Bize has bir özellik: Bahane Bulma Sanatı!

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Bize has bir özellik: Bahane Bulma Sanatı!

Bir işin en zor tarafı bizzat o işin yapılmasıdır. Ancak, yapılmayan bir işin sorumluluğunu yüklenmek de, en az işin yapılmaması kadar ağırlık taşıyan bir yükümlülüktür. Her iki yükten de birlikte kurtulmak için necip Türk milleti basit, ancak sonuç getiren bir yöntem geliştirmiştir; bahane bulmak!
Diğer sanatlarda ve de alengereli teknolojilerde bir ağırlığımız olmasa da, bu dalda dünyanın en önde gelen ülkelerinden birisi olduğumuza eminim. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, bir işin icrasında olmasa da, bir işin neden yapılmaması gerektiği konusunda sanat değeri taşıyan teknikler icat ederler. Bu konuda Türk milletinin performansını
, yedi düvel bir araya gelse, inkár edemez!

Şahsen ben bahane bulma sanatı ile dört yaşında tanıştım. Eşek kadar çocuk olmuştum ama çişim geldiği zaman tuvalete gitmeye üşenir, altıma yapardım. Nasıl olsa altımı temizleme sorumluluğu anneme aitti! Annem altımın ıslandığını fark ettiğinde, etimden et koparılıyormuş gibi ağlama krizlerine girer, ‘‘Yine tutamadım!’’ diye kendimi yerden yere atardım.
Zavallı annem beni doktor doktor gezdirmişti. Ýlkokulda ders çal
ışmaya illet olduğum için babaannem her gece hastalanırdı. Babaannem 27. kalp krizini geçirdiği gün beni okuldan almaya gelince, bu sefer de ‘‘Aa, hastaneden kaçmış!’’ diye bağırarak yalanın, pardon bahane sanatının en yüce örneklerinden birisini uyguladım.
Üniversitede dersler daha da ağırdı. Ancak, bu sefer de imdadıma ‘‘devrim’’ yetişti. Dış mihrakların uşağı hocalarımızın ‘‘neo-klasik iktisat’’ adı altında bize emperyalizmin oyunlarını öğretmelerine, bu palavraları öğrenmeyerek tepki gösterirdim. Hocalar bu direnişimi kırmaya kalktıkları zaman da içinde ‘‘Atatürk inkılap ve ilkeleri’’, ‘‘milli bağımsızlık’’, ‘‘cumhuriyetin devrimci ruhu’’ gibi tiratlar geçen öyle hamasi nutuklar atardım ki, hocalar bile ‘‘Yoksa bu oğlan haklı mı?’’ diye şüpheye düşerlerdi. Ben ders çalışamıyorsam bunun sorumlusu, gerekirse rahmetli Atatürk bile olabilirdi.
Allah-dan iş hayatı da bilimi iplemediği için elimdeki diploma iş bulmama yetti. Ýş hayatında dikkat ettim, ‘‘üretimi nasıl arttırırız’’ diye kafa yoranlar yükselemiyor. Malın hasını Ankara-daki bürokrat ve siyasi yakınlarından tüyo getirenler götürüyor. Neredeyse tüm Ankara ile akraba oldum! Ý
şte canım sıkıldıkça, Ankara-ya ‘‘tüyo alma, ihale kapma seyahatleri’’ tertip ederdim. Nasıl olsa seyahat masrafını salak patron ödüyordu! Tüyolarım yanlış çıktığı zaman bahanem yine hazırdı:
– Valla patron, ben koskoca müsteşarın yalan söyleyeceğini nereden bileyim? Hemen şimdi kulağını çekerim, diyerek ömrü hayatımda hiç görmediğim adamların sırtından iaşemi temin etmeye devam ettim.
Biliyorum, biraz sonra Genel Yayın Yönetmeni çağıracak;
– Yine üfürükten bir yazı yazmışsın, diyecek. Ben de ona:
– Aldıkları maaşı hak etmedikleri için kıvranan, Kıbrıs meselesine sıkılan, mali milada hasret çeken, emekli olmamak için direnen yüce milletimizin sosyo-ekonomik davranışının, psikolojik dinamikler çerçevesinde, bir dışa vurum olarak bahane sanatını kullanmasını işlediğim için esasında beni ödüllendirmeniz gerekir, diye cevap vereceğim!

Cüneyt ÜLSEVER

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply