Doğa Harikası Polen

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Bal makineleri olarak yaratılan küçük bal arıları vasıtasıyla bizlere ikram edilen harika besinlerden biri de “polen” dediğimiz çiçek tozlarıdır. Polen; Yeryüzünde bulunan binlerce tür çiçeğin cinsiyet hücreleri olup, bitkiler bu tozlar sayesinde nesillerinin devamını sağlarlar. Balarıları da bitkilerin üremesinde aktif rol oynayan taşıyıcılardandır. Balarıları, çiçekli bitkilerden bal özü (nektar) toplarken aynı zamanda çiçek tozlarını yani polen zerreciklerini de arka bacaklarındaki polen sepetçiklerine doldururlar. Bu tozlar arılar tarafından kovana getirilirken özel bir madde ile yapıştırılarak polen tanecikleri haline getirilir. (Her bir polen taneciği yüz bin ila beş milyon adet polen zerreciğinden oluşmuştur.)

Petek gözlerine depo edilen zengin vitamin, mineral madde ve protein kaynağı olan bu harika besin ile arılar yavrularını besler. Başka bir deyişle “Polen, arıların ekmeğidir.”  Bu nedenle polene “arı ekmeği” ve bazen “ambrosia” denir. Arı sadece bal yiyerek hayatını sürdürebilir fakat yeni oluşacak ve gelişecek yavru için polen şarttır.

Bitkilerin üremeleri için polenlerin aynı türden diğer bitkilere taşınmaları gerekir. Bu taşınma böceklerle veya rüzgarla olur. Bal arılarının çiçek nektarlarını toplarken, çiçeklerin üreme hücreleri olan polen zerreciklerini de arka bacaklarında toplayarak yavrularına yedirmek üzere kovana taşırlar Böylelikle arılar çiçeklerin tozlaşmasını sağlayan taşıyıcılardan olduğu için bitkilerin üremesine de aktif katkıda bulunurlar.

Bir an için arıların olmadığını düşünürsek bitkilerde tozlaşma olmayacağı için bitkilerin üremesi duracak ve insanoğlu açlık nedeniyle yok olacaktır Buna işaret için ünlü bilim adamı Albert EinsteinEğer arılar yeryüzünden kaybolursa insan sadece 4 yıl yaşayabilir.” demiştir.

Bazı bitkilerin kokulu, parlak ve nektarlı polenleri vardır. Arılar ve böcekler tarafından taşınan, çapları ortalama olarak 100 mikron olan polenler, alerji bakımından o kadar önemli değildir. Bunların hem sayıları azdır hem de solunum yollarına giremeyecek kadar büyüktürler. Ayrıca bu polenlerin yapıları balmumu gibi olduğundan, bir böceğin ayağına veya bir bitkinin yüzeyine kolayca yapışırlar ve atmosfer havasına karışmazlar.

Alerjik hastalıklar bakımından asıl önemli olanlar, 20-60 mikron büyüklüğünde ve rüzgarın etkisiyle çok uzak mesafelere taşınabilen polenlerdir. Bu boyutlardaki polenler rüzgar, yağmur, kuruluk, nem, vb. meteorolojik faktörlerin etkisiyle birkaç mikronluk çok daha küçük taneciklere parçalanırlar. Akçaağaç, dişbudak, ıhlamur gibi ağaçların hem böceklerle taşınan büyük polenleri, hem de rüzgarla taşınan küçük polenleri vardır.

Polen, arıların 200 ila 3000 arası çiçekten toplayarak, kanatlarında kovana getirdikleri bitkinin erkek üreme hücresi olan doğa harikası bir bitki özüdür. Polenin çok yüksek besin değerli olduğu keşfedildikten sonra kovanların girişlerine polen tuzakları yerleştirilmiş ve bu sayede arıyı rahatsız etmeden kovandaki polen stokları toplanmaya başlanmıştır. Arıların kovana girişlerinde kanatlarından tuzaklara düşen polen, natürel kurutma sistemiyle kurutulur ve çok kıymetli bir besin haline gelir.

Polen, metabolizmamız için çok değerli temel maddeler içerir. Organizmamızı zinde tutmak ve dengeli beslenmek için vücudun ihtiyacı olan eksik maddeleri tamamlamak ve korumak açılarından yaşamsal önem taşımaktadır. Polenler renk, şekil ve içerikleri bakımından büyük farklılıklar gösterirler.

Polenlerin %80′i sarıdır. Bunun dışında siyah, kırmızı, mor, pembe, eflatun vb. renklerde polene rastlamak da mümkündür. Polene bu renkleri veren renk maddeleridir. Bu renk maddelerden karotenoidler başlıcı a-karoten, b-karoten, lycopin, xanthophyl ve zeaksonthinden ibarettir. 

Klorofil varlığına polende rastlanılmamıştır. Polende ortalama %25 protein vardır. Protein miktarı polenin türüne, yöresine, toplama sistemine göre farklılıklar göstermektedir.  

Polen bilim dalı Patinoloji’dir.

Polen üretimi ve muhafazası

Polen üretimi, polen tuzakları kullanılarak toplanmaktadır. Kovan girişine değişik şekillerde monte edilebilen tuzaklardan geçen arının taşıdığı polen, tuzak haznesinde birikir. Haznede biriken polen, 1-2 gün aralıklarla boşaltılıp 42oC’ı geçmeyen sıcaklıkta kurutma dolaplarında kurutulup su oranı %7-8 oranına düşürülür. Daha sonra eleklerden geçirilip temizlenen polen, hava almayacak şekilde ambalajlanıp 6 aylığa kadar olan depolama için oda sıcaklığında, daha uzun süreli depolamalar için soğuk ortamda saklanır. Uzun süreli saklanacak kurutulmuş ve temizlenmiş polen, CO2 gazı ile fümige edilebilir. Kurutulmamış polen, oda sıcaklığında bir kaç gün içinde tüm besleyici değerlerini kaybetmektedir.

Yapılan denemeler polen toplamanın, koloninin gelişmesi ve bunun sonucu olarak da bal üretimi üzerinde önemli olumsuz etkide bulunmadığını göstermiştir. Polen toplanması durumunda, arıların daha çok polen toplama seferine çıkarak ve polen tuzağına rağmen küçük polen kümelerini koloniye geçirerek ihtiyaçları olan poleni depoladıkları tespit edilmiştir.

Polen üretimi yapılırken, teknik olarak kurutma dolaplarında kurutulması yanında basit olarak havadar ve doğrudan güneş ışığı almayan gölge bir yerde kurutulabilir.

Polen, Vitaminler ve Mineraller Deposudur…  

Polenin analizleri dünyanın ünlü laboratuvarlarında yapılmakta ve dünyaca tanınmış bir araştırma örgütü CNRS araştırma uzmanlarından Armond Ponds’un kitabında, polenin bütün vitaminleri taşıdığı açıklanmaktadır. 

Polende tüm vitaminler ve diğer cevherlerin insan yaşamı için en ideal oranlarda bulunması başka üstün bir özelliktir. Başka pek çok besinde bulunabilen vitaminler az, üreme, gelişme, düşünme, güç verme ve uzun ömür sağlaması gibi en önemli görevleri yerine getirmeyi sağlayan ve seçkin, az besinlerde bulunan vitamin ve diğerleri kat kat fazladır. 

A ve C vitaminleri az, B vitaminleri çok yüksek orandadır. B vitaminleri, bilindiği gibi “uzun ömür vitaminleri”dir. Dış etkenlere karşı hücreyi, bağışıklık sistemini uyararak korur, sürekli hücre yeniler, hemoglobini çoğaltarak hücreye bol oksijen gelmesini sağlar.

Polen araştırmanlarından bilim adamı Alain Callas’ın bir analizi şöyledir:

100 gram karışık çiçek polenin de 500-900 mg. B1 ve 2760 mg. B5 vitaminleri vardır. Yani, günde alınacak 1 gram polen, insana yeterli B vitaminlerini sağlıyor demektir.

Polenlerde ortalama olarak; %20-30 protein %45 serbest amino asitler, %25-30 doğal şekerler ve selüloz bulunmaktadır. Hiçbir bitkide bulunmayan süt şekeri Laktoz, polende bulunmaktadır. Sindirim fermentleri olan nişasta ve fosforu, büyümeyi sağlayan ve hızlandıran, hücre metabolizmasını uyaran yararlı hormonları, nükleik asitleri taşımaktadır. Tam 22 çeşit amino asit bulunan polene karşı bu çeşit, temel besinimiz olan sütte 17′dir.

Polendeki tüm vitaminler, A, B1, B2, B3, B4, B5 (bol miktarda)  B6, B7, B8, B12, ,C, D, E, H, P, PP’dir.

Polende 22 çeşit amino asit, 27 çeşit madensel tuz, doğal hormon, enzim, coenzim, pigment, karbonitrat ve fermentler vardır.

Polendeki H vitaminin varlığı, Rus araştırıcı Deviatrin ve
Joirich tarafından açıklanmıştır. Bu vitamin gelişmeyi kolaylaştırır. Deri ve göz iltihaplarını önler.  

Polende rutin de vardır. Ayrıca karabuğday, sedef otu ve frenk üzümünde rutin tespit edilmişti. Rutin, kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.

Chauvin ve Lenormand’ın araştırmalarıyla polenin antibiotikler içerdiği de gün ışığına çıkarılmıştır.

Grecean ve Enciu’nun bu konuda yaptığı çalışmalar sonunda polenin, Staphylocoscus, Salmonella, Ecoli ve Bacillus anthracis’e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir.

Polende bulunan başlıca amino asitler; Cystine, Histidin, Trytoptan, Methionin, Phenylalanin, Thereonin, Arginin, İzoleucin, Leuoin, Lysin, Valin, Glutamin’dir. Polende bulunan başlıca asitler, Pantethenic, Linoleik, Ascorbik ve Arachidonik’di. Demir, bakır, kalsiyum, sodyum, magnezyum, silisyum ise polende varlığı tespit edilen elementlerden bazılarıdır. Polende bulunan iz elementler, alüminyum, nikel, titanyum ve çinkodur.

Uzun yaşam vitaminleri olan B’lere gelince:

1 Gram (dörtte bir çay kaşığı) polendeki 8 mg. B1 vitamini şu besinler sağlayabilir;

70 gr bira mayası, 3 kg karaciğer, 8 tam kepekli ekmek, 40 beyaz ekmek, 20 kg elma veya domates.

1 gr polendeki 5 mg. B2 vitaminini şu besinler sağlayabilir;

50 gr bira mayası, 15 kepekli ekmek, 74 beyaz ekmek, 6 kg portakal, 12 kg domates, 16 kg elma

1 gr polendeki 27 mg. B5 vitamini (Pantotenik asit) şu besinler bulundurur;

35 gr bira mayası, 13 kg sığır eti, 25 kg kabuklu buğday, 95 lt. süt Polen, bir protein deposu olduğu gibi aynı zamanda bir enerji kaynağıdır.

100 gram polen ortalama 270 kalori verir. 

Polenin Kullanıldığı Alanlar 

İlaç sanayiinde: Prostat problemlerinde, Alerjik vakalarda, Astım tedavisinde.
Yiyecek sanayiinde: Gıda desteği (Food supplement)
Hasta, çocuk, yaşlı ve düşkünlerin beslenmesinde.
Arı kolonilerinin beslenmesinde.
Bombus arılarının beslenmesinde.
Yarış atlarının beslenmesinde.
Kozmetik sanayiinde.
Polinasyon çalışmalarında.
Çevre kirliliği çalışmalarında.

Polen konusunda bilim adamlarının tespitleri

– Chauvin ve Lenamand araştırmalarıyla polenin antibiyotikler içerdiğini ve bakterilerde üremeyi durdurucu etki gösterdiğini tespit etmiştir. Grecen ve Enci'nin yaptığı çalışmalarda Staphylococcus, Salmonella, e. coli ve Bacillis Anthracis' e karşı etkili olduğu ve bunların üremelerini engellediği tespit edilmiştir.

– Caillas'tan edinilen bilgilere göre polen kürü uygulaması ile en inatçı bağırsak iltihabı bile iyileştirilir. Polenler bağırsak bakteri ve fermentleri üzerinde olumlu etki yapar.

– Polende bulunan rutin, kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasını güçlendirir.

– Polende bulunan ve gelişmeye, büyümeye etki eden hormonlarla ilgili çalışmalar sonucunda polen yedirilen hayvanlar, aynı değerde protein ve vitamin alanlardan daha hızlı gelişmişlerdir.

– Costantini ve Albore, evcil hayvanların ve laboratuvar böceklerinin yemlerine eklenen polenin, büyüme hızını artırdığı, sindirimi kolaylaştırdığı ve daha sağlıklı bir görünüm kazandırdığını belirtmektedir. Dengeli hazırlanan yeme %2,5 oranında polen eklenmesinin tavuklarda yemden yararlanma düzeyini artırdığı tespit edilmiştir.

– Sporcular, özellikle yüksek performans isteyen branştakiler bol miktarda polen tüketmelidir.

– Lord Hauser'e göre polen, bira mayasından 38 misli daha fazla B vitaminleri içermektedir.

– Sehmidt ve Buchman, polendeki protein ve mineral madde ile Thiamin ve Riboflavin miktarının dana etindekinden 10 at daha fazla olduğunu belirtmektedir.

– Polende bulunan Ribofavin'in görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olayda şaşırtıcı sonuçların alındığı ve görme yeteneğinin arttığı saptanmıştır.

Polenin Faydaları Nelerdir?

*Geleneksel tıbbi tedaviler gören mide ülserli hastaların %29′u iyileşebilirken, Polen yedirilerek tedavi edilmiş mide ülserlilerin %59,2′sin de mide yaralarının iyileştiği denenerek kanıtlanmıştır.
*Günde 2 gram Polen yiyen hastalardaki yara ve yanıkların iyileşmesinde %30 hızlanış ve artış olmuştur.
*Polen bütün vitaminleri taşımaktadır.
*Zekayı çalıştırır, kemik ve kas kuvvetsizliklerini giderir.
*Şeker hastalığına faydalıdır.
*Beyin, prostat, karaciğer, solunum yolu iltihapları ve damar sertliğini giderir.
*Bağırsak çalıştırıcıdır. İç zehirlenmeleri önleyicidir
*Aşırı yorgunluk, zayıflık, kansızlık, yavaş gelişme ve erken ihtiyarlamadan korur.
*Beyin yorgunluğuna ve düşünsel bunalıma iyi gelir.
*Sinir dengesini korur.
*Sakinleştirici ve dinçleştiricidir.
*Moral ve ruh sağlığına yararlıdır.
*Beyin ve kas gücünü artırır.
*Yüksek tansiyona ve kolesterol yüksekliğine koruyucu ve iyileştirici etki yapar.
*Kalbin kroner damarlarının tıkanmamasında faydalıdır.
*Mide yaralarının iyileşmesinde fayda sağlar.
*Şişmanlık ve zayıflıkta etkilidir.
*Görme yeteneğini arttırır.
*Saçın gelişmesinde önemli rol oynar. Saç sayısını arttırır ve saç dökülmesini önler.
*Güzellik kremi olarak da kullanılır.
*Üstün kan yapıcı özelliği vardır. Kanı temizler, kanı filtre eder, alyuvar sayısını %30 oranında arttırır.
*Hücre tazeleyicidir.
*Balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.
*Kas gücünü arttırır. Zayıflama esnasında hissedilen halsizliği giderir.
*Enerji üreten, dinçlik kazandıran polen, bilhassa ileri yaşlarda çok faydalıdır.
*Cinsel gücü artırır.
*Polenle beslenen annenin, bebeğine verdiği anne sütü daha uzun sürer. Böylece hem bebeğin gelişme bozukluğu önlenir hem de bebeğin kabızlığı önlenir, gazı giderir ve hastalık kapmamasına yardımcı olur.

Arı poleni ile mükemmel performans!

Polen, kullanıcılarına hayal edemeyecekleri bir performansın kapısını aralar. Polen kullanıcıları eğer günlük egzersizlerini de yaparlarsa bu performansı tam olarak yaşarlar.

Polen dendiğinde ilk akla gelen yüksek performanstır. Yaşamın her alanında kendini gösteren bu performans, arı poleninin bir vitamin, mineral, protein, aminoasit… yani yaşam için gerekli pek çok unsuru en yüksek oran ve kalitede içermesinden kaynaklanır.

Bitkisel yaşamın özünün özü diye adlandırılan polenin bir diğer adı ise “mükemmel gıda“dır.

Total sindirimi sadece 2 saat süren polen, araştırmalara göre beden tarafından en kolay hazmedilen ve içerdiği esansiyel ve gıdalarla en hızlı şekilde vücudumuzda dolaşıma giren besinlerden biridir. Öğün sonraları beden kanının önemli bir kısmının sindirimde rol oynamasıyla gelen performans kaybı, öğün yerine polen alımında yaşanmaz. Bilakis polen ile gelen ekstra performans da eklenir.

Yoğun iş hayatı ve toplantıları olan işadamları ya da zindeliğe ihtiyaç duyan bilim insanları ve öğrenciler polenin bu özelliğinden yararlanmak için bazı öğünlerinde sadece polen alabilirler. Bu şekilde ihtiyaç duyulan tüm esansiyel ve besinler alınmış olurken uzun süre tokluk hissi de d
uyulur. Öğün amacıyla polen alımı 25-30 grama kadar çıkarılabilir.

Polenin Hastalıklarda Yararları 

Kalp-Damar Hatalıklarında Polen  

En yaygın kalp hastalığı, damar kireçlenmesi ve tıkanmasıdır. Polenin yapısında bulunan P vitamini ve diğer yararlı elementler damarları yumuşatır, kana geçen civardaki artıkların idrarla dışarı atılmasını sağlar.  

Ünlü araştırmacı Alain Caillas, kitabında “Miyokard enfaktüsü ve kalbin kroner damarlarının tıkanmasında, polen sayesinde şaşırtıcı iyileşmeler görülüyor. Rus Bilimler Akademisi'nde Prof. Beklerov ve arkadaşlarının önemli araştırmalarına göre Polen, yüksek tansiyona, damar sertliğine, kolesterol yüksekliğine, kroner tromboz ve felçlere karşı koruyucu ve iyileştirici etki yapıyor.” diye açıklamaktadır.
 

Ruh ve Sinir Sistemi Hastalıklarında Polen  

Bu hastalıkların tedavisinde en başta bol B vitaminleri gerekmektedir. Bilhassa B1 vitaminine gereksinim vardır. Bu vitamine “Sinir dokusu vitamini” denilmesi de bundandır. Polende yüksek oranda B1 vitamini mevcuttur. Ayrıca Polen bütün B vitaminleri kompleksidir. Dr. Raymond Dextreit, düşünsel yorgunluk ve yaşamın bozuk düzeni nedeniyle sinirleri zayıflamış, güçsüz kalmış kimselerin, günde yedikleri 2 kaşık polen sayesinde sağlık ve sakinlik bulacaklarını yazmıştır.
 
Sindirim Sistemi Hastalıklarında Polen  

Gastrit, Ülser, Kolit ve Hemeroid en yaygın sindirim sistemi hastalıklarıdır. Gastrit ve Ülserin ana nedeni ise sinirseldir, genellikle stresten kasılan (spazm yapan) mide kası sinirleri, o bölgeye gelen kılcal damarları da kısarak bir bölgenin kansız kalıp, yaraya dönüşmesine neden olur. Tedavi edilmezse insana yaşamı zehir eden hastalıklardır. Ömür boyu diyet uygulamayı veya ameliyatları gerektirir. Bazı zamanlarda mide kanaması ve delinmesi şeklinde ölümlere neden olurlar. Belirtilen gramajlar dahilinde yapılan Polen kürleri, Mide-Barsak sistemine bağlı tüm hastalıklarda geçici değil, kesinkes tedavi sağlar.
 

Kansızlık ve Zayıflıkta Polen  

Polenin en belirgin ve yaygın özelliği, süratle iştah açıcı ve kan yapıcı olmasıdır. Tedavilerde önemli olan, bileşiminde tüm cevherleri taşıyan bir kan sağlamak ve hasta bölgeye ulaştırmaktır. Gerisini vücut halleder… Nasıl bir otomobile, bozuk bir yakıt konduğunda çalışmasında aksaklık meydana gelirse; insan vücudunun yakıtı da ona gerekli tüm cevherleri bünyesinde bulunduran sağlıklı bir kandır. Kandaki cevherlerin bir veya birkaçının eksikliğine Kansızlık yani Anemi denir. Kansızlık her tür sağlık sorununa neden olan başlıca etkendir. Ülkemizde yapılan araştırmalar halkımızın %60-70'inin kansızlık sorunu olduğunu ortaya koymuştur. Düzenli kullanılan kürler sonucu; Polen: Kanı temizler, Kanı filtre eder, Kan yapar, Direnci arttırır, Alyuvar sayısını %30 oranında arttırdığı Bilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.
 

Solunum Sistemi Hastalıklarında Polen  

Solunum sistemi hastalıklarının genel ve çok görülen nedeni üşütmektir. Üşütme ile vücudun direnci kırılır, metabolizma vücut ısısını normale çıkartmak için çaba sarfederken solunum yollarında virüs ve bakteriler kendine yer ve ortam bularak süratle çoğalırlar. Nezle, grip, anjin, faranjit, bronşit, zatürre, zatülcenp, astım, sinüzit ve verem gibi hastalıklar meydana gelebilir. Bu hastalık mikropları burada da kalmayıp, kan yoluyla mafsallara, kalp kapakçıklarına ve böbreklere vs. geçerek daha hayati hastalıklara da neden olabilirler. Bu nedenle solunum sistemi hastalıklarının süratle tedavisine gidilmektedir. Gelişmiş ülke doktorları, bu hastalıklarda, diğer ilaçlarla birlikte Polen de vererek tedavi yapmaktadırlar. Çünkü Polen vücut direncini, kanın lökosit (alyuvarlar) ve antikor yapımını arttırır. Sovyet Prof. N.Joiriche, burun ve boğaza polen püskürtülerek mukoza direncini arttırmak ve virüsleri etkisiz kılmak yolundaki başarılı çalışmalarını yayınlamıştır. 1957'de ilk kez Pasteur Enstitüsü'nde polenin verem mikrobu olan “Koch” basiline karşı öldürücü etkisi olduğu saptanmıştır. Yapısındaki sakızlı maddesi, terementi esansı, nükleik asitleri ve bol B vitaminleri ile Polen, akciğeri dezenfekte ettiği gibi, balgam söktürücü, mikrop öldürücü, çabuk iyileştirici etkiye sahiptir.  

Şişmanlıklarda Polen

Şişmanlık ve zayıflık gibi iki karşıt durumda vücuttaki fazla karbonhidrat, glikoz ve yağları yakarak şişman bünyeyi zayıflatır, metabolizma dengesi sayesinde zayıf düşen hücreyi derhal uyarır, üstün kan yapıcı özelliğiyle kas gücü ve metabolizmayı çalıştırarak cılız ve zayıf bünyeyi normal haline getirir. Polen, hücrelerdeki yanma olayını, metabolizmayı ve adrenalin salgılanmasını hızlandırır. Böylece biriken yağların erimesini çabuklaştırdığı gibi, kas gücünü de arttırarak zayıflama esnasında hissedilen halsizliği de giderir. 

Prostat Hastalığında Polen  

Prostat bezesi idrar torbasının hemen çıkışında ve sadece erkeklerde bulunan ceviz büyüklüğünde bir doğal subaptır. Beyinden uyarılan sinir telleri omurilikten takiple prostata ulaşır ve gerektiğinde bu subapı açıp, idrarın boşalmasını sağlar. Aynı beze, idrar yolu kapayıp, meni yolunu gerektiğinde açarak meni çıkışını sağlar. Bu esnada özel salgı bırakarak spermlerin ölmesini önler. Bu harika organcık güçlü kaslarla ve sinir sistemiyle istemli çalışır. Zamanında çok alkol kullanan, sinirleri yıpranmış kimselerle, başka hastalıklar için değişik ilaçlar kullanmış veya idrarına mikroplar karışmış insanlarda ve yaşlılıktan kasları gevşemiş olanlarda prostat sorunları görülmesi normaldir. Yaygın prostat hastalığı ise prostatitis denilen, prostat iltihaplanmasıdır. Prostatitis'te ve prostat hipertrofisi'nde Polenin antibiyotiklerden daha etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Polen araştırmacısı Alain Caillas (Fransa Tarım Akademisi – Polen araştırmaları ile ödül kazanmış) kitabında şöyle özetlemiştir. 

“Polenin prostat hastalıklarına da şaşırtıcı etkisi vardır. İsveçli iki araştırmacının, Upsala Üniversitesi Tıp Fakültesi Kliniği'nden Prof. Eric-Ask Umparc ile Lund Üniversitesi Cerrahi Kliniği'nden Dr. Gosta Jonson'un çalışmaları polenin prostatitis'e en iyi etkiyi yaptığını ortaya koymuştur. Prostat büyümesinde ise polen kürü ile yapılan denemeler, aralıklı gelen ve uzun süren hafif ağrıların yok olduğunu ve idrara çıkma sayısının azaldığını göstermiştir. Bilhassa ağır prostat geçiren yaşlı hastaları ameliyattan kurtarmıştır.”
 

Yaşlılık Sorunlarında Polen  

Enerji üreten, dinçlik kazandıran polen, bilhassa ileri yaşlarda çok faydalıdır. Yaşlı insanların en çok yakındığı ve özlemini duyduğu sorun, cinsel yetersizliktir. Kan yapıcı, hücre tazeleyici ve uyarıcı Polen, bu soruna da büyük ölçüde yardımcı olmaktadır. Polenin, cinsel istek ve gücü canlandırdığı, kullananlarca doğrulanmıştır. Polen, bir aylık kürle, on yıl gençleştiren kimyasal içerikli  sihirli bir değnek değildir. Ancak devamlı ve düzenli kür kullanımı halinde; vücudu hastalıklardan korur, kurtarır, kanı güçlendirir, kaybolan cinsel yaşamı tekrar geri getirir, ömrü uzatır ve hastalıksız standardı yüksek bir cinsel  yaşam sürdürür.
 

< P>Kısırlarda Polen  

Polen kısırlarda da en önde gelen bitkisel gıdalardan biridir. Kısırlık tedavisinin en güç olanı sinirsel kaynaklı hormonal olan şeklidir. Kadın ve erkek beyninin ortasında bulunan nohut büyüklüğündeki hipofiz bezi, belli zamanlarda kadınlarda yumurtalıklara, erkeklerde ise husyelere, omurilik sinir telleri kanalı ile emir vererek yumurta ve sperm üretmelerini sağlatır. Korku, şok, stres, beyin özürü veya hastalıkları gibi nedenlerle hipofiz bezi bu görevini yapamaz ise kadında “ovülasyon yokluğu”, erkekte “ozosperm” denilen canlı sperm yokluğu ile kısırlıkları ortaya çıkarır. Dozajlı ve kaliteli bir Polenle birlikte alınan Arısütü,  Bal ve Kırmızı Ginseng, vücuda hem olağanüstü doğal protein, aminoasit, vitamin, mineral sağlayarak destek vermekte ve beyinde hipofiz bezindeki “Spazm”ı çözerek yumurta ve canlı sperm üretimini tamamıyla üretmektedir.
 

Bebek ve Gençlerde Polen  

Yeni doğan bebek, anne sütüyle beslenir. Eğer anne yeterli ve dengeli besleniyor ise; anne sütünün kalitesi, bebeğin beyin ve vücut gelişmesinin tam olabilmesi için yeterli olur. Dolayısıyla annenin süt verme zamanında Polen yemesi, bebeğin beyin ve beden gelişiminde, kemik-kas yapısının güçlenmesinde, en önemlisi bebeğin bağışıklık sisteminin kuvvetli olmasında olağanüstü rol oynamaktadır. Aynı zamanda Polenle beslenen annenin, bebeğine verdiği anne sütü daha uzun sürer. Böylece hem bebeğin gelişme bozukluğu önlenir hem de bebeğin kabızlığı önlenir, gazı giderir ve hastalık kapmamasına yardımcı olur.  

Gelişme çağındaki çocuklarda ise çocukların bol kaloriye, bol protein, vitamin ve madenlere ihtiyaçları vardır. Polen fazlasıyla; enerjiyi veren vitaminleri, boy uzatan hormonları karşılar, zekayı çalıştırır, kemik ve kas kuvvetsizliklerini giderir. 

Bilhassa fast-food alışkanlıklarına başlama çağı olan ve gelişmenin durduğu genç yaşlarda kullanılan Polen kürleri; Gençlerin gelişmesini durdurmaz, sportif faaliyetlerde başarılı olmalarını sağlar, zekalarını çalıştırabilme kapasitelerinin en yüksek olduğu bu dönemde gerekli aminoasit ihtiyacını karşılar ve sonuç olarak hayata başlama adımlarında, beyin-beden gücü standardı yüksek olarak, polen kullanmayan akranlarından, hem fizik hem de başarı olarak daha da önde olurlar. 

Kanser ve Lösemi Tedavilerinde Polen  

Kanser ve Lösemi tedavilerinde Kanser hücrelerini öldürücü veya durdurucu ilaçların yanında bu ana tedavilere yardımcı olan doğal maddeler de vardır. Polen bu yardımcı doğal maddelerin başında gelir. Dünyanın pek çok ileri ülkesinde yapılan konvansiyonel Kanser ve lösemi tedavileri öncesinde ve esnasında, hastalara bol miktarda polen de verilmektedir. Polen ya tabletler halinde veya doğal halinde hastaya yedirilerek kan değerlerinin düşmemesi ve bağışıklık bozulmaması sağlanmaktadır
 

Polenin bileşimindeki vitamin ve mineraller kan yapıcı ve ümmün sistemi güçlü tutucu özellikte olduğu için diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi kanser türlerinde de mutlaka hastaya bol miktarda verilmelidir. Son araştırmalar polenin kanser hücrelerinin bölünüp çoğalması olan mitoz olayını azaltarak sitotoketki yaptığını da göstermiştir.  

Ünlü kanser araştırmacısı Berlin'li Dr.P.G.Seeger 'in görüşü de şöyledir: “Üstün bir doğal cevherler birleşimi olan polen, hastalık ve çeşitli yetersizlik hallerinde çok yönlü ve güçlü (Omnipotenter) bir etkiye sahiptir. (Kaynak: Alman tıp yayınından, Natureilpraxis, sayı 5, sayfa 437-444)”

Dr.Seeger: “Yapısındaki maddelerin çok yönlü etkisini düşünerek poleni bir “hayat iksiri “olarak adlandırabiliriz. Onun bu özelliği gerçekte ferment fonksiyonu ve hücre solunumunu canlandırmasına dayanıyor ve onu birçok hastalığın hatta kanserin korunma ve tedavisinde çok değerli bir madde yapıyor.” demektedir.
 

Saç Dökülmelerinde Polen  

Polen, saçın suyu ve gübresidir. Saça faydası, kök kısmına yaptığı olumlu etkidir. Bileşimindeki (doğanın sunduğu saf şekilde); B5 Vitamini (pantotenik asit), niacin ve cystin, saç kökünü en iyi şekilde besler, dökülmesini durdurur,  cansız kılların kıl hacmini geliştirir ve saçın gürleşmesini sağlar.  

Saça faydası kullanımdan kısa süre sonra görülür. Saçın kök kısmına çok olumlu etki yapar. Bileşiminde yer alan niasin ve sistin maddeleri saç kökünü besler, dökülmesini durdurur. 

Zayıf tellere canlılık verir. Saç hacmini geliştirir. Yani saçların dökülmesini durdurup, kopacak gibi duran saç tellerinin canlanıp gürleşmesine neden olur. Saçların korunmasında günde yiyeceğiniz bir çay kaşığı kaliteli polen yeterlidir. Dökülme fazlaysa bunu 3 çay kaşığına kadar yükseltebilirsiniz. 

Cilt Güzelliği ve Polen  

Ciltteki çeşitli lekelerin, sivilcelerin ve bozuk bir cilt oluşmasında en önemli etkenler, sindirim sistemindeki bozukluk, karaciğer, kansızlık veya temiz olmayan kandandır. Bilhassa sorun kanda ise; kan, derimize yönelik dış etkilere karşı koyabilecek cevherleri taşımıyorsa, normal insan tenine olumsuz etki yapamayan güneş ultraviyole ışınları bile, derideki kalkan görevi yapan kan maddeleri eksik olan kişiye etki yapıp, derisinde lekeler meydana gelmesini sağlar. Bu nedenle, önce kanın atık maddelerden arındırılıp tüm cevherlerle donatılması, kanın temizlenmesi, filtre edilmesi gerekir. Bunu en iyi Polen sağlar. Hiçbir cilt sorunu olmayan, canlı, sağlıklı, parlak, pembe bir cilt isteyen bayanlar, Polen yiyerek ve maskesini yaparak ten hücrelerini besleyebilirler. “Oriane” gibi birçok ünlü güzellik kreminin özü Polen'dir.

Tübitak Bilim ve Teknik Dergisi Ekim-1984 sayısında Prof. Dr. M. Mihri Mimioğlu – Dr. Kadriye Sorkun'un yazısında:

“Polen güzellik kremi olarak da kullanılır. Bunun için, bir kahve kaşığı polen öğütülür ve taze yumurta sarısıyla karıştırılır. Bu karışım hafif masajla yüze ve boyna sürülür. Yarım saat beklenir. Zamanı dolunca bol su ile yıkanır. Sonuçta cilt, parlaklık ve tazelik kazanır.”

Gözaltı sorunlarında Polen

1 kahve kaşığı polen içine bir damla kayısı ve buğday yağı ilave ederseniz, bir doğal “gözaltı kremi” elde etmiş olursunuz. Karışımın içine iki damla ampul halinde satılan E vitamini de ekleyebilirsiniz. Bu karışımı göz altına sürün ve 15 dakika sonra yıkayın. Arı sütü, polen, bal karışımı, göz altlarının yorgun görünümünü yok eder. Gerginleştirip, canlandırır.

Taze Arı Poleninin Faydaları 

1.  Polen kansız insanlar için faydalıdır. Alyuvar sayısını %25-30, hemoglobini %15 oranında yükseltir.
2.  Polen içerdiği antibiyotiklerle en inatçı bağırsak iltihaplarını iyileştirir.
3.  Polen vücudumuzu zinde tutar.
4.  Sporda yüksek performans sağlar.
5.  Aşırı yorgunluk ve stresten kaynaklanan cinsel isteksizliği giderir.
6.  Kabızlık ve bağırsaktaki tıkanmaları ortadan kaldırır.
7.  İnsanlardaki aşırı sinirliliği ortadan kaldırır. İnsanı rahatlatır.
8.  İnatçı ishalleri tedavi eder.
9.  Polen kabızlığı önleyerek hemoroidi iyileştirir.
10. Görme üzerindeki etkisi büyüktür. Birçok olaylarda görme yeteneğini artırdığı saptanmıştır.
11. Polenin saç sayısını artırdığı ve saçın dökülmesini önlediği tespit edilmiştir.
12. Polen prostat hastalarında iyileştiric
i etki yapar.
13. Polen gelişmeyi ve büyümeyi hızlandırır.
14. Polen kılcal damarları etkileyerek fazla kanamaya engel olur. Kalp kasının çalışmasını güçlendirir.
15. Polen hücre yenileyicidir. Kanser tedavisinde destekleyicidir.
16. Yüksek tansiyon ve soğuk algınlığında etkilidir.
17. Son yıllarda hayvancılıkta yarış atlarının, balıkların, iyi ötmeyen kafes kuşlarının, civciv ve tavukların aktivitesinin, verimliliğinin, hızlı gelişmesinin ve sindirim kolaylığının sağlanmasında kullanılmaktadır.
18. Polen düşünme yeteneğini artırır.
19. Kısa sürede kişileri enerji ve canlılığa kavuşturur.
20. Deri göz kapağı iltihaplarını önler.
21. Sinerjik etki ile vücut dayanıklılığını artırır ve enerji verir.
22. Hastalıktan kalkanları kısa sürede eski enerji ve canlılığa kavuşturur.
23. Acıktıkça polen yenilerek desteklenen diyetlerle çok rahat kilo verilebilir.
24. Yemekten yarım saat önce alınan polen, alınan gıdalardan tam faydalanmayı sağlar ve kilo aldırır.  

Polen Alerjik Bünyede Kullanılır Mı?

Alerjik bünyesi olan hastaların, akciğer bronşlarındaki sinir uçları oksijen yetersizliğinden ve spazm yaptığından dolayı çok hassaslaşmışlardır. İlkbahar ve sonbaharda gözle görülemeyecek kadar küçük olan ve havada uçuşan “Ağaç Polenleri” bronşlara ulaştığı an; bronşlardaki sinir uçları derhal kasılarak tepki gösterip öksürük olarak kendini belli eder.

Ancak arının çiçekten kovana gelmesiyle elde edilip, özel naturel kurutma sistemleriyle kurutulan “Çiçek Polenleri” üst solunum yolları enfeksiyonlarında tedavi edici bitkisel destek sağlar. Dolayısıyla Ağaç Poleni ve Çiçek Poleni karıştırıldığı için ve her ikisine de – Polen – dendiği için isim benzerliğinden dolayı bazı Alerjik bünyeler Çiçek Polenini yemekten çekinirler. Halbuki durum böyle değildir. Üst Solunum Enfeksiyonları için tam fayda veren Çiçek Poleni için bilim adamlarının oldukça kesin sonuçları olmuştur.

Polen Tüketimi:

Polen tüketimi, daha önce de bahsedildiği üzere canlının gelişmesi ve büyümesi için günlük alınması gereken tüm gerekli maddeleri uygun denge içinde bulunduran yegâne doğal besindir. Bu bakımdan insan sağlığı ve beslenmesinde ve genel vücut direncinin korunmasında büyük öneme sahiptir. Polen tüketimi, sabahları aç karnına, kahvaltıdan en az yarım saat önce ya da akşam yemeğinden en az 4 saat sonra, tercihen yatmadan önce sade olarak veya ılık süt ve meyve suları içinde alınmalıdır.

Günlük alınması gereken doz duruma göre,

Yetişkinlerde 15-40 gr,

6-12 yaş grubu çocuklarda 10-15 gr,

3-5 yaş grubu çocuklarda ise 5-15 gr’dır.

Yaş aralığı 2-6 olan çocuklar için ise günlük tüketim 2 gr olarak tavsiye edilmektedir.

Bir yemek kaşığı kuru polen yaklaşık 10 gr’dır.

Yapılacak Kürün Dozu  

Birinci hafta 15 gram polen, sabahları aç karnına alınmalıdır. İki ve üçüncü hafta, günde 30 gram sabah kahvaltısından 15 dakika önce yarısı ve akşam yemeğinden 15 dakika önce diğer yarısı alınmalı. Dördüncü haftada ise uygulama birinci haftada olduğu gibi tekrarlanmalıdır. Bu küre ilave olarak her sabah kahvaltısında bir dilim ekmeğe polenli bal sürülmeli ve bu yolla da 8 gram polen alınmalıdır.

Polen Nasıl Muhafaza Edilmelidir?  

Polen, buzdolabında muhafaza edilmelidir. 

Derin dondurucuda taze polen 1 yıla kadar saklanabilir.  

Kurutulmuş polen, oda sıcaklığında bir kaç ay, buzdolabında 1 yıl, buzlukta birkaç yıl saklanabilir.  

Arı Polenini buzdolabınızın raf bölümünde 18 ay süreyle saklayabilirsiniz. 

Polen, güneş ışığı almayacak kavanozlarda, kuru ve karanlık odalarda saklanmalıdır.
 

Poleni Kimler Kullanamaz?

Arı ürünlerini, 1 yaşından küçük çocukların kullanmaması, uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.

1 yaşından sonra çocuklara her gün yarım çay kaşığı polen tanesi verilmelidir.

Polen, sıcak olan hiçbir şey ile karıştırılmamalıdır. (Süt vb.)

Tüketim Miktarını Yavaş Yavaş Artırınız!

Genel kullanım amaçları için günlük 10-15 gr kullanılması yeterlidir. Ancak direkt bu miktarlar ile başlamayınız! Önce, yarım çay kaşığı veya bir çay kaşığı miktar ile başlayıp her gün biraz artırarak bir-iki hafta içinde 10-15 gr miktara ulaşabilirsiniz.

Anabolik etkiler için ise günlük kullanım miktarını 32 gr’ın üstüne çıkarmanız gerekir. Bu miktarın hedeflenmesi halinde kullanımın yine yavaş yavaş artırılmasıyla bir-bir buçuk aylık bir süreci beklemek gerekir. Kullanım dozunu 35 gr’ın üzerine ise çıkarmayınız!

Arı Poleninin Şifaları Özetle:

1) Vücuda kuvvet verici: Polen balla macun yapılıp yenmeye devam edilir.

2) Saç bakımı: Polen, zeytinyağı ile krem yapılıp saç diplerine sürülür. Polenli bal yenmeye devam edilir.

3) Kan yapıcı: Polen, ısırgan tohumu ile beraber balla macun yapılıp yenmeye devam edilir.

