İletişim Üzerine

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa derler, ya hani.

İletişim de iki şeyin önemli olduğunu düşünüyorum. İletişimin iki tarafı var.

Bildiklerini paylaşan, isteklerini söyleyen, beklediklerini sözle veya beden diliyle dışa yansıtan birinci taraf ile ; kendisine gelen duysal ve/veya görsel mesajları sağlıklı olarak algılayabilen, yorumlayabilen ve uygun şekilde davranış sergileyen ikinci taraf…

Sözü söyleyen, anlatan, ANLATABİLEN varken, dinleyen, ANLAYAN, anladığını harekete çeviren yoksa, orada doğru iletişimden söz edilemez. Hele bir de yapılacak iş zincirleme işlemlerden geçecekse, yani kulaktan kulağa oynarcasına, A kişisi B’ye söylüyor, B kişisi C’ye işin yapılmasını söylüyor. C de üretecek olan D’ye E’ye iletiyorsa… Eyvah !!!

İletişimin canlısında böyleyken, iletişimin cansızında da durum farklı değil. Nasıl ki, televizyon yayınlarını uygun frekanslarda havaya gönderen yayınevleri varsa, bu sinyalleri alan, görüntü ve sese çeviren televizyon cihazları var, değil mi ? Yayın sinyallerin aktaran kuleler olmasa, uydu sistemleri olmasa, çanak antenler olmasa, nereden göreceğiz, duyacağız dünyadan haberleri… ? Sinyal gelmiyorsa en son teknoloji TV cihazı neye yarar ? Yeterli sinyal varken eğer televizyon bozuksa son gelişmelerden haberimiz nasıl olacak ?

Örneğin, çevremizdeki iletişimlere şöyle bir bakarsak…

İşyeri sahibi ekibindeki çalışma arkadaşlarından bir şey yapmalarını istiyor. İstediği şey, belli aralıklarla hep yaptıkları bir iş. Örneğin, falanca müşteriye, her zaman yapılan kuru pastalardan yine yapılacak. Ancak, bu sefer müşterinin fazladan ufak bir isteği var. Bu seferki pastaları, işyerine değil, şehrin diğer tarafındaki piknik alanına gönderilmesini istiyor.

Müşteri X firması yetkilileri, çalışanlarına moral olsun diye piknik düzenlemişler. Her zaman pek sevilen pastalardan bolca dağıtmak istiyorlar. Sadece bu sefer için pastaların sabah erken saatte piknik yerinde hazır olmasını istiyorlar. X firmasindaki bayan A, Y firmasına telefon açıyor. Her zamanki pastalardan Cumartesi günü sabahtan filanca yerdeki piknik alanına şu kadar sayıda gönderilmesini istiyor. Üzerine basa basa sabah saat 9 da pastaları beklediklerini belirtiyor.

Buraya kadar tamam. Sipariş verildi. Peki alındı mı, göreceğiz, bakalım.

Y firması yetkilisi bay Z, herzaman yüklü sipariş aldığı X firmasının isteğini ekipteki çalışanlara iletiyor. Ama nasıl ?

Üretim kısımından ustabaşını çağırıp, önemli müşterimiz X firması için şu kadar sayıda pasta, Cumartesi sabahtan piknik yerinde teslim edilmek üzere yapılsın, talimatını veriyor. Ustabaşı duyuyor ama anlıyor mu ? Göreceğiz…

Ustabaşı X firması için üretimi planlıyor. Zaman kısıtlı. Haftasonuna az kaldı. Cuma gecesi üretim arttırılacak. Çalışanlardan fazla mesaiye gelenler olmalı. Değilse yetişmeyecek. Kulaktan kulağa , X firmasının siparişi için sabaha kadar çalışılacakmış, söylentisi dolaşıyor. Koridor FM işbaşında…
Nitekim o gece çalışılıyor. Pastalar hazırlanıyor. Sipariş hazır… Nakliyeden sorumlu ekibe mal teslim ediliyor. Şoför Mehmet, yüklenen malların X firmasının olduğunu biliyor. Çünkü onu da sabah iki saat erken işe çağırmışlar. Tek bildiği malların saat 9 da teslim edileceği. !!! Yerin değişik olabileceği aklına bile gelmiyor. Direksiyona geçip sürüyor X fabrikasına doğru… Mallar her zaman gidilen, götürülen yolda, şoförün aklı gece geç yattığı için uykuda…

Diğer taraftan X şirketinin çalışanları kahvaltılı piknik için 30 Km uzakta diğer tarafta toplanmışlar. Masalar kurulmuş, çaylar kaynıyor, müzikler çalıyor… Bekliyorlar…

Farkettiğiniz gibi, daha çook bekleyecekler… Çünkü pastalar yine fabrikaya götürülmüş… Alışkanlık olmuş… Ama firmadaki bekçi onları teslim almıyor. Haftasonunda bu kadar pastayı nerede tutacak. Yemehane kapalı ki… Kafasını kaşıyarak çözüm bulmaya çalışıyor. Yetkililerden birisine telefon açma telaşında…

İletişim nasıl, ama ?

İstek yapıldı, Tamam
Söylenenler duyuldu. Ama eksik duyuldu. Dikkatsiz dinlendi. Malların piknik alanına götürüleceği önemsenmedi. Belli ki anlamadı. Hep yapıldığı gibi otomatiğe bağlı hareket edildi..

İlk duyan kişi yarım duyduğunu diğerlerine eksik anlattı. Eksik bilgiyi duyanlar hangi düşünceyle dinlediler acaba? Kendisinden yorumlar katarak başkasına aktarma söz konusu…
Her zamanki siparişlerden bu sefer sabah erkenden teslim edilecek, mişş !!!
Evet erkenden teslim edildi. Tamam ama sonuç, kötü…

Sahi, gün boyunca buna benzer iletişim kazaları yaşamıyor muyuz ? Bazen yaşıyoruz, değil mi ?

Vurgulamak istediğim,
Anlatan düzgün anlatsa. Açık ve net yeterince cümleler kurarak konuşsa…
Dinleyen dikkatli dinlese… Duyduklarına kendi zihninden eklemeler yapmasa, yorumlamasa, dana altında buzağı aramasa…
Ne güzel olacak !!!
İletişim kazaları hiç yaşamayacağız…
Sadece üretimde değil, insanların birbirlerinden istediklerinde de benzer kazalar oluyor. Sen bana neden öyle dedin. Bunu senden ummazdım. Biliyorsun ki moralim bozuk… Çok stresli çalışıyorum… Demek istediğim o değildi… yanlış anladın… Hayır. Yanlış anlamak yok, yanlış, eksik anlatmaktan, yanlış yorumlamaya, etkilenmelere, eski kirlere dayanan yanlış algılamaya kadar geniş bir yelpaze söz konusu…
Sonuç: KAVGA…

Aaa! Kaza dedim de aklıma geldi.
Fıkra :
Adamın biri arabasıyla gidiyormuş. Yokuştan aşağıya inerken, karşısından gelen, hatta acemi olduğu direksiyonda oturuşundan belli ve yolun ortasından süren başka araçla karşılaşmış. Kornaya uzun uzun bir kaç kere basmış. Bu arada camı açarak başını dışarıya uzatıp bağırmaya başlamış. Gözlerini kocaman yapmış. Elini ağzının yanına getirerek,
-İnek, inek !!

Onun bu hareketini gören acemi şoförün kalp atışları artmış. Hatta belki tansiyonu bile fırlamıştır. O da pencere camını açarak , başını daha da fazla uzatarak, öfkeyle bağırmış.
-Öküüzz !!!

Karşılıklı korna çalarak geçmişler. Hatta birbirlerini dikiz aynasından seyrediyorlarmış. Hani birisi frene bassa diğeri de anında duracak , kafa göz girişecekler, yani…

Yokuş çıkan arabanın sürücüsü tepeyi aşmış. Bir anda gözünü aynadan yola çevirdiğinde görmüş ki, yolun ortasında bir tane inek duruyor.
Kocaman memeleriyle, kocaman gözleriyle, sevimli mi sevimli bir inek, işte… Ağzı oynuyor, geviş getiriyor, kara gözleri boş boş ona bakıyor. İnekle göz göze gelmiş. Al sana İNEK ! !0 saniye önce algıladığın inek neydi, karşındaki inek ne ?

Ama arabanın durabilmesi mümkün değil. Kaza kaçınılmaz oluyor tabii. İneğin telef olmasıyla ve aracın ağır hasarıyla sonuçlanıyor.
!!!

Ahh iletişim, ahh!!!

Birinci adam camı açıp, sadece İNEK İNEK, diyeceğine, iki kelime fazla kullanıp, YOLDA İNEK VAR, deseydi…

Karşıdan gelen ikinci adam da, kendi zihnindeki kirlerden etkilenmeden, kendisine durduk yerde neden kötü kelime kullanıldığını tartarak, üzerine almadan, öfkelenmeden, değerlendirebilseydi… İki saniye düşünseydi… Keşke…

Ama ne yaptı, o da algıladığı frekansta cevap verdi, ÖKÜZ, diye haykırdı…

 
Son iki cümleyle Anlatana iki kelime fazladan kullanmak, duyana iki saniye fazladan düşünmek lazım. İletişim için en lazım olanlar, işte bu iki şey…

 Bu yazıyı arkadaşınıza Yollayın Bu yazıyı arkadaşınıza Yollayın

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply