Orta ve ön asya uygarlığı

0

Orta ve ön asya uygarlığı

Orta ve Ön Asya toplumları, vücut eğitimlerini ya?anılan çe?itli olayların etkisiyle (sava?, göç vb.) bazen çok önemserken bazen de ihmal etmi?lerdir. Yine de bu toplumların vücut eğitiminde Avrupa’daki toplumlardan daha iyi bir seviyeye geldiği görülür.

Orta ve Ön Asya’da ya?ayan uygarlıklar incelendiğinde bu toplumlarda sporun bir ya?am biçimi olarak yapıldığı görülür. Bu uygarlıklarda spor, ibadetten düğün merasimlerine, eğlenceden sava?a hazırlığa kadar hayatın hemen her alanında deği?ik yönleriyle kar?ımıza çıkar.

Orta ve Ön Asya uygarlıklarında vücut eğitimleri, önceleri ibadet ve savaşa hazırlık amacıyla yapılırken daha sonraları boş zamanı değerlendirme ve eğlence amacıyla yapılmıştır.

İranlılarda spor

Tarihte Persler olarak bilinen İran uygarlığı, eğitim sistemini, savaşlarda düşmanlarına karşı üstünlük sağlayabilmek için vücut eğitimi üzerine kurmuştur.

İranlıların sporda Türklerden çok etkilendiği bilinmektedir. İranlılar çocuklarını yetiştirirken üç şeye çok önem verirlerdi. Çocuklarına, on yaşına gelene kadar ata binmeyi, ok atmayı ve yalan söylememeyi öğretirlerdi.

İranlılarda okul denilebilecek eğitim kurumları bulunmamakla beraber, çocukların vücut idmanlarını ve askeri eğitimlerini yapabilecekleri açık alanlar daima olmu?tur. Bu eğitimler, ilerleyen dönemlerde yerini gün doğmadan ba?layan ko?u, ağırlık kaldırma ve mızrak atma gibi pratik çalı?malara bırakmı?tır. Uzun ve zorlu yürüyü?lerle açlığa dayanıklı hale gelen gençler, daha sonra ise suları yüzerek geçmeyi öğrenirlerdi.

Türklerde spor

Türkler, ok kullanmadaki üstün becerileri ile tanınmı?lardır. Ok ve yayın Türklerde kutsal bir niteliği vardı. Ok ve yay üzerine edilen yeminlerin özel bir anlam ta?ıdığı bilinmektedir.

Atlı sporlar

Türkler için at, hayatın vazgeçilmez unsurlarındandır. Dolayısıyla oynadıkları oyunların hemen hemen tamamının merkezinde at vardır. Türklerin yaptıkları başlıca atlı sporlar şunlardır:

1. Gökbörü: Türklerin ferdi veya takım olarak atla yaptıkları spordur. Kesilip içi temizlenmiş bir oğlak veya herhangi bir hayvanı eğer ile bacakları arasına sıkıştıran ve dörtnala koşan bir atlının, kendisini kovalayan binicilere yakalanıp avını kaptırmadan, sınırlanmış bir alan içinde, belirtilen hedefe kadar koşması veya alanda turunu tamamlayarak sayı kazanmasıdır.

2. Kızbörü: Gökbörü oyununda kullanılan kesilip içi boşaltılmış oğlak, gelin tarafından kaçırılır. Damat ve diğer gençler, bu oğlağı tekrar ele geçirmeye çalışırken gelin de avını bunlara kaptırmamaya çalışır.

3. Beyge: Evlenme törenlerinde gelin ile damadın belirlenen mesafeyi atlı olarak yarışmasıdır. Bu yarışlarda ata güzel binen gelinin damattan önce hedefe vardığı da görülür.

4. Çöğen: Çok üstün binicilik becerisi gerektiren bir takım oyunudur. Şimşirden yapılan bir topu, çevgen veya çöğen denilen ucu kıvrık sopa ile sürerek kalelerden geçirmek sureti ile sayı kazanma esasına dayanan bir spordur. Takımların her biri altı biniciden oluşur.

5. Cirit: Hızla koşturulan atın üzerinde bulunan oyuncunun rakibine fırlattığı ciridi isabet ettirmesi, rakibin de bu ciritten kurtulmaya çalışması veya o ciridi havada yakalayıp rakibe isabet ettirmesi suretiyle puan kazanılan önemli bir takım oyunudur.

Geleneksel güreşler

a. Karakucak güreşleri: Karakucak, Türklerin milli güreşidir. Orta Asya kaynaklı bu geleneksel Türk güreşinin görüntü ve kurallarında yüzyıllar boyu çok az değişim olmuştur. Karakucak, başka bir deyişle “serbest güreş”, günümüzde daha çok yağlı güreş yapılmayan bölgelerde yapılmaktadır. Kuşak güreşleri: Kırım Türklerinin geleneği olan bu spor, davul zurna eşliğinde kendine has kuralları ile yapılır.

Bu kurallar şöyledir:

1. Güreşilecek alan çim veya yumuşak toprak olmalıdır.

2. Güreşçiler yaş ve ağırlık göz önünde bulundurularak üç boya ayrılır. Pehlivanlar soyunmazlar sadece ceketlerini ve ayakkabılarını çıkarırlar. Adları okunan güreşçilerin birbirlerinin bellerine bağlayacakları iki metre uzunluğunda yünden dokuma kuşakları bağlarlar. Bu kuşaklardan tutarak güreşirler.

b. Aba güreşleri: Aba güreşi, adını pehlivanların giydikleri abadan almaktadır. Yakasız, kaban uzunluğunda, yarım kollu, koltuk altı bölümü kol ucundan koltuk altına kadar kesik olan aba, kalın kumaştan ya da kaba deriden dikilen bir güreş giysisidir.

c. Şalvar güreşi: Şalvar güreşi, Türkmenler arasında yaygın olarak yapılan bir güreş çeşididir. Önceleri pırpıt ve kispet uzunluğundaki şalvarlarla yapılan bu güreşler, günümüzde ise kısa şalvarla yapılmaktadır.

d. Kırkpınar yağlı güreşleri: Kırkpınar güreşlerinin tarihini kesin olarak Edirne’nin fethi ile başlatmak mümkün değildir. Bazı güreş yazarları, Kırkpınar’ın başlangıç tarihini, Süleyman Paşa ile Rumeli’ye geçen kırk yiğidin efsanevi güreşiyle ilgili gösterirler.

Diğer sporlar

Kayak: Tarihi kaynaklar, Türklerin kayak yaptıklarını belirtmektedir. Kuzey Avrupa ülkelerine ve büyük göçten önce Ural Dağları eteklerinde yaşayan Finlilere, Türk kavimleri tarafından kayağın öğretildiği öne sürülmektedir.

Matrak: Matrak oyununun birçok çeşidi olmakla birlikte, asıl bilinen türü günümüzdeki eskrime benzeyen uyumlu ve ritmik hareketlerle dans eder gibi yapılanıdır. İki kişi tarafından oynanan bu oyunda rakiplerden birinin elinde kılıç, ötekinde ise kalkan yerine bir yastık bulunur.

Tomak: Bir ipin ucuna takılmış meşin bir topla oynanır. Bu oyunda amaç, tomak topunu rakibin sırtına vurmak, savunma ve saldırı sırasında çabukluk ve beceri göstermektir.

Çinlilerde spor

Çevre uygarlıklardan etkilendiği görülen Çinlilerin sporu daha çok saray çevresinde ve tapınaklarda yaptıkları bilinmektedir. Çinliler, bu sporları sarayda genellikle eğlence amaçlı yapmı?lardır.

Okçuluk: Çinliler arasında felsefe ve edebiyat bilginlerinin sporu olarak değerlendirilen ok atmak, Çinlilerin hayatında çok önemli bir yer tutar. Çocukluk döneminde ok ve yayla donatılan Çinliler, olgunlaşma döneminde ise oku hedefe isabet ettirme ve en uzağa atma idmanları yaparlardı.

Binicilik: Ülkeleri sık sık komşularının istilasına uğrayan Çinliler, ata binmeyi yasal bir zorunluluk olarak kabul etmişlerdir. Çinlilerde ata binmek, ülkelerini düşmanlarına karşı korumanın ve onlarla mücadele edebilmenin zorunlu bir yolu olarak görülmüştür.

Güreş: En eski sportif alıştırmalar arasında Çin’de önemli bir yer tutmaktadır. Güreşin kuralları Türklerin ve Moğolların güreşleriyle büyük bir benzerlik göstermektedir. Vurma, tekme atma, can acıtma gibi aşırı girişimlerin yasak olduğu bu güreşte, her türlü kol, bacak oyunları uygulanır ve yere düşürülen sporcu oyunu kaybederdi. Yabancı misafir ve temsilciler güreş müsabakalarıyla karşılanırken yılda iki kez de resmi güreş turnuvaları düzenlenirdi.

Halat çekme: Hem halk hem de saray çevresi tarafından ilkbaharı karşılama bayramlarında eğlenmek amacı ile yapılırdı. İki kişinin veya iki gurubun halata asılarak birbirlerini çekmeyi amaç edindiği bir eğlence oyunudur.

Jimnastik: Bu spor, temellerini dini figürlerden alan ve göze hoş gelen çeşitli hareketleri içermektedir. Çinlilerde jimnastik hem sağlıklı kalmanın, hem tedavinin hem de eğlencenin bir yolu olarak görülmüştür. Ruhun ve vücudun her türlü huzursuzluklardan ve hastalıklardan arındırılmasını, ruh beden bütünlüğünün sağlanmasını amaçlayan, aynı zamanda tedavi niteliği taşıyan kungfu bir jimnastik türüdür.

Ayrıca ağırlık kaldırma, yüzme, kürek çekme, akrobasi, ayak topu ve lungvan (golf) gibi sporların da Çinlilerde yapıldığı görülmektedir.

Hintlilerde spor

Hintliler, vücut eğitiminde ilk zamanlar, dini törenlerin bir parçası olan dans ve eğlence sporu gördükleri sporlarla uğra?mı?lardır. Ancak Hintliler için en önemli ruhi ve fiziki egzersiz sistemi yogadır. Bir ruh disiplini tekniği olan yoga ile vücudun bütün organlarına ve onların fonksiyonlarına tam bir hakimiyet kurulur.

Hintlilerde halkı sınıflara ayıran kast sistemi sebebiyle ferdin toplumsal, eğitsel ve mesleki imkanlardan yararlanması daha doğarken mensup olduğu sınıfın bu konulardaki imkanlarıyla sınırlıydı.

Hintliler, vücut kültürünü oluştururken genellikle ebedi barış ve kurtuluşa ulaşmanın yolu olarak gördükleri ruh disiplini önemseyen bir anlayışı benimsemişlerdir. Dolayısıyla yaptıkları sporlarda da dini ögeler ağırlık kazanmıştır.

Ancak evrensel sporlar olarak niteledikleri güreş, sopa eskrimi ve ok atma gibi sporları da yaptıklarını görmekteyiz.

Yoganın ilkeleri

1. Vücudun iç ve dış temizliği,

2. Sıcak ve soğuğun en aşırı değişikliklerine dayanıklılık,

3. Uzun süre eziyetli pozisyonlarda sabırla bekleme,

4. Ölüm sessizliğine kayıtsız şartsız inanma

Yoganın erdemleri

1. Barışseverlik,

2. Şereflilik,

3. Yumuşak huyluluk,

4. Kanaatkarlık.

Bu konuda daha fazla bilgi

Share.

Leave A Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.