KİMLERİ GECELERİ UYKU TUTMAZ?

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Oğuz Saygın’ın kişilerin karakteristiklerini renkler aracılığıyla açıkladığı yöntemi ilginç bir örnekle sunalım. Diyelim bir otobüste, dört değişik renkten insan var.

Şoför sürekli olarak gaza basıp duruyor. Onu kim uyarır? Doğru cevap kırmızı… Herhangi bir olayda ilk atlayan, ilk harekete geçen kırmızıdır. Sarı maviye haber gönderir ’şuna söylesene biraz yavaş gitsin’ diye. Mavi ve yeşil temkinlidir. Önce olayı irdelerler sonra harekete geçerler. Yeşil bir şey söylemekten ve kendisine bir şey söyleneceğinden çekinir. Kısacası, ağzını açmaz. Oğuz Saygın, bütün bu örneklerden yola çıkarak şunları söylüyor: “Hepimizde dört karakterden parçalar var.

Bunlardan birisi baskın oluyor. İş dünyasında başarılı olmanız için zıt karakterdeki insanlarla çalışmanız gerekiyor. Benim çalışmayı en çok istediğim grup maviler. Çünkü bende mavi yok. Yanlış anlaşılmasın, onlarla birlikte çalışmaktan zevk alıyor değilim. Ama sonuç alıyorum. Onlar beni çıldırtıyor ama ben de onları çıldırtıyorumdur herhalde.” Saygın’dan bir başka anektod: “Bir alışveriş merkezine gittiğinizde maviler arabayı hangi sütunun önüne park ettiğimizi, nereden otoparka girdiğimizi ve nereden çıkacağımızı bilirler.

Benim eşim böyledir ve biz de ailecek onun peşine takılırız. Geçen gün eşim arabadan erken indi, alışverişten dönüşte arabayı hangi sütunun altına park ettiğimi sordu. Ben de ’orada sütun mu vardı’ diye sordum. Arabayı aramaya başladık. Yarım saat sonra arabanın bizim aradığımız alt katta değil de üst katta park edilmiş olduğunu gördük. Mavi karakterli biriyle de araba aramak zor. Çünkü sürekli olarak söylenir. Oysa ben kendim kaybettiğim zaman güle oynaya arıyorum ve sorun olmuyor.” Bazen de bir süreliğine kendi renginizden başka bir renk olursunuz.

Oğuz Hoca, “kitabın matbaaya teslimine sadece bir hafta kalmışsa, o an maviye dönüşüyorum mesela” diyor. Gece en zor uyuyan insanlar Salgın’a göre maviler… Çünkü günün bir bilançosunu yapar, ertesi günkü işlerini planlarlar. Kırmızı “yarın kalkar çözeriz” diye yatar yatağına.

Yeşiller, zaman zaman kırmızının neler yapacağını düşünüp uykusuz kalırlar. Sarılar da ’Allah büyüktür’ deyip uyurlar. Arnavutluk’ta bir toplantıya gittiklerini anlatıyor Oğuz Saygın. Devamını kendisinden dinleyelim. “Kredi müdürümüz mavi. Orada bir sunum yapacak ve bu sunum için aylardır çalışıyor. Genel müdür ise kırmızı. Sunum tam başlarken kredi müdürüne gidip ’üç dakikan var anlatmaya başla’ diyor. Kredi müdürü aylardır hazırladığı sunumun küçük bir özetini yapabiliyor ancak. Yine Anavutluk. Oğuz Hoca anlatmayı sürdürüyor: “Bir konuşma yapacağım. Bu konuşmayı birinin Arnavutçaya çevirmesi gerekiyor. Oradaki en iyi Türkçe bilen kişiyi getirdiler.

Adam çok tipik bir mavi. ’Bununla imkansız olmaz’ dedim. Aralarında bir sarı vardı, Türkçesi o kadar iyi değildi ama ben onu seçtim. Adam, beden dilini de kullanarak, gırgır şamata karışık çok iyi anlattı. Sonra adamın 15 dakikalığına bir işi çıktı. Birinin bu simültane çeviriyi yapmasına gerek duyuldu. Mecburen maviyi aldık ama sonuç hiç iyi olmadı. Allahtan sarının işi bitip erken geldi de işin sonunu getirebildik. Yine Arnavutluk. Fabrikada verilen eğitim seminerleri insanların kafasına o kadar iyi yerleşmiş ki artık usta, işçilere adları yerine renkleriyle hitap etmeye başlamış: Mavi buraya gel… “Bana yeşili göndersene” diye… Oğuz Saygın’dan bir anektod daha: “Merzifon’da eğitim yaptık.

Eğitimden sonra odaya gidip baktım, semineri düzenleyenler harıl harıl birşeyler arıyor. ’Ne arıyorsunuz’ dedim. ’Sizin paranızı vereceğiz, içine koymak için zarf arıyoruz’ dediler. ’Zarfa gerek yok, verin böyle’ dedim. Şaşırıp kaldılar. ’Sizden birkaç gün önce gelen arkadaşınıza parayı zarfsız verdik. Çok sinirlendi. Bize ’oturun’ dedi. Bir saat seminer verdi. Uzun bir zarf almamız, parayı bunun içine koymamız gerektiğini söyledi.’ O arkadaşı tanıyorum. Tam bir mavidir. Ona gidip ’niye öyle yaptın’ dedim. Benim zarfsız aldığımı söyledim. Mahvoldu ’Ne yaptın? O kadar uğraştım, her şey boşa gitti’ dedi. Son bir hikayemiz daha var. Bir gün bir Oğuz Saygın’ın öğrencisi “hocam” diyor “bizim oğlan tam bir kırmızı. Ama ben onunla nasıl ilişki kuracağımı öğrendim. Markete giderken ’elimizi tut’ diyorduk, tutmuyordu. Şimdi ’bizi elimizden tutup markete götür’ diyoruz, elimizi hiç bırakmıyor.”

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply