Yoksa siz de mi bir işkoliksiniz?

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.


insankaynaklari.com içerik ekibi

  • “Yarım saat öğle yemeği için çok uzun”
  • “Zamanım olsa hobilerimle ilgilenirdim”
  • “Son üç yıldır kendim için birşey yapmadım”
  • “Bu çalıştığım son pazar”
  • “İş yerine en erken gelen ve en geç ayrılan benim“
  • “Bitirebileceğimden daha çok işim var ama çevremden yardım istemem dolayısıyla aynı anda üç şeyi birden idare etmek benim için kaçınılmaz”
  • “Bir şey üzerine çalışmadığım zaman kendimi suçlu hissediyorum.”
  • “İşim benim her şeyim dolayısıyla sevdiklerime ve kendime ayırdığım zaman ve enerji çok daha az.”
  • “Çok hastayım ama çalışmam lazım.”

Bu cümleleri uzun zamandır sık sık kullanıyorsanız ve rahatsız olduğunuz halde hayatınızda bir değişiklik yapamıyorsanız sadece çok çalışan biri değil; bir işkoliksiniz.

İşkolizm nedir?

Çok çalışmak ile işkoliklik arasındaki mesafe; işinize daha çok zaman harcamaya ve orantılı olarak kendinize ve çevrenize daha az zaman ayırmaya başlamanızla kapanmaktadır. Gün geçtikçe daha uzun zaman dilimlerinde çalışıyorsanız, fazla mesai sonrasında eve geldiğinizde eve getirdiğiniz işlerle uğraşmaya devam ediyorsanız ve işiniz, gittikçe hayatınızın anlamı olmaya başladıysa siz bir işkoliksiniz.

DeLand’taki Stetson Üniversitesi, İşletme Fakültesi’nden doktora derecesini bu konuda alan Dr. Randall Hansen, işkolikliğin sosyal, finansal ve teknik olmak üzere üç nedenden kaynaklandığını vurguluyor. Gittikçe daha çok çalışmayı gerektiren iş düzeni ve bu düzene uyum sağlayan iş çevreleri yüzünden, kişilerin çalışmazlarsa geri kalacaklarını düşünmeleri, işkolikliğin sosyal nedenini oluştururken; başarının gittikçe daha maddi ve ekonomik kazanımlarla değerlendirilmesi ise finansal boyutunu oluşturuyor. Randall Hansen’in önemli gördüğü bir diğer neden ise teknolojik gelişmeler: E-posta, cep telefonu, mesaj, faks makineleri ve dijital organizatörler, sınırların çizilmesini engelleyerek kendimize ayıracağımız vakti azaltıyor.

İşkolikle çok çalışan arasındaki fark…

Kabul, onay ve saygı gibi kazanımların, yaptıklarımız ve elde ettiklerimizle şekillendiği iş piyasasında, çok çalışmak ile işkoliklik arasındaki sınırı çizmek gitgide zorlaşmakta ve işkolizm hepimizin karşısına kendimizi ve çevremizi etkileyecek bir tehdit olarak çıkmaktadır.

 Çevremizdeki insanları kim olduklarına, ne yaptıklarına ve elde ettikleri sonuçlara göre değerlendirdiğimiz günümüzde, işkolikler bu üçü arasında kuramadıkları denge ile çok çalışanlardan ayrılırlar. Çok çalışan ve sağlıklı bakış açısına sahip olan insanlar bu üç değerlendirme mekanizmasını, kendilerine ve çevrelerine bakarken bir dengede tutabilirken, işkolikler ne yaptıkları ve ne elde ettikleri sorularına kim oldukları sorusunu unutacak kadar önem verirler. İşkolikler için işleri, kendi hayatlarından ve duygularından uzak durmak için bir çıkış kapısı olabileceği gibi; mükemmeliyetçiliklerinin ve imkansızı gerçekleştirme isteklerinin bir sonucu da olabilir. Çok çalışan insanların işkoliklerden en büyük farkı nerede durmaları gerektiğini doğru tespit edebilmeleri ve iş hayatı dışında kalan zamanlarını etkili değerlendirebilmeleridir.  İşkolikler, sevdiklerine ve kendilerine ayırdıkları zamanlar da dahil olmak üzere her zaman akıllarının bir kısmında işle ilgili problemleri düşünürler ve planlar yaparlar.

İşkoliklik ile çok çalışmak arasındaki mesafenin dengesini yitirmesi; hem kendi hayatınız ve sevdikleriniz hem de iş hayatınız ve şirketiniz için tehlikeli sonuçlar doğurabilir. İşkolizm;

  • Sosyal ilişkilerinin bozulması
  • Evliliklerin parçalanması,
  • Günlük hayat düzeninin bozulması,
  • Kişinin kendisine zaman ayırmaması,
  • Depresyon,
  • Huzursuzluk,
  • Bitkinlik, 
  • Stres temelli sağlık sorunları, 
  • Verimliliğin düşmesi,
  • Üretkenliğin düşmesi,
  • Yaratıcılığın azalması,
  • Hata yapma oranınızın artması

gibi olumsuz sonuçlar yaratır, dolayısıyla işkolizm, şirketlere ve kişilerin kariyerlerine zarar verebilmektedir.

İşkolizmin önüne geçebilmek için stratejiler…

Kendinizin ya da bir yakınınızın işkolik olduğunu düşünüyorsanız ve işkolizmin getirebileceği olumsuzlukların önüne geçmek istiyorsanız yapabileceğiniz bazı şeyler var. Kabul, onay ve saygı isteği günümüz koşullarında işkolikliğin en önemli nedenleri arasındadır. İşinin, hayatının tek kabul, onay ve saygı kaynağı olduğunu düşünen işkolikler için yapabileceklerinin başında hayatın başka alanlarında da bu kazanımların elde edilebileceğini görmek geliyor. Ailenin ve arkadaşların da işkoliklikten kurtulmak için önemli rolleri olsa da ilk adımda önemli rol kişinin kendisine düşüyor. Bunlar arasında;

  • İş-yaşam dengesi kurmanın kişinin hem duygusal hem de fiziksel sağlığı için önemli olduğunu kavramak,
  • İşkolikliğinin sebebini bulmak, kişinin kendini fark etmesi, işe verilen anlamı doğru tanımlamak,
  • İş dışında geçirilen zamanı işi düşünmeyerek geçirmek,
  • İşe gelirken, eve giderken ve molalarda mutlaka aileyle ya da arkadaşla bağlantı kurmak, görüşmek
  • Planı aksatacak görevlere hayır demeyi öğrenmek,
  • Spora ya da yeni hobilere vakit ayırmak,
  • Planlama ve organizasyon yeteneklerini geliştirmek,
  • İletişimin önemini kavranmak ve doğru mesajları doğru kişilere ulaştırmak,
  • Gerektiğinde yardım istemek,
  • Beslenme ve yaşam tarzına dikkat etmek,
  • Etkili ve uzun vadeli kararları verebilmek,
  • Hafta sonu tatillerine çıkmak,
  • Dinlenmenin ve uyumanın bir ihtiyaç olduğunun anlamak,
  • Özel günleri hatırlamak için bir ajanda hazırlamak ve bu günlere zaman ayırmayı prensip haline getirmek,
  • Sosyal sorumluluk aktivitelerine katılmak,
  • Her şeyin mükemmel olamayacağının ve hatalar yapılabileceğinin kabullenmek,
  • Bunların hiç biri uygulanamıyorsa profesyonel yardım alma gerekliliğinin anlamak ve kabullenmek

gibi unsurlar vardır.  

Zamanın herkese aynı anda ve eşit miktarda verildiği düşündüğümüzde işkolizmin kaynağının yetersiz zaman değil, kendimiz olduğunu açıkça görürüz. Zamanı algılama ve yönetme biçimimiz, bizi ya doğru iş-yaşam dengesine ya da sağlıksız çalışma biçimlerine yönlendirecektir. Sağlıksız çalışma biçimlerinin önüne geçmenin; hem kendimiz, hem çevremiz, hem de şirketimiz için önemini anladığımız anda yapmamız gereken zamana ve çalışma biçimlerine bakış açımızı değiştirmektir. Zamanı yönetmek, kendimizi ve bizimle ilgili her alanı sağlıklı geliştirmektir dolayısıyla iş-yaşam dengesinde değişim, imkansız değil zorunludur. 

İnsan kaynaklarının stratejilerdeki rolü…

Sağlıksız çalışma biçimleri kişinin kendi hayatını etkilediği kadar şirketine de olumsuzluklar getirir. Verimliliğin, üretkenliğin, yaratıcılığı azalması; aynı oranda hata yapma riskinizin artması ve iş arkadaşlarıyla olan ilişkilerin bozulması bu olumsuzluklardan bazılarıdır. Bunun önüne geçebilmek ve çalışanlarına iş-yaşam dengesini kurma k
onusunda insan kaynakları birimlerine de düşen bazı roller vardır.

İşkolikliğin en önemli nedenlerinden biri kariyer hedeflerinin doğru konulmamasıdır. Kariyer hedefleri kişinin ulaşamayacağı şekilde konulursa bu kişinin işkolik olması kaçınılmaz bir sonuç olabilir.

Planlama ve organizasyon yeteneğinin geliştirilmesi ile zaman yönetimi için insan kaynakları birimleri çalışanlara eğitim seminerleri yoluyla destek verebilir. Şirket içi iletişimin etkili kılınması, çalışanların ihtiyaç duyduklarında birbirlerinden destek isteyebilecekleri ortamın yaratılması ve takım çalışmasının geliştirilmesi için de insan kaynakları birimleri hem eğitim hem de şirket içi aktiviteler yoluyla işkolizmin önüne geçebilir. 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply