Niş ile Büyümek

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Kitlesel üretimde bile küçük gruplara yönelik işler yapmanız gerekiyor. Bugünün nişi yarının temel pazarı haline geliyor.

Pazarlama dünyası her 10 yılda bir radikal bir değişim geçiriyor. Dünyada 50’lerde başlayan bir hareket oldu: 2. Dünya Savaşı sonrasındaki “bebek patlaması” jenerasyonu ile birlikte, büyük bir üretim artışı yaşandı. Bu artış tüketimi de beraberinde getirdi. Üretim ve tüketimi yüksek kitlelere duyurmak için kitlesel mecralar gelişti. 50’lerde böyle başlayan yolculuk, 60’larda, 70’lerde, yavaş yavaş üretim teknolojilerinin gelişmesiyle talebin çoğaldığı bir dünya yarattı. Örneğin, 60’larda dünyada ya da 80’lerde Türkiye’de, büyük otomobil üreticilerinin bayileri önünde kuyruklar olurdu. Çünkü ürün arzı, talepten daha azdı. Bu dönemlere biz “üreticilerin dönemi” diyoruz. Çünkü tüketici geri plandaydı ve ne olursa olsun tüketmeye hazırdı. 70’lerden itibaren, arzın artması, talebin azalması ile birlikte pazarlama yeni çıkışlar bulmak zorunda kaldı. Kitlesel tüketime yönelik kitlesel araçlarla pazarlama yapmak mümkün olmamaya başladı. Ve şirketler gördü ki; insanları yaş gruplarına, cinsiyetlerine, tüketim alışkanlıklarına, değerlerine, davranış biçimlerine göre sınıflandırmaları gerekiyor. Bunlardan çeşitli çapraz sınıflandırmalarla binlerce niş çıkartmak mümkün.

Var Olmak, Niş Olmak
Artık çok sayıda ürünü dünyanın her yerinde üretebiliyorsunuz. Dünyanın herhangi bir yerinde ürettiğiniz bir şeyi çok kolay, çok düşük maliyetlerle gönderebiliyorsunuz, pek çok hizmeti internet aracılığıyla verebiliyorsunuz. Ve artık tüketici derken, kitlelerden değil, insanlardan bahsediyoruz. Bu dünyada artık marka sadakati de kalmıyor. Çok farklı küçük markalar bir anda mega markalar haline gelebiliyor. İşte bu yüzden, ister dev üretim şirketleri, ister küçük girişimler olsun, bu dünyada var olmak isteyen herkesin “niş” olması gerekiyor.  Niş aslında mimariden gelen bir kavram: Duvarlarda dekoratif amaçlı olarak açılan oyuk demek. İş dünyasında ise niş; bir kitle içinde küçük, özel bir alan yaratıp onu başlı başına bağımsız bir ünite gibi nitelendirmek demektir. Sonuçta bir niş yaptığınızda, o organizmanın bir parçasıdır, ama kendince de bağımsız bir kişiliği vardır. Niş demek aslında tüketici demektir. Çünkü günümüzde üretim ucuz ve kolaysa, dünyanın herhangi bir yerinde yapılabiliyorsa, ürünleri dünyanın herhangi bir yerinden taşımanın maliyeti çok düştüyse, pek çok hizmeti internet aracılığıyla yapabilmek mümkün olabiliyorsa, artık kitlelerden değil insanlardan bahsediyoruz demektir.

Zaten niş bu tekil insanı arar bulur ve tekil insanlardan oluşan grupları tanımlamaya çalışır. Bunlar insanların yeni inançları, cinsel tercihleri ya da medeni halleri vb. bazında olabilir. Her bir özellik, küçük gruplar oluşturur. Özellikle internet sayesinde herkes birbiri ile iletişim içinde ve niş pazarlama ile bu küçük gruplara ulaşmak mümkün oluyor. Bu sayede bütün şirketler, günümüzde niş pazarlamaya yöneldi. Örneğin gıda üreticileri; son dönemde sağlık trendinin yükseldiğini görüyor. Organik pazarlamaya yönelik niş büyüyor. Çünkü kentli insanlarda sağlıklı yaşama yönelik talepler bir niş! Örneğin bankacılık sektöründe KOBİ bir niştir. Daha özel büyük bir sanayici ile iş yapabilmek bir başka niştir. Çünkü sanayicinin ihtiyacı ile yeni işletmecinin ihtiyacı birbirinden çok farklıdır. Bugün hemen her sektörde önemli nişler var. Kitlesel üretimde bile küçük gruplara yönelik işler yapmanız gerekiyor. Çünkü bu küçük gruplar giderek büyüyebiliyor. Bugünün nişi yarının temel pazarı oluyor. Bugün artık nişe girmeden başarılı iş çıkaramıyorsunuz. Niş artık işin doğası haline geldi.

İnsanlar Önemsenmek İstiyor
Niş üretim ve pazarlama yapan şirketler, tüketicilerin yalnızca sosyal ve ekonomik kategorilerine değil, yaşam biçimlerine, hatta değer yargılarına hitap ediyor ve onlara bunları anladığını hissettiriyor. Çünkü artık dünyanın her yerinde insanlar önemsenmeyi, dikkatli ve özenli hizmeti, almayı vb. istiyor. Onun için niş, bu önemli olduğu düşünülen insanları bir araya getirerek, onların dünyasına girdiğiniz duygusunu vermek demek. Bunun için de insanları tanıyıp, anlayıp, onlara göre ürün geliştirmek, ürünü geliştirdikten sonra da özel bir  “iletişim dili” geliştirmek gerekiyor. Burada en önemli nokta insanları anlayabilmek, neyi, neden tükettiklerini bilebilmek. Bu hiç de kolay bir iş değil! Hepimizin temel ihtiyacı örtünmekse neden bu kadar farklı giysi var? Temel ihtiyacımız karnımızı doyurmaksa, neden bu kadar çok farklı yemek var? Ya da bir yerden bir yere gitmek istiyorsak, neden bu kadar çok otomobil modeli var? Bunların arkasında yalnızca rasyonel değil, pek çok duygusal gerekçe var. 

Çünkü tüketirken, dış dünyaya kendimizle ilgili mesaj veriyoruz. Kendimizi iyi ya da kötü hissetmek gerekçesiyle kararlar veriyoruz. Eskiden yalnızca tüketim kalıplarına bakılırdı. ‘Hangi saatlerde, kimler, ne tür ürün tüketiyor?’ diye araştırılırdı. Şimdilerde ise araştırmalar, ‘İnsanlar neden tüketiyor’u anlamaya çalışıyor: Kim tüketiyor? Nasıl tüketiyor? Nerede tüketiyor? Tüketirken ne hissediyor, ne düşünüyor? İşte bunları anlayıp, bir şeyler geliştirdiğinizde, başarılı olma şansınız daha yüksek.

Sözün Özü
Artık tüketici derken, kitlelerden değil, insanlardan bahsediyoruz. Niş, tekil insanı arar, bulur ve bu insanlara göre ürün ve iletiflim dili geliştirir. Bugünün nişi yarının temel pazarı oluyor. Niş artık iflin doğası haline geldi. Kentli insanlarda sağlıklı yaflama yönelik talepler bir niştir. Organik ürünlere yönelik niş işler büyüyor.

 
Fatoş KARAHASAN
Marka ve Pazarlama Uzmanı
Kaynak: KobiFinans Dergisi 16.Sayı
Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply