Bir İK yöneticisinden adaylara mektup

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Kökleriniz haşince koparılmıştır, sımsıkı tutunduğunuz toprağınızdan… İnsan eli marifetiyle üstelik, bencilce ve umarsızca. Mağrur gövdeniz yıkılmamak için sağa sola doğru yalpalanırken, en vazgeçilmez tutkusu göğe uzanmak olan dallarınız, direnemez olur yer çekimine. Bitkindir… Gücünü yavaşça yitirmeye, kırılıp düşmeye başlar. Canlı, berrak, parlak yapraklarınız, birer birer dökülerek, hüzünle toplanır eteklerinizin ucunda.

 

Siz telaşla ve içten içe bir şefkatle sarıp sarmalarsınız kaybettiğiniz her parçanızı, bir gün belki yeniden bir araya getirebilirsiniz diye.                                                                                
 
Bomboş bir ümide sarılmanın görünmez ve hazin bir başlangıcıdır bu çaba oysa. Yiteni geri kazanmaya çalışmak, ne olmaz bir hayal!.. Kuruyan dallarınız, yapraklarınız kaybettiklerinizdir ve bir daha ait olmayacaklardır size. İşte benliğinize sahip çıkmak ya da çırpınışını sürdürmek tam da bu noktada verir ilk sinyallerini. Kayıplarınızın peşinden mi gideceksiniz, yoksa henüz soluk almakta olan elinizde kalanları korumaya ve yaşatmaya devam mı edeceksiniz? Seçiminizi kendiniz yaparsınız, çoğu zaman plansız. Mücadele, var olanı korumaya ve güçlendirmeye çalışmaktır. Kaybedileni geri kazanmaya çalışmak ise, insanın kendisi ile savaşmasıdır sadece. Kendisi ile savaşını kazanabilmiş insanoğlu var mıdır? Savaşta amaç birinin diğerini yenmesi ise, neden göremez o halde insan aslında sadece kendisini yenmek için uğraştığını… Oysa “mücadele”, ileri doğru atılan adımlarla yürünen, tılsımlı bir yoldur. Yolun ucunda belli belirsiz görünen ışık ise, yaklaştıkça göz alıcı bir parlaklığa dönüşen o büyük zaferin kendisidir…
 
“Bana yapılan haksızlık” diyenlerdenseniz, kaybettiklerinin ardından gitmeye devam edenlerdensiniz demek ki. Ne yazık… Tekrar bir düşünün… Size asıl haksızlığı yapan kim? Sakın bu düşman, hırslarınız, öfkeniz, kırgınlığınız, küskünlüğünüz ile devleştirdiğiniz kendiniz olmasın? Doğru! Hak etmediniz köklerinize uzanan ellerin sinsice emeline ulaşmasını. Oysa bir fide olarak ekildiğinizde toprağa, ne çok uğraşmıştınız yaşam sizi bereketle sarsın diye… Kimi zaman unuttular sulamadılar sizi, kimi zaman yanınıza daha gösterişlilerini diktiler, dikenli çalı olduklarını sadece sizin görebildiğiniz. Ama siz pes etmediniz. Kendinizi gösterebilmek, “ben de var oldum” diyebilmek için direndiniz, ne bulduysanız beslendiniz ve giderek sarmaladınız doğanızı. Ve her geçen gün, daha çok meyveyle bezendiniz. Gösterişliydiniz, alımlıydınız. Sizi taşladıkları zaman bile bonkörce sundunuz, paylaştınız ne varsa dallarınızda… Şimdi bağınızı kopardılar diye nasıl vazgeçersiniz ömrünüzün özünden? Siz esas olansınız, siz gerçek olansınız. Varlığınızın o eşsiz gücünden ürktükleri için sizi yaşamdan alıkoymaya çalışan o ellerin sahipleri, aslında nasıl da zavallı ve acınacak durumdalar, bilmez misiniz?
 
Dünyanın, iyi olanların daima kaybettiği bir arena olduğuna inanılır. Bu inanç öyle yaygındır ki, içinde sahici görünen mitolojik öyküler bile barındırır. Oysa iyilerin, “kaybedenler” diye göze batmaları, azınlıkta olmalarındandır. Yani tamamıyla popülasyon arasındaki eşitsizlik ve orantısızlıktan kaynaklanmaktadır. Çoğunlukta olan diğerlerinin karanlık gölgesi, üzerlerine bir karabasandan farksız çöktüğünden, güneş tutulmasının yarattığı yanılsama gerçekleşir. Geçmişleri, başarıları, idealleri, gelecekleri, yapmak istedikleri ellerinden alınmaya çalışıldığından, dikkatsizce bakan gözler sadece mağlubiyet görür; gördüğüne inanır. Oysa baktığını gören gözler, her defasında yeniden başlayabilmek azmine egemen, içinde her an coşmaya hazır başarı filizleri taşıyan, sayısız ve eşsiz nitelikleri olan hakiki iyilerin, asla vazgeçmediklerine tanık olur.
 
Siz o yenilmeyenlerdenseniz, beslendiğiniz damarlarınız hoyratça kopartılmış olsa da, elinizde mutlaka toprağa yeniden tutunacak bir dalınız kalmıştır. Güçlü bir nefesle, size haksızlık ederek beslenen ne varsa, bir toz zerreciği gibi evrenin sonsuzluğuna savurun… Ve tüm gücünüzü yeniden hayat bulmaya verirken, bu mücadelenin tatlı bir esinti gibi ruhunuzu sarmasına izin verin.
 
yenibiriş.com
Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply