:DORU Göz alıcı parlak renkleri olan bir papağan cinsi.:ARA Göz alıcı,göze çarpıcı. : FRAPAN Göz bebeği.:HADEKA Göz çukuru. :ÇANAK Göz tansiyonu.:GLOKOM Göz.:DİDE Gözbağcı,büyücü. : RAİB Gözde iris ile billur cisim arasında bulunan boşluk. : ARTODA Gözde sarıya çalan kestane rengi. : ELA Gözdeki ağ tabaka. : RETİNA Gözdeki arpacık.:İT DİRSEĞİ Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük,aksu.:KATARAKT Göze takılan mercek. : LENS Gözle görülmeyen,yapay olarak elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım,ultraviyole.:MORÖTESİ Gözlemevi. : OBSERVATUAR Gözler,pınarlar,kaynaklar. : UYUN Gözleri ağrılı ve kirpikleri dökülmüş kimse.:CİPİ Gözleri görmeyen. : AMA Gözpınarları. : AMAK Gözün içini aydınlatıp görmek ve gözü muayene etmek için kullanılan aynaya verilen ad. :OFTALMOSKOP Gözün ön odasına kan dolması.: HİFEMA Gözüpek. : ACAR Gözyaşı ile ilgili. : LAKRİMAL Gözyaşı kanalcığı içinde oluşan taş.:DAKRİYOLİT Gözyaşı.: EŞK Gramerde çıkma durumu.:ABLATİF Gramerde özne.: SÜJE Granitle aynı kimyasal yapıda,içinde mikrolitler olan kayaç.:LİPARİT Gri renkli,sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası,katmanbulut.:STRATUS Gri veya sarı renkte,etçil bir sinek cinsi.Çulluk sineği.:YEPTİS Grip,paçavra hastalığı.:ENFÜANZA Grup,kategori. : ULAM Guatemala’nın para birimi.:KETZALİ Guatr. : GUŞA Gurbete gitme.:CELA Gurbette yaşayan.:ELGİN Gurur. : AZAMET Gübre,tezek. :KEMRE Gücenme.:İĞBİRAR Gücü tükenmiş,yorgun,bitkin.: ARGIN Gücü’de denilen ve bez tezgahında ipliği ayarlayan tarak.:NİRE Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar. : İSLİM Güç vermek,güçlendirmek.:PEKİTMEK Güçlü ve gösterişli,iri yarı kadın.:BABAÇKO Güçlü,kuvvetli,sağlam. : BEKEN Güçlü,şiddetli etki. : ZARP Güçlük,sıkıntı.:MEŞAKKAT Güçsüz düşmek,yorulmak.:FARIMAK Güldürücü öyküler,fıkralar anlatıp hoş ve şaşırtıcı sözler söyleyerek halkı eğlendiren kimse.:NEKRE Güleç,güler yüzlü.:BESİM Güleç.:BESİM Güler yüzlü.:BEŞUŞ Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın muşmulaya benzeyen yemişi. : ÜVEZ Gülgillerden bir ağaç.:ÜVEZ Gülgillerden yabani bir ağaç ve bu ağacın mayhoş yemişi.:ALIÇ Güllük körfezi kıyısında,Milas ilçesine bağlı turistik bir köy.: KIYIKIŞLACIK Gülme,gülüş.: HANDE Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın.:RÜKÜŞ Gülünç derecede dar ve kısa giyinmiş olan. : ZİBİDİ Gülüş. : HANDE Gülüt. : GAG Gümüş balığı. : ATERİNA Gümüş balığına benzer bir küçük balık. : ÇAMUKA Gümüş parlaklığında,bilinen en hafif element.: LİTYUM Gümüş parlaklığında,demir sertliğinde,kolay işlenir ve kolayca tel durumuna getirilir bir element.:NİKEL Gümüş üstüne özel bir biçimde kurşunla işlenen kara nakış.:SAVAT Gümüş,altın tellerden süsleme. : TELKARİ Gümüşbalığının küçüğü. : AFİS: İLARYA Gümüşhane ilinde,kayak merkezi olan bir dağ. : ZİGANA Gümüşhane ilinde,sarkıt ve dikitleriyle ünlü bir mağara.:KARACA Gümüşhane’nın Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale. : TOMARA Gümüşhane’nin Şiran ilçesi yakınlarında bir şelale.:TOMARA Gümüşhane’nin Torul ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınan 18 krater gölünün ortak adı.:ARTABEL Gün doğusundan esen hafif ve tatlı rüzgar. : SABA Gün. : RUZ Günahtan dönme.: TÖVBE Günahtan sakınma,züht. : TAKVA Gündüz sefası. : KAHKAHA ÇİÇEĞİ Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren madde. : KLOROFİL Güneş odası. : SOLARYUM Güneş.: AFİTAP.: ŞEMS Güneşin battığı yer, batı. : MAĞRİP Güneşin doğduğu yer,doğu. : MAŞRIK Güneşin doğması. : TULU Güneşin yedi rengini ayrıştıran spektroskop.: TAYFBİN Güneşte veya hafif alevde kurutulmuş et.:KADİT Güneşten yayılan ısı miktarını ölçmeye yarayan alet.: HELYOGRAF Güney Amerika’da yaşayan bir cins deve kuşu.: REA Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yönetsel başkenti.:PRETORİA Güney Afrika Cumhuriyetinde doğmuş veya uzun süredir orada yaşayan ve Afrikaans dili konuşan beyaz ırktan kişiler.:AFRİKANER Güney Afrika Cumhuriyetinin plakası. : ZA Güney Amerika ırmaklarında yaşayan bir balık.:DORADO Güney Amerika kemiricisi: AGUTİ Güney Amerika ormanlarında yaşayan,mavi ve yeşil metalik yansımalı bir kuş.:AGAMİ Güney Amerika yerlilerinin oklarına sürdükleri çok güçlü bitkisel zehir. : KÜRAR Güney Amerika’da üretilen kaliteli bir kahve cinsi. : ARABİKA Güney Amerika’da yaban hayvanlarını yakalamakta kullanılan kement.:LASO Güney Amerika’da yaşayan büyük su yılanı. : MUSURANA Güney Amerika’da yaşayan iri kemirici bir hayvan.:PAKARANA Güney Amerika’da yaşayan uzun kuyruklu bir tukan türü. : ARAKARİ Güney Amerika’nın sıcak ve bataklık bölgelerinde yaşayan bir kuş. : HOAZİN Güney Anadolu’da yabani olarak bulunan ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen kırmızı çiçekli otsu bir bitki. : NAKIL Güney Anadolu’daki konar göçer Türkmenler arasında göç kervanını yöneten genç kıza verilen ad. : ALADORLAR Güney Ege ve Akdeniz kıyısı bölgelerimizde Çipura balığına verilen ad. :ALYANAK Güney kutbunda yaşayan bir kuş.:PENGUEN Güney ve Güneydoğu Anadolu da halk arasında domatese verilen ad. : BANADURA Güney yarımkürede bulunan parlak yıldız,Yıldırak.: SÜHEYL Güney,güney rüzgarı,kaba yel. : LODOS Güneydoğu Asya’da özellikle Laos’ta kullanılan ağızlı org. : HEN Güneydoğu Anadolu ile Irak Türk bölgesinde ezgiyle söylenen mani. : HOYRAT Güneydoğu Anadolu’da antik kent.:ZEUGMA Güneydoğu Anadolu’da yetiştirilen yerli koyun ırkı. : İVESİ Güneydoğu Anadolu’ya özgü acı kahve. : MIRRA Güneydoğu Anadolu’ya özgü,çekilmiş mercimek,bulgur ve soğanla yapılan bir yemek.:KÖLÜKAŞI Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’nin simgesi.:ASEAN Güneydoğu Asya’da bir ırmak. : İRAVADİ Güneydoğu Asya’da yaşayan kuyruklu bir maymun.:MAKAK Güneydoğu Asya’da yaşayan yabani öküz. : BANTENG Güneydoğu Asya’da yetişen ve mobilya yapımında kullanılan bir cins kamış.:RATAN Gün-gece eşitliği : EKİNOKS Günlük yaşama ait küçük ve geçici belgeleri toplama şeklinde koleksiyonculuk. : EFEMERA Gür erkek sesi.:DAVUDİ Gürcistan’ın başkenti. : TİFLİS Güreş meydancısı.:CAZGIR Güreşler için boğa yetiştiren kimse.:GANADERO Güreşte bir oyun.: KAFAKOL Güreşte bir oyun.:BOYUNDURUK.:KURTKAPANI.:DALMA:ÇİPE Gürgengillerden,kerestelik bir ağaç cinsi.:HUŞ Gürültü patırtı.:DAĞDAĞA Gürültü,patırtı,telaş,karmakarışık durum.: DAĞDAĞA Güven mektubu.:İTİMATNAME Güvercin kanadı. : CENAHI KEBUTER Güvercin. : KEBUTER Güverte locasının altındaki demir kol. : KASTANYOLA Güzel avrat otu.:BELLADONNA Güzel avrat otundan elde edilen ve hekimlikte yararlanılan zehirli bir madde. : ATROPİN Güzel çiçekli bir süs bitkisi. : KANA Güzel koku. : RAYİHA Güzel koku.:ARF Güzel kokular.:ITRİYAT Güzel kokulu beyaz çiçekler açan ağaççık.:FUL Güzel kokulu bir kavun türü. : ŞAMAMA Güzel kokulu çiçekleri olan tırmanıcı bir bitki.:HANIMELİ Güzel kokulu,değişik renkli çiçekleri olan bir süs bitkisi.: ŞEBBOY Güzel kokulu,sarı renkte,uzunca bir kavun türü.:TOPATAN Güzel kokulu.: ITRİ Güzel konuşma yeteneği. : NATIKA Güzel sanatlar evi.:DARÜLBEDAYİ Güzel sesli bir kuş.:İSKETE Güzel sesli ötücü bir kuş. : İSKETE Güzel sevgili. : NİGAR Güzel söyleme ve yazma yeteneği. : SELİKA Güzel söz söyleyen,konuşkan.:DİLBAZ Güzel ve faydalı şeyler.:BEDAYİ Güzel ve inandırıcı konuşma.:CERBEZE Güzel yüz.:DİDAR Güzel,hoş (kadın). : RANA Güzel,hoş,nefis.: OFLAZ Güzel,ince,zarif kadın.Ceylan.: AHU Güzel,iyi kadın anlamında kullanılan bir sözcük : HASNA Güzel,sevimli insan.:GÖKÇEK Güzel. : NİK Güzeli en üstün,en yüce değer sayan kişi.:ESTET |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 21:53 |
||||
|
H
Haberci,ulak. : KARAKULAK Haberleşmeye yarayan bir tür süratli vapur.: AVİZO Habeş piskoposlarına verilen ad. : EBUNA Habeş soylusu. : RAS Habeş Yahudi’si.:FLAŞA Hac sırasında kesilen kurban.: HEDİ Hacim,oylum. : CİRİM Haç : ÇARMIH Hafıza kaybı : AMNEZİ Hafif esinti.:İPİLTİ Hafif kadifemsi bir görünüş kazandırılmış sığır derisi. : NUBUK Hafif yağmur,serpinti.:ÇİLENTİ Hafif yaralama : HACAMAT Hafniyum’un simgesi. : HF Haiti kökenli bir dans ve müzik.:MAMBO Haiti kökenli,rumba ve çaça’ya benzeyen bir dans.: MAMBO Haiti plakası. : RH Hak ve adalete uygunluk.: NASFET Hakim,başat,başta gelen.:DOMİNANT Hakkı devretme.: TEMLİK Haksız olarak alınan toprak,mal. : ASABALIK Haksızlık,kıygı. : GADR (GADİR) Hala.:BİBİ : ÇİÇE Halat gibi örülmüş iplik çilesi. : TURA Halat ucu.: ÇIMA Halat yumağı.: RODA Halatların dikişlerinde kullanılan demir veya ağaç kama.: KAVELA Halatta kaymayı önleyen bir düğüm biçimi.:KROPİ Halı dokuma tezgahı.:ISDAR Halı ve jakar dokuma sanayinde çözgü ipliği. : KORD Halı veya kilim dokunan tezgah. : ISDAR : ISTAR Halı,kilim veya bez dokuma tezgahı. : HAMA: HANA Halıcılıkta iplik düğümlerini sıkıştırma topağı. : KİRKİT Halk arasında yaban arısına verilen ad. : SARICA Halk arasında ekini biçilip kaldırılmış tarlaya verilen ad. : KOZAN Halk arasında Eylül ayına verilen ad.:VERİMAY Halk arasında hindiye verilen ad. : CULUK Halk arasında,herkesin söylediğini yapan,iltifat meraklısı kimseye verilen ad.:EFELEK Halk bilgisi.:FOLKLOR Halk dilinde etek anlamında kullanılan sözcük.: YEKTE Halk dilinde abla.: MADAMA Halk dilinde acı pul biber. : İSOT : ISIOT Halk dilinde ağıl.: ARKAÇ Halk dilinde atasözüne verilen ad. : ORAÇLAMA Halk dilinde avare,işe yaramaz.:AVARA Halk dilinde babanın kız kardeşi,hala. : EME : EMETİ: BİBİ Halk dilinde badem. : PAYAM Halk dilinde bahane. : MAHNA Halk dilinde boşboğaz,söz taşıyan. : YALAK Halk dilinde büyük heybe.:ARTMAK Halk dilinde çay demliğine veya küçük güğüme verilen ad.: HALASTAR Halk dilinde çekül sözcüğünün aldığı biçim.:ŞAVUL Halk dilinde çoban köpeği.:KARABAŞ Halk dilinde çuvala verilen ad.:KELETE Halk dilinde dikenlik anlamında kullanılan sözcük.:SİYEŞ Halk dilinde dilsiz.:TAT Halk dilinde ekilmeden bırakılmış tarlaya verilen ad. : KEN Halk dilinde kardeş. : KADA Halk dilinde kemik veremi.:AKARCA Halk dilinde kertenkeleye verilen ad.:ELÖPEN Halk dilinde keser.:KERKİ Halk dilinde kır lalesine veya gelincik çiçeğine verilen ad.: PAMPAL Halk dilinde klitoris,bızır.:DILAK Halk dilinde köylerde hekimlik yapan kimselere verilen ad.:OTÇU Halk dilinde küme,topluluk anlamında kullanılan sözcük.:ÇOM Halk dilinde lor peynirine verilen ad. : ÇOMA Halk dilinde mısır.:LAZUT Halk dilinde mızıkçı,yaygaracı,gürültücü anlamında kullanılan sözcük.:KACARA Halk dilinde minnet.: MÜDANA Halk dilinde mutfağa verilen ad.:TAKANA Halk dilinde otlak.:ÖRÜ Halk dilinde parıltı.: IŞILAK Halk dilinde pestil.: BASTIK Halk dilinde sazlık yer.: KOVALIK Halk dilinde sebze bahçesi.:AVAR Halk dilinde semavere verilen ad.:KAVAZ Halk dilinde semizotuna verilen ad. : PİRPİRİK Halk dilinde serçeye verilen ad. : DARICAN Halk dilinde sincap.:ÇEKELEZ Halk dilinde sperm,meni. : ATMIK Halk dilinde şaka anlamında kullanılan sözcük.:HORATA Halk dilinde şarbon hastalığına verilen ad. : YAKMA Halk dilinde Temmuz ayı.: ORAKAYI. Halk dilinde termometreye verilen ad.:ISIKERTE Halk dilinde yabani tereye verilen ad : ISPATAN Halk dilinde yanık,yırtık.. : YİRİK Halk dilinde yenge anlamında kullanılan sözcük. : BULA Halk edebiyatında aşk,özlem gibi duygusal konuları işleyen şiir türü.: GÜZELLEME Halk edebiyatında mahlas anlamında kullanılan sözcük.:TAPŞIRMA Halk edebiyatında uyağa verilen ad. : AYAK Halk hekimliğinde gaz söktürücü ve antiseptik olarak kullanılan,aynı zamanda kimi yiyeceklere de katılan bir cins ceviz. : MUSKAT Halk oylaması.: REFERANDUM Halk tarafından sevilme,tutulma. : POPÜLARİTE Halk,topluluk.:CUMHUR Halkalar geçirilerek yapılmış veya zincirden örülmüş zırh.:CEBE Halojenler gurubunun dördüncü ametali olan yalın cisim. : İYOT Halterde kaldırılması gereken alet. : BAR Ham demir madeninin eritildiği büyük ocak,fırın.:HADDEHANE Ham deriden yapılan köylü ayakkabısı.:ÇARIK Ham ile olgun arası. : ALASULU Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse.:KAZAZ Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş. : SOF Ham keten rengi. : EKRU Ham olarak yenilen badem,erik,kayısı gibi yemişler.:ÇAĞLA Ham üzüm. : KORUK Hamal semeri. : ARKALIK Hamalların yük taşırken kullandıkları arka yastığı.:ARKALIK Hamam böceği.:KAKALAK Hamam. : YUNAK Hamamda kese yapan erkek. : TELLAK Hamamlarda musluk altında bulunan ve su biriktirmek için kullanılan mermer veya taş tekne.:KURNA Hamle.: SAVLET Hamsi,Sargan gibi küçük balıkları tutmakta kullanılan balık ağı : BARABAT Hamsigillerden bir balık. : TİRSİ Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce, içine konulduğu oyuk gözlü tahta.: BİNİT Hamur açılırken tezgaha yapışmaması için serpilen un.:UĞRA Hamur açılırken yapışmaması için un serpmek.:UĞRALAMAK Hamur tahtası. : SENİT Hamur teknelerini kazımaya yarayan araç.:ISIRAN Hamuru ovalayarak yapılmış kırıntılarla pişirilen çorba. : OVMAÇ Hamurun fırına verilmeden önce dinlendirildiği , üzerinde bekletildiği tahta. : PASA Hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılan bir tür tatlı.:AKITMA Hanay. :AVLU Hanım,hanımefendi.:BANU Hanigiller familyasından bir balık türü.: LAKOZ Hanigillerden bir balık türü.:ORFOZ Hanigillerden,Akdeniz ve Ege’de yaşayan lezzetli bir balık.:LAHOS Hap. : DRAJE Haraç.:BAÇ Hare.Bir yüzeyde renk dalgalanması sonucu görülen parlaklık. : MENEVİŞ Hareket etmeyen,kımıldamayan,sakin.:DİNGİN Harfler,kısaltmalar kümesi. : LOGO Harfler.:HURUFAT Harita çıkarmaya yarayan bir aygıt.: PLANÇETE Haritacı.: KARTOGRAF Haritasını çıkarmak için bir araziyi üçgenlere bölme işi. : NİRENGİ Harman aktarma ve sap yükleme işlerinde kullanılan tarım aracı.Dirgen.Yaba : ANADUT . Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak,çöp ve samanla karışık tahıl taneleri.:BADAS Harman yerlerindeki hububat döküntülerini toplayan kişi. : AFARACI Harran ovasında ünlü bir ören yeri. : SOGMATAR Harzemşahların ilk hükümdarı.: ANUŞTİGİN Has ekmek. : FRANCALA Has,mahsus. :ÖZE Hasankeyf ilçesini sular altında bırakacak olan baraj.: ILISU Hasattan sonra tarla veya bahçelerde kalan ürünleri toplama.:BAŞAKLAMA Hasırdan örülmüş kulplu torba.:ZEMBİL Hasırotu,saz,kamış.: KOFA Hasta dinleme aleti. : STETESKOP Hasta. : SAYRI : BİMAR Hastalığın bedene yerleşmesi.:RES Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde. : ANTİKOR Hastalık etkenlerini zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde.:ANTİKOR Hastalık nöbeti,kriz. : AKSE Hastalık,dert.: ÇOR Hastalıklar bilimi. : PATOLOJİ Hastalıklar. : EMRAZ Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi yöntemi.:KEMOTERAPİ Hastalıkların nedenini araştıran bilim. : ETİYOLOJİ Hastalıktan sonraki iyileşme. :İFAKAT Hastanelerde perhizsiz hastalara etlisi tatlısıyla verilen tam yemek.: ALTIDAN Hastanın veya yakınlarının,onun daha önce geçirmiş olduğu hastalık ve sağlık durumları hakkında hekime verdiği bilgilerin tümü.: ANAMNEZ Hat sanatında birkaç kağıdın,suları ters yönde olmak üzere üst üste yapıştırılmasıyla elde edilen mukavva.:MURAKKA Hata ,/ hatalı pul. : ERÖR Hatay ili Reyhanlı ilçesinde arkeolojik höyük. : AÇANA Hatay yöresine özgü,cevizli bir hamur tatlısı.:KEREBİÇ Hatay yöresine özgü,yan yana tutturulmuş iki kamış düdükten yapılmış çifte kaval.:ARGUN Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Tel Açana’da denilen ünlü höyük.:ALALAH Hatıra,yadigar. : ANDAÇ Hatırlayan. : ANAN Hava basıncını ve dolayısıyla bir yerin yüksekliğini ölçen alet,basınç ölçer.:BAROMETRE Hava basınç birimi.: BAR Hava korkusu. : AEROFOBİ Hava yutma. : AEROFAJİ Havacı bülteni. : NOTAM Havada oksitlenmeyen bir element.:KROM Havada on milyonda bir oranında bulunan bir asal gaz. : KSENON Havadaki toz taneciklerini ölçmeye yarayan araç.:AEROSKOP Havadar. : YELEÇ Havagazı lambasının ucu. : BEK Havai. : YELEME Havari.:APOTR Havaya fırlatılan bir plakanın vurulması ilkesine dayanan atıcılık dalı.: TRAP Havuca renk veren madde. : KAROTEN Havuç. : YEREGEÇEN Havuç.: YEREGEÇEN Havuz,göl,akarsu,deniz,okyanus gibi sulara ait ekosistemlerin herhangi bir derinliğindeki su tabakalarında,su hareketiyle sürüklenen veya yavaş olarak yüzen,hayvan ve bitkilerden oluşan mikroskobik büyüklükteki organizmalar. : PLANKTON Hawai adalarına özgü gitara benzer dört telli çalgı. : UKULELE Hawai inanışında savaş tanrısı. : KU Hawai’de karşılama veya uğurlama anısı olarak verilen,çiçekten yapılmış kolye.:LEY Hayal. : İMGE Hayat hikayesi.:BİYOGRAFİ Haydut,eşkıya. : ŞAKİ Haylaz,serseri. : NABEKAR Hayvan bilimci. : ZOOLOG Hayvan boyunduruğu. : TASMA Hayvan çulu.ALIK Hayvan derisinden yapılmış kırbaç.:ÇAVUN Hayvan korkusu.: ZOOFOBİ Hayvan pisliği.:TERS Hayvan postundan başlık. : KALPAK Hayvan vebası. : MALKIRAN Hayvan yavrusu.:BALAK Hayvan,balık,sebze,meyve gibi yiyecekleri,yerinden getirerek toptan satan kimse.:MADRABAZ Hayvanca duygu.:BEHİMİ Hayvanı avcılığa alıştırma. : BAV Hayvanı otlatmak. : OTARMAK Hayvanın bir yanındaki yük.:TAY Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek.:DUŞAK Hayvanlar veya hayvan yaşamı ile ilgili Yunanca öntakı: ZOO Hayvanlara yedirilen bir çayır bitkisi./Bir tür sümbül. : NARDİN Hayvanları çayıra bağlamaya yarayan kalın ip.Hayvan bağlanan ip. : ÖRK Hayvanları nallayan kimse.:NALBANT Hayvanların beğenmeyerek yemedikleri iri kalbur üstü taneler. : İRİNTİ Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi.: KAYAR Hayvanların kemik ve kıkırdak gibi dokularından yada bitkisel yosunlardan elde edilen saydam ve renksiz bir madde.:JELATİN Hayvanların saman,ot,mısır sapı gibi kışlık yiyeceği.: ALAF Hayvanların su içtikleri taş veya ağaçtan oyma kap.: YALAK Hayvanların,özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.:AKITMA Hazır. : AMADE: ANIK Hazreti Muhammed’e yardım eden ve İslamiyet’in yayılmasına hizmet eden kimseler.:ENSAR Hazreti Muhammed’in aile üyelerine verilen ad. : ALİABA Hazreti Ebubekir’in lakabı.:ATİKA Hazreti Muhammed’in hayatını anlatan kitap. : SİYER Hazreti Muhammed’in siyah renkli sancağının adı. : UKBA Hecelerin uzunluk ve kısalık,kapalılık yada açıklık değerlerine göre türlü ses kalıplarından oluşan Divan Edebiyatı nazım ölçüsü. : ARUZ Hediye verilen levha. : ŞİLT Hediye,bahşiş. : ATİYYE Hekim,otacı.:DİRGER Hekimlik taslama.: OLÇUM Hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir bitki. : KANTİYANE Hekimlikte kullanılan,sütleğengillerden bir bitkinin verdiği zamk ve özsu.:TIGALA Hektar. : HA Hele,özellikle. : BAHUSUS Hem ısıtmaya,hem de üzerinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası.:KUZİNE Henüz mayalanmamış üzüm suyu. : ŞIRA Henüz olgunlaşmamış ekşi üzüm.:KORUK Her biri başka perdede bir sıra kamış düdük,musikar.:MISKAL Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca ortaya bir söz çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume.: AKROSTİŞ Her iki küreği bir kişi tarafından çekilen ve birden üç çifteye kadar küreği bulunan savaş gemisi filikası. : PATALYA Her şeyin evveli,tazesi,turfanda. : REYAN Her tür organik yağa verilen ad. : LİPİT Her tür organik yağa verilen ad.: LİPİT Her türlü gösteriş ve dünya kaygılarından uzak kalmayı öğütleyen Sünni tarikatı.:MELAMİLİK Her yanı görmeye elverişli,camlı çatı katı veya taraça,kule.: CİHANNÜMA Her yiyeceğe canı çeken. : EKTİ Her zaman olduğu gibi.:BERMUTAT Her zaman.:DAİMA Herek.:İSPALYA Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi. : RANSEYMAN Herhangi bir değerli taş yada metali sabitleştirmekte kullanılan yapışkan madde. : ROKELA Herhangi bir eserin tanıtılması,okunması,yorumlanması veya bir sanatçıyı anma amacıyla düzenlenen toplantı.: MATİNE Herhangi bir nedenle armağan kabul edenin vermek zorunda olduğu karşılık.:AVİYET Herkes tarafından kabul edilebilecek bir temele bağlanamayıp yalnız bir kişinin kendi kanısına dayanan. : İNDİ Hesap defteri.:EVAR Hesap sahiplerine bankaca gönderilen mektup. : AVİ Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre.:MATRİS Heyecan veren edebi üslup. Dokunaklı,etkili. : PATETİK Heyelan. : KAYŞA Heykel,abide anlamında yerel sözcük.:ANAK Heykel,sütun gibi şeylerin üstüne konulduğu parça,ayak,taban. : DURAÇ Hıristiyan sanatında ellerini kaldırmış dua eder durumda canlandırılmış insan figürüne verilen ad. : ORANS Hıristiyan bayramı. : YORTU Hıristiyan beyi. : TEKFUR Hıristiyan sanatında ölü İsa’nın vücudunu kollarında tutan Meryem betimlemesi. : PİETA Hıristiyan sanatında,Meryem Ana ile çocuk İsa’yı gösteren heykel veya resim.:MADONNA Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para veya mal.: DRAHOMA Hıristiyanların büyük perhize girmek üzere bulundukları günler.:APUKURYA Hıristiyanlıkta ermiş.: AZİZ Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. : AFOROZ Hıristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası.: AFOROZ Hıristiyanlıkta küçük kilise yapısı veya büyük bir kilisenin içinde bir azize adanmış ibadet yeri.:ŞAPEL Hıristiyanlıkta,ilk günahı silmek ve Hıristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem.:VAFTİZ Hırsızlık yapma şeklinde beliren hastalık.: KLEPTOMANİ Hırslı.:MUHTERİS Hırvatistan ve Slovakya’da bir kont tarafından yönetilen toprağa verilen ad. : ZUPA Hız ve manevra yeteneği bakımından üstün niteliklere sahip küçük savaş gemisi,muhrip.:DESTROYER Hızı saatte 120 km’yi geçen çok şiddetli ,yağmur getirmeyen fırtına. : URAGAN Hızla dönen rüzgarların oluşturduğu şiddetli siklon fırtınası. : TORNADA Hicri takvimde 22 Aralık 31 Ocak arası.Kırk günlük kış dönemi. : ERBAİN Hiç görülmemiş,alışılmamış,şaşılacak veya yadırganacak şey.Ucube.: ACİBE Hiçbir heyecan yada zihin etkisiyle uyarılmayan ruh dinginliği. : ATARAKSİYA Hiçbir koşula bağlı olmayan,istediği gibi davranabilen. : ERKİN Hikaye,fıkra.:KISSA Hilal. : AYÇA Hile,düzen. : DEK: AL Hileci.:DEKBAZ Hilekar. : AYYAR Himalaya dağlarında doruk.:APİ Himalayalar’da yaşadığına inanılan “kar adam”a verilen ad. : YETİ Hindistan kökenli evcil bir sığır türü.: ZEBU Hindistan plakası. : İND Hindistan Prensesi .Raca karısı. : RANİ Hindistan Prensi. : RACA Hindistan ve Endonezya’da yetişen,kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç. : KINAKINA Hindistan ve Malezya ormanlarında yaşayan ilkel maymun. : LORİS Hindistan yarımadasında yaşayan kuyruksuz,çok uzun kollu maymunların ortak adı.:JİBON Hindistan’a özgü,güreşle ragbinin karışımı olan bir spor.:KABADDİ Hindistan’da bitkisel elyafla dokunan bir cins tafta. : DARİDAS Hindistan’da Ekber döneminde büyük eyaletlere verilen ad. : SUBA Hindistan’da kastlar halinde değil de kabileler halinde örgütlenmiş ve kültürleri Hindu olmayan yerli halk.:ADİVASİ Hindistan’da kocasının cesediyle birlikte ateşe atılan ve ermiş sayılan kadın. : SATİ Hindistan’da yetişen bir ağaç. : RİTA Hindistan’da yetişen bir bitki. : HALİLE Hindistan’da yetişen tırmanıcı bir karabiber ağacı. : BETEL Hindistan’da, bir din büyüğünün çevresinde toplananların birlikte oturup eğitildikleri yer : AKRAMA Hindistan’ın güneyinde konuşulan bir dil.:DRAVİD Hindistan’ın para birimi.:RUPİ Hinduizm,Budizm ve Caynacılığın bazı mezheplerinde Batıni (içrek) uygulamaları konu alan çok sayıda metnin ortak adı.: TANTRA Hinduizm’de servet ve iyi talih tanrıçası.:LAKŞMİ Hinduizm’in temel ilkesi olan,hiçbir varlığı incitmeme erdemi.:AHİMSA Hinduizmin en büyük tanrılarından biri.:ŞİVA Hinduların kutsal kitabı. : VEDA Hint bademi. : KAKAO Hint edebiyatında bir çeşit epik dram. : NATAKA Hint İran dil grubuna verilen ad. : ARİ Hint irmiği. : SAGU Hint kenevirinden çıkarılan esrara eskiden verilen ad.:HAŞİŞ Hint kertenkelesi.:İGUANA Hint mitolojisinde ayin içkisinin elde edildiği bitkiyi kutsallaştırma. : SOMA Hint mitolojisinde fırtına ve yağmur tanrısı. Hindistan’da Veda tanrılarının en büyüğüne verilen ad. : İNDRA Hint mitolojisinde ilk insan. : MANU Hint müziğine özgü telli bir çalgı. : VİNA Hint müziğine özgü telli bir çalgı.:SARANGİ Hint müziğine özgü yaylı bir çalgı.: SARANGİ Hint okyanusunda denizaltı dağı. : OB Hint safranı.: ZERDEÇAL Hint sülünü.:ALE Hint tanrısı. : RAMA : AGNİ Hintlilerin,bağlı oldukları tarikatı belirtmek için kül veya renkli tozla alınlarına çizdikleri işaretlere verilen ad.:TİLAKA Hiperaktif çocukları sakinleştirmede kullanılan ilaç.:RİTALİN Hipotez,faraziye.: VARSAYIM Hiroşima’da atomdan sağ kurtulanlar. : HİBAKUŞA Hisse senedi,tahvil,yabancı para gibi değerli kağıtları daha karlı görülen başka kağıtlarla değiştirme işi.: ARBİTRAJ Hisse senedi. :ESHAM Hitabet sanatı.:RETORİK Hitit mitolojisinde gökyüzü krallığının ilk yöneticisi. :ALALU Hititlerde arazi fiyatlarının saptanmasında kullanılan bir ölçü birimi. : İKU Hititlerin Anadolu da yerleştikleri ilk kent olan ve günümüzde Kültepe olarak adlandırılan yer. : NEŞA Hititlerin akıl ve bilgelik tanrısı.: AYA Hizip. : KLİK Hizmet belgesi.:BONSERVİS Hizmet eden.Sadık,dost. : HADİM Hokkabazların kullandıkları tahta maşa.:ŞAKŞAK Hollanda’nın para birimi.:FLORİN Honduras’ın para birimi.:LEMPİRA Hong Kong’un plakası. : HK Hor görmek. : KARAMAK Hor görülen,aşağılanan.:ZELİL Horoz tepeliği,köşe-kenar-uç. : İBİK Horozun en gösterişli tüyü.ÇIĞA Hortlak.:CAZU Hoş kokulu.:ITRİ Hoşgörü. : TOLERANS Hoşlanarak bakma.:TEMAŞA Hud Peygamber döneminde Hicaz’da oturan,kötü ahlakları nedeniyle yok oldukları rivayet edilen,Kutsal Kitap’ta adı geçen bir kavim.:AMALİKA Hukuk.: TÜZE Hukukta bir mülk üzerindeki ortaklığı giderme.:İZALEİŞÜYU Huni biçiminde çukur yer.İç bükey. : OBRUK Hurma dalı veya kamıştan yapılan iki yanı kulplu meyve sepeti.:KAVSARA Huysuz atları yola getirmek için dudaklarına takılan tahta kıskaç.: YAVAŞA.: EGEN Huysuz şirret kadın.:CADALOZ Huzur,erinç : DİRLİK Hücre çekirdeğinde bulunan ve kromatin tanelerini taşıyan ağ biçimindeki ipliksi yapı. : LİNİN Hücre bölünmesi yoluyla gerçekleşen hücre çoğalması. : MİTOZ Hücre sitoplazmasında oluşan cansız yapı.:KOFUL Hücre.:GÖZE Hücrebilim.: SİTOLOJİ Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplarına verilen ad.:İLİG Hükümdarın,bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi. : OTOKRASİ Hükümler.:AHKAM Hükümsüz.:BATIL Hüngür hüngür anlamında bir söz.:ZARİZARİ Hünnap,iğde gibi zeytinimsi meyve. : UTME Hünnapgillerden,hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan bir bitki cinsi,güvemeriği.:AKDİKEN |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 23:48 |
||||
|
I
Irak’ın Musul kenti yakınında Yezidiler tarafından kutsal sayılan vadi. : LALES ırında ekmek,börek,çörek çevirmeye yarayan bir tür kürek.:ISIRAN Irkçılık. : RASİZM Irmak ile dere arası büyüklükte akarsu.:ÇAY Irmak veya dere suyunun hızlı aktığı yer. : AKANAK Irmaklarda işleyen bir çeşit altı düz tekne. : PELEME : TOMBAZ Irmaklarda ve sığ sularda yük taşımakta kullanılan bir tür tekne. : LİMBO Isı derecesi,sıcaklık.: SUHUNET Isı yükselişi. : CEMRE Isıl. : TERMİK Isırgın. : İSİLİK Iskarta mal.:MARDA Ispanak,pancar gibi sebzelerle pirinç ve bulgur karıştırılarak yapılan bir yemek.: ÇİLEME Ispanakgillerden yaprakları etli bir bitki. : IŞTIR Isparta ilinde,doğal değerlerin korunması amacıyla ulusal park kaps***** alınan göl.:KOVADA Isparta kentinin eski adı. : HAMİDABAD Isparta yakınında,1991’de tabiat parkı kaps***** alınan krater gölü.:GÖLCÜK Isparta yöresinde yetişen ve iyi bir sofra şarabı elde edilen üzüm cinsi. :ALGEMRE Issız yolda hırsızlık. : KARMANYOLA Işık ölçer. : POZOMETRE Işık yoğunluğu birimi.mum. : KANDELA Işık.:ŞAVK Işıklar,nurlar.:NİRAN Işıklı,nurlu.: NURANİ Işın demeti. : HUZME Işınbilim. : RADYOLOJİ Işınım dozu birimi.: REM Izgara.:GRİL |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 23.Mayıs.2012 saat 23:48 |
||||
|
İ
İbadet.Allah’ın buyruklarına uyma. : TAAT İbni Sina’ya batıda verilen isim. : AVİCENNA İbrahim Peygamberin babasının adı.: AZER İbrani alfabesinin ilk harfi.:ALEF İbrani rahiplerinin dinsel törenlerde giydikleri giysi. : EFOD İbranice v Aramcayla birlikte Yahudilerin üç temel yazı dilinden biri.: YİDDİŞ İç Anadolu’da bir göl. : EBER İç Anadolu’da volkanik bir göl.: MEKE İç bükey,konkav,obruk.:MUKAAR İç donu.: TUMAN İç duvar.:CIDAR İç etek.:JÜPON İç güdü.:İNSİYAK İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker,ovelit. : PERİDOT İç içe mineral kabuklardan oluşan balık yumurtası biçiminde kalker.: OVOLİT İç kulakta kemik dolambacın orta bölümü. : DALIZ İç sıkıntısı.:AFAKAN : İLİNTİ İç yüz,sır.:BATIN İçe kapanıklılık.: OTİZM İçel’in Silifke ilçesinde bir antik kent ,: URA İçi kaloit veya yağ gibi sıvı veya yarı sıvı bir madde ile dolu patolojik torba. : KİST İçi kremalı,üzeri çikolata kaplı pasta.:EKLER İçi pamuk yada yün vatka ile doldurularak dikilmiş,döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş.:KAPİTONE İçimi hoş ve tatlı su.:ZÜLAL İçinde cinsel konularla ilgili açık saçık yazıların,resimlerin bulunduğu eser.:BAHNAME İçinde diri balık saklanan denizden ayrılmış havuz. : LİVAR İçinde fosil bulunmayan toprak.:AZOİK İçinde gemi yapılan veya onarılan üstü örtülü büyük havuz.:DOK İçinde yağ yakılan toprak kandil. : PESÜS İçine çamaşır,elbise gibi şeyler koyup sarmaya yarayan bez veya kumaş.:BOHÇA İçine demir çubuklardan kafes konulmuş beton.:BETONARME İçine doğduğu gibi söylenerek,doğaçlama.: İRTİCALEN İçine hardal katılarak yapılan üzüm şırası.:HARDALİYE İçine kor kömür doldurulan , açık havada ısınmaya yarayan ayaklı ve delikli madeni kaba verilen ad :BRASERO İçine mendil,gecelik gibi şeylerin konulduğu kumaş bohça. : ŞASE İçine pekmez,peynir,yağ vs konulan yada yayık olarak kullanılan deri tulum. : TULUK İçine pişirilmiş kuş başı et ve sebze konularak hazırlanan bir tür börek.:TALAŞKEBABI İçine soğan,sarımsak,maydanoz ve havuç gibi şeyler katılarak zeytinyağıyla pişirilen ve soğuk olarak servisi yapılan yemek.:PİLAKİ İçine su biriken doğal çukur.:OBRUK İçine yalnız kürek çekenin girebildiği uzun ve dar yarış kayığı. : SKİF İçitim.:ZERK İçki bardağı.:PİYALE İçki içerken birinin şerefine,sağlığına kadeh tokuşturulması.:TOKA İçki mahzeni.:KAV İçki meclisi.: BEZM İçki sunanlara verilen ad. : SAKİ İçki veya uyku sersemliği.:HUMAR İçki. : AYŞ : İŞRET İçkiye düşkün,içkici,ayyaş. : BEKRİ İçli,acıklı şiir.:ELEJİ İçmeye veya tanrıların onuruna yere şarap dökmeye yarayan,ortası bombeli,ayaksız,az derin,geniş ağızlı kap.:PATERA İçten çürümüş ağaç : ARDAK. İdam mahkumlarının asıldığı ağaç.:DAR İdare kandili. : İLİKMEN İdare,yönetim. : ZİMAM İdrar kesesi iltihabı.:SİSTİT İdrar yolları hastalıkları,üroloji.:BEVLİYE İdrarını yapamama şeklinde ağır bir böbrek rahatsızlığı belirtisi,İdrarın kesilmesi.:ANÜRİ İftihar etme,öğünme. : ULVAN İğ : EĞİRMEN İğne deliği. : YURDU İğne korkusu.: BELONOFOBİ İğne yaprakları yaz kış yeşil olan bir orman ve süs bitkisi. : PORSUK İğneye yol açmak için kullanılan,çelikten,ince ve sivri uçlu bir alet.:BİZ İğrenme,tiksinme. : KERAHET İhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker.: ERBAŞ İhtiyar kimse.:PİRİFANİ İki gövdeli (birbirine paralel tutturulmuş iki kütükten yapılmış) deniz taşıt aracına verilen ad. :KATAMARAN İki akarsuyun birleştiği yer.:KOYAR İki anlamı olan bir sözcüğün akla en az gelen anlamının amaçlanarak kullanılması ve anlamı güçlendirme sanatına verilen ad. : İHAM İki atlı kızak. : ZANKA İki ayrı ırktan gelme. : LETİS İki bağlantı parçasını birbirine yakın olarak eklemekte kullanılan özel parça. : NİPEL İki çenetli yumuşakça.:ARCA İki dağ arasındaki sırt. : SENİR İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı.: ÇATAK İki denizi ayıran dar kara parçası veya dünya ile ahret arasındaki yer. : BERZAH İki direkli yelkenli bir gemi.:USKUNA İki direkli,seren yelkenli,birkaç top taşıyan gemi.:BRİK İki dörtlü ve iki üçlüden oluşan,on dört dizeli bir Batı şiir türü.:SONE İki gemi veya gemi ile kıyı arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.:SEMAFOR İki kaş arası.: BELCE İki kişi tarafından yönetilen bir çeşit yelkenli. : PİRAT İki kişilik,alçak,oldukça geniş koltuk.:MARKİZ İki kişilik,sportif amaçlı bir tür küçük yelkenli.:PİRAT İki kulplu ve küfe biçimindeki büyük sepete halk dilinde verilen ad. : KELET : KELETER İki olay arasındaki süre.: FETRET İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen süre.:FETRET İki renkten oluşan.:YANAL İki sıra kürekli Antikçağ Roma teknesi. :BİREMİS İki tarla arasındaki sınır. : AN İki ucu açık küçük boru.ZIVANA İki ucuna birer kişi oturup,karşılıklı olarak havada yükselip inerek eğlenmeyi sağlayan,ortasından bir yere dayalı tahta kalas.: TAHTEREVALLİ İki veya daha çok katlı ev.:HANAY İki veya üç telli bir saz türü.:CURA İki veya üç yaşındaki erkek koyun.: ÖVEÇ İki yanı ağaçlıklı yol. :ALE İki yaşına girmiş manda.:EVERE İki yataklı karyola. : RANZA İki yönlü bir dalgalı akımı,bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt.:REDRESÖR İki yüzlü,riyakar. : MÜRAİ İki,üç veya dört kişi arasında oynanan bir tür iskambil oyunu. : PİKET İkilem. : DİLEMMA : KIYASI MUKASSİM İkinci Abdülhamit’in Selanik’e sürgüne gönderildiği köşkün adı.:ALATİNİ İkinci Bayezit’in şiirlerinde kullandığı mahlas : ADLİ İkinci çağın yaklaşık 45 milyon yıllık dönemi.:TRİYAS İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’li erlere verilen ad.:Gİ İkinci Dünya Savaşında ABD erlerine verilen ad. : Gİ İkinci kez evlenen kadının beraberinde götürdüğü çocuklar.:TAYGELDİ İkinci Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.:FERAHİ İkinci Mahmut döneminde,yeniçeri ocağı kaldırıldıktan sonra kurulan yeni ordunun adı.:ASAKİRİMANSURE İkinci. : SANİ İkisi dikili,üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş taş devri mezarı.:DOLMEN İkiyüzelli kiloluk bir ağırlık birimi.:ÇEKİ İklimbilim. : METEOROLOJİ : KLİMATOLOJİ İknalar tarafından kullanılan ve iplerin üstüne atılmış her düğümün rengine göre bir anlamı olan düğüm-yazı.:KİPU İlaç bilimi. : FARMAKOLOJİ İlaç kullanmadan,yalnız ısı yardımıyla aygıt ve pansuman gereçleri gibi şeyleri mikropsuzlaştırma işi.:ASEPSİ İlaç tedavisi. : KEMOTERAPİ İlaç,çare,deva. : EM İlaçların formüllerini gösteren resmi kitap.:KODEKS İlahi duyuru.:VAHİY İlahiyat. : TEOLOJİ İleri atılmış,ortaya çıkarılmış.:LANSE İletim. : KONVEKSİYON İletişim dizgesi birliği.:LİNK İletki.: MİNKALE İlgi eki. : Kİ İlgisiz.:BİGANE İlhan Selçuk ve Turhan Selçuk tarafından 1952’de çıkarılan siyasi mizah dergisinin adı. : KIRKBİRBUÇUK İlhanlılarda ordu müfettişine verilen ad.:YASAVUL İlişik. : MERBUT İlk çağdaki uygarlıkla ilgili olan. : ANTİK İlk doğan çocuk.:BEŞE İlk İncil’in yazarı sayılan, İsa’nın on iki havarisinden biri. : MATTA İlk insanlar tarafından yapıldığı sanılan en eski aletlere verilen ad.: EOLİT İlk kez Hindistan’da dokunan,yumuşak ve hafif bir çeşit ipekli kumaş.:SÜRA İlkbaharda kırlarda yetişen,ufak yeşil yapraklı,ıspanak gibi yenilen bir bitki.:MADIMAK İlkel benlik. : İD İlkel. : PRİMİTİF İlmekli bir tür sarma işi ve bununla yapılmış işleme.:RİŞLİYÖ İmkansız. : MUHAL İmren.:GIPTA İnanç ve bilgiyi kiliseyle,özellikle Aristoteles’in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Ortaçağ felsefesi.:SKOLASTİK İnandıran,ikna eden. : MUKNİ İnanılan kimse. : İNAL İnanma,güvenme.: İTMİNAN İnanmış,emin olan.:MUTMAİN İnatçı,ayak direyen:. ANUT İnce alay.:İRONİ İnce bağırsağın bir yada birkaç bölümünün kronik iltihabı.:İLEİT İnce bağırsak iltihabı. : ANTERİT İnce dövülmüş tavuk eti veya dana eti.(Yağsız ve sinirleri alınmış).:ESKALOP İnce halat. : URGAN İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. : LASTİKOTİN İnce kabuklu bir erik cinsi. : ÜRYANİ İnce kumaştan yapılan bir tür kadın üstlüğü. : MAŞLAH İnce pide halinde ekmek.:LAVAŞ İnce ruhlu.RAKİK İnce yağan yağmur. : ÇİSENTİ : ÇİSE İnce yapılı,zarif,narin.:YEPELEK İnce yapraklar biçiminde ayrılabilen ve özellikle çatı örtüsü olarak kullanılan sistli kayaçlara verilen ad.:. ARDUVAZ İnce yassı elmas. : KARAVANA İnce,düzgün dokunmuş pamuklu kumaş.:OPAL İnce,parlak nakış.:MİRE İncelik. : RİKKAT İnci çiçeği.:MÜGE İnci çiçeği.:MÜGE İnci,boncuk,deniz kabuğu gibi malzemeyi ipe dizip kelep haline getirdikten sonra birbirine dolaşarak yapılan kısa gerdanlık.:KISTI İncik boncuk işleri. : TUHAFİYE İncil bölümü.:LUKA İncil’den önceki kutsal kitaplar.:AHDİATİK İncil’den.:AHDİCEDİT İnciler. : LEAL İncirlerde döllenmeyi sağlayan sinek. : İLEK İngiliz uluslar topluluğuna üye olan bağımsız ülkelere verilen ad.:DOMİNYON İngiliz uzunluk ölçüsü. : İNÇ : YARDA İngiltere’de at yarışı.:DERBY İngiltere’de kullanılan bir ağırlık ölçüsü. : ONS İnişli yer,bayır.: ŞEV İnkalar’ın atası olduğuna inanılan güneş tanrısı. : İNTİ İnleme,inilti. : ENİN:NALE İnleyen. : NALAN İnorganik madde. : MİNERAL İnsaf,haklılık. : NASFET İnsan bedeni çevresindeki manyetik alan. : AURA İnsan bilimi uzmanı. : ANTROPOLOG İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti.:FANİ İnsan kalabalığı.:CEMAAT İnsan nüfusunu yapı,gelişme ve dağılım açısından inceleyen bilim.:DEMOGRAFİ İnsan omzunda veya deve,fil,at gibi hayvanlara yüklenerek götürülen,üstü örtülü,tekerleksiz taşıt.: TAHTIREVAN İnsan sever.:FİLANTROP İnsan topluluğu. : CEMİYETİ BEŞERİYE İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık,şiş. : KOP İnsan zihninin deney edinmeden önce,üzerine hiçbir şey yazılmamış bir tabletten farksız olduğunu belirtmek için deneyci filozofların kullandıkları deyim.:TABULARASA İnsan,hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgilerini inceleyen bilim.:ANATOMİ İnsan. :İN İnsanbilim.:ANTROPOLOJİ İnsanda ayağın yüksek olan üst bölümü.:TARAK İnsandaki etkisi açısından tanımlanan ışınım dozu birimi.:REM İnsanın yaratılış özelliği. : NATURA İnsanın,makinenin veya çevrenin bir arada uyumlu ve verimli çalışmasını inceleyen bilim dalı.:ERGONOMİ İnsanlar için tehlikeli olmayan bir örümcek türü.:TARANTULA İnsanlar,dünya adamları. :ALEMİYAN İnsanların ırklara ayrılışını,bunların nereden çıktığını,oluşumunu,yeryüzüne yayılışını,aralarındaki niteliklerini inceleyen bilim. : ETNOLOJİ İnsanların ince bağırsağında yaşayan bir solucan türü. : TRİŞİN İnsanüstü. : FEVKALBEŞER İonya adalarından biri.: İTHAKİ İpek ibrişim yapan kişi. : KAZAZ İpek sargılı ip.Pamuk veya ipekten sicim. : KAYTAN İpekli bir kumaş türü.:CANFES İpekli peştamal.:FUTA İpekli veya yünlü esnek dokunmuş kumaş.:JARSE İpekten sarımtırak dallı nakışlarla işlenmiş bir tür beyaz ve ağır kumaş. : ABANİ İplik eğirmek için kullanılan bir alet.:ÇIKRIK İplik kangalı.:ÇİLE İplik sarılan zıvana.:MASURA İpliklerin boyanmak istenmeyen bölümlerinin ağaç kabukları,yapraklar veya balmumuyla sarılarak boyaya batırılması yoluyla uygulanan bir tür boyama tekniği. : İKAT İpotek,rehin. : TUTU İpucu. : KARİNE İran Moğolları döneminde bastırılan bir tür kağıt para. : ÇAV İran pilavı.:ÇİLAV İran saray ve evlerinde avluya bakan,üç yanı açık sundurma.:TALAR İran takviminde 6. ay.: ŞEHRİR İran,Yemen ve Umman’ın para birimi. : RİAL : RİYAL İran’da Sasani hükümdarlarına verilen unvan.:KİSRA İran’ın plakası. : İR İran’ın resmi haber ajansı.:İRNA İri dişli törpü: RASPA İri gövdeli bir papağan türü.:ARA İri gövdeli ve kısa saplı bir tambura türü.:ÇÖĞÜR İri gözlü kalbur : ÇİLİNGİR İri kemik. :OMACA İri kepekli un.:RAZMOL İri köpek,,çoban köpeği.:ÇOMAR İri muşmula. : BEŞBIYIK İri taneli misket üzümü. : MALAGA İri taneli misket üzümü.:MALAGA İri taneli siyah üzüm çeşidi.:İRİKARA İri taneli tahıl.:YARMA İri ve boru biçiminde beyaz veya sarı renkli çiçeği olan bir süs bitkisi.: KALA İri ve çok mayhoş bir elma cinsi. : HÜRYEMEZ İri ve güzel çiçekli bir süs bitkisi. : İRİS : SÜSEN İri ve uzunca taneli bir üzüm cinsi. : RAZAKI İri ve verimli kiraz çeşidi. : VAN İri yarı,kırıcı,sinirli,asık yüzlü kimse.: AZNAVUR İribaş. : TETARİ İrilik.:CESAMET İrinli yara. : UFUNET İrlanda Kurtuluş Ordusu. : İRA İrlanda’nın plakası.:EİR İrlanda’nın resmi adı. : EİRE İrmik ve şekerle yoğrularak fırında pişirilen bir tür kurabiye.:ACIBADEM İsa Derneği denilen bir Hıristiyan derneğinin üyesi.: CİZVİT İsa Peygamberi ele vermesiyle tanınan Yahudi. : YAHUDA İsa Peygamberin doğum ve gizli yaşam yeri olduğu sanılan bugünkü İsrail kenti. : NASIRA İshak Peygamberin karısı ve Yakup Peygamberin annesi olan kadın. : REBEKA İsilik. : ISIRGIN İsimler. : ESAME : ESAMİ : ESMA İskambil kağıtlarında karoya verilen ad.:ORYA İskambil kağıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı,kalp biçiminde olanı.:KUPA İskambil kağıtlarıyla oynanan bir oyun.:LASKİNE İskambilde birli.:AS İskambilde ikiliden altılıya kadar olan kağıtlara verilen ad. : KONÇİNA İskambilde karo. : DİNERİ İskambilde koz. : ATU İskambilde sinek işaretine verilen bir başka ad. : İSPATİ İskambilde vale,bacak,oğlan. : FANTİ İskambildeki karo rengine verilen bir başka ad. : ORYA İskambillerle oynanan bir oyun.: OHEL İskandinav mitolojisinde ağıyla yakaladığı denizcileri okyanusta evine götüren,okyanus tanrısı Aegir’in karısı.:RAN İskandinav mitolojisinde,göksel güçlerin tanrısı.:THOR İskandinav ülkelerine özgü üflemeli bir çalgı,tarih öncesi tunç korno. : LUR İskele gibi yerlere yanaşan teknelere girip çıkmayı sağlayan tahta köprü,gemi merdivenine verilen ad. : DOSA İskele kuşu,yalı çapkını. : BAHRİ İskenderun’a özgü bir fırtınanın yerel adı. : YARIKKAYA İskoç erkeklerin giydiği kısa eteklik. : KİLT İskorpitgillerden,Akdeniz ve Atlas Okyanusunda yaşayan lezzetli bir balık. : LİPSOS İslam inancına göre ölüleri mezarında sorguya çeken iki melekten biri. (Diğeri Münkir). : NEKİR İslam mimarlığında kara ve deniz sınırlarının önemli noktalarında yer alan korunaklı yapı. : RİBAT İslam devletlerinde maaş yerine veya hizmet karşılığı olarak askere ve ricale bırakılan toprak. Padişahın toprak bağışlaması. : IKTA İslam devletlerinde posta ve haberleşme örgütü.:BERİD İslam dininde,Cebrail’e verilen bir ad.: RUHÜLKUDÜS İslam dinine dönmüş olan. : AVDETİ İslam hukuk bilgini.:FAKİH İslam hukukunda zina suçu işleyenlerin taşlanarak öldürülmesi.:RECİM İslam ordularında piyade erlerine verilen ad. : RACİL İslam ülkelerinde kullanılan kimi mızraplı ve yaylı çalgıların ortak adı. Gövdesi Hindistan cevizi kabuğundan yapılmış uzun saplı saz. : REBAB İslamlıktan önce Arapların taptıkları bir put. : TAGOT İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası.: MAÇUNA İspanya plakası. : E İspanya’da soylu kadınlara verilen onur unvanı. : DONA İspanya’da,Endülüs Araplarından kalma saraylara verilen ad.:ALKAZAR İspanyol mutfağına özgü pirinç yemeği. : PAELLA İspanyol tiyatrosunda güldürücü kısa oyun. : SAİNETE İspermeçet balinası. : KAŞALOT İsrail Hava Yolları. : ELAL İsrail Kuzusu’da denilen tavşan iriliğinde bir memeli hayvan.:DAMAN İsrail parlamentosuna verilen ad.:KNESSET İsrail’de bir tür kooperatif tarım yerleşmesi.: MOŞAV İsrail’de ortak çalışma esaslarına göre oluşturulmuş tarımsal topluluk.: KİBUTZ İsrail’in para birimi. : ŞEKEL İsrail’in plakası. : İL İstanbul boğazına adını veren tanrıça. : LO İstanbul Rum Patrikhanesinde,patriklerle hükümet arasındaki işlere aracılık eden sivil görevlinin sanı. : LOGOFET İstanbul Sarayburnu,Ankara Ulus,Konya ve Samsun’daki Atatürk anıtları ile Afyon’daki zafer anıtını yapan ünlü Avusturyalı heykeltıraş. : KRİPPEL İstanbul’da Orhan Seyfi Orhon tarafından çıkarılan haftalık dergi. : ÇINARALTI İstanbul’daki Beyoğlu semtinin eski adı. : PERA İstanbul’daki en eski Bizans kiliselerinden biri.:AYA İRİNİ İstanbul’un Ali Bey Deresi üzerinde,Mimar Sinan’ın en önemli yapıtlarından biri sayılan su kemeri : MAĞLOVA İstanbul’un eski adlarından biri. : ASİTANE : DERALİYE İstanbul’un Güneşli köyünde bir dere.: AYAMAMA İstatistik. : ASAR: AMAR İstatistikte,bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi.: MATRİS İstavrit balığının küçüğü. : KIRAÇA İste kurutulmuş ringa balığı.:FRİGA İsteğe bağlı. : İHTİYARİ İsteğine kavuşmuş olan,mutlu. : KAMRAN İstek,arzu. : UMU İstekli.:ŞATKA İstenç yitimi. : ABOLİ:ABULİ İstenmeyen diplomatik kişiler için kullanılan terim. : PERSONANONGRATA İster istemez.:ÇARNAÇAR İstikrar.:STABİLİZASYON İstiridye,midye gibi kabuklu hayvanları avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan ağız kısmı demirden yapılmış bir ağ. : ALKARNA İsveç’te 26’ya bölünmüş olan idari bölümlerden her biri. : LAN İsveç’te ortaya çıkan ,daha sonra başka ülkelerde de uygulanan ve yurttaşların idareden olan şikayetlerini inceleyen kamu denetçisi. : OMBUDSMAN İsviçre’de ırmak. : AARE İsviçre’de kanton. : URİ İsviçre’nin plakası. : CH İsviçre’ye özgü ,ağaç kütüklerinden yapılma uzun saçaklı çatısı olan dağ evi .Kır köşkü. :ŞALE İş bilimi. : ERGONOMİ İş dünyasında başarılı ve hırslı genç insanlara yapılan bir yakıştırma. : YUPPİE İş,hizmet buyruğu.:YUMUŞ İşaret için yapılmış çentik veya iz.: KERTE İşaret olarak kullanılan küçük bayrak.:FLAMA İşe yaramaz,yıpranmış,bozulmuş,eskimiş eşya. : KURADA. : BATTAL İşe yaramaz. : AMELİMANDA İşini bilen,ölçülü ve hesaplı iş gören.:EVİRGEN İşiten. : SEMİ İşitme taşı.:OTOLİT : OTOSİST İşleme,oya ve yazmalarda kullanılan ve adını aynı adlı bitkiden alan geleneksel Türk bezeme öğesi.:ÇARKIFELEK İşlemede kullanılan altın suyuna batırılmış ince gümüş tel.:SIRMA İşlenmemiş bakır.: GEN İşlenmemiş,ekilmemiş toprak. : BOR İşlenmiş timsah derisi. : KROKODİL İşletmen. : OPERATÖR İştahsızlık.:ANOREKSİ İt dirseği. : ARPACIK İtaat eden.:ESLEK İtalya’da manda sütünden üretilen, tadı hafif, dokusu pürüzsüz peynir türüne verilen ad. : MOZZARELLA İtalya’da 20. asır başında ortaya çıkan modern şiir hareketi.:HERMETİZM İtalya’da ve Güney Fransa’da üretilen kokulu bir likör. : AKUET İtalya’da yaşamış antik halk.: LATİN İtalya’nın Po’dan sonra en uzun nehri.:ADİGE İtalya’ya özgü bir tür peynir. : ROMANA İtalyan mutfağına özgü bir cins pasta. : TİRAMİSO İtenek. : PİSTON İyi haber,iyi talip,uğur. : YOM İyi haber.:BEŞARET İyi konuşma. : BELAGAT İyi nitelik,hayır.:MEYMENET İyi nitelikli undan yapılan ince uzun ekmek.:FRANCALA İyi terbiye edilmemiş vahşi binek hayvanı.Azgın at. : ALAŞA İyi,güzel,mükemmel.: OFLAZ İyi,hoş.:NİK İyice dövülmüş ve uzun süre birlikte kaynatılmış et ve buğdayla yapılan bir tür yemek : KEŞKEK İyice olgunlaşmamış ekin. : ALACATEK İyiden iyiye. : ENİKONU İyilik ederek gönül alma.: TALTİF İyilik,lütuf,ihsan. : İNAYET: SALAH İyilikler. : HASENAT İyiliksever kimse..: NİMETŞİNAS İyimser,optimist. : NİKBİN İzafiyet. : RÖLATİVİTE İzin belgesi.: İCAZETNAME İzin,müsaade.:CEVAZ İzlanda’nın plakası. : İS İzmarit türü bir balık. : KUPES İzmaritgillerden boyu 35 cm kadar olan bir Akdeniz balığı. : SARPA İzmaritgillerden kemikli bir balık.:TRANÇA İzmaritgillerden kılçıklı bir balık.:ÇİTARİ İzmaritgillerden,boz renkli,beyaz etli bir balık.:KARAGÖZ İzmaritgillerden,ılıman denizlerde yaşayan bir balık.:KUPES İzmir tavlası da denilen ve daha çok Ege yöresinde oynanan bir tavla oyunu. : MÜSTECİR İzmir ve Ayvalık yöresinde çokça bulunan,kumun 5-6 cm altında yaşayan lezzetli bir midye türü. : AKİVADES İzmir yöresine özgü, özellikle sabah kahvaltısında yenilen bir çeşit börek. : BOYOZ İzmir’in Çeşme ilçesine bağlı turistik bir belde.:ALAÇATI İzmir’in Çeşme ilçesinin eski adı. : ERYTHARİ İzmir’in eski adı.:SMYRNA İzmir’in ilçesi Urla’nın eski adı. : KLAZOMENDİ İzmir’in Kemalpaşa ilçesinin eski adı. : NİF İzmir’in Menderes ilçesindeki antik bir kent. : NOTİON : KLAROS İzmir’in Seferihisar ilçesindeki ünlü antik kent. : TEOS İzmir’in Selçuk ilçesinin eski adı.:AYASULUK İzmir-Aydın karayolunda Türkiye’nin en uzun tüneli. : SELATİN |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 24.Mayıs.2012 saat 11:54 |
||||
|
J
J. M. Barrie’nin,çocuk edebiyatı klasiklerinden biri olan eseri.:PETER PAN Jacques Brel’in bir şarkısı.: JOJO Jamaika’da 1960’lı yıllarda doğan ve daha sonra reggae’ye dönüşen müzik türü.:SKA Jamaika’dan yayılmış iki zamanlı bir dans.: KALİPSO Jamaika’nın plakası.:JA James Joyce’un tanınmış yapıtı.: ULYSSES Jant. : İSPİT Japon çiçek düzenleme sanatı. : İKEBANA Japon halk türküsü. : UTA Japon içkisi. : SAKE Japon imparatorlarının öldükten sonra memurlarına verdiği unvan ve görev. : ZOKVAN Japon imparatoruna verilen ad. : MİKADO Japon intihar uçağı. : KAMİKAZE Japon işi çömlek,sırlı seramik kap.:RAKU Japon kirazı. : SAKURA Japon lirik dramı: NO Japon mafyası. : YAKUZA Japon mitolojisinde askeri diktatör.(1192-1867 arasındaki dönem. : ŞOGUN : (SHOGUN) Japon mitolojisinde balıkçıların tüccarların koruyucusu olan yedi su tanrısından biri. :EBİSU Japon mitolojisinde köylü sınıfı. : NOMIH Japon mitolojisinde savaşçılar sınıfı. : SAMURAİ : BUİSHİ Japon mitolojisinde zenaatkar sınıfı. : KOŞO Japon müziğine özgü kısa ve çift kamışlı nefesli çalgı.:HİÇİRİKİ Japon müziğine özgü telli bir çalgı. : KOTO Japon tarihinde,özel malikane veya çiftliklere verilen ad.: ŞOEN Japon tiyatro türü. : KABUKİ Japon Tiyatrosu Go’da erkek oyuncunun maskesi.:OTOKO Japonca yaratıcı anlamında sözcük.:KAMİ Japonlara özgü bir güreş türü.: SUMO Japonların pirinç tanrısı. : İNARİ Japonların ulusal Şinto dininde kutsal güneş tanrıçası. : AMATERASU Japonların ulusal dini Şintoizm’in en önemli güneş tanrıçası.:AMATERASU Japonya’da bir ırmak. : AKİTA Japonya’da bir kent. : OSAKA Japonya’da Buda Rahibesi.:AMA Japonya’da Buda tapınaklarına verilen ad.: TARA Japonya’da büyük çocukların yakalandığı dizanteriye benzer salgın hastalık.:EKİRİ Japonya’da dinsel törenlerde okunan nesir. : NARİTO Japonya’da kullanılmış eski bir hacim ölçüsü birimi. : TO Japonya’nın eski adı. : YAMATO Japonya’nın plakası. : JA Japonya’ya atom bombası atan uçak : ENOLA GAY Japonya’yı oluşturan dört adanın en küçüğü.:ŞİKOKU Jeloz’da denilen ve Eskimoların besin olarak kullandıkları yosun türü.:AGARAGAR Jeneratör,dinamo.:ÜRETEÇ Jeolojide buzul dönemi.:PLEİSTOSEN Jeolojide ikinci çağın triasla kretase arasında kalan dönemi.:JURO Jeolojide üçüncü çağ.:SENOZOİK Jeolojide,üçüncü çağın memeliler ve maymunların gelişmiş olduğu dönemi. : MİYOSEN Jing’un terminolojisinde insanoğlunun kadınsı bölümünü belirten ilk örnek.:ANİMA Jiujitsu ve öteki dövüşme sanatlarında elin keskin tarafı,dirsek veya ayakla vurulan darbe.:ATEMİ John Dos Passos’un ünlü üçleme romanı. : USA John Ronald Reuel Tolkien’in alegorik romanı. : YÜZÜKLERİN EFENDİSİ Jokeylerin giydiği kenarsız başlık. : TOK Judo gibi sporlarda minder olarak kullanılan ve pirinç saplarının örülmesiyle yapılan kalın halı./Japon hasırı. : TATAMİ Judo ve karatede hareketleri çabuklaştırmak içi n yapılan bir dizi egzersiz. : KATA Judo’da teknik olarak rakibinden zayıf kalan taraf.:UKE Jüpiter gezegeninin bir uydusu. : ELARA: EUROPA: ARİEL Jüpiter.Müşteri yıldızı. : ERENDİZ Jüpiter’in uydusu olan uzayın en kızgın kayası. : İO |
|||||
![]() |
|||||
osmanbedel
Üye Profili
Foto Ekle
Özel Mesaj Gönder
Üyenin Mesajlarını Bul
Üyenin Web Sitesine Git
Arkadaş listesine ekle
Yönetici
Osmanbedel Kayıt tarihi: 03.Ocak.2006 Konum: istanbul Durum: Offline Puanlar: 22705 ![]() |
Mesaj Seçenekleri
Teşekkürler(0)
Alıntı Cevap
Gönderildi: 24.Mayıs.2012 saat 11:55 |
||||
|
K
Kaba ayakkabı. : KAZGAL Kaba bir komedi türü. : FARS Kaba dikiş.:LEKENDE Kaba dokunmuş bir tür kalın yün kumaş : ŞAYAK Kaba saba kimse.: HIRBO Kaba sofu. : ZAHİT Kaba ve çirkin,iğrenç.: GALİZ Kaba,biçimsiz.:KUBAT Kaba.:SAKİL Kabadayı Rum delikanlısı. : PALİKARYA Kabak kemaneye benzer bir Orta Asya çalgısı.: GİZEK Kabak yapraklarını andıran geniş ve etli yaprakları olan bir kır bitkisi.:KABALAK Kabakulak hastalığı.: YAZMA Kabarıklık.:BOMBE Kabartma biçimlerle ilgili baskı yöntemi.:TİPO.: TİPOGRAFİ Kabartma. : RÖLYEF Kabartmalı pamuklu kumaş. : PİKE Kabe yakınında bulunan kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan suyu.:ZEMZEM Kabe.:BEYTULLAH Kabuğu ayıklanmamış pirinç. : ÇELTİK Kabuğu ince,çekirdeği ufak,iri taneli bir tür beyaz üzüm.:ÇAVUŞ ÜZÜMÜ Kabuğu kırmızı veya erguvani renkte olan ve tabaklamada kullanılan bir söğüt türü.:TAVULGA Kabuğundan düğme ve süs eşyası yapılan deniz kabuklusu .:ABALON Kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç.:KINAKINA Kabuk. : KIŞIR Kabuklu pirinç.:ÇELTİK Kaburga altı. : DÖŞ Kaburga ile kalça kemiği arasında kalan yer.:BÖĞÜR Kaburga kemiği. : EĞE Kaç,ne kadar anlamında bir belirteç.:NİCE Kaçak tütün.:AYINGA Kadeh.: KESİ Kadeh.:PEYMANE Kader,alınyazısı. : TECELLİ : FATALİTE Kadercilik.:FATALİZM Kadın arkadaş. : NEDİME Kadın başörtüsü. : YAŞMAK Kadın giysilerinin etek ucu,kol gibi yerlerine verev kesilmiş kumaştan yapılan süs.:VOLAN Kadın hastalıklarını konu edinen tıp dalı,nisaiye. : JİNEKOLOJİ Kadın seslerinin en kalını ve sesi böyle olan sanatçı.: KONTRALTO Kadın şapkalarına konulan ve yüzü örten ince tül.: VUALET Kadın yeleği.:JİLE Kadın. : ZEN Kadında cinsel isteğin hastalık derecesinde artması. : UTEROMANİ Kadında örtünme.:TESETTÜR Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın. : NATIR Kadınlar,kızlar anlamında eski sözcük. : İNAS Kadınlarda doğurma yeteneğinin sona ermesi.:MENOPOZ Kadınların özel gecelerde giydiği şık giysi veya tuvalet.: ABİYE Kadınların sokağa çıkarken örtündükleri büyük ve dört köşe sınır.: CAR Kadınların yüzlerine örttükleri peçe,yaşmak. : LİSAM Kadınların yüzlerine sürdükleri allık:. GAZE Kadınların,cildi pürüzsüz göstermesi,renk vermesi için yüzlerine sürdükleri yarı sıvı,yarı boyalı krem.: FONDÖTEN Kadınsı davranışları olan erkek.:EFEMİNE Kadırga balığı. : BALİNA Kadife.:VELUR Kadifenin ince tüyü,kumaş tüyü. : HAV Kafasının ön-art ekseni yan eksenine göre kısa olan kimse,kısakafalı.: BRAKİSEFAL Kafatası kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölüm.:BINGILDAK Kafatasının art bölümünde ve beynin altında,hareket dengesi merkezi olan organ.:BEYİNCİK Kafatasının içgüdü ve yeteneklerle olan ilgisini inceleyen bilim dalı. : KRANİYOLOJİ Kafes biçiminde bir tür el işi.:MUŞABAK Kafkas çingenelerine verilen ad.: BOŞA Kafkasya’da sarp bölgelere kurulan dağ köyü.: AUL Kafkasya’da yaşayan Müslüman bir halk. : LEZGİLER Kağıt cilası.Hattatların kağıt cilalamakta kullandıkları özel bir bileşim. : AHAR Kağıt parçası.:VARAKPARE Kağıt,kumaş veya plastik madde gibi değişik maddelerden yapılan ve deri üzerine gelecek yüzüne etken madde sıvanmış olan sargı.:SPARADRAP Kağnı ve arabalarda iki tekerleği birbirine bağlayan ağaç dingil.:MAZI Kahırlar. : SATAVAT Kahraman,güçlü kimse : BÖKE Kahramanlık yada din konularında yazılıp bestelenmiş şiir : KANTAT Kahramanlık.:CELADET.:HAMASET Kahve kreması.:MATE Kahve tortusu. : TELVE Kahveci tepsisi. : ASKI: FİNER Kahverengiye çalan yeşil renkte olan.:KİMYONİ Kahya.:KETHÜDA Kakao,süt ve şekerden yapılan tatlı bir yiyecek türü.:ÇİKOLATA Kaktüs. : ATLAS ÇİÇEĞİ Kaktüsgillerden,yaprakları etli ve yayvan dikenli bir bitki ve bu bitkinin kalın,dikenli kabuğu olan tatlı yemişi.:FRENKİNCİRİ Kaktüslerde bulunan dikenli iğne.:SETULA Kalabalık korkusu. : OKLOFOBİ : DEMOFOBİ Kalabalık,yoğun insan topluluğu. : MAŞER : MAHŞER Kalay oksit katılarak donuklaştırılmış veya kemik tozu katılarak yarı donuk hale getirilmiş cama verilen ad.:OPALİN Kalayın simgesi. : SN Kalb kasının kasılması. : SİSTOL Kalbin atışlarını yavaşlatan,sindirim sistemini ve salgıları düzenleyen sinir sisteminin adı.:PARASEMPATİK Kalbur ve elek üzerinde kalan iri taneler.:İRİNTİ Kalça kemiği,bel kemiği. : OMA Kaldıraç. : MANİVELA Kaldırılmış. : MÜLGA Kaldırma,giderme. : REF Kale çukuru. : MELE Kale muhafızı.:DİZDAR Kale,duvar,: BAR Kalenderler.: RİNDAN Kalıba dökme. : İSAĞA Kalıcılık,ölmezlik: BEKA Kalımlı.:PAYİDAR Kalın bağırsak iltihabı : KOLİT Kalın biçilmiş uzun tahta. : KALAS Kalın bir değnek üzerine monte edilmiş dört telli ve sesi yankılayan iki asmakabağı olan gitar.:VİNA Kalın gözleme.:BAZLAMA Kalın kafalı,anlayışsız. : GABİYE Kalın öğütülmüş buğday. : İRMİK Kalın sopa,değnek.:MATRAK Kalın tüylü battaniye. : VELENSE Kalın ve dar tahta. : LATA Kalın,kısa ve düzgün sopa.:LOBUT Kalınca kabuklu,iri ve uzunca taneli bir tür üzüm.:RAZAKI Kalınca ve açık saman renginde ipekten yapılan yarı mat bir kağıt türü. : ABADİ Kalıp çıkarma işi. : MULAJ Kalıplaşmış,basmakalıp.:KLİŞE Kalıpta pişen bir tür meyveli pasta. : TART Kalıtım bilimi.:GENETİK Kalıtım,soya çekim. : İRS : GEN Kalıtımın maddi temeli olan ve kromozomları oluşturan madde. : DNA Kaliforniya’da yetişen büyük bir orman ağacı.: SEKOYA Kalite. : NİTELİK Kalkan balığının yavrusu. : PARPA Kalkerli ve jipsli kayaçlarda oluşan,huni yada çanak benzeri çöküntü. : DOLİN Kalori. : ISIN Kalp atışlarındaki düzensizlik ve eşitsizlik.:ARİTMİ Kalp kası.: MİYOKART Kalsiyum karbonat hamurundan yapılan bir tür renkli kalem.:PASTEL Kalyon cinsinden küçük savaş gemisi. : BARÇA Kamaralarla alt güverteyi aydınlatmak için bordalardan ve güvertelerden açılan yuvarlak pencere. : LOMBOZ Kamboçya para birimi. : RİEL Kamelya.:JAPON GÜLÜ Kamış elek. : TEPİR Kamıştan yapılmış kulübe. : HUĞ Kampus. : YERLEŞKE Kamu görevlilerinin işlem ve davranışlarının yasalara uygun olup olmadığını araştırmaya ve uygunluğu sağlayıcı yolları önermeye yetkili denetçi.:OMBUDSMAN Kamuflaj.:ALALAMA Kan aktarımı. : TRANSFÜZYON Kan çökeltisi. : SEDİMANTASYON Kan dinmezliği. : HEMOFİLİ Kan grubunda sabit işaret.:RH Kan hastalıkları bilimi. : HEMATOLOJİ Kan işeme. : HEMATÜRİ Kan kanseri: . LÖSEMİ Kan kardeşi. : KANKA Kan korkusu.: HEMATOFOBİ Kan kurutan.: ADAMOTU Kan oturması nedeniyle deride oluşan kızarıklık.Deri döküntüsü. : ERİTEM Kan pıhtısı:. TROMBUS .:ALEKA Kan ve lenf gibi vücut sıvılarında bulunan çekirdekli,yuvarlak hücre,lökosit.:AKYUVAR Kan.:HUN Kana kırmızı rengini veren çekirdeksiz,yuvarlak,küçük hücre.:ALYUVAR Kanama. : NEZİF Kanarya sevenler derneği.: SERİNOFİL Kanatları küt olduğu için uçamayan,bacakları güçlü,Yeni Zelanda’da yaşayan bir kuş.:KİVİ.:APTERİKS Kanaviçe veya telleri sayılabilecek türde kumaş üzerine renkli iplikle yapılan özel bir işleme.:GOBLEN Kanaviçe,el işleri için kullanılan seyrek dokunmuş keten bezi. : KANAVA Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen,genellikle genç kızlarda görülen kansızlık.:KLOROZ Kanda asalak bulunması. : PARAZİTEMİ Kanda hastalık yapan bir bakteri bulunmasından ileri gelen her türlü hastalık.:SEPTİSEMİ Kanda,lenfte,safrada v.s.’de bulunan bir protein türü.:GAMAGLOBÜLİN Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı. : HEMATİ Kanın hemoglobinle renklenmiş kırmızı yuvarı.: HEMATİ Kanıtlanabilen bilimsel önerme. : TEOREM Kansızlık. : ANEMİ Kantoda doğu giysileriyle yapılan dansın adı. : ARABİS Kanun,santur gibi yatırılarak çalınan sazların ortak adı. : YATUK Kanuna benzeyen bir çalgı.: SANTUR Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirlerinde kullandığı mahlas.:MUHİBBİ Kanyon.:KAPIZ Kapadokya bölgesinde bir ilk çağ kenti. : ANİSA Kapalı formülleri aynı,açık formülleri farklı olan maddelerin başka başka özellikler göstermesi olayı.:İZOMERİ Kapalı jimnastik ayakkabısı. : KES Kapı kolunun altına monte edilen metal parça.:ROZET Kapı mandalı. : TIRKAZ Kapı ve pencerelerin üst eşiği. : LENTO Kapı ve pencerelerin üstüne atılan ağaç,taş veya beton destek.:ATKI Kapı veya dolap kanatlarının kenarına çakılan çıta.: BİNİ Kapı yada pencere gibi açıklıkların üzerine konulan ağaç,taş veya beton kiriş,lento.:BOYUNDURUK Kapı,geçit,boğaz,:BAB: DER Kapıcı.:BEVVAP Kaplama olmayan.:SOM Kaplama yada doldurma olmayan. : MASİF Kaplıca,ılıca.: ÇERMİK Kaplumbağa kabuğu.:BAĞA Kapsam. : ŞÜMUL Kapsama,içerme,içine alma. : TAZAMMUN : TEŞMİL Kapsız yorgan. : MİTİL Kaptanın ve tayfaların, gemi sahibine yada sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar: BARATARYA Kar ayaklığı./Tokaçlı kar ayakkabısı. : LEKEN Kara ordusu. : NİZAMİYE Kara yemiş ağacı. Süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç. : TAFLAN Kara yumuşakçası. : ENA Karaağaçgillerden buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç türü.:ÇİTLEMBİK Karabulut.:NİMBÜS Karaciğerinden balık yağı çıkarılan bir balık. : MORİNA Karadeniz yöresinde haşlanmış mısıra verilen ad.: KOLİVA Karadeniz yöresinde kadınların kullandığı iki renk üzerine çubuklu pamuklu peştamal.:FUTA Karadeniz’de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.:İNEBOLU KÜTÜĞÜ Karagöz balığına benzer bir Akdeniz balığı. : ÇİPURA Karagöz oynatan kimse.:HAYALİ Karagöz oyununda Ermeni tipi.:HAY Karagöz oyununda kullanılan tiz sesli kamış düdük.: NAREKE Karagöz’ün başlığı. : IŞKIRLAK Karagözdeki kambur ve cüce tip. : BEBERUHİ Karahindiba’nın sebze olarak yenen yaprakları. : RADİKA Karakalem resimde çizgiyi yada pastel boyasını yaymak için kullanılan kendi üzerine sarılmış kağıt veya deri.:ESTOMP Karakter çözümlemesi veya geleceği önceden bilmek amacıyla sayıların kullanılması.:NÜMEROLOJİ Karakter,huy,yaratılış. : SECİYE Karakul kuzusunun kıvırcık ve parlak postu.:ASTRAGAN Karakul kuzusunun postu. : ASTRAGAN Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. : ŞELF Karaman’da Yörükler tarafından dokunan bir cins halı.:TÜLÜ Karaman’ın Taşkale beldesinde,dik bir kaya kütlesine kat kat odacıklar biçiminde oyulmuş mağaralara verilen ad.:MANAZAN Karamsarlık.:PESİMİZM Karanlık. : ZİFİR Karar veremeyen,mütereddit.: DURUKSUN Kararsız. : MÜTEREDDİT Karasevda. : MELANKOLİ Karayla toprakla ilgili. : BERRİ Karbon ,fosfor gibi maddelerin,fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu.:ALOTROPİ Karbonatlı kum taşı. : MOLAS Kare : DÖRDÜL. Kargabükenden çıkarılan etkili bir zehir.:STRİKNİN Kargagillerden,karnı beyaz,kanatları ve kuyruğu kül rengi diğer yerleri parlak,kara uzun kuyruklu kuş.: SAKSAĞAN Karı kocanın baba ve analarının her biri.:DÜNÜR Karın üstü kaslarının veya boğazın kasılmasına yol açan,paniğe kapılma şeklinde görülen ruhsal ve fiziksel rahatsızlık.: ANGUAZ Karın zarı iltihabı. : PERİTONİT Karın zarı. : PERİTON Karınca yiyen hayvan. : TAPİR : NUMBAT Karınca yuvası.: KÖRE Karınca. : MUK Karından bacaklı bir yumuşakça cinsi. : RAPANA Karışık durum.:CURCUNA Karışık iş. :ÇAPARIZ Karışık renkli,birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. : ALACA Karma,karışık. : MUHTELİT Karmaşık sorunların çözümünde ve incelemesinde bilimsel ve özellikle matematiksel yöntemlerin uygulanması.: YÖNEYLEM Karmaşık.:KOMPLEKS Karnı şiş,altı düz su kabı. : FIÇI Karnın açılması. : LAPARATOMİ Kars yöresi halk oyunu. :ATABARI Kars yöresinde oynanan bir halk oyunu.:TEREKEME Kars yöresine özgü bir halk oyunu. : ASKERANİ Kars,Ardahan ve Iğdır yörelerinde yetiştirilen beyaz yünlü koyun cinsi.:TUJ Kars,Erzurum ve Ağrı yöresine özgü türkülü bir halk oyunu. : ENZELİ Karşı koyan , karşı çıkan:. MUARIZ Karşılıklı alıp verme. : TEATİ Karşılıklı yer değiştirme. : BECAYİŞ Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası.:MUŞTA Karşıtlık. : TEZAT Kartal,atmaca gibi yırtıcı kuşlara verilen ad.:ÇALAĞAN Kartalgillerden,leşle beslenen bir kuş.:KERKENEZ Kas faaliyeti. : KİNEZİ Kas yapılı ur. : MİYOM Kasap.:CEZZAR Kasaplık hayvanların sırtında,dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et.:FİLETO Kasaplık hayvanların timüs ve pankreas bezlerine verilen ad.: UYKULUK Kasatura,bıçak gibi kesici silahların uzun ve keskin bölümü.: NAMLU Kasık biti. : KIRKAYAK Kasık.,: ANE Kasım patına benzer bir çiçek. : PAT Kasımpatına verilen bir başka ad.: KRİZANTEM Kasların kasılmasını giderici,hekimlikte kullanılan bitki. : TATULA Kasların,özellikle diz kaslarının iradesiz kasılması.: SPAZM Kasnağa gerilmiş kumaşa iğne veya tığla yapılan bir tür nakış. : SÜZENİ Kastamonu’nun Abana ilçesinde bir iskele.:İLİŞİ Kastamonu’nun Pınarbaşı ilçesinde ünlü bir kanyon.:VALLA Kaş boyası. : MASKARA Kaş kemerinin altına sıkıştırılarak kullanılan gözlük camı. : MONOKL Kaşındırıcı bir deri hastalığı.: UYUZ Kat kat ayrılabilen şeylerde kat.:YABRAK Kat kat çakıl ve kumdan oluşmuş yer kıvrımı.: OS Kat,makam. : ORUN Katalog. : FİHRİST Katar’ın başkenti.: DOHA Kategori,zümre.:ULAM Katılaşmakta olan bir sıvıda cisimler kristalleştikten sonra arta kalan çökelti. :ANASU Katışıksız,saf. yalın. : MAHZ: RAİK Katışıksız.:HALİS Katip. : YAZMAN Katmanlarında iç içe daireler bulunan billurlu bir kalker türü.:SİPOLİN Katmanlı kayaçların içeri doğru çukur ve alçak bölümü. : İNEÇ Katolik Arnavutlar. : MALİSOR Katolik din adamı.:PİSKOPOS Katolik kilisesinde bağış karşılığında günahlardan kurtulma.:ENDÜLJANS Katolik Kilisesinin başkanı.: PAPA Katoliklerde ölüler için yapılan dua, bu duaya özgü müzik .Ölünün hatırasına yapılan tören. : REQUİEM Katoliklerde kendini dine adayan ve manastırda yaşayan kadın. : SÖR Katotta toplanmış iyon. : KATYON Katranla kıldan yapılan ve kalafat işlerinde kullanılan bir tür macun.:BİLAR Kauçuklu yağmurluk. : GAMSELE Kavalılar’a mensup Mısır valilerine babadan oğula geçmek üzere 1867’de verilen resmi unvan.: HİDİV Kavim. : BUDUN Kavisli,kısa,uç bölümü geniş,kabzasına doğru daralan bir tür kılıç.: PALA Kavram Kavram. : MEFHUM : NOSYON Kavşak.: ÇATAK Kavşak.İki yolun birleştiği yer. : ÇAT Kavun ve ahududu karışımı bir tada sahip olan, C vitaminince zengin tropikal meyveye verilen ad. :PEPİNO Kavun,karpuz,kabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.:KÖKEN Kaya balığı. : TOKMAKBAŞ Kaya hanisi. : LAGOS Kaya lifi.Taş pamuğu. : ASBEST Kaya ve ağaç kovuklarında su birikintisi. : KAK Kayabalığının bir çeşidi. : AZMANKAYA Kayaç. : LİPARİT Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan kireç taşı ve dolomit bölgesi.:KARST Kayak. : SKİ Kayalık kıyılarda , sığ sularda yaşayan 25-35 cm uzunluğunda kırmızı benekli,mavi veya yeşil bir balık. : LAPİNA Kaygı,üzüntü.: STRES Kaygusuz Abdal’ın kimi şiirlerinde kullandığı mahlası. : SARAYİ Kayı boyuna bağlı olan ve Anadolu’nun çeşitli yörelerinde yaşayan büyük bir aşiret.:KARAKEÇİLİ Kayık,mavna,küçük gemilerin kıyıda çekildiği yer.:ÇEKEK Kayıngillerden bir orman ağacı.:KESTANE Kayısı,zerdali gibi meyvelerin kurusu. : ÇİR Kaymakam : İLÇEBAY Kaynağı mitolojik çağlara dayanan kirişli bir çalgı. : LİR Kaynak,pınar.:BULAK Kaynaklar,kaynakça.:BİBLİYOGRAFYA Kaynar suda haşlanıp üzerine yağ gezdirilen mısır unu yemeği.: MAMALİGA Kaz dağının mitolojideki adı. : İDA Kaz dağlarında yaşayan yarı göçebe çobanların meskeni olan kollektif yapı. : İGERM Kaza ile, rastgele.: EZKAZA Kaza yada başka bir olayı karadakilere bildirmek için gemilerden denize salınan,içinde mektup olan şişe.:POTKAL Kazak reisi. : ATAMAN Kazak Türklerinin soyundan geldiklerine inandıkları,efsanevi Türk hakanı ve kahramanı.:ALAŞAHAN Kazak_- Kırgız Türklerinin saz şairleri. : AKIN Kazakistan’ın başkenti. : ASTANA Kazakistan’ın para birimi. : TENGE Kazanma,edinme,iş. : KİSB Kazı.:HAFRİYAT Kazları semirtmek için verilen mısır hamuru.:EVELEM Kebaplık demir şiş.:SİH Keçi kılından hayvan çulu,yem torbası gibi şeyler dokuyan kimse.: MUTAF Keçi kılından yapılmış kumaş. : KEÇE Keçi yavrusu : OĞLAK Keçi yolu,patika,yolak.: İZLEK Kediden aşırı derecede korkma.: AİLUROFOBİ Kedigillerden,çakala benzer bir hayvan.: KARAKULAK Kedigillerden,kürkünden yararlanılan çok yırtıcı hayvan.:VAŞAK Kefal balığına verilen bir başka ad.:TOPAN Kefal türünden bir balık. : PAÇOZ Kehribara verilen ad. : SAMANKAPAN Kekelemek yada söyleyiş hatası yapmaktan çekinerek konuşmaktan korkma. : LALOFOBİ Kekeme. : REKİK : KEKEÇ Kelimesi kelimesine,hiç değiştirmeden,aynen.: MOTAMOT Keman gibi omuza dayanarak çalınan yaylı çalgı. : REBEK Keman yayı. : KEMANE : ARŞE Kemanla viyolonsel arası büyük keman,viyola. : ALTO Kement. : LASO Kemik bilye. : AKAT Kemik veremi. : AKARCA Kemiklerin toparlak ucu,: OM Kemikli balıklardan, uzunluğu 40 cm kadar olan, sırtı pürtüklü,esmer renkli,yassı bir tür balık :PİSİ BALIĞI Kemikli balıklardan,15-25 cm uzunluğunda,sırtı zeytuni bir tatlı su balığı. : PLATİNA Kenar süsü.Mendil ve peçetelerde kenara yapılan işleme. : SU Kenarları kagir,üstü kapak taşlarıyla örtülü mezar.: LAHİT Kendi biten,kendi kendine yetişen bitki.:HÜDAYİNABİT Kendi kendini tatmin. : ONANİZM Kendi türünün en iyi konuşanı sayılan ve Afrika’nın tropikal bölgelerinde yaşayan bir papağan. : JAKO Kendine çekmek,ilgi toplamak.:CELBETMEK Kendini becerikli,usta gösteren kimse.:OLÇUM Kendini beğenmiş. : KAKAVAN Kendir dokuma. : KETEN Kendir tohumu : ÇEDENE Kendirgillerden, sapındaki liflerden halat, ip, çuval gibi kaba örgüler yapılan bitkiye verilen ad. : KENEVİR Kendisine bir çocuğun eğitim ve bakımı verilmiş olan kadın. : MÜREBBİYE Kendisinin sebep olmadığı bir zararı ödeme.:CEREME Kene. : SAKIRGA Kenevirden yapılmış kalın ip : HALAT Kent civarı yerleşim: . BANLİYÖ Kent dışında kurulmuş bir üniversitenin alanı ve yapıları. : YERLEŞKE Kent soylu. : BURJUVA Kent veya kasabada dış mahalle. : VAROŞ Kerestesi makbul bir Afrika ağacı. : OKUME Kerestesinden yararlanılan bir tropikal bölge ağacı. : OBEŞE Kerevet,divan.:SEDİR Kertenkele derisi.: LEZAR Keseli ayı.Amerika etçil memelisi. : KOALA Kesenek. : İLTİZAM Keser.: KERKİ Kesilme,kesinti. : İNKITA Kesilmiş ağaç kökü. : OMACA Kesimevi.,mezbaha. : KANARA Kesimi pantolona benzeyen bir tür şalvar.:ELİFİ Kesin bilgi. : YAKİN Kesin bilgi.:YAKİN Kesinlikle uyulması gereken Kuran ve Hadis hükümleri.: NAS Kesit. : MAKTA Kesme,kesip ayırma. : HAZA Kestane rengi.:MARON Keşişleme karşıtı rüzgar. : KARAYEL Keten dövmeye yarayan tokmak. : FİLARİZ Keten tohumu. : BEZİR Keten tohumundan çıkartılan bir yağ.:BEZİRYAĞI Kıbrıs’a özgü iri ve pembe taneli bir üzüm cinsi.:VERİGO Kıç tarafı yüksek,hızlı giden yelkenli.:ÇEKELEVE Kıdem bakımından başta gelen. : DUAYEN Kıl dokuma.:ÇUL Kıl elek. : LEÇER Kıl ve saçların dökülmesi veya yokluğu.:ALOPESİ Kıl.:MU Kılıç kını.: NİYAM Kılıç,bıçak gibi saplı şeylerin sap içinde kalan bölümü. : PIRAZVANA Kılıç.: TİG Kılıçla yapılan spor. : ESKRİM Kır hayatını ve törelerini anlatan. : PASTORAL Kır renkli.:KIRÇIL Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir.:İDİL Kıranlar. : AFAT Kırbaç kurdu. : TRİKOSEFAL : ARİKOSEFAL Kırgızistan ve Kazakistan’da bir ırmak. : ÇU Kırgızistan’ın başkenti. : BİŞKEK Kırgızistan’ın para birimi.: SOM Kırgızların ünlü destanı. : MANAS Kırık kemikleri bir arada tutmak amacıyla kullanılan tahta gibi düz nesne. : ATEL: CEBİRE Kırık taş döşeli yol. : MAKADAM Kırılma,parçalanma. : İNKİSAR Kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral.:ASBEST Kırım hanlarına ve prenslerine verilen san. : GİRAY Kırıntı. : UFANTI Kırk çeşit yiyecekli sofra. : ZEKERİYA SOFRASI Kırkılmış koyun tüyü. : YAPAĞI Kırklareli’nde Demirköy ilçesinde Türkiye’nin en uzun mağaralarından biri. : DUPNİSA Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğne ada beldesinde,tabiatı koruma alanı kaps***** alınan eşsiz bir orman alanı. : LONGOZ Kırlangıç balığı küçüğü. : DERVİŞ Kırmızı acı biberli sirkeli sos.:TABASKO Kırmızı biber.:PAPRİKA Kırmızı çuhadan yapılan,tepesinde püskülü olan bir tür başlık.:FES Kırmızı mercimekle yapılan bir çorba. : EZO GELİN Kırmızı mercimekle yapılan çorba veya pilav.:MALHITA Kırmızı pancar.:ÇÖĞÜNDÜR Kırmızı renkli bir elma cinsi.:STARKİNG Kırmızı renkli,pis kokulu,zehirli sıvı bir element.: BROM Kırmızı renkli,tatlı,sulu ve kokulu bir erik cinsi.:ALBARDAK Kırmızı renkte olan.: LALİN Kırmızı zırnık. : REALGAR Kırmızıya çalan eflatun renk. : SİKLAMEN Kırsal aşk şiiri. : İDİL Kısa bacaklı köpek cinsi. : BASE Kısa çizgi.:TİRE Kısa çizme . : EDİK Kısa çorap. : ŞOSET Kısa hırka. : LİBADE Kısa kepenek. : KEBE Kısa kesilmiş saç. Erkek saçı biçiminde kesilmiş kadın saçı. : ALAGARSON Kısa ökçeli bağsız ayakkabı.:MOKASEN Kısa saplı odun baltası.:NACAK Kısa tüylü bir av köpeği cinsi.:BRAK Kısa ve özlü söz,veciz.:LAKONİK Kısa ve yalın işaretlerden oluşan bir yazı yönteminin kısa yazılışı.:STENO Kısa veya özlü anlatımı olan komik öykü. : ANEKDOT Kısa,güldürücü oyun.:SKEÇ Kısa,kestirme yol.:KESE Kısacası.:VELHASIL Kısık sesli küçük keman. : KİT Kısır döngü.:FASİT DAİRE Kısır,hiç doğurmamış insan veya hayvan. : EREMİK Kıskaç. : PENSE Kıskançlık korkusu. : ZELOFOBİ Kıskanma. : REŞK Kısrak sütünün mayalanmasıyla yapılan eski Türk içkisi. : KIMIZ Kış. : ŞİTA : DEY Kışın sisli havalarda ,ağaç dallarını,toprak yıkıntılarını kaplayan buz tabakası. : KIRÇ Kışın en soğuk günleri.Karakış. : ZEMHERİ Kışın yapraklarını dökmeyen mor çiçekli bir ağaççık. : KOMAR Kışkırtma.:AJİTASYON Kıvırcık saç.:CAD Kıvrımları olan yün,pamuk veya ipek kumaş.:KREPON Kıyamet günü bütün ölülerin dirilerek toplanacağı yer. : ARASAT Kıyamet günü İsrafil’in öttüreceği borunun adı.:SUR Kıyı sağlık idaresince,gemilere verilen giriş-çıkış izni. : PRATİKA Kıyıları koruyan gemilere verilen ad. : VARDAKOSTA Kıyılmış,baharat katılmış etle,tütsüleme ve pişirme gibi işlemlerden sonra yapılan bir tür sucuk.: SOSİS Kız evlat.: KERİME Kız Kulesinin eski adı. : DAMALİS Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek. : TİRİT Kızgın,yakıcı. :HAR Kızıl ötesi. : ENFRARUJ Kızıl veya yeşil renkte sert bir mermer. : SOMAKİ Kızıl,kırmızı. : AHMER Kızılderililerin birbirlerine armağan verdikleri dinsel bayram. : POTLAÇ Kızılyara adıyla da bilinen bir tür kan çıbanı. : ŞİRPENÇE Kızlık zarı. : HİMEN Kibirli.:KASALAK Kil ve kum karışımı sarı renkli balçık.:LÖS Kilidin dilinin yerleşmesi için açılan delik. : ZIVANA Kilime benzer,renkli ve motifli uzun yolluk,yaygı. : ZİLİ : SİLİ Kilise müziği : KORAL Kilisede çan çalan kimse.:ZANGOÇ Kiliselerde ana kapıdan koroya değin uzanan bölüm.:NEF Kilit dili.: PERİCİK Kimi su bitkilerinin, suyun altındaki organlarında bulunan ve hava boşlukları içeren dokusu.: AERANKİMA Kimi akıl hastalarında yangın çıkarmaya duyulan aşırı istek.:PİROMANİ Kimi bitkilerde ve özellikle çamlarda oluşan salgı maddesi.:REÇİNE Kimi bitkilerden elde edilen yumuşak bir reçine. : ELEMİ Kimi bitkilerden sızan ve katılaşarak sarımtırak bir cisim durumuna gelen bir çeşit şekerli özsu.: ÇİS Kimi gemilerde,baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan ek yapı öğesi.:TALİMAR Kimi giysilerin bol olması için yanlarına eklenen kumaş parçası.:PEŞ Kimi göçebe Türk boylarında birkaç aileye ait çadırdan oluşan topluluk. : AVUL Kimi iskambil oyunlarında aynı cins iki karta verilen ad. : PER Kimi kağıtların dokusunda bulunan ve ancak ışığa tutulunca görülen çizgi,resim veya yazı.:FİLİGRAN Kimi mantarlarda üreme organı.:ASK Kimi sesli harflerin üstüne konan yan yana iki nokta.: TREMA Kimi ülkelerde profesör olmak için sınav veren kimse. : AGREJE Kimi ülkelerde yarı asker siyasi kuruluşlara verilen ad.:FALANJ Kimi yörelerde az kavrulmuş un ve tavuk eti ile dövülerek yapılan,pelte kıvamında bir tür yiyecek.: HERİSE Kimi yörelerde kaput bezine verilen ad.:ÇAPAN Kimi yörelerde mayası tutmamış hamur anlamında kullanılan sözcük : ANİK . Kimi yörelerde uzun tüylü,güreşçi erkek deveye verilen ad.:TÜLÜ Kimliği bilinemeyen gök cismi. : UFO Kimononun üzerine bağlanan Japon kemeri.:OBİ Kimsesiz : . BİKES Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.: KİNETİK Kimyasal tepkimelerin hızlarını inceleyen bilim dalı.Devinim bilim. : KİNETİK Kira geliri getiren mülk. : AKAR (AKARET) Kiraya veren.:MUCİR Kirazın mayalanması ve damıtılmasıyla yapılan bir tür içki.: KİRŞ Kireç taşı. : KALKER Kireç,sönmemiş kireç.: KİLS Kiremit ve tuğla tozlarının kireç ve su ile karışımından elde edilen bir tür harç. : HORASAN Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konan ince tahta. : HARTAMA Kiremit yerine kullanılan veya kiremitlerin altına konulan ince tahta.:HARTAMA Kirli yada donuk sarı renk. : NOHUDİ Kirli,pis. : MUNDAR : MURDAR Kişi. : ZEYD (ZEYT) Kişiler,zatlar. : ZEVAT Kişiliğin bir anlatımı olarak kabul edilen el yazısını yorumlama tekniği.:GRAMOFOLOJİ Kişiliksiz,boş,serseri.: SAPISİLİK Kişinin ağzının kokmasından duyduğu korku.:HALİTOFOBİ Kişisel duyguların ilham yolu ile coşkulu ve etkili anlatımı.: LİRİZM Kitap düşkünlüğü. : BİBLİYOMANİ Kitap getirmemiş peygamber. : NEBİ Kitap korkusu.:BİBLİYOFOBİ Kitap,takip,patik,katip örneğinde olduğu gibi,bir sözcük içindeki seslerin yerini değiştirerek elde edilen yeni sözcüğe verilen ad. : ANAGRAM Kitap. : MECELLE Kitapçı. : SAHAF Kitre. : KESTERE Klarnet. : GIRNATA Klarnetin atası olan eski müzik aleti.: ŞALÜMO Klasik şiirde bir kısa bir uzun iki heceden oluşan ayak. : İAMBOS Klasik Türk müziğinde iki basit usulden biri. : SEMAİ Klasör. : SIRALAÇ : CİLBENT Klavsene benzer,telli,mızraplı,tuşlu bir çalgı. : EPİNET Klavsene verilen bir ad. : ÇEMBALO Klavyeli ve telli bir çalgı.: KLAVSEN Kocabaş./ İspinoza benzer bir kuş. : FLURCUN Kocaeli’nin Gebze ilçesinde,tabiat parkı kaps***** alınmış ünlü kanyon.:BALLIKAYALAR Kocakarı.:CADALOZ Koç burcu : HAMEL Kokar ağaç. : AYLANDIZ Kokmuş,çürümeye yüz tutmuş hayvan ölüsü.:LEVİN Koku satıcısı.:AKTAR Koku.:BU Kokulandırılmış. : AROMATİK Kokulu reçine. : PELESENK Kolay düğüm. : İLMEK Kolay.:ASAN Kolayca bükülebilen ve ateşe dayanan liflerden oluşmuş,bir tür ak asbest.: AMYANT Kolaylıklar. :TESHİLAT Koleksiyon.:DERLEM Kolları geriye sarkık cepken biçiminde,beyaz keçeden yapılmış kaytanla işlemeli bir çeşit ceket : KOPARAN Kolombiya’nın para birimi.:PEZO Kolsuz kadın giysisi.: JAPONE Koltuk ve sandalye gibi eşyaların dikiş ve çivilerini gizlemekte kullanılan şerit.:FİTİL Kolu çevrilerek çalınan,sandık biçiminde bir tür org.:LATERNA Kolun dirsekten parmaklara kadar olan bölümü.:ARIŞ Komisyon,komite : ENCÜMEN Komisyoncu. : SİMSAR Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak. : GİDON Kompozisyon. : KİTABET Konak hizmetçisi. : AYVAZ Konak yeri : KONALGA Koncu ayak bileğini örtecek kadar uzun olan,bağcıklı yada yan tarafı lastikli ayakkabı.:FOTİN Konferans,konser veya tiyatro gösterilerinin yapılabileceği gibi düzenlenmiş büyük salon.:ODİTORYUM Konforlu,lüks hayat,parlayan,parlatıcı. : LEYAN Kongo Demokratik Cumhuriyetinin başkenti.: KİNŞASA Kongo Demokratik Cumhuriyetinin eski adı.:ZAİRE Kongo ilkellerinin inandıkları yeteneklilik gücü.:ELİMA Kongo’nun yağmur ormanlarında yaşayan memeli bir hayvan. Bir cins antilop.: OKAPİ Konik. : MAHRUTİ Konsolos . : ŞEHBENDER Konu,husus./Bölüm. : BAP Konusal.: TEMATİK Konusu cansız varlıklar veya nesneler olan resim. : NATÜRMORT Konusu dansla anlatılan müzikli sahne gösterisi. : BALE Konusunu efsanelerden veya tarihi olaylardan alan,acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri.:TRAJEDİ Konuşma bozukluğu. : AFEMİ Konuşmalı ve şarkılı bölümleri bir arada olan oyun.:OPERAKOMİK Konuşulan dil,lisan.:ZEBAN Konuşulan konu. : SADET Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça.: SEREN Konya’da bir baraj.:MAY Konya’nın antik dönemlerdeki adı.:İKONİON Konya’nın Çumra ilçesinde bir göl. : HOTAMIŞ Konya’nın Çumra ilçesinde bir göl.:HOTAMIŞ Konya’nın Karapınar ilçesinde bir göl.: MEKE Konya’nın Meram ilçesinde,2.Kapadokya da denilen,tüf kayalara oyulmuş antik kent.:KİLİSTRA Konya’nın Meram ilçesinde,ikinci Kapadokya olarak da adlandırılan,tüf kayalara oyulmuş antik kent. : KİLİSTRA Kopça,kanca. : AGRAF Koridor.:DEHLİZ Korkak.:CEBİN Korkma. : TAHAŞİ Korkmak,ürkmek,çekinmek.:OCUMAK Korku,tehlike. : BİM Korkulu yerler veya işler. : MEHALİK Korkunç güzel ,erkek hemşire örneğinde olduğu gibi,birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad. : OKSİMORON Korkunç hayal. : HEYULA Korkusuz,gözü pek,yürekli,cesur.:BIÇKIN Korkutucu. :MEHİP Koroner damarları genişletici ilaç.: İMOLAMİN Koruma,esirgeme,gözetme. : VİKAYE : SAHABET Koşmaca . : JOGGİNG Koşu hayvanlarına yardımcı olarak koşulan hayvan.:ÇIVGAR Koşullar.: ŞERAİT Kovma. : TARD Koyu gri veya sarımsı kahverengi.:BARUDİ Koyu pekmez. : BULAMA Koyu renkli,sert,bir çeşit yanardağ kütlesi.:BAZALT Koyu sarı veya açık kestane rengi.:KUMRAL Koyun barınağı.:AĞIL Koyun postundan kürk. : KEVEL Koyun sütünden yapılan,mahzenler de olgunlaştırılan,içi özel küflü peynir.: ROKFOR Koyun veya keçi postu.:PÖSTEKİ Koyun veya kuzu kaburgası içine pirinç doldurularak yapılan bir yemek.:SURA Koyun yada keçi sürüsü. : DAVAR Koyun,keçi türünden küçükbaş hayvan.: RES Koyun,keçi veya deve pisliği. : KIĞ Koyunlarda görülen bir tür hastalık.:KARAMUK Koyunların başlarındaki kabarık yün.:KEPEZ Koza. : KORUNCAK Kozadaki kurtçuk. : KRİZALİT Kozalaklardan,boyu 40 m kadar olabilen ve kerestesi yapı işlerinde kullanılan bir orman ağacı.: SEDİR Kök boyası. : ALİZARİN Kök,asıl,cevher. : TÖZ Kök,sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı.:TAL Kök.:CEZR Kökenbilim. : ETİMOLOJİ Kökeni Orta Asya’ya kadar uzanan,en eski,serbest biçimdeki Türk güreşi.:KARAKUCAK Köklerinin kısaltılması,dal ve sürgünlerinin bağlanması ve biçimlendirilmesi suretiyle saksıda yetiştirilen bodur ağaç. : BONSAİ Kökten dincilik. :FUNDAMENTALİZM Kökü toz durumuna getirilip hekimlikte ishal kesici olarak kullanılan bir bitki.: RATANYA Kökü yukarıda dalları aşağıda olduğuna inanılan cennet ağacı. : TUBA Kölelik,kulluk.:UBUDİYET Kömür kalem.:FÜZEN Kömür kalemle yapılmış resim.:FÜZEN Kömürleştirilecek ağaç veya pişirilecek tuğlalarla dolu olan ve dışı çamur ile sıvanan kümbet. : TORAK Köpeğin arka ayakları üzerinde ayağa kalkması. : SALTA Köpek ve ineklere yedirilmek üzere un ve kepekle hazırlanan yiyecek. : YAL Köpek. : KELP Köpekgillerden,postundan kürk yapılan bir memeli türü.:KARSAK Köpekten aşırı korkmak. : SİNOFOBİ Köpük kıvamında,tuzlu yada tatlı yiyecek.:MUS Köpük.:KEF Kör tırnak. : BAKANAK Körelme. :ATROFİ Körelme.:DUMUR Köroğlu’nun gerçek adı.:RUŞEN ALİ Körpelik,tazelik.: TARAVET Köstebek. : AKUR Köşe,kenar,uç.: İBİK Köşegen.:DİYAGONAL Köşk. : KAŞANE Kötü dikiş sebebiyle kumaşta oluşan büzülme veya kıvrım.:POT Kötü işlerde birine yardım eden kimse.:YARDAKÇI Kötü kalpli.:BEDHAH Kötü,çirkin. : ŞENİ Kötü,sevimsiz. : MADARA Kötücül bağ dokusu uru.: SARKOM Kötüleme,yergi.:ZEM Kötülük.:ŞER Kötümser,karamsar. : PESİMİST : BEDBİN Köy köy dolaşarak ufak tefek eşyalar satan gezgin esnaf.:ÇERÇİ Köy muhtarı yardımcısı. : KİZİR Köy oyunlarını yöneten kimse. : AYNAZ Köy yada mahalle ihtiyar heyetindeki kişi. : AKSAKAL Köyceğiz’in eski adı. : KAUNOS Köyle ilgili,köylü.:RUSTAİ Köylere para toplamak için çıkan din adamı veya medrese softası. : CER HOCASI Köylü kadınların giydiği kollu veya kolsuz uzun elbise.: SARAFAN Közlenmiş patlıcan,sarımsaklı yoğurt ve kıymayla yapılan bir çeşit yemek : ALİNAZİK Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir meze.: BABAGANNUŞ Közlenmiş patlıcan,tahin ve limonla yapılan bir tür meze. : BABAGANNOŞ Közlenmiş patlıcanla yapılan bir tür yemek. : HÜNKAR BEĞENDİ Kral karısı. : MELİKE Kral sarayı. : BAZİLİKA Kredi kalitesinin veya borçlanma araçları üzerindeki risk derecesinin belirlenmesi operasyonu.: RATİNG Kredi kartlı alışverişlerde ödemenin daha sonra denetlenmesi için verilen fiş.:SLİP Kristof Kolomb’un Amerika seferi sırasında yönettiği üç gemiden biri. : NİNA Kubbe. : KÜMBET Kucak. : AGUŞ Kucaktaki tombul çocuk. : APALAK Kudret helvası. : ÇİS : MANNA Kudret sahibi.:CEBBAR Kuduz. : AKUR Kul,köle.:BENDE Kulağa asılan uzun küpe. : ASIRGA Kulağı duymayan. : KER Kulak iltihabı. : OTİT Kulak yıkama aracı. : ENEMA Kulak. : GUŞ Kullanılacağı zaman hazırlanan losyon.:LUK Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek yada topluluktaki insanların kullandığı özel dil yada sözcük dağarcığı. : ARGO Kullanıldığı çağdan daha eski bir çağdan kalma bir biçimin,bir yapının özelliği.:ARKAİK Kullanım alanına göre bir çok modeli olan sondalara verilen ortak ad.:KATETER Kulplu ve ağzı kapaklı,bakırdan yapılmış su kabı,güğüm.:DEBBE Kulplu ve emzikli su kabı. : İBRİK Kulplu,geniş gövdeli,dar boğazlı,emzikli veya emziksiz olabilen toprak kap.: TESTİ Kulpsuz toprak çömlek. : ÜZLÜK Kuluçka.: GURK Kum falı. : REMİL Kum,çakıl,çimento ve su gibi maddelerin karışımıyla elde edilen yapı malzemesi.:BETON Kuma gömülü olarak yaşayan bir balık. : VATOZ Kumar oynatanın oynayanlardan,kazançtan aldığı para,pay. : MANO Kumar oyununu yöneten. : KRUPİYE Kumarda ortaya sürülen para.: MİZA Kumarda sürülen para. : MİZA Kumardan eşit kalkma. : TAPİ Kumaş ve deri üzerine yapılan bir tür işleme. : AJUR Kumaş ve kağıt süslemede kullanılan bir yöntem : BATİK Kumaş veya deriden yapılan,genellikle belden kemerli,üstünde cepleri bulunan ,gömlek veya hırka üzerine giyilen kısa,hafif giysi.: MONT Kumaş veya ince deriden,çoğunlukla düz topuklu,ayağı bütünüyle saran ayakkabı.: ŞOSON Kumaş,kağıt v.b.’de bir bölümün öbürünün üzerine gelmesiyle oluşan kıvrım.:PLİ : PİLE Kumaşın veya derinin cilalanması. : APRE Kumaşlara ve çinilere uygulanan bir süsleme motifi.:ÇİNTOMANİ Kumluk yer.:KUMLA Kumru. : HAKURAN Kumtaşı. : GRE Kumul.Kum yığını. : ERG.: EKSİBE Kundak çocuklarının başlarında oluşan kepek tabakası.:KONAK Kundak çocuklarının beline zıbının üzerinden sarılan geniş sargı. : FASKA Kundaklama. : BELEME Kunduracıların delik açmakta kullandıkları sivri uçlu çelik tığ./Mersin balığı türü. : BİZ Kunduracıların,derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.:MUŞTA Kunduz kürkü. : KASTOR Kural olarak benimsenmiş,yerleşmiş ilke.:NORM Kural. : DÜSTUR Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.:AKADEMİCİ Kuran surelerini oluşturan cümlelerin her biri.:AYET Kuran ve hadislerin görünüşteki açık anlamlarından başka hiçbir yorum kabul etmeyen ve kıyasa yer vermeyen Sünni mezhep. : ZAHİRİYE Kuran’da adı geçen sekiz ce nnetten dördüncüsünün adı.: NAİM Kuran’dan on ayet okuma : AŞİR. Kuran’ın bölünmüş olduğu otuz kısımdan her biri.:CÜZ Kuran’ın harflerinden bir takım anlam ve yargılar çıkaran bir mezhep.:HURUFİLİK Kuranda bir sure. : ABESE : ALAK:TAHA:RAD:MAİDE Kuranı düzgün ,usulünce ve yüksek sesle okumak. :TİLAVET Kuranı ezberlemiş kişi. : HAFIZ Kuranı Kerim,Kelamı Kadim.:MUSHAF Kuranı usulüne göre ve güzel okuyan.:KARRA Kurbağa kurtçuğu. : ARİBAS : İRİBAŞ Kurbağaların bilimsel adı. : ANURA Kurdeşen. : ÜRTİKER Kurnaz,cin fikirli.:HİN Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan ucu sivri takoz.: BAT Kurşun. : RASAS Kurt.:BÖRÜ Kurtarıcı.:HALASKAR Kurtçuk korkusu.: AKARFOBİ Kurtulma. : NECAT Kurtuluş,kurtulma. : REHA : SEHA Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi.:TABA Kuru,sıska.:KAKNEM Kurucu, Bina inşa eden. : BANİ Kurul. : ASAMBLE Kurultay. : KONGRE Kurumuş ama devrilmemiş ağaç. : AYAĞAN Kurumuş saplarından mobilya yapılan bambu türü. : HEZAREN Kurumuş sığır gübresi. : TEZEK Kuruntuya düşürme :İHAM Kurutma kabı. : DESİKATÖR Kurutulmuş meyveleri halk hekimliğinde kullanılan bir ağaççık. : GİLABURU Kurutulmuş riga balığı.:FRİSA Kurutulmuş su kabakları içine çakıl taşı doldurularak yapılan ritim sazı. : MARAKAS Kusur,ayıp. : AVAR Kusursuzluk.:CEVDET Kuş başı doğranmış et ve baklava yufkasıyla yapılan bir tür kebap.:ALİ PAŞA KEBABI Kuş başı etle yapılan bir tür börek. : KÖBETE Kuş bilimi.: ORNİTOLOJİ Kuş gagası. : NUL Kuş kanadı.:CENAH Kuş kanadının büyük tüyleri. : PER Kuş tutmakta kullanılan,aynı adlı macunla bulanmış değnek.: ÖKSE Kuş tuzağı.: KUŞMAR Kuş üretmeye yarayan kafesli yer.: ÇİFTEHANE Kuş yiyecek büfesi.:BÜVET Kuş yuvası:. AŞİYAN. : UŞ : LANE Kuş,tavuk yavrusu.:CÜCÜK Kuş. : TAYR Kuşatma,çevirme. : İHATA Kuşatma.:ABLUKA Kuşdili,hasalban gibi adlar da verilen ve Akdeniz yöresinde yetişen bir bitki.:BİBERİYE Kuşku,sanı. : REYB Kuşkucu,şüpheci.: SEPTİK Kuşların taşlık,katı gibi adlar da verilen midesi.:KONSA;KURSAK Kuşların tüy değiştirme zamanı.:KARINSA Kuşluk yemeği. : BRUNCH ( BRANÇ) Kuşun kanat tüyü. : TELEK Kuşun yavrusuna taşıdığı yem. : BEN Kutlu. : SAİD Kutsal Hint destanı:. RAMAYANA Kutsal Hint metinlerinin başında ve sonunda yinelenen büyülü ve mistik hece.: AUM Kutsal kimse.: AYA Kutsal Mısır öküzü. :APİS Kutsal nitelikte müzik eseri.:ORATORYO Kutuların katlama yeri. : RİL Kutup Yıldızı. : DEMİRKAZIK Kutup Yıldızına verilen bir başka ad.:POLARİS Kutuplanma. : POLARİZASYON Kuvars,mika ve feldspattan oluşmuş kayaç. : GNAYS Kuyruğun iskeleti.:KEMİRDEK Kuyruk sokumu kemiği. : PÖÇ : UCA Kuyruklu biber’de denilen ve karabibere benzer bir tür baharat.:KEBABE Kuyruklu yıldız.:KOMET Kuyruklular.:URODEL Kuyruksokumu kemiği.:UCA Kuyruksuz kurbağanın yumurtadan yeni çıkmış kurtçuğu.:İRİBAŞ Kuytu ve sıcak yer: ARAN Kuyuda pişen et. : TANDIR Kuyumculara taslak hazırlayan kimse.:SADEKAR Kuyumculukta kullanılan,yüzde 80 bakır,yüzde 20 çinkodan oluşan sarı renkli alaşım.:TOMBAK Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan bir uyuşturucu madde.:KİF Kuzey Afrika ülkelerinde kullanılan sarhoşluk verici toz.: KİF Kuzey Afrika’da kurulmuş bir tarikat. : TİCANİLİK Kuzey Amerika’nın beş büyük gölünden biri. : ERİE Kuzey Anadolu dağlarında yetişen mor çiçekli bir ağaççık.:KOMAR Kuzey Buz Denizinde yaşayan bir martı türü.:ALK Kuzey buz denizinde yaşayan dalıcı bir martı türü. : ALK Kuzey Hindistan’a özgü,lavta ailesinden telli çalgı.: SİTAR Kuzey Hindistanlı şair.Kirişna Şarkısı adı verilen yapıtı,bugün de dinsel halk bayramlarında oynanan ve yatra adı verilen oyunlardan oluşmuştur.(12. yüzyıl).:JAYADEVA Kuzey İspanya’da tarih öncesi devirlere ait resimler bulunan mağaralardan ilki.:ALTAMİRA Kuzey ispanya’da,özellikle Aragon’da yapılan geleneksel kur dansı.: JOTA Kuzey kutbuyla ilgili,kuzey kutup yakınında olan. : ARKTİK Kuzeydoğu ve Güney Anadolu’da türkülü halk öykülerine verilen ad. : BOZLAK Kuzeydoğu. : ŞİMALİŞARKİ Kuzgun kılıcı da denilen çiçek. : GLAYÖL Kuzu ağılı.: ÇİTEN Kuzu derileri üzerindeki yağları ve fazlalıkları temizlemede kullanılan iki kulplu bıçağa verilen ad. : AŞKİ Kuzu sesi. : ME Küçük ada.:CAYO Küçük ağıl. : KÜM Küçük akarsu.:CAFER Küçük bal teknesi. : LAZA Küçük bir kelebek türü : FELFELEK Küçük bitkilere verilen ad. : OT Küçük bohça. :ÇIKIN Küçük cariye. : KENİZEK Küçük çan.:ÇINGIRAK Küçük çocuğun yürümeye başlaması.:ADAKLAMAK Küçük çocuk salıncağı.:ILINCAK Küçük dana.:BUZAĞI Küçük demiryolu treni. : DEKOVİL Küçük fıçı.:VARİL Küçük hediye.:BERGÜZAR Küçük hıyar turşusu.:KORNİŞON Küçük Hindistan cevizi.:MUSKAT Küçük ispirto ocağı. : KAMİNETO Küçük kareli kumaş.:PÖTİKARE Küçük kertik.:ÇENTİK Küçük kervan.:BARHANA Küçük kıvrım.:BÜZGÜ Küçük kova.:BAKRAÇ Küçük kulaklı koyun yada keçi. : ÇOMU Küçük lirik şiir türü. : BALAD Küçük mavi çiçekler açan bir bitki.:UNUTMA BENİ Küçük mızrak.:NİZEK Küçük nesne. : ZERRE Küçük ney. : NEYÇE Küçük ok. :TİREK Küçük orak. : ROSA Küçük otel. : MOTEL Küçük parçalar halinde doğranmış et ve sebzelerin kızgın yağda karıştırılarak kısa sürede pişirilmesi.:SOTE Küçük parçalardan oluşan nakışlı ve ince bir kilim türü.:CİCİM Küçük salkımlı bir üzüm çeşidi. : NEFERİYE Küçük saray. : KASR Küçük su birikintisi,gölcük.: AZMAK : BUGET Küçük taneli bakla türü. : FUL Küçük taneli bir tür çekirdeksiz siyah üzüm. : KİŞMİŞ Küçük taneli fındık türü. : PİKOLA Küçük tekke.: ZAVİYE Küçük testi,çömlek.: KUMKUMA Küçük testi.:DODURCUK Küçük tonajlı yük gemisi. : KOSTER Küçük vagon. : VAGONET Küçük ve sevimli kimselere söylenen seslenme sözü.: MİNNOŞ Küçük yayık. : ATIK Küçük yokuş.:BAYIR Küçük zurna. : ARAKİYE Küçükbaş hayvan.:DAVAR Küçümseme. : İSTİHFAF Küfürbaz. : TAAN Kükürt elementinin simgesi. : S Kükürtle demir birleşimlerinden biri.:ZAÇ Kül rengi.:BOZ Külde pişen çörek. : KETE Külhanbeyi,hayta. : APAŞ Kültür. : EKİN : HARS Küme,yığın. : LODA: TUDE Kümes hayvanlarının en yaşlı ve iri olanı. : BABAÇ Künk.:BÜZ Küpe ve yüzük taşı gibi bezek işlerinde kullanılan,mavi renkli,saydam olmayan hidratlı doğal alüminyum ve fosfattan oluşan değerli bir mineral.:FİRUZE Küpeşte,korkuluk. : PARAPET Küre biçimli flüt.:OKARİNA Kürekle yürütülen dar,uzun,hafif tekne. : KANO Kürekleri tersine kullanarak sandalı geriye yürütme.: SİYA Kürkü değerli bir hayvan,kakım,as.:ERMİN Kütahya’nın Simav ilçesinde bir kaplıca.: NAŞA |
|||||
![]() |
|||||
Bunları da inceleyiniz ...
|
Cevap Yaz
|
Sayfa 123> |
|
|
| Foruma Atla | Forum İzinleri ![]() Sen yetkili değilsin forumda yeni konu oluşturma Sen yetkili değilsin forumda konulara cevap yazma Sen yetkili değilsin forumda mesajlarını silme Sen yetkili değilsin forumda mesajlarını değiştirme Sen yetkili değilsin forumda anket oluşturma Sen yetkili değilsin forumda ankete oy verme |
www.AkilveZeka.com www.biymed.com.tr www.meslekiegitimler.com/forum.php www.MuhendislikOkulu.com
|
Forum Konuları |
||||