4) Kabızlık: Polen, sıcak bal şerbetinde eritilip müzmin kabızlık durumunda içilir. Yemeklerden sonra 1’er çay bardağı içilir.

5) Stres: Polenli bal macunu yenmeye devam edilir.

6) Bronşit, Astım, Nezle: Polenli bal macunu yenmeye devam edilir. Polen aç karnına 1’er tatlı kaşığı yenmeye devam edilir.

7) Kanser: Polen, ısırgan tohumu, şalgam tohumu ile beraber macun yapılıp yenmeye devam edilir.

8)Prostat: Polen, kereviz tohumu ile beraber macun yapılıp yenmeye devam edilir.

9) Cilt temizliği: Polen, zeytinyağı ile krem haline getirilip yüze sürülür.

10) Nekahet dönemi: Polen macunları hastaya yedirilirse hastanın çabuk iyi olması sağlanır.

11) Yaşlı ve bebelere: Poleni yalnız veya balla karıştırıp, sütle birlikte bebe ve yaşlılara gelişmesi için yedirilir, içirilir.

Polenlerin Yol Açtığı Hastalıklar
 

Havadaki polenler solunum yoluyla burunda, bronşlarda veya gözlerde alerjik hastalıklara neden olur. Kişinin şikâyetleri havada bulunan polen miktarına bağlı olarak artma veya azalma gösterebilir.

Polenin yol açtığı alerji hastalığında değişik türde polenler alerjiye neden olabilir. Bu tür alerjiden yakınanların hangi cins polene karşı alerjik olduklarının belirlenmesi yararlıdır. Alerjisi olan kişi duyarlı olduğu bitkinin polen yaydığı mevsimde o bitkinin yoğun olduğu bölgeden uzak kalmalıdır. Bu konuda gelişmiş ülkeler hazırladıkları polen haritası ile polen alerji vakalarının azalmasına büyük katkıda bulunmuşlardır. Hatta Amerika’nın bazı televizyon kanallarında meteoroloji bültenleriyle birlikte polen bülteni de sunulmaktadır.  

Polen (çiçek tozu), bitkilerin genetik bilgilerini taşıyan erkek üreme tanecikleridir. Mikroskopik yani çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük yapılardır. Alerji gelişimi açısından önemli olanlar, rüzgarla taşınabilecek kadar küçük yani ortalama 20-60 mikron boyutlarındaki polenlerdir.

Renkli, kokulu ve gösterişli bitkilerin polenleri ise daha büyük boyuttadır (ortalama 100 mikron) ve alerji açısından çok önemli değildir.  

Alerjenik polenler havada uzun süre kalabilir ve rüzgarla çok uzak mesafelere taşınabilir, evlerimizin içine kadar girebilirler. Polenler, ağaç polenleri, çayır polenleri ve yabani ot polenleri olmak üzere genel olarak üçe ayrılır.
Bu
polenlerin bahar ve yaz süresince belli bir dağılımları vardır (İklim ve coğrafi bölgeye göre değişkenlik göstermekle birlikte):  

– İlkbaharın erken döneminde ağaç polenleri,
– Yaz başına kadar geçen sürede çayır (ot) polenleri,
– Yaz ortasından sonbahara kadar ise yabani ot polenleri alerjik şikayetlere neden olmaktadır.

Atmosferdeki polen yoğunluğu gün içinde değişiklikler gösterir. Polenler genellikle günün erken saatlerinde (saat 04.00-08.00 arası) atmosfere yayılırlar. İlerleyen saatlerde havadaki polenler yavaş yavaş azalır. Bu nedenle, polen alerjisi olan hastaların şikayetleri sabah saatlerinde daha belirgindir.
Meteorolojik şartlar da önemlidir. Yağmur, polenlerin hem sayısı hem antijenik gücünü artırır. Yağmur sonrası gelen açık ve güneşli hava, polen taşıyan keseciklerin açılıp içindekilerinin atmosfere yayılmasını sağlar. Sis ise havadaki polenlerin yayılmasını önler.
 

Polenler Nasıl Alerji Yapar?  

Polenler çok küçüktür ama boylarından büyük hastalıklara neden olurlar. Özetlersek: Bağışıklık sistemi organizmaya yabancı her maddeyi tanımak ve zararlıysa yok etmek üzere programlanmıştır. Alerjik bünyesi olan kişilerin bağışıklık sistemi polenleri “zararlı” bir madde olarak algılar ve bu zararlıdan vücudu korumak için “IgE” (immunglobulin E) adı verilen birtakım “anti-maddeler” yapar.
Bu IgE'ler, alerjik reaksiyonlardan sorumlu bir hücre olan Mast hücresinin üzerine yerleşir.
Böylece o polen bağışıklık sisteminin “kayıtlarına” alınmış olur. “Alerjik duyarlılaşma” dönemi adı verilen bu süreç tamamlandıktan sonra, mast hücreleri hazırlıklarını tamamlamış ve mücadeleye hazır duruma gelirler. Solunum yolu ile atmosferden alınmış olan polenler ile tekrar karşılaşınca başta histamin olmak üzere alerjik hastalık belirtilerine neden olan birçok madde salgılarlar.

Sonuç: Burun kaşıntısı, hapşırma, burun akıntısı…

Polenlerden Korunmak Mümkün Mü?

Polenlerden uzak kalmak oldukça zordur. Çünkü polenler atmosferde her yere yayılır, evimize, iş yerimize, arabamıza kısaca havanın olduğu her yere ulaşabilir. Ama yine de alınabilecek bazı önlemler vardır:

*Polenlerin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkmamaya çalışın, açık havada spor yapmayın.
*Güneş gözlüğü kullanın, eve geldiğinizde burun ve gözlerinizi su ile yıkayarak yapışan polenleri uzaklaştırın.
*Mümkünse her gece saçlarınızı yıkayın (saçlarınızdan yastığınıza dökülecek polenleri solumamak için).
*Evinizi öğleden sonra havalandırın, sabah saatlerinde pencere açmayın.*Ev içi havanın temizlenmesinde hepa filtreli hava temizleyici kullanabilirsiniz.
*Polen mevsiminde, çamaşırlarınızı ev içinde kurutun.
*Otomobiliniz ile seyahat ederken camları kapalı tutun ve aracınızın polen filtresini ilkbaharda sık değiştirin.

Şikayetlerim alerjiden mi kaynaklanıyor? 

Nezleniz her yıl hemen hemen aynı dönemlerde ortaya çıkıyor ve baharla birlikte devam ediyorsa, ailenizde de benzer şikayetleri olan akrabalarınız varsa alerjik bir bünyeye sahip olma olasılığınız yüksektir.

Alerjik nezle astıma neden olur mu?

Alerjik nezle hastalarının yaklaşık yarısında akciğer şikayetleri de vardır. Astım şikayetleri çok belirgin olmasa bile, akciğer hava yollarında alerjenlere karşı aşırı cevaplılık vardır (ör: kuru öksürük). Alerjik nezlenin tedavi edilmesi, astım gelişmesini önleyebilmektedir.  

Her Bitkinin Kendine Özgü Polen Zamanı Vardır! 

Bitkilerin türlerine göre polen zamanları farklıdır. Örneğin; iğne yapraklı ve yaprak döken ağaçlar ilkbaharda, otların ve çiçeklerin çoğu Haziran ve Temmuz aylarında polen yayarlar. Geç açan ağaçlar ve yabani otlar ise yaz sonunda polen verirler.
 

Her Polen Alerji Yaratmaz! 

Polenlerin alerjik hastalıklara neden olma potansiyelleri farklıdır. Bunu belirleyen dört önemli faktör vardır:
-Alerjenite
-Polenin boyutları
-Solunan havadaki polen miktarı

Polenlerin havada kalma süreleri 

Alerjenite, bir antijenin duyarlı kişilerde antikor yapımını uyarabilme özelliğidir. Bir polen ne kadar çok IgE yapımına yol açıyorsa, alerjenitesi o kadar fazla demektir. Bir maddenin alerjenitesi, kimyasal yapısına bağlıdır.

Polenlerin hastalık yapma potansiyelleri boyutları ile de yakından ilgilidir. Polenler astıma değil, daha çok alerjik nezleye neden olurlar çünkü bunların çapı 20-60 mikron arasındadır. Bu boyuttaki polenlerin küçük hava yollarına kadar ulaşabilmeleri mümkün değildir.

Alerjik hastalıklara yol açmada solunan havadaki polen miktarı ve bunların havada kalma süreleri de çok önemlidir. Araştırmalara göre, bir polenin alerjiye neden olabilmesi için bir metreküp havada ortalama 25-50 polen bulunması gerekmektedir. Bir çavdar başağının 4 milyon, orta boy fındık ağacının 600 milyon ve bir çam kozalağının yılda 5 milyondan fazla, tek bir ağacın ise 10 milyardan fazla polen üretebildiğini göz önüne alırsak, soluduğumuz havada ne kadar çok çam poleni bulunabileceği daha iyi anlaşılır. Ancak, çam polenlerinin alerjeniteleri fazla olmadığı için bunlara bağlı alerjik hastalıklar oldukça seyrektir.

Gösterişli ve renkli bitkilerin daha çok alerjiye neden oldukları sanılır. Örneğin, gül nezlesi diye bilinen hastalığa gül polenleri değil, aynı mevsimde atmosfere salınan ağaç ve çayır polenleri yol açar.

Kavak, huş ağacı, kızıl meşe, kızılağaç, fındık, selvi, kayın, söğüt, ıhlamur, zeytin, karaağaç, çınar gibi ağaç polenleri ile çayır salkım otu, tatlı ilkbahar otu gibi çayır polenleri; yapışkan otu, akkazayağı ve kuzukulağı gibi yabani ot polenleri ve arpa, buğday, yulaf, çavdar ve mısır gibi tahıl polenlerinin alerji yaratma potansiyelleri yüksektir.

Bazı polenler o kadar büyüktürler ki, havada çok kısa süre kalabilirler ve salındıktan hemen sonra toprağa düşerler. Bu yüzden de hastalık yapma özellikleri hiç yoktur. 

Hava Koşulları ve Polenler 

Ülkemizde, bölgelere göre farklılıklar olmakla beraber polenlerin atmosferde en çok bulunduğu dönem nisan-haziran aylarıdır. Sıcak iklimlerde, polen mevsimi 8-9 ay sürer.

Atmosferdeki polen miktarları hava koşullarına bağlı olarak değişir. Sıcak, kuru, rüzgarlı ve fırtınalı günlerde atmosferdeki polen sayısı çok fazladır. Rutubetli ve yağmurlu günlerde ise polenler su ile yere indikleri için havadaki miktarları çok azalır. Birçok hasta, yağmur yağdıktan sonra şikâyetlerinin bıçak gibi kesildiğini çok iyi bilir ve çok rahatsız oldukları zaman yağmur yağmasını arzu ederler.

Bitkilerin çoğu polenlerini gün doğumu ile sabah saat 8 arasında, bir kısmı öğle saatlerinde, bir kısmı ise öğleden sonra salarlar.

Polenler rüzgarın etkisiyle kilometrelerce uzaklara taşınabilirler. Ağaç polenlerine göre, çayır ve çimen polenleri çok daha uzak mesafelere yayılabilirler.

Yüksek binalarla çevrili sokaklarda, binaların yüzeyi statik elektrik nedeniyle polenleri çekerler. Buna karşılık, deniz kenarlarında çok az polen bulunur.

Birçok araştırma hava kirliliğinin polenlere karşı duyarlılığı artırdığını göstermiştir. Özellikle de yoğun trafik olan bölgelerde yaşayan ve dizel partikülleri ile poliaromatik hidrokarbonl
ara
maruz kalan kişilerde polen duyarlılığı daha kolay oluşmaktadır.
 

Polenlerden Korunmanın Yolları 

Soluduğumuz havada bulunan polenleri kontrol etmek elimizde olmadığı için, polenlerden korunmak ev akarlarından korunmak kadar kolay değildir.Her şeyden önce, hangi polenlere alerjik olunduğu bilinmelidir.
Polenlerine alerjik olunan bitkilerden uzak durulmalıdır.
Radyo, televizyon, gazete gibi yayın organlarında, günlük hava durumu raporlarında o günkü polen durumu hakkında bilgi verilerek alerjisi olanlar uyarılmalıdır.
Evlerin kapı ve pencereleri sıkıca kapatılmalıdır.
Evlerde ve arabalarda polen filtreli klimalar kullanılmalıdır.
Evdeki polen miktarı çok fazla ise hava temizleyicilerden yararlanılmalıdır.
Polenlerin atmosferde yoğun olarak bulundukları zamanlarda (sabahın erken saatleri, sıcak, kuru ve fırtınalı havalar) mümkünse dışarıya çıkılmamalıdır.
Polenlerin çok yoğun olduğu dönemlerde mutlaka dışarı çıkmak gerekiyorsa, ağzı ve burnu kapatan maskelerden yararlanılmalıdır.
Polen mevsiminde, açık havada spor ve egzersizden kaçınılmalıdır.
Polen zamanı ağaçlık ve çimenlik yerlere seyahat edilmemeli, deniz kenarları tercih edilmelidir.
Dışarıda mutlaka güneş gözlüğü kullanılmalı ve eve gelince gözlük bol su ile yıkanmalıdır.
Şapka mutlaka kullanılmalıdır. Eğer şapka takılmıyorsa saçlar yatmadan önce mutlaka yıkanmalıdır, çünkü saçlara çok miktarda polen yapışmış olabilir.
Günlük kıyafetler eve gelir gelmez, yatak odası dışında bir yerde hemen değiştirilmelidir.

Bize hizmet etmek için mükemmel çalışan ve ürettiklerinin %99’unu hiç düşünmeden insanoğluna veren arıların sunduğu, yaşamamıza yüksek performans getiren besinler dünyasının son harikası “polen”den, sağlığımız için istifade edebilmemiz temennisi ile….

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Leave A Reply