Referanslarımız
Eğitmenlerimiz

FORUM

 

Bizden Haberler

Gerçekleşen eğitimlerimizden görüntüler

 

Eğitimler

Dış Ticaret ve Operasyon Uzmanlığı Sertifika Programı
22-23 Kasım 2008
Mali Tablolar Analizi
29-30 Kasım 2008
Finansçı Olmayanlar için Finans Yönetimi
29-30 Kasım 2008
Primavera ile Proje Planlama
29-30 Kasım 2008
Uluslararası Muhasebe Standartları ve Uluslararası Finansal Raporlama
19 Aralık 2008
Son Düzenlemelerle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Bilgilendirmesi
19-20-21 Aralık 2008
ISO 22000 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi
20-21 Aralık 2008
İşletme Bütçeleri Ve Bütçe Kontrol Teknikleri
25-26 Aralık 2008
Satınalma Yönetimi Ve Teknikleri
27-28 Aralık 2008
Stratejik Maliyet Yönetimi ve Maliyet Muhasebesi
 

Sertifika Programları

Finansal Yönetim Uzmanlığı Sertifika Programı
(100 Saat)

İnsan Kaynakları Yönetimi ve Yönetişimi Sistemleri
 Uzmanlık Programı

(100 Saat)

İleri Muhasebe, Bütçe ve Stratejik Maliyet Yönetimi Uzmanlık Programı

(56 Saat)

IRCA Onaylı Baş Denetçi Eğitimleri
ISO9001 - 14001 - 22000

Lojistik, Tedarik Zinciri Ve Üretim Yönetimi Uzmanlık Programı
(100 Saat)
Dış Ticaret ve Operasyon Uzmanlığı Sertifika Programı
(100 Saat)
 

Referanslarımız

Ana Konular

İş Süreç Yönetimi

Proje Yönetimi

Personel Yönetimi

Kalite Yönetimi

CRM

ERP

Doküman Yönetimi

Lojistik Yönetimi

İnşaat Yönetimi

Mühendislik Çözümleri

Download

Bizden Haberler

 

Makaleler

Kişisel Gelişim Yazıları

Sektörel Makaleler

İş Yönetimi Makaleleri

Tavsiye ettiklerimiz
 

Makaleler

ISO 900:2000
HACCP - ISO22000
ISO 13485
ISO 14000
ISO / TS 16949
ISO 18001
 

Sitemizdeki Yeniliklerden Haberdar Olun

Ziyaretçi Sayımız

YAŞAM VE KARİYER

Orhan TUNCAY
orhantuncay@mynet.com

Hızlı değişimin hepimiz farkındayız. Konuşuyoruz, yararlanıyoruz ya da sürükleniyoruz. Etik değerler değişiyor, iş güvencesi azalıyor, hiç adını duymadığımız yeni meslekler ortaya çıkıyor. Böylece, bir yandan kafalar karışırken, öte yandan hıza ayak uydurabilenler inanılmaz servetler kazanıyorlar.

Bu karmaşa içersinde, insanın yönünü tayin edebilmesi için tabii ki yapabileceği şeyler var.

Öncelikle, yaşamsal, ailesel, kariyersel amaçlarımızın olması gerekiyor. Üstelik de rahatça birbirleriyle çelişebilecek bu amaçların dengeli bir ilişki içersinde olmaları da gerek. Çünkü yaşam ne yalnız başına eğlenceden, ne yalnız başına aile sorumluluklarından, ne de yalnız başına iş dünyasından oluşmuyor.

Bu karmaşada ve etraftan gelen çeşitli ve çelişkili etkiler arasında (içsel dürtülerden hiç bahsetmiyorum) karar vermek gerçekten zor olabilir.

Ne istediğini bilenler ve amaçlarını bu doğrultuda kuranlar hem psikolojik açıdan daha güçlü olacaklar, hem de başarının temellerini atacaklardır.

Bizi ne kadar zorlarsa zorlasın, değişimden korkmamamız, değişen dünyayı izleyerek rotamızı sürekli olarak bu rüzgar doğrusunda yöneltmemiz gerekiyor. Bu konuda internet gibi bir olanağa sahibiz. Evimizde bilgisayarımız yok diye şikayet etmemiz de gereksiz. İnternet Kafeler ne güne duruyor?

Bir de bilgiye olan susuzluğumuz hiç bitmemeli. Filozof ne doğru söylemiş: ‘Bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir’ derken. Yani, bu dünyada ömür boyu öğrenci olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Bizler öğretirken bile, yalnızca daha bilgili olan öğrencileriz.

Eğer seçici olmayı bilirsek, televizyon da dahil olmak üzere, bize, yaşam ve kariyerimizle ilgili olarak bilgi verebilecek bir çok kaynağımız var. Öte yandan kitap, televizyon, dergi, internet vs. gibi kaynakları zamanımız boş yere harcamak için de kullanabiliriz. Böylece öyküdeki tavşan gibi uzunca zaman dinlenirken, kaplumbağa bizi gelir geçer.
 




Bütün bu bilgilerin sonucunda seçeneklerimizi artırmamız insanlarla olan ilişkilerimizi güçlendirmemiz ve tabii ki bu arada bu kadar açık olan bir dünyanın tuzak ve tehlikelerine karşı kendimizi korumamız gerekiyor.

Her zaman en azından bir B planımız olmalı, çünkü yaşamın ne getireceği belli değil. Bugün Türkiye’de ve gelişmiş ülkelerde, çok değil, bundan 10 yıl önce yıkılmaz armada gibi görünen ve bol para alan bir çok beyaz yakalı işsiz kaldı ve başka yapacak bir şey bulamadıkları sürece de işsiz kalacaklar.

Artık ‘Böyle gelmiş böyle gider’ düsturu yerini ‘Bir şekilde geliyor, nasıl gideceği de belli değil’ tümcesine bıraktı bile.

Yaşamak zor görünüyor, ama yapacak bir şey yok. başa gelen çekilir. Dünyayı bu kadar küçülten, yaşamı bu kadar hızlı hale getiren bizleriz, bu koşullarda yaşamayı becermesi gerekenler de.

Son söz: ‘Geçmişten pişmanlık duymadan, gelecek için asla demeden yaşayın ve uyanık olun.’

 

Copyright ©2005 BiYMED