Referanslarımız
Bülten

FORUM

 

Bizden Haberler

Gerçekleşen eğitimlerimizden görüntüler

 

Eğitimler

Dış Ticaret ve Operasyon Uzmanlığı Sertifika Programı
13-14 ve20 Eylül 2008
Uluslararası Muhasebe Standartları Ve Raporlama UFRS - IFRS
4-5 Eylül 2008
Satınalma Yönetimi Ve Teknikleri
11-12 Eylül 2008
Üretim Planlama Ve Stok Yönetimi
6-7 Eylül 2008
İşletme Bütçeleri Ve Bütçe Kontrol Teknikleri
13-14 Eylül 2008
Müşteri ilişkileri Yönetimi
13-14 Eylül 2008
Ms Project ile Proje Planlama ve Yönetimi
20-21 Eylül 2008
Stratejik Maliyet Yönetimi Ve Maliyet Muhasebesi
 

Sertifika Programları

Finansal Yönetim Uzmanlığı Sertifika Programı
(100 Saat)

İnsan Kaynakları Yönetimi ve Yönetişimi Sistemleri
 Uzmanlık Programı

(100 Saat)

IRCA Onaylı Baş Denetçi Eğitimleri
ISO9001 - 14001 - 22000

Lojistik, Tedarik Zinciri Ve Üretim Yönetimi Uzmanlık Programı
(100 Saat)
Dış Ticaret ve Operasyon Uzmanlığı Sertifika Programı
(100 Saat)
 

Referanslarımız

Ana Konular

İş Süreç Yönetimi

Proje Yönetimi

Personel Yönetimi

Kalite Yönetimi

CRM

ERP

Doküman Yönetimi

Lojistik Yönetimi

İnşaat Yönetimi

Mühendislik Çözümleri

Download

Bizden Haberler

 

Makaleler

Kişisel Gelişim Yazıları

Sektörel Makaleler

İş Yönetimi Makaleleri

Tavsiye ettiklerimiz
 

Makaleler

ISO 900:2000
HACCP - ISO22000
ISO 13485
ISO 14000
ISO / TS 16949
ISO 18001
 

Sitemizdeki Yeniliklerden Haberdar Olun

Ziyaretçi Sayımız

LOJİSTİK VE  ULAŞTIRMA İLİŞKİSİ

Ulş. Kd. Alb. Hasan ÖZGEN
hasan_ozgen@yahoo.com

BÖLÜM - I

Lojistik hareketliliği içerisinde ulaştırma sistemlerinin teknolojik gelişimleri dünyayı hızla küçültmeye devam etmektedir.

 

Ulaştırma ve lojistikle ilgili olarak Atatürk diyor ki;

 -“Ekonomik hayatın faaliyet ve canlılığı, ancak ulaştırma vasıtalarının, yolların, trenlerin, limanların durumu ve derecesiyle orantılıdır (1922)”.

 -“Memleketimizi demiryolları ile ve üzerinde otomobiller çalışır muntazam yollarla şebeke haline getirmek mecburiyetindeyiz. Çünkü batının ve dünyanın araçları bunlar oldukça, trenler oldukça, bunlara karşı merkepler ve kağnı ile ve tabii yollar üzerinde yarışa girmenin imkânı yoktur (1923) ”.

 -“Ekonominin gelişmesinde başlıca lüzumlu olan, yollar, demiryolları, limanlar, kara ve deniz ulaştırma vasıtaları milli mevcudiyetin maddi ve siyasi kan damarlarıdır. Refah ve kuvvet vasıtasıdır (1930) ”. 

-“Halk, köylüler bana her yerde iş programını şu iki kelime ile ihtar ettiler:

Yol, mektep. Hatta yoldan bahsederlerken yol köylünün kanadıdır. Demeleriyle her şeyden evvel ona ehemmiyet verdikleri anlaşılıyor. Gerçekten bütün ekonomi birinci kelimenin ve her şey ikinci kelimenin içindedir (1934) ”.

-“Demiryolları bir ülkeyi medeniyet ve refah nurlarıyla aydınlatan kutsal bir meşaledir (1937)”.

- “...En güzel coğrafi vaziyette ve üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye; endüstrisi, ticareti ve sporu ile en ileri denizci millet yetiştirmek kabiliyetindedir. Bu kabiliyetinden yararlanmayı bilmeliyiz; Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız”.

Lojistik kavramı ilk olarak Birinci ve İkinci Dünya savaşları sırasında oluşmaya başlamış, taşımanın, stoklamanın ve dağıtımın optimizasyonu ile kontrolü önem kazanmış, daha hızlı taşıma, gerektiği kadar depolama, depodayken malzemenin korunması, ihtiyacın anında hazır bulundurulması gibi lojistik temel ihtiyaçlar ortaya çıkmıştır. Bu temel esaslar çerçevesinde malın ya da hizmetin hareketi büyük önem kazanmıştır. Malın yerinde ve zamanında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilmesi için planlı, programlı bir ulaştırma ve depolama sistemine ihtiyaç vardır. İhtiyaç duyulan bu sistem, lojistik kavramının bel kemiğini oluşturmaktadır. Taşımacılık lojistiğin merkezinde yer alan bir faaliyet durumundadır. ­

 

  

 

Lojistik faaliyetlerinin temel ilkelerinden olan ihtiyaca yerinde ve zamanında cevap verilmesi ilkesi gereği, ulaştırma faaliyetleri büyük önem kazanmaktadır. İçinde bulunan şartlara uygun ulaştırma araçlarının kullanılması, bu araçlarla yapılan sevkıyatların ve bütünleme faaliyetlerinin koordineli, planlı ve programlı bir şekilde yapılması gerekmektedir.

Teknolojinin hızlı gelişmesi sonucu, ulaştırma sistemlerinin verimlerinin artması Dünya’yı daha da küçültmektedir. Buna bağlı olarak ulaştırma sistemlerinin daha dikkatli planlanması, birbirine entegrasyonu ve ortak kullanımın gerekliliği ön plana çıkmıştır. Uluslararası personel ve bütünleme maddelerinin taşınması; hava meydanları ve limanlarının koordineli çalışması, irtibatların geliştirilmesi, kapasitelerinin arttırılması gibi ek tedbirlere rağmen, kısıtlı kaynakların kullanımında sıkıntılar doğmuştur. Taşıma yönetimi bu aşamada, işlevsel olarak gittikçe önem ve değer kazanmaktadır.

 Günümüz küresel ekonomisinde rekabet etme anlamında yükselen değer olan Lojistik kavramının, nakliye ile olan ilişkisinin irdelenmesi vazgeçilmez bir şart olarak görünmektedir. Maliyetlerin düşürülerek, lojistik hizmeti verilen müşterilerin daha iyi rekabet yapmalarının sağlanmasında sayısız yararlar olduğu muhakkaktır. Son müşterilerin karşısında, takımdaşlık anlayışı içerisinde ekip olarak davranamayan işletmelerin başarılı olma şansları olmayacaktır. Son müşterilerin, müşteri memnuniyetlerinin azami şekilde sağlanması, üretimden, nakliyeye, depolamadan, satış sonrası hizmetlere kadar her bir birimde ve personelde, verimlilik artışı ve maliyet düşürme kavramlarının benimsenmesiyle en tepe noktaya ulaşacaktır.

Lojistik yönetim anlayışının kavranmasının sağlanmasıyla, nakliye anlayışının nasıl farklılaştığı, olayların süreç analizleriyle irdelenmesi, lojistik uygulamaların nakliyeden beklentileri ve bu beklentileri karşılama yöntemlerinin teker teker ele alınarak irdelendiği bir bir çalışma hedeflenmiştir.

Bu çerçevede lojistikle uğraşan bütün sektörler ulaştırma ihtiyaçlarının tespiti, mukayesesi, planlanması ve faaliyetin sürekli kontrol altında tutulması için çaba sarf etmekte, bilimsel olarak aksayan konuları derhal değerlendirmeye alarak, giderilmesi için gerekli tedbirleri uygulaması gerekmektedir. Bu gelişmelerin sürecinde sektör; kadrolarını eğitimli ve her türlü sorunu çözebilecek şekilde profesyonelleştirmekte, dünya çapında taşımacılık için hazırlıklı bulundurmakta ve teşkilatlarını bilimsel yöntemleri kullanarak sürekli yenilenmek ve biçimlendirilmek yönünde hızla hareket etmek zorundadır.        

Bu bağlamda; Türkiye’nin coğrafi konumundan kaynaklanan stratejik önemi nedeniyle Kara, Deniz ve Havayolu ulaşımlarının, lojistik faaliyetler için mümkün olduğunca etkili ve verimli kullanılması gerekmektedir. Verimliliği ve etkinliği arttırabilmek için ulaştırma hatları ve tesisleri ile araçlara yönelik ihtiyaçlar, lojistik faaliyetler içerisinde değerlendirilmeli, lojistik ve ulaştırma bir bütünün parçaları olarak düşünülmelidir. Özellikle ulaştırma için gerekli olan tren ve karayolu alt yapısının geliştirilmesi ve ıslahı, deniz ve hava nakliye aracı ihtiyaçlarının giderilerek, yeterli alt yapının hazırlanması gerekmektedir.

Lojistiği genel anlamda düşündüğümüzde ise; insanların hareketini de eklemek gerekecektir. Ancak insan taşımacılığına yönelik lojistik esas itibari ile malzeme taşımacılığına dayalı lojistikten farklıdır. İnsanların hareketi şehirler yönünde iken malzemeler hammadde kaynaklarından endüstriyel bölgelere ve buradan insanlar tarafından tüketildikleri şehirlere taşınmak eğilimindedir.

Taşımacılık türleri farklıdır. Karayolu, demiryolu ve okyanus taşımacılığı hem insanlar, hem de malzemeler için kullanılmaktadır. Taşımacılık şirketlerinin hem insan hem de malzeme taşıma durumları nispeten nadir olaylardır. Sadece hava taşımacılığında malzeme ve yolcuların aynı uçakta taşıma durumu yaygın bir uygulamadır.  

 

  

  

BÖLÜM - II

 Türkiye yıllardır ulaşım ve dağıtım merkezi olarak dünyanın önde gelen lojistik merkezlerinden biri olup, üç kıtanın buluştuğu yerdir. Diğer taraftan, son iki körfez krizinde de coğrafi olarak stratejik önemi daha da artmıştır. Lojistik sektörü, ekonomideki temel hizmet sektörlerinden biridir ve bir ülkenin ticari ve imalat faaliyetleri için hayati önem taşımaktadır. Lojistik; bilişim teknolojileri ve gen teknolojileriyle birlikte yeni yüzyılda dünyadaki gelişecek olan üç sektörden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Taşımacılığın; karayolları, denizyolları (su yolları, nehir ve göller dâhil), demiryolları, havayolları ve boru hatları türleri vardır. Ulaştırma sistemlerinin birbirini destekleyici, birbirlerini tamamlayıcı şekilde olmaları ve ulaşım sistemleri arasındaki dengesizliğin bir plan dâhilinde giderilmesi gereklidir. Öte yandan, bir ülkeden diğer bir ülkeye taşımacılık yapılırken, çoğu zaman birden fazla nakliye sistemi birbirine eklenerek kullanılmaktadır. Bu sistemle her nakliye türünün avantajlı yönleri kullanılarak lojistik avantaj yaratılmaktadır. Buna da intermodal veya kombine taşımacılık denmektedir.

Türkiye’deki taşımacılık ve lojistik firmalarının sayısı kesin olarak bilinmemekle birlikte, yaklaşık 1500 adet olduğu tahmin edilmektedir. Bu firmalar içinde gerçek anlamda lojistik hizmet veren sayısı oldukça azdır. Bu firmalar daha ziyade teslimat, yükleme, boşaltma ve depolama işlemlerine odaklanmış firmalardır.

Türkiye’de demir yolu taşımacılığı devletin elindeyken, kara yolu taşımacılığı özel firmaların elindedir. 1995 yılında karayolu taşıması 112.515 milyon ton/km yük iken, 2005 yılında bunun 212.000 ton/km yük olacağı tahmin edilmektedir. Son yıllarda, en az taşımanın hava yoluyla yapıldığı istatistikî verilerde görülmektedir.

1998 yılına kadar denizyolları taşımaları, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün şehir hatlarında, Deniz Nakliyat T.A.Ş ’nin ise iç hatlarda yaptığı taşımaları kapsar. 1999 yılından itibaren ise, D.P.T tarafından hesaplanmış tahmini taşımaların tümünü kapsamaktadır.

1990–1995 Yılları arasında toplam yatırımlar içinde payı ortalama olarak %40,5 olan karayolu ve otoyol yatırımlarının 1996 ve sonrasında azalma sürecine girdiği, buna karşılık hava yolunun aynı dönemde ortalama olarak % 6,2 olan payının 1996 ve sonrasında hızla arttığı tespit edilmiştir.

İstatistikî veriler incelendiğinde ihtiyaçlara göre ulaştırma çeşitliliği değişmekle birlikte gerek lojistiğin ve gerekse ulaştırmanın birbirinden ayrılamayacağı ve bir bütünün parçaları olduğu görülecektir.

         Ulaştırma Yönetimi, tüm ulaştırma hareketlerini depo işlemlerinizle senkronize ederken etkin bir şekilde uygulamanıza olanak sağlar. Ulaştırma yönetimi mevcut kaynakları en iyi şekilde kullanmanıza yardımcı olur ve tüm ulaştırma işlemlerinden haberdar olmanızı sağlar.

Ulaştırma birçok firma için lojistik maliyetleri içinde önemli bir elementtir. Nakliye hareketi toplam lojistik maliyetinin 1/3’ü ile 2/3’ü arasında maliyetlendirilebilir. Açıkça görüldüğü gibi herhangi bir tedarik zinciri yönetimi stratejisi ham malzemenin fabrikaya gelişinden başlamak, içerideki akışları içirmek, ve dışarıya olan bitmiş ürün akışları ile bitmek durumundadır. Ulaştırma sistemindeki gelişmeler ile birlikte uzak pazarlardaki ürün fiyatları aynı pazarda satılan diğer ürünlerin fiyatlarıyla rekabet edebilmektedir. Ucuz ulaştırma şirketlere üretim alanları seçmede bir derece özgürlük sağlar ki üretim her nerede coğrafi avantaj varsa orada yapılabilir.

Genel anlamda baktığımızda görülecek manzara ise Ulaştırma Yönetimi Lojistiğin tanımında yer alan doğrular hiyerarşisinde en önemli yere oturması gereken unsurlardan bir tanesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Lojistikle uğraşıp Ulaştırma problemini çözen kuruluşlar zincirin en önemli halkasını tamamlamış olacaklardır.

 

  

Copyright ©2005 BiYMED