Emek Ve Teknoloji

Emek Ve Teknoloji

Emek Ve Teknoloji

Prof.Dr.Hasan Gürak
Öğretim Üyesi
http://www.hasmendi.net  

Üretilmiş mal ve hizmetlerdeki değerin kaynağı ve değeri çoğaltabilme özelliğine sahip olan tek faktör, insanın yaratıcı zihinsel emeğidir. Bu nedenle emek ve özellikle de yaratıcı zihinsel emek kavramlarını biraz daha yakından incelemek yararlı olacaktır.

Emek

Çok kısa olarak emeği, işgücünün mal veya hizmet üretimi esnasında harcadığı çaba veya efor olarak tanımlamak mümkündür.

Emeği kabaca iki gruba ayırmak mümkündür;

  1. Nitelikli emek,

  2. Niteliksiz emek.

Nitelikli emek derken, resmi eğitim (okullar) ve gayrı-resmi eğitim sonucu kazanılan ve deneyim ile arttırılan beceriler kast edilmektedir. İktisat biliminde emeğin niteliği anlamına da gelen bu tür kazanımlar, pek çok kişi tarafından beşeri sermaye olarak da tanımlanmaktadır.

Nitelikli emekçi ise belli bir düzeyde eğitime-deneyime sahip olan işçi, nitelikli işgücü ise nitelikli emekçilerden oluşan topluluktur.

Niteliksiz İşgücü Var mıdır?

Nitelikli emeğin tanımından yola çıkıldığında, niteliksiz emeğin eğitimsiz, belli bir becerisi ve deneyimi olmayan emek olarak tanımlanması gerekir. Ancak, kelime anlamında “niteliksiz” işgücü sadece teoride vardır. Çağımızda her toplumda, her bireyin göreceli olarak az veya çok resmi-gayrı resmi bir eğitimi, deneyimi ve becerileri, dolayısıyla bir "nitelik düzeyi" vardır. Gerçekçi bir kuramsal yaklaşımda nitelikli-niteliksiz ayrımı yerine sadece bireyin göreceli nitelik farklılıklarından söz edilebilir. Bu nedenle niteliksiz emek diye bir şey aslında hiç yoktur. Üretim için ""yeterli" donanıma sahip olmayan kişilerden söz etmek mümkündür ama bu içerik olarak çok farklı bir anlam taşır. Nitelikli-niteliksiz ayrımı yerine, "nitelikli-daha az nitelikli" veya "nitelikli-daha çok nitelikli" şeklinde bir ayrım yapmak daha doğru olacaktır. Böylece işgücünün emek (L) ve beşeri sermaye (H) diye yapay ve anlamsız ayrımı da gereksiz olacaktır.

Nitelikli İşgücü Olmazsa Olmaz Koşuldur

Bireyin içinde bulunulan andaki genel bilgi seviyesi ile deneyimi-yeteneği-becerisi, emeğin nitelik düzeyini belirler. Bu düzeyi belirlemek için çeşitli hesaplama yöntemleri denenebilir. Örneğin, bireyin eğitim almak için geçirdiği toplam süre bir kıstas aracı olarak kullanılabilir, ama sağlıklı bir sonuç elde etme olasılığı çok düşüktür. Çünkü ne alınan eğitimin kalitesini, ne öğretmenlerin bilgi aktarabilme becerisini, ne de öğrencilerin algıladıkları bilgi düzeyini net bir şekilde ölçebilme olanağı yoktur.

Ayrıca nitelikli emeğin düzeyini etkileyen ve verimlilikte çok önemli bir etken olan "deneyimi" ölçmek daha da zor bir işlemdir. Deneyim düzeyinin gelişmesinde, eğitim ve çalışılan yıllar kadar, kişisel beceriler-yetenekler, yetişilen çevre ve kariyerin gelişim trendi de etkili olmaktadır. Bu nedenlerle metafiziksel yanı daha ağır basan emeğin niteliği (beşeri sermaye) gibi bir kavramı matematiksel veya istatistiksel ölçüm alanları dışında analitik kavramlar olarak incelemek daha yararlı olacaktır.


Refah ve Rekabetin Önkoşulu

Bir ülkenin iş-gücünün nitelik düzeyi ve nitelikli insanların sayısı yüksekse, büyük olasılıkla o ülkenin teknolojik gelişmişlik ve ekonomik refah düzeyi de yüksektir. Diğer bir deyişle, işgünün nitelik düzeyi ve ve nitelikli miktarı ile ülkenin gelişmişliği arasında çok yakın bir ilişki vardır. Bu nedenle çağdaş refah düzeyinde rekabetçi bir toplum olabilmek için yeni teknolojiler üreten ve etkin olarak kullanabilen nitelikli işgücünün önemi çok büyüktür.

Teknolojileri etkin kullanabilen nitelikli işgücünün varlığı, uzun dönem refah artışları için yeterli değildir. Örneğin, toplumdaki herkese gerekli olan eğitimi verdiğimizi ve her meslekte ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak kadar mühendis, teknisyen, doktor, vb. olduğunu ve her malı-hizmeti optimum kalitede ve verimlilikte ürettiğimizi varsayalım. Belli bir süre sonra piyasalar doyuma ulaşılacak ve büyüme duracaktır. Büyümenin uzun dönem devamlılığı için ise mutlaka teknolojik yeniliklerin yapılması ve üretimde kullanılması gerekir. Yeni teknoloji üretimi için ise yaratıcı niteliklere sahip nitelikli emeğe gereksinim vardır. Dolayısıyla uzun dönem refah artışı için yaratıcı zihinsel emek ön plana çıkmaktadır. Tarihsel süreçte geçen binlerce, on-binlerce yıl içinde insanların ürettiği ve kullandığı bilgi miktarı ve teknolojik yenilikler sürekli artarken, bu gelişmelerle birlikte toplumların refah düzeyleri de sürekli artış göstermiştir.

Yeni teknolojiler üretmeye yarayan zihinsel emeğin yaratıcılık niteliği, (yeni teknoloji yaratabilme özelliği) gelişmekte olan ülkeler (GOÜ) için olmazsa olmaz bir koşul değildir. Mevcut duruma bakıldığında, GOÜ için "yeni" teknolojiler yaratan zihinsel emekten daha önemli olan şey; var olan teknolojileri gerektiği gibi kullanabilecek işgücünün niteliği ve miktarıdır: Yani teknolojiyi etkin kullanan işgücü. Çünkü gelişmiş ülkelerce veri (bilinen) teknolojilerin büyük çoğunluğu GOÜ ülkeler ve firmalarınca "yeni teknoloji" özelliği taşımaktadır.

Teknoloji Transferi ve Nitelikli İşgücü

İlke olarak, bilinen teknolojilerden adaptasyon yoluyla azami seviyede yararlanmanın yollarını aramak (teknoloji transferi), gelişmekte olan ülkeler için yeni teknolojiler üretmekten daha rasyonel bir davranış olacaktır. Bu nedenle ihtiyaç duyulan düzeyde teknolojileri kullanabilecek niteliklerle donanmış işgücüne sahip olmak çok büyük önem taşımaktadır.

Ancak, teknoloji piyasalarındaki uygulamalar, şimdiye kadar daha ziyade gelişmiş ülkelerin firmalarının çıkarlarını koruma ve arttırmaya yönelik bir trend izlemiştir. Özellikle teknoloji kullanımı ile ilgili kısıtlayıcı önlemler ve "transfer-pricing" mekanizması, gelişmekte olan ülkeler firmaları aleyhine birçok unsur içermektedir. Teknolojik yeniliklerden sağlanan küresel faydanın artabilmesi için teknoloji piyasalarındaki aksaklıkların bir an önce gelişmekte olan ülkeler için daha yararlı hale dönüştürülmesi gerekir (Gürak, Hidden Costs, www.hasmendi.net).

Teknolojiyi Etkin Kullanabilmek

Eğer üretimde kullanılan teknoloji hiç değişmeden kalsaydı, tüm beşeri, fiziksel ve finanssal girdilerin azami verimlilikte, yani optimum etkinlikte, kullanıldığı aşamada bireyler ve toplum sahip olabileceği en yüksek refah düzeyine ulaşacaktı. Optimum etkinliğe ulaşıldıktan sonra ise büyüme sadece nüfus artışı kadar artabilecekti. Oysa gerçek yaşamda, ekonomik büyüme ve refah artışı, nüfus artışından bağımsız olarak süreklilik arz etmektedir. Bilginin artışı Sanayi Devrimi ile ivme kazanmış, enformasyon çağının bilişim olanakları ile de çok daha büyük bir hızla üretilebilir, ulaşılabilir ve dağıtılabilir olmuştur.

Çağımızda sahip olduğumuz büyük bilgi birikimi sonucu, mal ve hizmet üretiminde gittikçe artan miktarda ve nitelikte işgücüne ihtiyaç duyulmuş, artan resmi eğitim yılları sayısı ile bu ihtiyaç giderilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla çağdaş verimlilik seviyelerine ulaşabilmek ve toplumsal refah düzeyini yakalayabilmek için çağdaş teknolojilerden optimum faydayı sağlayabilecek nitelikte eğitimi olan işgücüne sahip olmak gelişmenin bir önkoşulu haline gelmiştir. İçinde yaşadığımız bilgi çağında, eğitimin sadece belli bir resmi eğitim süresinde değil, hem kişiler hem de firmalar/ kurumlar için "yaşam boyu" sürdürülebilir olması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Teknolojiye ve Nitelikli İnsan Gücüne Sahip Olan Kazanıyor

Almanya ve Japonya'da 2. Dünya Savaşı sonrası fabrika binaları, limanlar, altyapı, havaalanları gibi fiziksel varlıklar açısından büyük ölçüde yıkım olmuştu. Ama her iki ülke de kısa zamanda hızla büyüyerek tekrar dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yerlerini aldılar. Çünkü ülkeyi yeniden inşa edebilecek, üretimi artırabilecek teknolojilere ve nitelikli insan-gücüne sahiptiler.

Buna karşın, teknolojide çağı yakalayamamış ve eğitime vermesi gereken önemi Osmanlı döneminde yeterince kavrayamamış olan Türkiye, 2. Dünya savaşına katılmamasına, ülkenin savaştan tahrip olmamasına rağmen, hâla Avrupa'nın en az gelişmiş ve aynı zamanda eğitim seviyesi en düşük ülkeleri arasındadır. 1950'li yıllarda, Türkiye’den daha az kişi başı gelir düzeyine sahip olan Güney Kore bile bugün Türkiye'den en az dört kat daha fazla kişi-başı gelire sahiptir. 1997 yılında Güney Kore'nin kişi başı katma değer üretimi sanayide 2,486 $ iken Türkiye'nin sadece 646 $'dı. İki ülke arasındaki işgücünün eğitim farklılıklarına bakıldığında ise bu durumu açıklayan bir uçurum ortaya çıkmaktadır. Bu arada ülkelerin uyguladıkları ekonomik politikaların kalkınmaya katkılarını da küçümsememek gerekir.

Tarihsel süreç bize çok net bir şekilde şunu göstermiştir: Emek ve doğal kaynaklar dışında ki tüm varlıklar tamamen tahrip olsa bile insan, sahip olduğu bilgi ve beceriler sayesinde, belli bir zaman sonra eski üretim ve refah düzeyini tekrar yakalayabilir.

Diğer Önemli Unsurlar

Büyümeyi ve kalkınmayı belirleyen faktörler, sadece nitelikli emek ve emeğin ürünü olan teknolojik yenilikler değildir. Diğer önemli unsurların bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

  1. Adil rekabet koşulları içeren yerel ve küresel ekonomik ortam.

  2. Kurumsal ve kültürel altyapı.

  3. Toplumun genel bilgi-eğitim düzeyi.

  4. Ülkenin genel teknolojik gelişmişlik düzeyi.

  5. Küresel teknoloji transferi olanakları.

  6. Finanssal sermaye birikimi.

  7. Doğal kaynak zenginliği.

  8. Doğru ekonomik politikalar.

  9. Dürüst politikacılar ve bürokratlar.

Ama bütün bunların hepsinin önünde gelen en önemli etken nedir? diye sorulacak olursa, verilecek tek yanıt vardır:

BİLGİLİ İNSAN-GÜCÜ veya NİTELİKLİ EMEK.

(Bu yazı, Bizim Market dergisi editörü tarafından www.hasmendi.net sitesindeki Prof. Dr. Hasan Gürak'a ait "Teknolojik Yenilik ve Büyüme" başlıklı makaleden kısaltılmış bir alıntı olup, Ekim-2004 tarihli Bizim Market dergisinde yayınlanmıştır.)

Emek Ve Teknolojile

Makale Başlıkları

 

Makale Listesi


2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
Biymed Eğitim
Kurumsal Eğitimler
Tavsiye Edilen Eğitimler
Satın Alma Yönetimi ve Teknikleri Eğitimi

Temel Satın Alma Eğitimidir.

ileri Derece Satın Alma Yönetimi Eğitimi

Satınalma uzman, şef, yönetici ve müdürleri için ileri seviye satınalma eğitimidir.

Yöneticilik Eğitimi

Yönetici, yönetici adayı, patron, yönetim kurulu üyelerinin katılacağı yöneticilik ve liderlik eğitimidir.