İlk Yedi Saniye

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

İlk Yedi Saniye
 
İlk izlenimler:
Diğer insanlar ile yaşamış olduğunuz en unutulmaz karşılaşmaların bazıları üzerinde durun ve düşünün. Ne tür bir karşılaşma olursa olsun,ilk yedi saniyeninize dikkatinizi yoğunlaştırın. Ne hissettiniz ve Ne düşündünüz?Öteki insanları nasıl yorumladınız ve onların sizi nasıl yorumladıklarını düşünüyorsunuz?Her iki tarafta da ilk izlenimler ne kadar doğruydu ve ne kadar sürdü?Başlangıçtaki ilk yedi saniye içindeki hava,karşılaşmanın geri kalan kısmında da devam ettimi? Başlangıçta buzlar kırıldı mı?Yoksa gerginlik mi oluştu?Kendinizce bu söylediklerimi biraz da olsa bir düşünün!Acaba bir insanla karşılaşırken ilk yedi saniyeniz nasıl geçiyor? Tanışmayla mı? Eleştirmeyle mi?

Mesela özellikle çocukların çoğu,başkalarını yorumlamada doğuştan yeteneklidir. Bir şeyi annelerinden ya da babalarından ne zaman isteyeceklerini bilirler. Ne zaman sessiz olacaklarını ve odayı terkedeceklerini bilirler. Anne ve babaları arasında ne zaman gerginlik olduğunu anlarlar. Herkesi onları ne zaman sevilmeye lâyık olduğunu bilirler. Yaşlandıkça bu doğal anlama yeteneklerini ketlemeye başlarız. Onları tekrar harekete geçirmeye ihtiyacımız var. Dikkat edin,gözleyin,dinleyin,daha az konuşun. İnsanların kullandıkları kelimelerin,ses tonlarıyla aynı şeyleri ifade edip etmediğinin farkına varın.
Yüz ifadesinin değeri:

Araştırmalara göre yüzdeki seksen adale,yedi binden fazla yüz ifadesini yaratabilmektedir. Çoğumuz birisinin mutlu,üzüntülü ya da korkmuş olup olmadığını anlayabiliriz. Ancak diğer ince ayrıntıları anlamak hiç de sandığımızdan kolay değildir.

Sözsüz iletişim hakkında en güç konulardan biri yüz ifadeleridir. Çünkü erken yaşlardan itibaren,yüzümüzün bizi ele verebileceği öğretilir. Bir çok insan,özellikle iş yöneticileri,içinde bulundukları duygusal duruma aldırmaksızın yüzlerini dondururlar. İzleyici her zaman daha sıcak ve daha incinebilir bir kişiliği,daha güçlü ve daha korkusuz olarak algılarlar.

Dinleme:
Dinleme ve tepkide bulunma konusunda hem bizce hem de mesaj sizsinize göre çok yoğunlaşın. Herhangi bir şey izlerken bu bir haber programı olabilir;kendinizi tamamen gevşek bırakın ve sonra sanki yüzünüz sizin tek iletişim aracınızmış gibi,yüzünüzü kullanarak, o hikaye ile ilgili duygularınızı hâyali bir üçüncü bir kişiye iletmeye çalışın. Ayna karşısında aynı alıştırmayı,farklı öyküleri zihninizde tasarlayarak ve onlarla ilgili duygularınızı iletmeye çalışarak,tekrarlayın.
Karşılıklı konuşma(sunum girecek)
En yaygın 10 problem(sunum girecek)

TELEVİZYON KURALLARI DEĞİŞTİRDİ
Televizyon kimimize göre her yönden iyi bir araç gibi gözükmektedir.Fakat televizyon gerçekte tartışmalı bir araçtır.Televizyonun dünyayı algılayışımızı nasıl değiştirmiş olduğu ile ilgili olarak çok şey yazılmıştır. Bizim öğrendiğimiz ilk şey,televizyon-
un birbirimizi algılayış tarzımızı da değitirmiş olduğu.Televizyonun etkisiyle,bugün artık her iletişim durumunda,insanlar rahatlatılmayı beklemektedirler. Televiyon modern bir iletişimcinin tarzını –rahat,-içten,-canlı,hızlı ve eğlenceli –olarak belirlemiştir.Televizyonun hızlı ilerleyişi bizi sabırsız bir toplum yaptı.Görüşünüzü hemen belirtin ve ilginç olun.Zihinsel imajlar kullanma iletişimi canlandırır.Eğer bir resmi zihninizde görebilirseniz ve tanımlayabilirseniz,diğerleri de sizi izlerler.görün ve söyleyin.Televizyon çağında,hepimiz radyo-televizyon yayıncısıyız.Her kişi hangi aracı seçerse seçsin kendisinin Mesajıdır.

MESAJ SİZSİNİZ
Bütün olarak kişiliğiniz:
Farkındaysanız,birisiyle iletişimde bulunduğumuz zaman ,mesajı oluşturan,yalnızca öteki kişiye göndermek için seçtiğiniz sözcükler değildir. Ne tip bir kişi olduğunuzla ilgili olarak,gözlerinizle,yüz ifadenizle,beden hareketinizle,ses tonunuz,şiddetiniz ve yoğunluğunuzla,mesajınızdaki kararlılığınız,espri anlayışınız ve diğer bir çok etmenle işaretler gönderiyorsunuz.
Dinleyici kişi sizden gelen sembollerle bombardımana uğruyor. Şu an benim size yaptığım gibi yani anlatma her zaman sembollerle ve anlatmalarla oluyor. İnsanlara ilişkin olarak yaptığımız her şey,neyi temsil ettiğimiz ve mesajınızın ne olduğu ile ilgili olarak o kişilerin yargıda bulunmalarına yol açar.”Mesaj Sizsiniz”anlayışı,insanın kendini,yürüyen konuşan bir mesaj olarak tanımlamadıkça,önemli noktayı kaçıracağı gerçeğine varır.

Sizin diğer niteliklerinizle uyum halinde olmadıkça,kelimeler kendi başlarına anlamsızdır. Bütün olarak “siz”i diğerlerinin sizin hakkınızdaki duygularını ve size karşı tepkilerini etkiler.
Kazanan biri misiniz?

Kendiniz olarak istediğinizi elde etme bakımından tüm bunlar sizin için ne anlama geliyor?Bunun anlamı şudur:Sizin bütün kişiliğinizle verdiğiniz mesaj,hangi mesleği seçmiş olursanız olun,başarılı olup olmayacağınızı,çalıştığınız herhangi bir işte yükselip yükselmeyeceğinizi,kazanan mı yoksa kaybeden mi olacağınızı,görevlerin üstesinden ne derece gelebileceğinizi,bir süper yıldız mı yoksa sadece emekliliğinizde nihayet evinize bir şey alan sıradan biri kişi olacağınızı belirler. Ödüller o denli yüksektir. Sizin için,”kendinizin”mesaj olduğunuzu ve mesajın,yaşamda istediğinizi elde edip etmeyeceğinizi belirlediğini kabul etmek,bu denli önemlidir;sayın dinleyiciler.

İletişim daima bir diyalog’tur:
İyi iletişimin sırrı,tutarlı olarak tüm durumlarda,elinizden geldiğince “kendiniz”olmanızdır. Tüm iletişim bir diyalog’tur. Siz,dinleyicilere sembolleri seçer ve gönderirsiniz. Bu şöyledir;bir konuşmacı olduğunuzu düşünürseniz karşınızdaki insanlara vereceğiniz her hareket,her sembol insanlar arasında nasıl bir etki bırakacağını düşünme kuşku bırakacağınızı merak etmedir. Bu gerçekten zor bir şeydir şu an ben ve arkadaşlarım bunun içerisindeyiz. Sizler konuşmaya bilirsiniz fakat sizler de bize semboller gönderiyorsunuz.
Örneğin;yüz ifadeleri ve beden dili –ile gönderiyorsunuz. Bu da bizim neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatmaya yeterli.

İÇ GÜDÜLER VE KURALLAR
*Birçok halk önünde konuşma kursu,modası geçmiş yaklaşımlara dayalıdır. Günümüzde,iletişim sürecini gözlemek ve geliştirmek için duyularımızı kullanırız. Bu görsel ve sezgisel bir yaklaşımdır. Seyretmektir,hissetmektir,duyumsamaktır,işitmektir.
İletişimin yeni çağıdır.
*Zorlama bir duygu kimseyi ikna etmez. Bir düşünce tarafından ve doğal bir ifadenin sonucunda başlayan bir duygu,düşüncelerin karşılıklı olarak kabul edilmesinin başlangıcıdır.
*Gülümseme ilk önce beyinde başlar,sonra yüze yansır.
*Ses geliştirmek için günde on beş dakikalık ses alıştırması,
yalnızca sese kalite katmakla kalmaz,aynı zamanda diksiyonu,artikülasyonu ve sesin yükselip alçalması yeteneğini de ilerletir.
*Eğer konunuza önem verirseniz,dinleyicileriniz de verir.
*Diğer insanların sizi algılaması onların gerçekliğidir.İyi bir iletişim kurmak istiyorsanız,onların değerlendirmelerinin farkında olmalısınız.

YETERSİZ ALGILAMA
*İnsanlar etkisiz olarak dinlerler. Araştırmalar,on dakikalık sözel bir anlatımı dinledikten sonra,ortalama dinleyicinin,söylenenlerin yarısını hatırladıklarını göster
iyor. Kırk sekiz saat içinde,%50 daha azalarak %25’lik düzeyine iniliyor. Bir haftanın sonunda hatırlama düzeyi %10’a ya da daha aşağıya düşüyor. Bu da halkımızın yetersiz algılama ve dinleme düzeyini göstermektedir.
*Dinleme alışkanlıklarınızı geliştirirken,içeriği olduğu kadar niyeti de anlamak için dinleyin. Eğer bir şeyler kulağınıza uyumlu gelmiyorsa,açıklama isteyin.
*İnsanlar arası iletişim 3 aşamadan geçer:Konuşma,analiz ve dinleme. Aşırı analiz etmeden dinleyin,konuşanın sözünü kesmeden dinleyin,yoksa dinleme süresince kısa devreye yol açabilirsiniz.
*Çoğumuz,bize gerektiğinden daha çok konuşuruz. Çoğu zaman dinlediğinizden daha çok konuşuyorsanız,iletişiminizde başarısız kalıyor olabilirsiniz.
Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply