Ser – ti – fi – ka – lı – laş – tı – ra – ma – dık – la – rı – mız – dan mısınız?

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Avrupa toplumları, kullandıkları ürünler ile ilgili ortak tanımlar yaratarak, karşılıklı anlaşabilme konusunda kolaylık ve ürünlerin ortak bir standarda göre kontrol edilebilmesiyle güven sağlamanın yolunu bulmuşlar. Aslında biz de biliyoruz. En azından muhasebe yapanlar biliyor. Tek düze hesap planı diye bir şey var ve bütün muhasebeciler hesaplarını bu plan altında ilgili yerlere işleyerek, maliyenin istediği beyannameleri de buna göre düzenleyerek kontrol edilmesi gerektiğinde de buna göre kontrol edilmesine imkan sağlıyorlar. Standart zaten gerek uygulamada gerekse de kontrolde uyulacak kriterler manasına geliyor.

ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi (QMS) mal ve hizmet üreten bütün işletmelerin uyması gereken kalite standartlarını belirliyor ki artık olmazsa olmazımız. Artık sadece yurt dışına mal satmak isteyenler için değil, İhalelerde yasal olarak zorunlu hale gelmesi ve iç tüketicinin de bilinçlenmiş olmasıyla giderek artan bir şekilde sorguluyor olması nedenleriyle her işletmenin uygulamak zorunluluğunu hissettiği standardımız ISO 9000. Aslında işletmenizde, müşterinin taleplerinin ne olduğunun doğru olarak belirlenmesiyle ona yönelik üretim yapılmasını ve de bunun kontrollü şartlar altında yapılarak üretimin her bir aşamasının hatta her bir sürecinizin izlenebilirliğinin sağlanması ve tedarikçilerinizle birlikte top yekun olarak sürekli iyileştirmenin sağlanması demek oluyor. Şurası da muhakkak ki bu yaptıklarınız sadece müşteriye değil aynı zamanda size de yarıyor. Çünkü hem müşteri memnuniyeti sağlanması nedeniyle müşteri ve para kazanıyorsunuz hem de izlenebilir ve kontrol altında tutulabilir süreçlere sahip olarak bunları iyileştirdiğinizde de karlılığınızı artırıyorsunuz. Firelerin azalması, üretim miktarlarının artması, tedarik ve stokun doğru zamanlı yönetimi, gereksiz ve erken borçlanmanın azaltılması hep size verimlilik ve karlılık olarak dönüyor. Faydası ve gerekliliği inkâr edilemez bir metod.

ISO 14000 Çevre Yönetim Sistemi (EMS) ise artık OHSAS 18000 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği kriterleri ile birlikte anılır oldu. Dış müşteriler artık tedarikçilerinde; çevre ve insan sağlığına zarar vermediklerini, sosyal sorumluluklara sahip olduklarını, iş yerlerinde ve kendilerine üretilen ürünlerde insan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek düzenlemelere sahip olduklarını görmek istiyor. Bunda da neden tabii ki insan hayatının Avrupa-da çok pahalı olması. Avrupa-da çocuk elbisesinin dikişleri arasında kırılmış bir iğne kaldığı için tüketicinin açtığı davalarda 50 miyon eurodan başlayan talepler olması, marka üreticilerini tabii ki fason ürettirdikleri yerlerde bu tip hatalar olmamasını sağlamak gibi bir zorunluluğa itmektedir. Bunu da OHSAS 18000 şartlarını yerine getiren bir işletme karşılayabilecektir. İşte bu yaklaşımda bu tip standartlara itibar etmeyen işletmelerimiz ne yazık ki global ölçekte iş yapamayacak ve kapılarını kapatmak zorunda kalacaktır.

Standartlar da yaşayan, tecrübelerden ders alarak kendini revize eden bir yapıdır. Sürekli güncellenmekte ve gelişmektedir. Kaydıraktan kayan bir çocuğun ceketinin kapişonu, takılıp da çocuk boğulmasın diye dikişli yerine çıt çıtlı yapılırken, 4 yaşına gelmiş bir çocuk caddeye fırlamak istediğinde annesi kapişondan yakaladığı halde kapişon çıt çıtlarından açıldığı ve çocuk caddeye fırlayabildiği için, “4 yaşına kadar çıt çıtlı, 4 yaşından büyük için dikişli” kuralının konulması buna örnektir.

Ülkemizin en büyük sıkıntılarından biri de gıda ürünlerindedir.

Mevcut şartlarda tarım ürünlerinde (agricultur) EuropGap, Gıda ürünlerinde BRC ve Restoranlarda IFS gibi standartlara uymak ve bunların hepsinde de HACCP (kritik kontrol noktaları tehlike analizi) gerekliliklerine uymak konusunda bile henüz çok bilgisiz ve yetersiz olan ülkemiz, şimdi Mayıs 2005 tarihi itibariyle yayınlanmış olan ve Mayıs 2006 da yürürlüğe girecek olan ISO 22000 konusunda ne yapacaktır?

ISO 22000; EA1- EA 3 ve EA 30 scoplarında yani genel gıdalarda geçerli olmak üzere yayınlanmıştır. Tarım bakanlığı laboratuarlarına ek olarak henüz sadece bir akredite laboratuarı olan ülkemizde, gerek işlenmiş gıda ürünleri üreten firmalarımız, gerekse de seralarımız, süratle ISO 22000 standardının gereklerini yerine getirme hazırlığına başlamalıdır. Yoksa önümüzdeki yıl ihracat imkanları kapanacağı gibi iç pazarda da büyük sıkıntılar yaşayacaklardır.

Avrupa Birliği-ne satılacak mallar için bir de CE işareti konusu vardır ki, makineler, inşaat malzemeleri, tıbbi cihazlar, oyuncaklar gibi 23 ayrı direktife giren ürünlerde, ürünlerin Avrupa Birliği-nin bu direktiflerde tarif ettiği beklentilere uygun olması gerekmektedir. CE işareti mamul ürünü ilgilendirdiği ve Kobilerimiz içinde yarı mamul üretenlerin çokluğu bu sıkıntıyı belki pek fark ettirmemektedir. Ama katma değerin artırılması için asıl teşvik edilecek üretim biçiminin mamul ürün ve markalaşma olması gerekliliği bana göre bu sıkıntının giderek artacağı manasına gelmektedir.

Kobilerimizin bir de finansman sıkıntısı vardır ki, ne yazık ki ülkemiz bankacılık yapısı ile ortak bir dil bile geliştiremeyen, bankaların anlayacağı dilden bilanço ve yatırım projesi veremeyen kobilerimizin, (bankalarımız da pek uzun vadeli yatırım kredileri vermedikleri için çok önemli değildi) kendilerini bekleyen Basel 2 kriterleri ile ne yapacağı ayrı bir sorundur. Basel 2 bankalarımızın da kendini revize etmelerine neden olacak önemli kriterleri işaret etmektedir. Alışılagelmiş teminat anlayışı artık değişecek, bankalarımız da daha çok “teminata değil projeye” kredi vermeye başlayacaklardır. O takdirde, kobilerimiz için de yatırım projeleri yapmak, iç verim oranı hesap edebilmek, projenin karlılığını ve net bugünkü değerini ortaya koyan tablolar yapabilmek önemli hale gelecektir.

Değişim topyekun olarak ve kesinlikle yaşanacaktır. Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.

Global ölçekte ülkemizin işi çok zordur. Kobilerimiz, (ki ülkemizin üretiminin ortalama %95 idirler) hem piyasa şartlarıyla üretim yapabilme, hem de rekabet edebilme noktasında çok zorlanmakta, dış pazarlara açılamamakta, iç pazarda da Çin mallarıyla boğuşmaktadırlar. Önce gemiyi yüzdürmek zorundadırlar. Sertifikalılaşma ve buna yönelik sistemler kurma sonranın işi gibi görünmektedir. Hem de bunca işin içinde kim bunlarla ilgilenecek ve bu bilgilere nereden sahip olunacaktır. Burada bir “yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan?” hali sezilmektedir aslında.

Yukarıda saydığım sıkıntıların, standartlara uygunluk sağlamak üzere çalışmalar yapılmaksızın, kalite sistemleri kurulmaksızın, oyunu kuralına göre oynamaksızın aşılabilme olasılığı bulunmamaktadır.

Tabii ki işletmelerin sahipleri ve yöneticilerinin de bu işleri kendi işlerine ek olarak yapabilmeleri gerek bilgi gerekse de zaman olarak pek mümkün görünmemektedir. Bunun için konusunda bilgili danışmanlardan hizmet almaları ve kendi bünyelerinde sistemin kalıcılığını ve uygulamanın sağlıklı sürdürülmesini sağlayacak eğitimleri de danışmanlarından alarak kendilerini güncellemeleri, ayakta kalabilmeyi sürdürmeleri için şart gibi görünmektedir.

Hizmet alacakları danışmanlarının da “ISO 9000 kalite yönetim sistemi sertifikaları var mı?” diye sormalarını özellikle öneririm. Hani terzi kendi söküğünü dikse iyi olur.

Ali GÜNEŞ

Tarih: 31.03.2006 Cuma 18:55:10 Sektör: Genel Kaynak: Kobi Efor

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply