ÖZEL SEKTÖR YURT DIŞINDAN NEDEN VE NASIL BORÇLANMALI?

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

ÖZEL SEKTÖR YURT DIŞINDAN NEDEN VE NASIL BORÇLANMALI?

 

Son günlerin bu gözde tartışma konusu hemen, hemen çoğu ekonomik tartışma programlarının öncelikli konusu olmaya devam ediyor. Bir anda gündeme oturan bu konunun kimler tarafından ön plana çıkarıldığı konusunda farklı görüşler var. Hükümet tarafı başta sayın BABACAN olmak üzere, hükümetleri döneminde, devletin dış borçlarının azaltılmasına alternatif bir yaklaşım modeli olarak gelişmeyi övgüyle savunurken, ülkemizdeki bankaların temsilcileri biraz panik ve biraz da endişe ile sanki neler oluyor? “Bizim bu güne kadar at koşturduğumuz piyasada elde ettiğimiz fırsat karlarından mı mahrum kalıyoruz” gibi endişelerle alttan, alta durumu tartışmaya açıyorlar. Kıdemli iktisatçı ve köşe yazarları da çok yararlı, dikkatli olunması lazım ve çok tehlikeli olarak farklı değerlendirmeler yapmaktadırlar.

 

Konuyu başlığımızda sorduğumuz sorular çerçevesinde açmak ve geliştirmek isyorum.

 

Öncelikle şirketlerimizin borçlanmasına baktığımızda iki temel sorunun ön planda olduğu görülüyor. Borçların çoğunlukla kısa vadeli olması ile yeni yatırım ve istihdam yaratacak amaçların gözardı edilip, işletme sermayesi ihtiyacı ve borç ödeme amaçlı olarak da kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Ancak istatistiklere göre bu yıl alınan borçların yaklaşık % 50 sinin orta ve uzun vadeli olduğu görülmektedir. Bu iyi bir gelişmedir. Peki nedir bu borç miktarı? Elimizdeki en belirgin veri Haziran sonu itibariyle olmakla birlikte Kasım 2006 tarihinde 125-135 milyar dolar arası toplam borç stoğundan, sadece bu yıl içinde ise yaklaşık 25 milyar dolar borçlanıldığından söz edilmektedir. İyi de KOBİ’lerin bu pastadan aldığı pay ne kadar diye baktığımızda, sonuç hiç de sempatik değildir. % 10 bile iyi performanstır.

 

İktisatçılarımız yurt dışından borçlanmayı, eğer alınabiliyorsa güzel, ancak yurt dışına mal veya hizmet satıp döviz geliri kazanılıyor ve iyi bir finans yönetimi varsa yararlı olabilir öngörüsünde bulunmaktadırlar. Bizce de çok önemli olan bu öngörünün yanında, özellikle yatırım amaçlı olarak borçlanmaya önem verilmesi ve yeni istihdam projelerinin hayata geçirilmesine ağırlık verilmelidir.  Tüm bunların yanında alınan borcun geri ödemesiz dönemininin en az iki yıl ve vadesinin 5 yıl ila 7 yıl arasında olmasını öneriyoruz.

 

Mayıs 2006’da piyasalarda yaşanan sarsıntı ve halen devam eden kriz ortamının önümüzdeki yıl içinde cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler nedeniyle devam edeceği artık bir sır değil. Merkez bankası başkanı başta olmak üzere toplumun önde gelen STK yöneticileri ile piyasa düzenleyecilerinin ısrarla savundukları bu görüşü, her ne kadar sayın başbakan  desteklemese de sorun değil. Çünkü biz onun söylediklerinin tersinin gerçekleştiğini biliyoruz. Bildiğimiz bir başka şey de Türkiye’de en şiddetli finansal krizlerin dahi en geç iki yıl içinde düzeldiği ve kriz sürecinde yatırım yapabilenlerin, kriz sonrasında çok daha güçlenerek büyüdüğüdür.

 

Türkiye’de yatırımcıların bugüne kadar Türk bankalarından kredi alarak gerçekleştirdikleri yatırımların bir çoğu halen düşük kapasitede faaliyetlerine devam etmekte olup, işletme sermayesi yetersizlikleri yanında, aldıkları kredileri geri ödeme mücadelesi vermektedirler. Bazen yatırım sürecinde yaşanan bürokrasi nedeniyle, inşaatın bitirilmesine rağmen üretime geçiş için alınması gereken izin ve ruhsatlar için aylar, hatta yıllarca mücadele etmek gerekmektedir. Bunda her ne kadar yatırım öncesi fizibilite ve gerekli araştırmaların yapılmaması etken olsa da, sonunda ortaya çıkmış olan yatırımı üretime geçiremeyip, bir de her üç ayda bir alınan kredinin faizi ve kısmen ana paranın geri ödenmesi mecburiyeti, birçok yatırımcıyı kredilerini geri ödeyemediği için fabrikalarını yok pahasına satmak zorunda bırakmaktadır. Yakın dostum bir bankacı, ellerinde bir yılı geri ödemesiz 5 yıl vadeli kredi imkanı olduğunu fakat bu krediyi alabilecek yeterlilikte firma bulamadıklarından yakınmaktadır. Çünkü istenilen şartları bugün neredeyse hiçbir KOBİ karşılayamamaktadır. Büyük firmalar nasılsa bir yolunu bulup çok daha uygun koşullarda yurt içi ve dışı kaynaklardan borçlanabilmektedirler.

 

Yurt dışından sağlanabilen krediler henüz KOBİ’lerin ulaşabilecekleri şeffaflık ve güvencede değildir. Bu amaçla piyasada birçok simsar dolaşmakta, ciddi olarak bu işle ilgilenen ve yetki belgesine sahip  firmalar ise piyasada yaşanan bu tedirginlik ve kötü imajdan olumsuz etkilenmektedirler. Gerçek temsilci konumunda olan aracılar da yurt dışındaki finans kuruluşunun uyguladığı profesyonel teknikleri şirket temsilcilerine anlatamamanın sıkıntısı içindedir. Bir kopya vermek gerekirse, gerçekten temsilci konumunda olan bir aracı, komisyon talep etmez ancak yapacağı ön harcamalar için “Çalışma ücreti ve/veya ön harcamalar” adı altında talepte bulunabilir ama kredi çıkmadığı takdirde bunun geri ödeneceğinin kabul edilebilir bir güvencesini vermek zorundadır. Alacakları komisyonlar, onlara temsilcisi oldukları yurt dışı finans kuruluşu tarafından ödenecektir. Aracılar bir şirket olmalı, aldıkları ücret ve masraflar için fatura kesmeli, varsa geçmişte gerçekleştirdikleri kredi işlemleri için referans gösterebilmelidirler.

 

Türkiye’de dinamik bir girişimci profili vardır. Bu girişimciler yurt dışından sağlanan uygun faizli ve geri ödemesiz dönemi olan 5-7 yıl vadeli kredileri keşfedebilmelidir. Bugün bankaların sağladıkları yüksek faizli kredinin alınmasından itibaren 3 ayda bir istenen devre faizi henüz yatırımını tamamlayamamış girişimci için ciddi bir sorundur. Bankalarımız yat
ırım projesine göre değil, girişimcinin gösterebildiği teminatlara göre kredi vermektedir. Verdikleri krediyle inşaatın bitirilmesine rağmen üretime geçme aşamasında ihtiyaç duyulan işletme sermayesi için engeller aşılamamaktadır. İşletme sermayesi yetersizliğiyle % 20-30 kapasitede çalışan işletme aldığı krediyi geri ödeyemez. Sigorta sisteminin ülkemizde yerleşmemesi nedeniyle alınan krediler öncesinde yatırımcılardan istenen gayrimenkul teminatı uygulaması anlamsızdır. Eğer işe yarasaydı bu uygulamanın sonucu olarak bugün bankaların web sayfalarında satılık gayrimenkuller listeleri olmazdı. Belki bu sorun BASEL II sisteminin devreye girmesi ile çözülebilecektir. Ancak performansa bağlı kredilendirmede şirketlerin İŞ PLANLARINI hazırlama ve hedeflerini ortaya koyabilmeleri mecburiyeti henüz % 99 KOBİ’nin gündemine girmemiştir. O halde bankalar hedefleri belli olmayan KOBİ’lerin performanslarını nasıl değerlendirebilecektir? Ben bugüne kadar bu sorunun cevabını her iki taraf yetkililerinden de alamadım.

 

Bence bugünlerde yatırımcılar, önümüzdeki 2007 yılının belirsizliklerini ve olası risklerini göğüsleyebilecek şekilde, yurt dışından iki veya üç yıl geri ödemesiz, uzun vadeli döviz bazında borçlanmalıdır. Bu dönemde olabildiğince likit kalmalı, ellerindeki nakit sermaye ile kriz fırsatlarını değerlendirmeli, yurt dışına satış yapamasa da peşin hammadde alıp maliyetleri düşürerek krizde fiyatların yükselmesi nedeniyle fırsat karlarını yakalayabilmeli, 2008 yılında gelişen ve düzelen piyasa koşullarına yara almadan ve kurumsallaşmalarını tamamlayarak güçlü bir şekilde girmelidirler. Bu durum Türk bankalarını da kredi şartlarını gözden geçirmeye ve rekabetçi davranmaya yönlendirecektir. Peki sadece kriz dönemlerinde mi borçlanmak iyidir? Hayır. Bu bir öğrenme sürecidir. Uluslar arası sigorta sistemi güvencesinde sağlanan yurt dışı kaynaklı kredilerin temini ve geri ödenmesi konusunda  kendilerini hazır hisseden KOBİ’lerimiz, iç yapılarında gerekli tedbirleri alıp sistemi sindirdikleri takdirde, bu kaynaklara çok daha kolay bir şekilde her dönemde erişerek, alternatif kredi kaynaklarına ulaşabileceklerdir.

 

Geçmişe baktığımızda kriz dönemlerinde reel sektör zarar edip borçlanırken, Türk bankaları karlılıkta rekor kırmışlardır. Türk girişimcisi yurt dışından yukarıda tarif ettiğimiz şekilde borçlandığında, döviz geliri elde etmese de, Türk bankalarının uyguladığı kredi prosedürü ve şartları karşısında, gerek kriz dönemlerinde “Hadi kredini kapat” gibi süprizlerle, gerekse normal zamanda değişken faizlerle uğradığı zarar ve risklerin onda biriyle dahi karşılaşmayacaktır.

 

Saygılarımla,

 

A.Baybars GÖĞEZ

ABG&RİSK YÖNETİM VE PROJE DANIŞMANLIĞI                              BÜLTEN KASIM 2006

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply